<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712</id><updated>2012-01-05T23:44:45.216+02:00</updated><category term='medya takibi'/><category term='technorati'/><category term='etkinlik'/><category term='tk'/><category term='ödül'/><category term='basınla ilişkiler'/><category term='basın toplantısı'/><category term='hata'/><category term='avea'/><category term='kriz'/><category term='blograzzi'/><category term='medya takip'/><category term='telekomünikasyon kurumu'/><category term='webrazzi'/><category term='arda kutsal'/><category term='e-ticaret'/><category term='yarışma'/><category term='e-tohum'/><category term='yazı'/><category term='web seminerleri'/><category term='özelleştirme'/><category term='piyasada para yok'/><category term='altın sim kart yarışması'/><category term='sipariş'/><category term='yöneticiler'/><category term='alışveriş'/><category term='internet'/><category term='dönüşüm'/><category term='estore'/><category term='ekonomi'/><category term='girişimcilik'/><category term='türk telekom'/><category term='botego'/><title type='text'>tele.com.tr</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>98</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-2527092673829731283</id><published>2011-01-20T19:42:00.001+02:00</published><updated>2011-01-20T19:42:53.196+02:00</updated><title type='text'>Türkçe bilen, şirketinizle ilgili soruların yanıtını bilen, zamanın değerini bilen bilgitabanı uygulaması: BirBilen</title><content type='html'>İK'dan, ürün yönetiminden ya da pazarlamadan aylar önce e-posta ile gelen bir dosyayı arıyor, ya da intranet'te bulunduğundan emin olduğunuz bir PDF'e ulaşmaya çalışıyorsunuz. Doğru anahtar sözcüğü 'bulamadıkça' dosyayı bulmanız imkansız! Bulduğunuz bir dosya var, ama eski tarihli. Peki neden hala orada duruyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doküman arama-indeksleme çözümlerinin yaygın bir handikapı var: Türkçe bilmemeleri. Peki bir yazılımın Türkçe bilmesi neyi sağlar? Örneğin 'kart' sözcüğü ile 'kartlar' sözcüğünün aynı köke sahip olduğunu bilmesini... Dolayısıyla, sözcüğün en temel hali olan 'kart' sözcüğüyle arama yaparsınız, oysa dosyada bu sözcük 'kartlar' şeklinde geçiyor. Bu yüzden bulamıyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bırakın nasıl arama yapmanız gerektiğini bilmenizi gerektirmeyi, imla hatalarınızı bile tolere eden, girdiğiniz sözcüklerin eşanlamlılarını da içeren sonuçlar getiren bir bilgitabanı uygulaması geliştirildi: &lt;a href="http://www.bir-bilen.com"&gt;BirBilen&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşağıdaki iki ekran görüntüsü fikir verecektir, daha fazla bilgi için lütfen &lt;a href="http://www.bir-bilen.com"&gt;BirBilen&lt;/a&gt; sitesini ziyaret edin ya da http://bit.ly/Bir-Bilen adresinden tanıtım dosyasını indirin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.bir-bilen.com"&gt;BirBilen&lt;/a&gt; imla hatalarınızı görmezden gelip doğru sonucu öneriyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_NgoTT1SJbc0/TSWjvslZyAI/AAAAAAAAAv4/suqSgug7pdQ/s1600/4.png"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 218px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_NgoTT1SJbc0/TSWjvslZyAI/AAAAAAAAAv4/suqSgug7pdQ/s400/4.png" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5559029354875963394" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkçe bilen &lt;a href="http://www.bir-bilen.com"&gt;BirBilen&lt;/a&gt;, araç-taşıt-vasıta ile tür-çeşit sözcüklerinin aynı anlamla kullanıldığını biliyor ve yazdığınız terimlere bağlı kalmıyor: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_NgoTT1SJbc0/TSWj8yBtlzI/AAAAAAAAAwA/c7-6N8-J5GM/s1600/5.png"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 243px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_NgoTT1SJbc0/TSWj8yBtlzI/AAAAAAAAAwA/c7-6N8-J5GM/s400/5.png" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5559029579675178802" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-2527092673829731283?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/2527092673829731283/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=2527092673829731283' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/2527092673829731283'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/2527092673829731283'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2011/01/turkce-bilen-sirketinizle-ilgili.html' title='Türkçe bilen, şirketinizle ilgili soruların yanıtını bilen, zamanın değerini bilen bilgitabanı uygulaması: BirBilen'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_NgoTT1SJbc0/TSWjvslZyAI/AAAAAAAAAv4/suqSgug7pdQ/s72-c/4.png' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-8671932555076356644</id><published>2009-07-30T00:22:00.001+03:00</published><updated>2009-07-30T00:22:51.431+03:00</updated><title type='text'>Hangi servis “gerekli”?</title><content type='html'>3G arifesinde sosyal medyada ve çevremde “3G’nin çok gerekli bir hizmet olmadığı”na dair bir görüşün yaygın olduğunu fark ettim. Sanırım genellikle bu yanı öne çıkarıldığı için, 3G’nin “görüntülü görüşme” olarak algılanmasından kaynaklanıyor bu durum... Operatörlerin servisi agresif şekilde pazarlama tercihi, kısmen mesaj kirliliğine yol açtı. Teknolojiye yatkın bir kitle tarafından bile takdir edilmemesini başka türlü açıklamak mümkün değil. Oysa tek başına hızlı mobil internet, pek çok katma değerli hizmetten bölgesel eşitsizlikleri azaltmaya, sektörde dengeleri değiştirebilecek müşteri kayıplarına kadar ciddi gelişmelerin habercisi. Küçümsenebilecek bir gelişme olduğunu kimse söyleyemez. Somut sonuçlarını yakında görmeye başlayacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha önce de yazmıştım. Telekomünikasyon sektöründe bazı servisler çok net ihtiyaçlardan doğarken, diğerleri kısıtlı bir kitleye, marjinal bir fayda sunuyor. Hızlı mobil internet ve görüntülü görüşme, 3G teknolojisinin iki temel özelliği. Ve biri daha temel bir ihtiyacı, diğeri niş bir alanı temsil ediyor. Operatörler elbette ilkinde sabit internet operatörlerinin pastasından pay kapmayı, ikincisinde müşteri memnuniyeti ve servis çeşitliliğini hedefliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görüşler ne olursa olsun, 3G’nin cep telefonu şebekesinin kurulması, serbestleşme gibi sektördeki mihenk taşlarından bir yenisini oluşturacağını düşünüyorum. Bunu görmek için fazla beklememiz gerekmeyecek.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-8671932555076356644?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/8671932555076356644/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=8671932555076356644' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/8671932555076356644'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/8671932555076356644'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2009/07/hangi-servis-gerekli.html' title='Hangi servis “gerekli”?'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-6464261607482638729</id><published>2009-06-01T10:06:00.000+03:00</published><updated>2009-06-01T10:07:15.121+03:00</updated><title type='text'>Dönen silindirdeki kobaylar gibiyiz.</title><content type='html'>Telekomünikasyon teknolojileri insanlığa kolaylık sağlarken, bir taraftan da beklentileri arttırıyor. Artık daha kısa sürede daha fazla iş yapabiliyoruz, her an her yerden ulaşılabiliyoruz. Bir şirketin farklı ülkelerdeki ofisleri birarada çalışabiliyor. Mekandan bağımsız olarak yapılabilecek işler neredeyse sınırsız. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gelişmelerin maliyeti yüksek. Mesai kavramı pek çok insan için geçersizleşti. Teknolojinin sunduğu kolaylık, mesai saatleri dışında çalışmanın mazereti olarak kullanılır hale geldi. Her yerden ulaşılabilme durumu, benzer şekilde tatilde bile çalışma beklentisi oluşturabiliyor. Kameralar, telefonlar kişisel özgürlükleri kısıtlayıcı özellikler getiriyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha fazla olanağımız olduğu halde hala zaman darlığından şikayet ediyoruz, “eskiden bu işleri nasıl yetiştirirdik?” diye şaşırırken,  hala yetiştiremediğimizin farkına varmıyoruz. Bu durumun somut sonucu, birim zamanda ürettiğimiz çıktı artarken, bu çıktının değerinin aynı oranda düşmesi. Yani daha fazla sıkılarak, daha fazla yorularak, aynı değeri üretiyoruz. Beklentiler de olanaklarla birlikte arttığı için, teknolojiyi rahat etmek ve mutlu olmak için kullanamıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşam şartlarımız teknoloji nedeniyle değiştiği halde toplumsal kuralların sabit kalması, bu gibi sorunların başlıca nedeni. Hukuk ve insan hakları uzmanları ile sosyal otoritelerin çok daha proaktif çalışması gereken bir dönemdeyiz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-6464261607482638729?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/6464261607482638729/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=6464261607482638729' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/6464261607482638729'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/6464261607482638729'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2009/06/donen-silindirdeki-kobaylar-gibiyiz.html' title='Dönen silindirdeki kobaylar gibiyiz.'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-1147300286633504164</id><published>2009-04-29T14:11:00.000+03:00</published><updated>2009-04-29T14:12:50.490+03:00</updated><title type='text'>Yeni iletişim kanalları</title><content type='html'>Şirketlerin tüketiciyle iletişim kurmak için kullandıkları kanallar gün geçtikçe artıyor. İnternet bu çeşitliliği öylesine arttırdı ki, şirketler “nerelerde bulunmalıyız?” sorusunun yanıtını doğru verebilmek için bile özel bir iletişim birimine ihtiyaç duyuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Friendfeed, Twitter, Facebook gibi araçları keşfeden şirketler çeşitli avantajlar sağlıyor. Nicelik olarak olmasa da, bu kitlenin niteliği, şirketlerin bu kanallar için harcadığı bütçe ve mesaiyi meşru kılıyor. Bu platformlarda duyurulan indirimler, kampanyalar kısıtlı da olsa bir kitlenin büyük ilgisiyle karşılanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yurt dışında özellikle politik blogculara verilen önem biliniyor. Politikacılar, en az basın kadar etkin olan bazı blogcuları asla göz ardı etmiyorlar. Türkiye’de benzer bir etkinliğe sahip bir blog olmamasına ve hitap ettikleri insan sayısı en fazla 1000’ler mertebesinde olmasına rağmen şirketlerin ilgisini çekiyor. Blogcular şirketler tarafından dikkate alınmanın verdiği memnuniyetle,  bu toplantılara katılıp şirketlerle birebir iletişime geçmenin mutluluğunu yaşıyor. Geçtiğimiz günlerde Türk Telekom yetkilileri, bir sohbette “bunun bir PR faaliyeti olmadığını, kurmak istedikleri platform çalışmasının bir parçası olduğunu” belirtti. Somut ve ölçülebilir bir getirisi olmadığı halde bu tür çalışmalara emek harcamanın, Türk Telekom gibi bir kurumun dönüşümünde somut bir adımı ifade ettiğini düşünüyor ve bu çabayı takdir ediyorum. Bu çabanın karşılığını bulması için yüzbinlere hatta milyonlara ulaşacak kadar ilgi çekici içerik üreten blogcuların ortaya çıkması konusunda görev İnternet’te içerik üretme yeteneği olan insanlara kalıyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-1147300286633504164?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/1147300286633504164/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=1147300286633504164' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/1147300286633504164'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/1147300286633504164'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2009/04/yeni-iletisim-kanallar.html' title='Yeni iletişim kanalları'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-3091370559100672859</id><published>2009-04-02T13:45:00.000+03:00</published><updated>2009-04-02T13:50:11.277+03:00</updated><title type='text'>Sorunlu borç tahsilatları</title><content type='html'>Kriz döneminde bankalar ve telekomünikasyon şirketleri, tahsilatlarında sorun yaşamaya başladı. Beşiktaş’taki bir noterde gördüğüm, insan boyuna ulaşan yükseklikteki “ihtar mektubu” yığını, benim için bunun en somut göstergesi oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olağan alacak takibi yoğunluğunun artması beklenebilir bir durum, ancak bir de alacakların fırsata çevrildiğinden endişe etmeme yol açacak bir deneyim yaşadım. Çok eskiden aldığım ve çok az kullandığım bir hattı yaklaşık bir yıl önce kapattırmıştım. Kapatma sırasında çok düşük miktarda bir borcum kalmış. Bundan haberim olmadığı için hattın kapanması sonrasında herhangi bir takip yapmadım. Ancak geçtiğimiz günlerde beni güncel cep telefonu numaramdan arayan şirket avukatı, borcun icra aşamasına geldiğini belirtti. Borç, avukatlık masrafıyla birlikte dört katına çıkmıştı. Süreç bu noktaya gelmeden önce beni neden aramadıkları yönündeki soruma yanıt vermeyen avukat, belli ki bu durumdan hoşnuttu. Ben de sorunlu abone kabul edildiğim ve artık müşterilerinden biri olmadığım için “müşteri memnuniyeti” gibi bir duyarlılığa gerek duyulmuyordu. Konuyu araştırırken Cnet Türkiye Yayın Yönetmeni Kemalettin Bulamacı’nın da aynı sorunu yaşadığını fark ettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun üzerine her üç operatöre de ödenmeyen borçların takibi için nasıl bir yol izlediklerini sordum, Avea ve Turkcell icra takibi başlamadan önce “Yasal uyarı mektubu” gönderdiklerini söyledi. Turkcell ayrıca icra takibine başlanması halinde borcun ne kadar artacağını önceden duyurarak erken ödemeye teşvik ediyormuş. Vodafone ise uyarılarını hem mektup, hem SMS hem de arama yoluyla gerçekleştirdiğini belirtti.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bu durumda bana, bu beyana güvenip Kemalettin’le yaşadığımız durumun şanssız birer istisna olduğunu düşünmekten başka seçenek kalmıyor sanırım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-3091370559100672859?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/3091370559100672859/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=3091370559100672859' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/3091370559100672859'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/3091370559100672859'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2009/04/sorunlu-borc-tahsilatlar.html' title='Sorunlu borç tahsilatları'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-1425987914370009027</id><published>2009-02-26T00:05:00.000+02:00</published><updated>2009-02-26T00:07:38.163+02:00</updated><title type='text'>Rekabet güzeldir, “gerçek rekabet” daha güzeldir.</title><content type='html'>Bu sayıda üç yazıma atıfta bulunacağım. Kasım 2006’da Forbes’da yayımlanan yazımda &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;“GSM’de asıl rekabet numara taşınabilirliğiyle başlayacak”&lt;/span&gt; demiştim (&lt;a href="http://getir.net/ds9"&gt;http://getir.net/ds9&lt;/a&gt;). Aralık 2008’de, numara taşıma faaliyete geçtiği halde, ilk rakamlar lehine göründüğü için etkin pazar gücüne sahip operatörün şebeke dışı görüşme ücretlerini indirmemesini &lt;span style="font-weight:bold;"&gt; “GSM’de rekabet nasıl kurtulur?”&lt;/span&gt; başlıklı yazımda ele almış ve yazıyı şöyle bitirmiştim: &lt;span style="font-style:italic;"&gt;“Özellikle hakim pozisyonu nedeniyle şebeke dışı arama ücretlerini yüksek tutmak, galip olan futbol takımının maçın sonuna kadar top çevirmesine benziyor. Kural dışı olmamakla birlikte maçı zevksizleştiriyor ve seyircilerden ıslık alıyor. &lt;/span&gt;(&lt;a href="http://getir.net/dsa"&gt;http://getir.net/dsa&lt;/a&gt;)“ &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üçüncüsü ise Ocak 2009 tarihli ve başlığı “Kriz, iletişim alışkanlıklarını etkiliyor mu?”. Konuyla ilgili olan satırlar şöyleydi: &lt;span style="font-style:italic;"&gt;“Özellikle bireysel telefon görüşmelerinde bir “bileşik kaplar ilkesi”nin geçerli olduğunu düşünüyorum. İnsanımız “çaldırıp kapatma” yöntemiyle haberleşmeyi zaten kullanıyordu. Ama zorunlu görüşmelerde, aramaları finansal olarak daha güçlü olan tarafın yapması, dolayısıyla toplam harcamanın aynı kalması öngörülebilir.&lt;/span&gt; (&lt;a href="http://getir.net/dsb"&gt;http://getir.net/dsb&lt;/a&gt;)“ &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şubat ayında, çok daha büyük tüketici kitlelerinin numara taşımayı gündemine almasını sağlayacak cesur bir tarifeyle karşılaştık. Pazar lideri operatörü tüketiciyi daha özgür kılan bir rekabete zorladığı için Avea’yı tüketiciler adına tebrik ediyorum. Bu adımdan sonra her üç operatör de kendini fiyatlar, hizmet kalitesi ve çeşitliliği konusunda hızla aynı düzeye ulaşmak durumunda hissedecektir. Diğer operatörlerden bu tarifeye verilecek her yanıt tüketiciye daha fazla avantaj sağlayacaktır. &lt;br /&gt;Şirketlerin tüketicilere gerçek ve sınırsız seçme özgürlüğünü sunması, sonunda Türkiye’de de pazarın dayattığı bir zorunluluk haline geldi. Artık bu noktadan geri dönüş yok, bir sektör yayıncısı olarak bunun coşkusunu yaşıyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-1425987914370009027?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/1425987914370009027/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=1425987914370009027' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/1425987914370009027'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/1425987914370009027'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2009/02/rekabet-guzeldir-gercek-rekabet-daha.html' title='Rekabet güzeldir, “gerçek rekabet” daha güzeldir.'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-1689831840821261766</id><published>2009-01-12T23:11:00.003+02:00</published><updated>2009-01-12T23:14:47.368+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='girişimcilik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='e-tohum'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='etkinlik'/><title type='text'>E-tohum'da yatırım yapılabilecek ilk 15 internet girişimcisi açıklanıyor</title><content type='html'>E-tohum'la ilgili bir röportaja dergimizin Aralık sayısında yer vermiştik. Etkinliğin halka açık ilk etkinliği, 31 Ocak günü haftasonu etohum toplantısında gerçekleşecek. İlk aşamada seçilen 15 internet girişimcisi de açıklanacak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarih: 31 Ocak 2009 Cumartesi&lt;br /&gt;Yer: İTÜ İşletme Fakültesi, Maçka&lt;br /&gt;Zaman: 11:00 - 17:00&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Etkinliğe konuyla ilgilenen herkes davetli... Kayıt olmak ve etkinliği ilgilenenlere duyurmak için &lt;a href="http://www.facebook.com/event.php?eid=59052240539"&gt;tıklayın&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-1689831840821261766?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.etohum.com/yatirim-yapilabilecek-ilk-15-internet-girisimcisi-aciklaniyor' title='E-tohum&apos;da yatırım yapılabilecek ilk 15 internet girişimcisi açıklanıyor'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/1689831840821261766/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=1689831840821261766' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/1689831840821261766'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/1689831840821261766'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2009/01/e-tohumda-yatrm-yaplabilecek-ilk-15.html' title='E-tohum&apos;da yatırım yapılabilecek ilk 15 internet girişimcisi açıklanıyor'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-404555906610346546</id><published>2008-12-30T09:36:00.000+02:00</published><updated>2008-12-30T09:47:00.654+02:00</updated><title type='text'>Kriz iletişim alışkanlıklarını etkiliyor mu?</title><content type='html'>Telekomünikasyon, tüketicilere günlük hayata dair zorunlu ihtiyaçları kadar, kendilerini iyi hissetmelerini sağlayan iletişim olanaklarını da sunuyor. Kriz durumunda ikincisinden tasarruf edilebilse de,  zorunlu kullanımın azalmadığını düşünüyorum. Telekom firmalarının 2009’un ilk ya da ikinci çeyreğinde açıklayacağı cirolarda küçük de olsa bir etki hissedilebilir. Ancak etkinin küçük olmasının sebebi, zorunlu kullanımın, tüm harcamaların çok büyük bir oranını oluşturması.&lt;br /&gt;Özellikle bireysel telefon görüşmelerinde bir “bileşik kaplar ilkesi”nin geçerli olduğunu düşünüyorum. İnsanımız “çaldırıp kapatma” yöntemiyle haberleşmeyi zaten kullanıyordu. Ama zorunlu görüşmelerde, aramaları finansal olarak daha güçlü olan tarafın yapması, dolayısıyla toplam harcamanın aynı kalması öngörülebilir.&lt;br /&gt;Kurumsalda ise satış motivasyonu arttığı için harcamaların artacağı tahmin edilebilir. Telekom şirketlerinin bireysel/kurumsal müşteri oranı, bu yüzden kayıp-kazanç hesabında etkin olacak  gibi görünüyor.&lt;br /&gt;Katma değerli servislerden eğlence odaklı olanlarda düşme, verimlilik başlığında faaliyet gösterenlerde ise artış görmek olası. Gençler harçlıklarının cep telefonlarına oyun ve melodi indirmek için kullandıkları bölümünü azaltmak durumunda kalabilir. Diğer taraftan ulaşım ve konaklama masraflarını azaltmak isteyen yöneticiler, farklı şehirlerdeki ofisleri arasındaki toplantıların maliyetini azaltmak için o hep erteledikleri video konferans ve IP altyapısı yatırımını yapabilirler.&lt;br /&gt;İnternet erişimi gibi iş hayatına doğrudan etkisi olan hizmetlerde fazla tasarruf marjı bulunmuyor. Ancak alternatif operatörler, ADSL gibi hizmetlerde maliyet avantajı sağlayabildikleri oranda, krizden büyüyerek çıkabilir. &lt;br /&gt;2009’da hayata geçmesini beklediğimiz 3G hizmeti, tarifelerin kriz şartlarına göre düzenlendiğinde çok geniş kullanım alanı bulabilir. İletişim vergisinin düşmesi ve daha da düşebileceğine dair işaretler, sektörün 2009 için umudunu körüklüyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-404555906610346546?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/404555906610346546/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=404555906610346546' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/404555906610346546'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/404555906610346546'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2008/12/kriz-iletiim-alkanlklarn-etkiliyor-mu.html' title='Kriz iletişim alışkanlıklarını etkiliyor mu?'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-214292823063703207</id><published>2008-11-28T09:09:00.000+02:00</published><updated>2008-11-28T09:10:08.399+02:00</updated><title type='text'>GSM’de rekabet nasıl kurtulur?</title><content type='html'>Elimde, numara taşınabilirliği uygulamasının başlaması sonrasında 23 Kasım’a kadar hangi operatörden hangisine kaç kişinin geçtiğini gösteren rakamlar var. Rakamlar günlük olarak değiştiğinden, aylık bir yayında bunlara yer vermek anlamlı değil, hatta yanıltıcı olabilir. Ancak genel olarak tablo, uygulamanın etkin pazar gücüne sahip operatöre yaradığını gösteriyor. Bu durum oldukça sıradışı olmakla birlikte, bence tüm sektör temsilcilerini, tüketicilerin tercih sebeplerini değerlendirmeye yönlendirmeli. Numara taşınabilirliği, bence artık operatörler arasındaki belirgin pazar payı farkının araştırılmasına vesile olmalı. Operatörler, ülkemizde eksikliği görülen araştırma projelerini kendi alanlarında pekala fonlayabilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fiyat, yaygınlık ve hizmet kalitesi, tercihleri belirleyen en temel üç parametre olsa gerek. Geniş kitleler için en  temel kriterin fiyat olduğu açık. Ancak diğer ikisini de bu kriterden çok ayrı tutmak mümkün değil. Çünkü her üç operatörün de en tercih edilen avantajlı tarifeleri şebeke içi görüşmelerde geçerli. Dolayısıyla yaygınlık, fiyat kriteriyle içiçe geçmiş durumda. Ayrıca yarıda kalan bir görüşme ya da ulaşmayan sms’ler, düşük hizmet kalitesinin fiyat avantajını ortadan kaldırabileceğine dair göstergeler durumunda. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bahsettiğim araştırma yaygın biçimde yapılana kadar doğru pazarlama politikalarını geliştirmek kolay değil, bu yüzden önerim diğer iki operatöre değil, etkin pazar gücüne sahip şirketimize olacak; Reklamlarında “hizmet kalitesine” vurgu yapan bu operatör, yaygınlık başlığında da ileri olduğuna göre, geriye fiyatlarını daha makul düzeye indirmek kalıyor. Özellikle hakim pozisyonu nedeniyle şebeke dışı arama ücretlerini yüksek tutmak, galip olan futbol takımının maçın sonuna kadar top çevirmesine benziyor. Kural dışı olmamakla birlikte maçı zevksizleştiriyor ve seyircilerden ıslık alıyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-214292823063703207?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/214292823063703207/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=214292823063703207' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/214292823063703207'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/214292823063703207'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2008/11/gsmde-rekabet-nasl-kurtulur.html' title='GSM’de rekabet nasıl kurtulur?'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-4008543648053454616</id><published>2008-09-01T13:10:00.000+03:00</published><updated>2008-09-01T13:13:51.306+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ödül'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yarışma'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='altın sim kart yarışması'/><title type='text'>Altın sim kart ödülleri başlıyor!</title><content type='html'>GSM sektöründe eksikliği duyulan,  Tele.com.tr'nin de basın sponsorlarından biri olduğu yeni bir organizasyon başlıyor. Yarışmada şu ana kategoriler bulunuyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;Cep Telefonu Ödülleri&lt;br /&gt;&lt;li&gt;Operatör Ödülleri&lt;br /&gt;&lt;li&gt;Mobil Teknoloji Ödülleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oy kullananlara da çeşitli ödüllerin verileceği yarışmada sonuçlar Cebit Eurasia Fuarı'nda açıklanacak. Ayrıntılı bilgi &lt;a href="http://www.altinsimkart.com" title="Altın SIM Kart Ödülleri"&gt;http://www.altinsimkart.com&lt;/a&gt; adresinde edinilebilir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.altinsimkart.com" title="Altın SIM Kart Ödülleri"&gt;&lt;img src="http://www.altinsimkart.com/img/altin_sim_kart_300x250.gif" width="300" height="250" alt="Altın SIM Kart Ödülleri" border="0"/&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-4008543648053454616?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/4008543648053454616/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=4008543648053454616' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/4008543648053454616'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/4008543648053454616'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2008/09/altn-sim-kart-dlleri-balyor.html' title='Altın sim kart ödülleri başlıyor!'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-8799644214462028003</id><published>2007-12-17T23:19:00.001+02:00</published><updated>2007-12-17T23:19:30.539+02:00</updated><title type='text'>Daha iyisini yapmadıkça bir şeyi eleştirmek yasaklansa</title><content type='html'>Başlıktaki makul bir talep gibi görünmüyor, değil mi? Herkes her şeyi eleştirme hakkına sahiptir çünkü... Evet öyledir, ama çok büyük bir şanssızlık eseri bizim insanımızda şu dört olumsuzluk bir arada toplanmış:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Hepimiz her konuda bilgi ve görüş sahibiyiz,&lt;br /&gt;2- Kendimizi başkasının yerine koymayı başaramıyoruz,&lt;br /&gt;3- Makul olmak önceliklerimiz arasında değil,&lt;br /&gt;4- Eleştiriden tek anladığımız, yermek... Yapıcı eleştiri yapamıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hemen şu notu düşmeliyim, eleştiriye karşı değilim... Ama bir şeyler üretme niyeti taşıyan insanlar adına bir sıkıntım var ve en azından bunu dile getirme hakkım olduğunu düşünüyorum. Benim enerji emici olarak adlandırdığım üretmeyen insanların sayısı, üretenlerinkine göre ezici bir çoğunluk arz ediyor. Ve Facebook arkadaşlarımdan bile görülebileceği üzere, benim çevremdeki insanların çoğu üretenlerden oluşuyor. Enerji emicilerden hem özel hayatımda, hem de iş hayatımda uzak durmaya çalışıyorum. Enerji emiciler, iş yapacak enerjiye sahip olmadıklarından olsa gerek, başkalarının yaptıkları hakkında ileri geri konuşarak, onlardan emdikleri enerjiyle beslenmeye çalışıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuşma eylemi zeka, birikim, enerji, emek gerektirmiyor. Bu yüzden herkes bir resmin, bir ürünün, bir projenin karşısına geçip "olmamış" diyebilir... Birinci maddedeki gibi, kimse karşısına geçip "hangi objektif bilgi birikimine göre olmamış?" diye sormadıkça bir enerji emici bunu sürdürmeye devam edecektir, o beğenmediyse, bitmiştir. İkinci madde gereğince, bir enerji emici üreten kişinin üretimi hangi şartlarda gerçekleştirdiğine de kafa yormak durumunda değil. Üçüncü madde diyor ki, enerji emici kişi ne kadar abartırsa abartsın, "eleştirisini" sorgulamadan kabul eden birileri olacaktır. Hatta abarttıkça iddiasını kuvvetlendirdiğini düşünecektir. Bu yüzden bel altı vurmaktan çekinmez. Dördüncü madde geçerli olmasaydı, zaten enerji emicinin varlık amacına ters düşülmüş olurdu. Enerji emicinin amacı doğru yol göstermek değil,enerji emmek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında başlıktaki bir talep değil, başlığa sığmadığı için tamamını yazamadığım bir saptama: "Daha iyisini yapmadıkça başkasının yaptığını eleştirmek yasaklansa, Türkiye'de pek çok kişi konuşamaz hale gelir..."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-8799644214462028003?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/8799644214462028003/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=8799644214462028003' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/8799644214462028003'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/8799644214462028003'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2007/12/daha-iyisini-yapmadka-bir-eyi-eletirmek.html' title='Daha iyisini yapmadıkça bir şeyi eleştirmek yasaklansa'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-430542092414991492</id><published>2007-12-17T23:18:00.002+02:00</published><updated>2007-12-17T23:19:03.478+02:00</updated><title type='text'>"İnsan faktörü"</title><content type='html'>Büyük bir hizmet sektörü firmasının yöneticisi olsam, kalite kontrolü için mutlaka "secret shopper"ları kullanırdım. Gıdadan turizme, perakendeden sağlığa kadar her alanda, müşteriyle muhatap olan piramidin en altındaki personeliniz kadar kalitelisiniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burger King'lerde yalnızca kasiyerlerin görebileceği şekilde "dikkat, gizli müşteri olabilir!" uyarısı var. Bu gizli müşteriler, firma tarafından kiralanan, sözde bir alışveriş seansı sırasında firma çalışanlarının kalite politikasına uyup uymadığını denetleyen kişiler. Kalite sistemindeki hataları fark edip düzeltmenin en iyi yolu bu bence.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben de bir "secret shopper" sertifikası alıp gizli müşteri olarak bir görevi tamamlamıştım, mağaza benim testimden geçer not almıştı. :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-430542092414991492?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/430542092414991492/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=430542092414991492' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/430542092414991492'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/430542092414991492'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2007/12/insan-faktr.html' title='&quot;İnsan faktörü&quot;'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-2753218670240462109</id><published>2007-12-17T23:18:00.001+02:00</published><updated>2007-12-17T23:18:40.294+02:00</updated><title type='text'>Erkekler öpüşmesin, tokalaşsın!</title><content type='html'>Konuya "hem erkek egemen bir toplum olarak homoseksüelliği sapkınlıkla eşdeğer görüyoruz, hem de..." diye girmeyeceğim. Mesajım net: "Erkekler öpüşmesiiiin! Tokalaşsınlar!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç güzel bir görüntü olmadığı gibi, bugüne kadarki deneyimlerimin hepsinde kendimi hiç iyi hissetmediğimi söyleyebilirim. (Evet öyle, üzgünüm çocuklar) Tokalaşmak hem daha medeni, hem karşınızdaki kişi hakkında bir izlenim almak için daha fazla veri sunuyor. Elinizi sıkı mı tuttu, gevşek mi... Sizden önce bırakmaya çalıştı mı, dengeyi gözetti mi... Bunlar önemli şeyler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen öpüşme girişimlerini karşılıksız bırakmak istiyorum, ama karşı tarafın yaşadığı bocalamayı görünce kendimi kötü hissediyorum. Karşı taraf da muhtemelen sırf öpme talebine yanıt vermediğim için beni "burnu havada" buluyordur. Bu notla birlikte, tüm networkümün bu konudaki yaklaşımımı öğrendiğini varsayıyor, ve bugün itibariyle bana öpücükle gelecek erkeklerin dudağını havada bırakacağımı dünya aleme ilan ediyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-2753218670240462109?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/2753218670240462109/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=2753218670240462109' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/2753218670240462109'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/2753218670240462109'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2007/12/erkekler-pmesin-tokalasn.html' title='Erkekler öpüşmesin, tokalaşsın!'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-6869262738399312719</id><published>2007-12-17T23:17:00.002+02:00</published><updated>2007-12-17T23:18:11.340+02:00</updated><title type='text'>Burger King ve Starbucks'a kanmayın!</title><content type='html'>Burger King'de "hamburgerinize peynir ister misiniz?", Starbucks'ta "kahvenize çikolata veya karamel sos ister misiniz?" sorularına evet demenin bir bedeli olduğunu çoğumuz biliriz. Ama Starbucks'ta dört bardak boyu olduğunu, bunlardan en küçüğünün "small" ya da "küçük" istediğinizde verilen "tall" boy değil, yalnızca "short" istediğinizde gelen bardak olduğunu biliyor muydunuz? Starbucks bunu bilmeyenler sayesinde cirosunu yaklaşık %20 arttırıyor olsa gerek. Yine Burger King (Tab Gıda) "büyük seçim" istediğinizde en büyük boy olan "dublex seçim"i vermeyi bir şirket politikası haline getirmiş durumda. İkisi arasındaki fark 50 Ykr, ve istemediği halde neredeyse bir litrelik kola ile kocaman bir patates tüketmek zorunda kalanlardan yılda milyon dolar mertebesinde ekstra kazanç elde ediyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerikalılar gibi saf (ve aynı sebeple obez) olmayalım, uyanalım, uyandıralım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-6869262738399312719?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/6869262738399312719/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=6869262738399312719' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/6869262738399312719'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/6869262738399312719'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2007/12/burger-king-ve-starbucksa-kanmayn.html' title='Burger King ve Starbucks&apos;a kanmayın!'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-8740397380436182361</id><published>2007-12-17T23:17:00.001+02:00</published><updated>2007-12-17T23:17:46.303+02:00</updated><title type='text'>Bloglara ciddi bir alternatif: Facebook notları</title><content type='html'>Kaç Facebook arkadaşınız var? 100'ün üstündeyse bu yazıyı okuyun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söyleyecek şeyi olan pek çok kişi blog yazıyor. Ancak yazılan blog sayısı blog okuru sayısından neredeyse daha fazla olunca, yazılanların değeri azalıyor, gerçekten değerli bloglara ulaşmak zorlaşıyor. Bir blog'u düzenli olarak takip etmek ciddi bir ilgi ve enerji gerektiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa Facebook notları öyle değil... Yazıp gönderiyorsunuz, ilk paragrafı yeterince ilginçse, listenizdeki herkese okutmanız işten bile değil... Blog'unuza bir gelen bir daha gelmeyebilir. Ama insanlar Facebook'a zaten geliyor, ve hiç akıllarında yokken onlara bu notu okutmanız mümkün. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalnızca reklam ve üye bilgileri konusunda değil, bu tür bir paylaşımda da sahip olduğu değer eşsiz Facebook'un... Pek çok insan bunu keşfetti ve blog'larındaki her metni Facebook'a aktarmaya başladı bile...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-8740397380436182361?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/8740397380436182361/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=8740397380436182361' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/8740397380436182361'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/8740397380436182361'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2007/12/bloglara-ciddi-bir-alternatif-facebook.html' title='Bloglara ciddi bir alternatif: Facebook notları'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-46613874414538254</id><published>2007-11-19T17:02:00.000+02:00</published><updated>2007-11-19T17:06:29.594+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='technorati'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='arda kutsal'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='blograzzi'/><title type='text'>Blograzzi, Technorati’nin stratejik iş ortağı oldu</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_NgoTT1SJbc0/R0GmTNxVdnI/AAAAAAAAAA0/BNdjiVyv0S4/s1600-h/blograzzi.jpg"&gt;&lt;img style="margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_NgoTT1SJbc0/R0GmTNxVdnI/AAAAAAAAAA0/BNdjiVyv0S4/s320/blograzzi.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5134567899223389810" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyanın en büyük blog dizini Technorati ile Türkiye’nin en büyük blog dizini Blograzzi arasında gerçekleştirilen stratejik iş ortaklığı anlaşmasının ilk adımı olarak Blograzzi, Technorati’nin uygulama geliştirme arayüzüne özel erişim hakkına sahip olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Blograzzi Kurucu Ortağı Arda Kutsal’ın konuyla ilgili yapmış olduğu açıklama şu şekildedir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Technorati ile gerçekleştirmiş olduğumuz anlaşma şirketin Türkiye pazarına verdiği önemi ve bir stratejik iş ortağı olarak Blograzzi’ye olan bakış açısını yansıtmaktadır. Türk blog küresinde Blograzzi’nin sahip olduğu istatistiki veritabanı ve pazar payı ile Technorati’nin global gücünün birleşimi, henüz ilk adımını attığımız bu işbirliğinin ilerleyen dönemlerde oluşturacağı sinerji açısından büyük önem teşkil etmektedir. Technorati’nin Blograzzi’ye olan güveninden dolayı çok memnun ve gelecek planlarımız açısından da heyecanlıyız.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçekleştirilmiş olan stratejik iş ortaklığı ile ilgili Technorati Pazarlama Müdürü Aaron Krane’in yaptığı açıklama şu şekildedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Technorati’nin global gücünün yanında lokal pazar payı sayesinde Blograzzi Türk blog küresi için önemli bir konumdadır. Sahip olduğu istatistiki verilerin kullanıcılarının sağladığı geri dönüşler ile sosyal anlamda da geliştiriliyor olması Türkiye pazarındaki değerini arttırmasına imkan tanımaktadır. Büyümekte olan Türkiye internet pazarına ilgimizin bir göstergesi olarak Blograzzi ile gerçekleştirmiş olduğumuz stratejik iş ortaklığı ilerleyen dönemlerde değerlendireceğimiz farklı süreçlerin de başlangıcı olacaktır. Türkiye internet pazarının gelişimini bu anlaşma ile stratejik iş ortağımız aracılığıyla daha yakından takip fırsatı bulduğumuz için mutluyuz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Blograzzi hakkında: (&lt;a href="http://www.blograzzi.com"&gt;www.blograzzi.com&lt;/a&gt;)&lt;br /&gt;Blograzzi, kaliteli ve ilgi alanına uygun içeriğe zaman kaybetmeden ulaşmak isteyen Türk internet kullanıcısı için faydalı bir araç olması adına geliştirilmiş bir servistir. Sahip olduğu 30’a yakın farklı istatistiki veriyi Blograzzi Puan adı verilen değerde birleştiren Blograzzi, kullanıcılarına sunduğu sosyalleşme araçları ile de blog okur ve yazarları arasındaki iletişimi kuvvetlendirmektedir. Blograzzi Türk blog küresinde kendi alanında lider konumda olup gelişimini sürdürmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Technorati hakkında: (&lt;a href="http://www.technorati.com"&gt;www.technorati.com&lt;/a&gt;)&lt;br /&gt;Technorati kullanıcılar tarafından oluşturulan medya konusunda dünyanın önde gelen otoritesidir. Şu anda 111.6 milyon blogu gerçek zamanlı olarak takip eden Technorati, aynı zamanda internet’e sunulan oyun, müzik, video, podcast ve benzeri tarzlardaki içerikleri de kapsamaktadır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-46613874414538254?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/46613874414538254/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=46613874414538254' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/46613874414538254'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/46613874414538254'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2007/11/blograzzi-technoratinin-stratejik-i.html' title='Blograzzi, Technorati’nin stratejik iş ortağı oldu'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_NgoTT1SJbc0/R0GmTNxVdnI/AAAAAAAAAA0/BNdjiVyv0S4/s72-c/blograzzi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-3404478902454057008</id><published>2007-11-11T20:42:00.000+02:00</published><updated>2007-11-11T20:44:54.944+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='botego'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='etkinlik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='web seminerleri'/><title type='text'>Web seminerleri başlıyor</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.botego.com"&gt;Botego&lt;/a&gt;'yu yaratan Yapayzeki Yazılım Organizasyon Ltd. Şti. tarafından düzenlenen web seminerleri başlıyor! İTÜ Maçka Sosyal Tesisleri Konferans Salonu'nda, her ayın ilk cumartesisinde gerçekleşecek seminerler ücretsiz ve herkesin katılımına açık. Seminerlerin bant çözümü her ay Tele.com.tr Dergisi’nde, özet görüntüleri ise Gomedia.tv’deki “Web Seminerleri” kanalında! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıntılı bilgi için: &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.webseminerleri.com"&gt;Web seminerleri&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-3404478902454057008?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/3404478902454057008/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=3404478902454057008' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/3404478902454057008'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/3404478902454057008'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2007/11/web-seminerleri-balyor.html' title='Web seminerleri başlıyor'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-6544355475119131681</id><published>2007-09-19T11:00:00.000+03:00</published><updated>2007-09-23T23:42:17.964+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='basınla ilişkiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='telekomünikasyon kurumu'/><title type='text'>Telekomünikasyon Kurumu'nun basınla ilişkileri</title><content type='html'>Telekomünikasyon Kurumu, ülkenin iletişim altyapısıyla ilgili kural ve düzenlemelerden sorumlu. Kurumun kendisi ise iletişim konusunda sınıfta kalıyor. Basınla ilişkileri, kendisine talimat verildiğinde, kendisine verilen bülteni göndermekten ibaret sanan Basın Müşaviri, kurumun imajını zedelediğinin farkında değil, ya da bunu umursamıyor. İşin kötüsü, kurum yöneticileri de bu durumdan habersiz... Gazetecilere eşit davranmayan, haberin zamanlamasının öneminin farkında olmayan, ihmalkar davranan bu kişi bir kamu görevi yürüttüğünün farkında olmasa gerek ki, şimdi işi gazetecilerin yüzüne telefon kapamaya kadar vardırmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maaşı bizim ödediğimiz vergilerden karşılanan bir memurdan hesap sorma geleneğinin artık yerleşmesi gerekiyor. Telekomünikasyon Kurumu bu kişiye, oturduğu koltuğun kendi malı olmadığını hatırlatmakta çok gecikti.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-6544355475119131681?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/6544355475119131681/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=6544355475119131681' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/6544355475119131681'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/6544355475119131681'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2007/09/telekomnikasyon-kurumunun-basnla.html' title='Telekomünikasyon Kurumu&apos;nun basınla ilişkileri'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-4879895085844359975</id><published>2007-08-20T11:08:00.000+03:00</published><updated>2007-08-20T11:11:34.023+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='arda kutsal'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='girişimcilik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='internet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='blograzzi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='webrazzi'/><title type='text'>Webrazzi ve Blograzzi</title><content type='html'>Keşke bunu daha önce yazsaydım... &lt;a href="http://www.ardakutsal.com"&gt;Arda Kutsal&lt;/a&gt;, geç tanıştığım ama Türkiye'de büyük bir boşluğu dolduran bir adam. &lt;a href="http://www.webrazzi.com"&gt;Webrazzi&lt;/a&gt;, Türkiye'de İnternet adına yapılan tüm önemli girişimleri takip eden ve doyurucu değerlendirmelerde bulunan çok nitelikli bir site. Arda bir süre önce bir de &lt;a href="http://www.blograzzi.com"&gt;Blograzzi&lt;/a&gt;'yi açtı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle Webrazzi'yi her gün takip ediyorum. Hala haberdar değilseniz, mutlaka bir göz atın.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-4879895085844359975?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/4879895085844359975/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=4879895085844359975' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/4879895085844359975'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/4879895085844359975'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2007/08/webrazzi-ve-blograzzi.html' title='Webrazzi ve Blograzzi'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-2374433365233666921</id><published>2007-08-13T17:48:00.000+03:00</published><updated>2007-08-13T18:00:57.351+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='estore'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alışveriş'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hata'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='e-ticaret'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sipariş'/><title type='text'>"İşini ciddiye almak"</title><content type='html'>Başlıktaki durum, insanımızın (ve ekonomimizin) en ciddi problemlerinden biri bence... Durumundan hoşnutsuz insanlar, işlerini hoşnutsuzca yapıyor ve iyi yapma duyarlılığı taşımıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir arkadaşıma, E-store.com.tr'den bir hediye aldım ve teslimat adresi olarak arkadaşımın adresini girdim. Fatura adresi ve teslimat adresini ayırabilme olanağı sunmuşlar, fakat bunun sonradan farkına vardım. Fatura adresi olarak da alıcının adresini girmiş bulundum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Faturanın, hediyeyi gönderdiğim kişiye gitmemesi için, daha siparişe ilişkin e-posta gelir gelmez (60 saniye içinde) müşteri hizmetlerini aradım. Durumu anlattım ve ürünün  bir hediye olduğunu, faturanın benim adresime gelmesi gerektiğini bildirdim. Adresi aldılar, değişikliği yapacaklarını söylediler. Nasıl bir süreç işliyor bilmiyorum ama, gerekeni yaptığım için, bu konuyu gündemimden çıkardım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ürün sanırım 4 gün sonra kargoya verildi. Teslim edilmesinden günler sonra, faturanın bana ulaşmadığını fark ettim ve hediyeyi aldığım arkadaşıma korkuyla sordum: "Estore yoksa faturayı sana mı gönderdi?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanıt evet'ti... Estore'un operasyonu, beni hediye aldığı kişiye fatura gönderen biri durumuna düşürecek şekilde başarısızdı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen &lt;a href="http://www.botego.com"&gt;Botego&lt;/a&gt; müşterilerinin, canlı olmayan bir operatörün ne kadar başarılı olabileceği konusundaki şüphelerini yanıtlıyorum. Estore'un müşteri hizmetleri gibi örnekler, bana "canlı operatörlerden bile daha başarılı olabileceğini göreceksiniz" deme olanağı veriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'de e-ticaretin gelişmesi için, en büyüklerin bile alması gereken yol epey uzun görünüyor. Ürünleri web sitesine yerleştirmek, tedarik etmek, doğru adrese doğru zamanda göndermek, ve bu süreçte kullanıcının taleplerini dikkate almak... Otomasyon ve bilgisayar altyapısının güçlü olduğu bir dönemde çok zor olmasa gerek... Yeter ki hoşnutsuz insanlar, hoşnutsuzluklarını işlerine yansıtmasın, ya da hoşnutsuzlar, hoşnut olabileceklerle değiştirilsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.tele.com.tr"&gt;Tele.com.tr&lt;/a&gt;'nin Eylül sayısında editörden konusunu, bu örnek üzerinden "e-ticaret'te başarı"ya ayırmaya karar verdim. Siz de yaşadığınız benzer olumsuzlukları benimle paylaşarak yazıyı zenginleştirebilirsiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-2374433365233666921?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/2374433365233666921/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=2374433365233666921' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/2374433365233666921'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/2374433365233666921'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2007/08/iini-ciddiye-almak.html' title='&quot;İşini ciddiye almak&quot;'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-9104102317106893499</id><published>2007-07-27T11:18:00.001+03:00</published><updated>2007-07-27T11:18:52.411+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='basın toplantısı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='türk telekom'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='avea'/><title type='text'>İki basın toplantısı</title><content type='html'>Türk Telekom’un yeni tarifelerini açıkladığı ve “savunduğu” basın toplantısı ilginçti… Ekonomi muhabirliğinde uzmanlaşmanın ne kadar gerekli olduğunu gösteren bir toplantı oldu. En büyük gazetelerimizin muhabirleri bile saniye bazlı-dakika bazlı faturalandırma gibi terimlerden, önceki tarifelere Danıştay’ın verdiği yürütmeyi durdurma kararının anlamından habersizdi. Ertesi gün gazetelerde, “Önceki tarifelerinizin enflasyonu etkilediği söylenmişti, bu tarifeleriniz de etkiler mi?” gibi anlamsız soruların ardından yapılan haberlere rastladık. Gazetecilerin başarısızlığına rağmen, onlara işini öğretme çabası da rahatsız ediciydi. Toplantıdan önce bazı gazetecilere “Basın açıklaması” başlığı altında gönderilen ve Türk Telekom’a sorulması istenen sorular tüm gazetecilerin tepkisini çekmişti. Toplantı sırasında Genel Müdür Paul Doany’nin gergin olduğu izlenimine kapıldım, soruları yanıtlarken genelde asık yüzlüydü. Kendisine aylar önce sorduğum “Türkiye’de iş yapıyor olmaktan dolayı bezginlik yaşamaya başladınız mı” sorusu aklıma geldi, o zaman hayır yanıtı almıştım ama sanki bu durum artık değişmeye başlamış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok daha zevkli bir basın toplantısını ise Avea geçtiğimiz gün Heybeliada’da gerçekleştirdi. Toplantı, Avea’nın tüm Marmara Denizi’ni kapsama altına aldığını duyuruyordu. Genel Müdür Türktan’ın “Bu konuda ve diğer konularda her istediğinizi sorabilirsiniz” ifadesi, gazetecilerin GSM konusunda gördüğüm en bilgilendirici basın toplantısına olanak sağlayan sorularıyla karşılandı. Bir baz istasyonu maliyetinin ortalama 150.000 dolar olmasından, Avea’nın KKTC’de servis aldığı diğer operatörlerden memnun olmadığına, kullancıların “Avea her yerde çeksin, ama benim yakınıma baz istasyonu kurmasın” yaklaşımına, pek çok bilgi edindik. Avea’nın birlikte çalıştığı LCC adlı firma, operatörün büyük şehirlerde pek çok başlıkta rakipleriyle ya başabaş, ya da daha ileride olduğunu gösteren ölçüm değerlerini ortaya koydu. Araştırmaların diğer operatörleri yermeyi amaçlamadığının ve uluslararası standartlara uygun olarak gerçekleştirildiğinin belirtilmesine rağmen LCC’nin güvenilirliğini sorgulayan çok sayıda soru, yine gazetecilerin büyük resmi görmek konusunda zorlandığını ortaya koydu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-9104102317106893499?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/9104102317106893499/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=9104102317106893499' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/9104102317106893499'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/9104102317106893499'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2007/07/iki-basn-toplants.html' title='İki basın toplantısı'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-305887800513501713</id><published>2007-06-21T22:20:00.000+03:00</published><updated>2007-06-21T22:56:44.461+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='medya takip'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='medya takibi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yöneticiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yazı'/><title type='text'>Haziran editörden'in sırrı</title><content type='html'>Tele.com.tr'nin &lt;a href="http:­/­/www­.tele­.com­.tr­/tele­.com­.tr34­.pdf "&gt;Haziran sayısında&lt;/a&gt; editörden yazısı, bazı "anahtar kelimeler"le sona eriyor. Bunlar bazı sektör yöneticileri ve basın mensuplarının adları... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazıda &lt;a href="http://www.botego.com"&gt;Botego&lt;/a&gt;'dan bahsedip, sonuna bu isimleri eklememin bir anlamı var elbette. Buna kurnazlık da diyebilirsiniz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biliyorsunuz pek çok medya takip firması var. Bunlar, firmalara sıkça raporlar sunuyorlar. Raporlar, firmayla ya da firma yöneticileriyle ilgili çıkan haberleri içeriyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir medya takip raporunda yer almak için, gerçekten o firmanın yöneticisinden bahsetmeniz gerekmiyor. Adına yer vermek yeterli. Adına yer verdiğim tüm yöneticiler, büyük, kurumsal firmaların yöneticileri, dolayısıyla hepsinin medya takibi yaptırdığını  varsaymak epey gerçekçi bir yaklaşım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun lafın kısası, bir yazıyı okutmak istediğim kişilerin adlarına yazıda yer vererek, yazının onların masasına ulaşmasını sağladığımı umuyorum :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-305887800513501713?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/305887800513501713/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=305887800513501713' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/305887800513501713'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/305887800513501713'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2007/06/haziran-editrdenin-srr.html' title='Haziran editörden&apos;in sırrı'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-464266899994139007</id><published>2007-06-21T22:19:00.000+03:00</published><updated>2007-06-21T22:20:27.935+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='botego'/><title type='text'>Botego</title><content type='html'>İçine girene kadar yazılım dünyasını yakından takip etmiş değildim. Ancak projemize başladıktan sonra şunu gördüm ki, bir sektör ne kadar tıkalı olursa olsun, işe yarayan bir şey ürettiğinizde, daha fikir düzeyindeyken bile ilgi çekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Botego’ya başlarken tam da böyle oldu. Yapmaya kalkıştığımız şeyi anlattığım kişilerin yüz ifadelerinden, çalışır halini görmek istedikleri anlaşılıyordu. Şimdi Botego hayal döneminden emekleme dönemine geçti ve gelişimini hızla sürdürecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rekabetin fiyatları düşürdüğü kesin, ama kaliteyi arttırdığı şüpheli. Bir ürün veya hizmeti aynı kalitede sunan iki firmadan, müşteri ilişkilerini başarılı yürüteni öne geçiyor. Botego’nun bu konuda üstlendiği rol, bizim ele aldığımız şekliyle dünyada benzeri olmayan bir fonksiyona denk düşüyor. Firmalara sağladığı faydayı gözümün önüne getirmek bile beni heyecanlandırıyor: Siz uyurken, Botego müşterilerinize insansı cevaplar veriyor, onların dertlerini dinliyor, firmanıza olan yaklaşımlarını kaydediyor. Aynı anda ilgilenebileceği müşteri sayısı sınırsız, ve çağrı merkezi maliyetlerinizi kayda değer biçimde azaltıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Botego’nun başarı öykülerini yakında bu satırlarda sizinle paylaşmayı umuyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yazıyla ilgili anahtar isimler: Süreyya Ciliv, Çağlayan Arkan, Gamze Aydın, Pınar Kapralı, Ahmet Yürekli, Erkan Akdemir, Ümit Atalay, Paul Doany, Yüce Erim, Ege Ertem, Arzu Gençoğlu, Sait Gözüm, Atilla Kıral, Mehmet Nalbantoğlu, Serhat Özeren, Nejat Toğrul, Savaş Ünsal, Suat Baysan, Mehmet Fazıl Esen, Gökhan Erkman, Faruk Eczacıbaşı, Ali Atıf Bir, Haşmet Babaoğlu, Ahter Kutadgu, Serdar Kuzuloğlu, Yurtsan Atakan, Cüneyt Türktan, Mehmet Ali Akarca, Osman Gözüm, Ali Saydam, Emrehan Halıcı, Atilla Vitai, Alphan Manas  (Bu isimlerin ne anlama geldiğini merak ediyorsanız blog.tele.com.tr’ye göz atabilirsiniz)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-464266899994139007?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/464266899994139007/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=464266899994139007' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/464266899994139007'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/464266899994139007'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2007/06/botego.html' title='Botego'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-3739497438046170722</id><published>2007-05-01T00:50:00.000+03:00</published><updated>2007-04-26T00:51:36.566+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dönüşüm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='özelleştirme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='türk telekom'/><title type='text'>Dönüşüm nasıl gidiyor?</title><content type='html'>Türk Telekom kadar büyük bir kurumun dönüşümünün kısa sürede olamayacağının farkında olanlardanım. Hatta bu dönüşümün 10 yıl gibi çok uzun bir süre alacağı gibi çok iddialı bir öngörüyü de daha önce dile getirmiştim. Bırakın telekom sektörünü, herhangi bir sektörde 10 yılın ne kadar önemli bir süre olduğunu takdir edersiniz. Ancak Türkiye’de devlet geleneği, kamuculuk, ve bunun insan hayatına yansımaları o kadar yerleşmiş durumda ki, bu öngörü gerçekleşmezse şaşıran ve özür dileyen taraf olmaya hazırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dönüşüme direnme durumu, hala “bu talebiniz için ilgili müdürlüğe dilekçe vereceksiniz” ifadesini dile getiren ve kendini memur sayan çalışanından, yeni bir hizmeti planlayan ve hayata geçiren birimine kadar, şirketin üst düzey yönetim hariç neredeyse tümü için geçerli. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk Telekom’un Centrex hizmetinden, geçtiğimiz ay dergimizle birlikte bazı ekonomi dergilerinde yer alan ilanlar aracılığıyla haberdar oldum. İlanda ayrıntılı bilgi verilmiyor ve turktelekom.com.tr’yi tıklamamız, 444 1 444’ü aramamız, ya da Türk Telekom Müdürlükleri’ne “uğramamız” öneriliyordu. İhtiyaç duyduğumuz hizmete yakın olduğunu düşündüğüm için çağrı merkezini aramayı tercih ettim ve karşıma çıkan operatöre “Centrex hizmeti hakkında bilgi almak istediğimi” söyledim. Tekrarlamama rağmen bu ifade anlaşılamayınca dergilerdeki ilanlardan bahsettim ve operatör beni beklemeye aldı. Geri döndüğünde dile getirdiği cümle, “Centrex, gelişmiş bir santral hizmetidir” oldu. Daha fazla ayrıntıya ihtiyaç duyduğumu söylediğimde “Lütfen bir Türk Telekom Müdürlüğü’ne başvurun” yanıtını aldım. Kendimi en ileri Müdürlüklerden biri olan Gayrettepe Telekom Müdürlüğü’nde, Centrex’in ne olduğunu karşıma gelen her görevliye sorup cevap almaya çalışırken düşündüm. Epey üzücü bir deneyim olacağı açıktı. Vazgeçtim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk Telekom büyük bütçeler ayırdığı sponsorluklarla, reklamlarla amacına ulaşıyor mu bilinmez… Ama dönüşüme daha fazla kaynak ayırması gerektiği açık. Kampanyalarla, sponsorluklara, Cem Yılmaz’la yaratılmaya çalışılan “kurumun dönüşmekte olduğu” algısı, bu gibi örneklerde duvara çarpıp yerle bir oluyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-3739497438046170722?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/3739497438046170722/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=3739497438046170722' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/3739497438046170722'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/3739497438046170722'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2007/05/dnm-nasl-gidiyor.html' title='Dönüşüm nasıl gidiyor?'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-5138549747771815314</id><published>2007-04-01T00:00:00.000+03:00</published><updated>2007-04-26T00:49:56.372+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kriz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='piyasada para yok'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ekonomi'/><title type='text'>Piyasa ne zaman açılacak?</title><content type='html'>"Yaprak kımıldamıyor", "piyasada para yok", "kimse elini cebine atmıyor", "işler çok durgun"... Bugünlerde en sık duyulan yakınmalardan birkaçı. Ekonominin çarkları her sektörde birbirine çok sıkı bağlı olduğu için, "daha fazla artı değer üretenler hala iyi kazanıyor" bile diyemediğimiz bir süreçten geçiyoruz. Nakit akışının durması bir taraftan, zorlu rekabet koşulları diğer taraftan, Türkiye'de iş yapmayı çok zorlaştırıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durumun telekomünikasyon sektörüne yansıması kaçınılmaz. Ofisimize gelen "... Telekom temsilcisiyim, sizi 170 YTL'ye sınırsız konuşturuyoruz" diyen takım elbiseli genç, muhtemelen gün boyu çoğunlukla "Telefon görüşmelerimiz yok denecek kadar azaldı, sınırsız görüşme paketine hiç ihtiyacımız yok" yanıtı alıyordur. Bırakın yeni servislere abone olmayı, artık pek çoğumuz kullanmak durumunda olduğumuz hizmetlere ayırdığımız bedelden kurtulmaya çalışıyoruz. Bir tanıdığım, sık sık kesildiği halde, aylardır komşusunun şifrelenmemiş kablosuz ağından faydalanmaya çalışıyor. Onbinlerce insanımız, cep telefonlarını "ücretsiz" kullanmanın yolunu, mors alfabesine benzer bir sistemle, "çağrı bırakarak" bulmuş durumda. Telefonu bir kez çaldırmak "geldim", iki kez çaldırmak "evet", üç kez çaldırmak "hayır" anlamına geliyor. Farklı operatörlerin en avantajlı tarifelerinden faydalanmak isteyenler, tek telefonla üç sim kart kullanmaya çalışmanın zorluklarına katlanıyor. Türk Telekom'un borçlu abonelerine uyguladığı "tatlıya bağlayalım" kampanyasının başarısı da bu durumun göstergelerinden biri. Cep telefonları artık vade farksız 18 ay taksitle alınıyor. Neredeyse cep telefonun ortalama ömrüne yakın bir süre! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hiç bitmeyen krizin aşılması için sanırım cumhurbaşkanlığı seçiminin gerçekleşmesi yetmeyecek, kriz halinin tüketim alışkanlıklarımızda yaptığı değişikliklerin ortadan kalkması gerekecek.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-5138549747771815314?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/5138549747771815314/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=5138549747771815314' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/5138549747771815314'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/5138549747771815314'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2007/04/piyasa-ne-zaman-alacak.html' title='Piyasa ne zaman açılacak?'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-116435647200627319</id><published>2006-11-24T10:02:00.000+02:00</published><updated>2007-02-20T06:41:00.136+02:00</updated><title type='text'>Herkesin kendi gündemi var</title><content type='html'>Bahsedeceğim şeyi "bencillik" sıfatıyla isimlendirmek doğru olur mu bilmem ama, iş yapma biçimimizle ilgili bir tespitim var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yayıncılık sektöründen örnek vereyim. Bir firma yeni bir ürün çıkarıyor. Firmanın halkla ilişkiler ajansı, ürünün tanıtımı için bir toplantı düzenliyor. Toplantıya basın mensuplarını davet ediyor. Bize yaptıkları davette, bizi tanımadıkları ortaya çıkıyor. Çünkü davet ettiği yayının kimliği &lt;strong&gt;ajansın umurunda değil&lt;/strong&gt;. Davete katılmıyoruz, çünkü bu ürün &lt;strong&gt;bizim umurumuzda değil&lt;/strong&gt;. Firma tüketici üzerinde istediği etkiyi yaratmıyor, çünkü ürün &lt;strong&gt;tüketicinin umurunda değil&lt;/strong&gt;. Daha sonra biz hazırladığımız bir sektör kataloğunu tanıtmak için firmaya ulaşmaya çalışıyoruz. Katalog &lt;strong&gt;firmanın umurunda değil&lt;/strong&gt;. Döngü tamamlanmış oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Umursamazlık her zaman konunun önemsizliğinden değil, kişi ve kurumların kendi gündemlerine odaklanmış olmasından kaynaklanabiliyor. Herkes, kendi yaptığı işin öneminden şüphe etmeksizin, başkalarının yaptıklarına burun kıvırıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sebebiyle ilgili akıl yürütmeden, saptamayı yapıp bırakacağım. Yorumlarınızla katkıda bulunabilirsiniz, tabii &lt;strong&gt;umursarsanız&lt;/strong&gt; :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-116435647200627319?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/116435647200627319/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=116435647200627319' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/116435647200627319'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/116435647200627319'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2006/11/herkesin-kendi-gndemi-var.html' title='Herkesin kendi gündemi var'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-116350885317184463</id><published>2006-11-14T14:53:00.000+02:00</published><updated>2006-11-14T14:54:18.520+02:00</updated><title type='text'>Phising kurbanı oldum</title><content type='html'>"Phising" adı verilen dolandırıcılık yöntemiyle ilgili gayet birikimli olduğumu düşündüğüm halde bunun kurbanı oldum. Bir süre önce Ebay'den geliyor gibi görünen bir maildeki linke tıklayıp, Ebay hesap bilgimi girdim. Bu tür maillerde her zaman linkin üzerine gidip, linkin kaynağına göz atarım. Ancak bu seferki durumuma o kadar uygundu ki, bunun sahte bir mesaj olduğunu aklıma bile getirmedim. Durum şu:&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;İki ay kadar önce Amerika'dayken bir dizüstü bilgisayar için Ebay'de teklif verdim. Açık arttırmayı daha yüksek bir teklif kazandı. Bir süre sonra, daha yüksek teklif veren kişinin ödeme yapmadığını, dolayısıyla en yüksek ikinci teklifi veren kişi olarak bir şansımın daha olduğunu belirten bir mesaj aldım. Artık bilgisayarla ilgilenmediğim için mesajı gözardı ettim. Fakat ikinci şansın bana ait olduğunu belirten mail iki günde bir gelmeye başladı. Bu sürede Türkiye'ye döndüm. Olayın üzerinden epey süre geçti. Ekim ayında gelen sözkonusu sahte mailde, "ikinci şansımı kullanma girişiminde bulunduğumu, ancak ödeme yapmadığım için hesabımın kapatılacağını" belirten bir mesaj vardı. Bir an "nasıl olur, ben bu ikinci şansı kullanmadım ki!" düşüncesiyle kullanıcı adı ve şifremi giriverdim. Hesabıma giriş yapamadığımı görünce kafamdaki ampul yandı ve bana gelen mesajdaki linki kontrol ettim. Elbette link gerçek Ebay sitesine gitmiyordu. Hesabımın ele geçirilme riskine karşı hemen gerçek Ebay sitesine girip, şifremi değiştirdim. Bunları yapmam bir dakikadan az sürdü. Hesabımı kurtardığımı düşünüyordum. Başaramamışım.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Birkaç saat önce kredi kartı ekstremi incelerken bana ait olmayan pek çok ödeme gördüm. Bunlar GAP Online, Half.com, t101.com gibi sitelerden yapılmış alışverişlerdi ve miktar toplamda 730 dolar tutuyordu. Hemen GAP'in müşteri hizmetlerini aradım ve siparişlerin nereye teslim edildiğini sordum. Bana bir isim ve Ohio'da bir adres verdiler ve bu kişiyi tanıyıp tanımadığımı sordular. Tanımadığımı söylediğimde durumu araştıracaklarını söylediler. Bankamı aradım, ancak bir saatlik boğuşma sonunda bir türlü dolandırıcılık birimine ulaşamadım. Yapmadığım bu harcamaların tümü için İnternet hesabımdan itiraz formu doldurdum. Durumu ayrıca e-posta ile bankama bildirdim. FBI sitesinden durumu rapor eden bir de form doldurdum. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;GAP'e mesaj atarak kendilerini ABD'deki BBB adlı tüketici koruma kurumuna şikayet edeceğimi bildirdim. Amerika'da hiçbir online mağaza, kredi kartının fatura adresi dışındaki bir adrese teslimat yapmadıkları için, GAP ve Half.com'un bu işlemleri tüketici hakları açısından skandal niteliğinde.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bankaların ve mağazaların bu durumlarda tüketiciyi koruma refleksleri çok gelişmiş olduğu için paramı geri almak konusunda bir endişem yok. Ancak dolandırıcının kredi geçmişime zarar vermesinden korkuyorum ve kredi geçmişimi korumaya yönelik adımlar atmam gerekiyor.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bana verilen dolandırıcı kişi adını İnternet'te aradığımda imdb.com'daki bir sanatçının filmografisiyle karşılaştım. Teslimatın yapıldığı evi Google Maps'ten sıfır hata ile tespit edebiliyorum. Yakın olsaydım elbette gidip kapıyı çalmak isterdim, ama ABD'de bu suçları onbin kilometre öteden de takip edebilmenizi sağlayacak mekanizmalar geliştirildiği için buna ihtiyaç kalmıyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-116350885317184463?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/116350885317184463/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=116350885317184463' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/116350885317184463'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/116350885317184463'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2006/11/phising-kurban-oldum.html' title='Phising kurbanı oldum'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-116314315161251313</id><published>2006-11-10T09:03:00.000+02:00</published><updated>2006-11-10T09:19:15.476+02:00</updated><title type='text'>Sivil polisler ve bir risk</title><content type='html'>İstanbul'da sivil polis araçlarının diğerlerinden ilk bakışta ayırt edilebildiği yegane yer neresidir? Cevap basit: Emniyet şeridi... Emniyet şeridinden giden araçların çoğu, ışıldağını tepesine koyan sivil polis araçları oluyor. Bu konudaki mevzuatı bilmiyorum, muhtemelen göreve giderken emniyet şeridini tehlikeye yol açmayacak bir hızda kullanmaları makul karşılanabilir, ama tahminimce emniyet şeridindeki her araç görev üstünde olmuyor. Türkiye bir bürokrasi devleti, buna itiraz etmek kolay değil, etseniz bile genellikle sonuç alamıyorsunuz. Bu konuda hata yapanlar Fatih Altaylı, Hıncal Uluç, ve belki Yurtsan Atakan konuyu köşelerine taşıdığında incelemeye alınıyor. Türkiye'de yurttaşlık bilinci olmadığı için, bu konuda bir kamu görevlisiyle tartışıp "Senin maaşın ve o aracın masrafları benim vergilerimle ödeniyor, bu araçla ne suç işlemeye, ne trafik güvenliğini tehlikeye atmaya, ne de bu konudaki uyarım nedeniyle bana kızmaya hakkın var" diyebilecek insan sayısı çok değil. Ancak benim dikkat çekmek istediğim konu başka; Güvenlik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sivil polislerin "sivil" olmasının bir amacı var. Yasa çerçevesinde ilk bakışta polis oldukları anlaşılmadan görev yapabilmeleri gerekiyor. Bu işleyiş birçok açıdan faydalı. Ancak yasadışı örgütlerin bu araçların listesini yapabilmek için tek yapmaları gereken, İstanbul trafiğine çıkıp, emniyet şeridindeki araçların plakalarını not etmek! Bir ay boyunca gözlem yaparak eminim İstanbul'da görevli sivil polis araçlarının yüzlercesi kaydedilebilir. Sırf bu sebeple bile görev başında olmayan memurların bunu yapmasına izin vermemek gerekiyor, bilmem ne dersiniz...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-116314315161251313?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/116314315161251313/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=116314315161251313' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/116314315161251313'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/116314315161251313'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2006/11/sivil-polisler-ve-bir-risk.html' title='Sivil polisler ve bir risk'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-116314197282250252</id><published>2006-11-10T08:58:00.000+02:00</published><updated>2006-11-10T08:59:33.103+02:00</updated><title type='text'>SmileADSL'in düşündürdükleri</title><content type='html'>İnternet erişimi sektöründe uzun süre sonra reklam için televizyonu kullanan bir marka görmenin memnuniyetini yaşıyorum. E-kolay'ın eğlenceli Smile ADSL reklamı özellikle gençlik tarafından başarılı bulundu. Türkiye'de İnternet erişimi konusunda yaşanan hayal kırıklıklarında Türk Telekom'un etkisi herkesin malumu. Ancak dikkati çekmek istediğim nokta başka. Başka bir sektörde örneği var mıdır bilmiyorum... İki rakip firma düşünün. Biri, diğerinin verdiği hizmeti pazarlıyor. Dikkatinizi çekerim, o hizmetin aynısını veriyor demiyorum. Fiilen rakibinin verdiği hizmeti kendi pazarlama ekibiyle sattıktan sonra, bir de bunun sorumluluğunu üstleniyor. Somutlaşması için bir örnek vereyim. Diyelim ki İstanbul-Ankara hattında Varan'dan başka bir firmanın yolcu taşıması yasak... Ama sözde rekabet sağlamak adına, Ulaştırma Bakanlığı Ulusoy'a da sınırlı sayıda Varan bileti satma olanağı veriyor. Elbette Ulusoy'un bu işten Varan kadar karlı çıkması mümkün değil, çünkü ona yalnızca bir komisyon vaad ediliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyelim ki buraya kadarki kısmı stratejik işbirliği olarak değerlendirdiniz. Tekel şartlarında kar etmenin bir yolu olarak gördünüz. Devamını dinlemeden karar vermeyin... Varan trafik kazası yaptığında yolcuların ve yakınlarının Ulusoy'un kapısını çalıp ondan hesap sormasını nasıl değerlendirirsiniz? Ulusoy'un kazanın yeri, sebebi, sonuçlarıyla ilgili bilgi almak için yapabilecekleri, sizin yapabileceklerinizden farklı değil; Varan'ı arayıp sormak!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devam ediyoruz... Kazadan yaralı kurtulan sözde Ulusoy müşterisi, Ulusoy'a kızdığı için bir dahaki sefere bileti Varan'dan almaya karar verebiliyor! Üstelik kaza nedeniyle müşteriler Ulusoy'un kapısını yumruklarken, gerçek Varan müşterileri tatmin edici bir yanıt alamayacaklarını bildikleri için Varan'ın çağrı merkezini aramak bile istemiyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu çarpıcı hikayenin bir benzeri 2006'da Türkiye'de  "serbestleşmiş" telekomünikasyon sektöründe, özelleştirilmiş Türk Telekom rekabetinde hala yaşanıyor. E-kolay, Türk Telekom'un verdiği hizmeti kendi kurumsal markasıyla pazarlıyor. Türk Telekom'dan farklı olarak, müşterinin evine bir eleman göndererek kurulumu ücretsiz gerçekleştiriyor. Tek bir Türk Telekom çalışanının bile yol açabileceği arıza nedeniyle müşterisiyle özel bir hat üzerinden muhatap oluyor. Bu hattan müşterinin kendisine Türkiye'nin her yerinden şehir içi görüşme bedeliyle ulaşabilmesi için Türk Telekom'a bir bedel ödüyor! Müşterisine önem veren bir anlayışla eğitilmiş çağrı merkezi personelinin tek yapabileceği, Türk Telekom'un çözmesi için arıza kaydı vermek. Türk Telekom'dan farklı olarak, müşterisine abonelik ücretini kredi kartı ile ödeme olanağı sunuyor. İşte "fiili tekel" ortamında "adil rekabet" bu kadar olabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şahsen, Genel Müdür Doany'nin yapıcı yaklaşımına rağmen, Türk Telekom'daki dönüşümün en alt basamaklarına kadar ulaşmasının 10 yıl gibi, bu sektör için asırlara bedel bir süreyi alabileceğini düşünüyorum. Bu görüşümün temelini oluşturan izlenimleri görmek için sitemizdeki &lt;a href="http://www.tele.com.tr/telekomforumu"&gt;telekom forumu&lt;/a&gt;na girerek Türk Telekom kadrolarının yaklaşımını okuyabilirsiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-116314197282250252?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/116314197282250252/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=116314197282250252' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/116314197282250252'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/116314197282250252'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2006/11/smileadslin-dndrdkleri.html' title='SmileADSL&apos;in düşündürdükleri'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-115842982085346224</id><published>2006-09-16T21:03:00.000+03:00</published><updated>2006-09-16T21:03:40.906+03:00</updated><title type='text'>Telekomda fırsat eşitliği</title><content type='html'>Devlet tekelinin sona ermesine rağmen, varolan algının değişmesi uzun sürecek gibi görünüyor. Bu yüzden başlıktaki “telekom” sözcüğünün “Türk Telekom”a işaret etmediği notunu düşerek başlayalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ortalama müşterinin, bir firmanın ne kadar kurumsal olduğu konusunda akıl yürütürken değerlendirdiği parametrelere bir göz atalım... Bir çağrı merkezi, Türkiye’nin her yerinden şehiriçi görüşme bedeliyle aranabilen 444’lü bir müşteri hizmetleri numarası, online alışveriş olanağı sunan bir web sitesi, müşteri bilgilerinize cep telefonu ya da İnternet gibi farklı kanallardan gerçek zamanlı olarak ulaşmanızı sağlayan veritabanı, hesabınızla ilgili gelişmeleri SMS ile alma olanağı... Her biri firmanın kurumsal kimliği hakkında olumlu izlenimler yaratan pek çok telekomünikasyon hizmeti. Müşteri memnuniyetinde kayda değer katkılarının olduğu da açık. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu noktada şu soru akla geliyor: Bizi “Bu servisleri ancak kurumsal bir firma sunabilir” yargısına ulaştıran nedir? Bu hizmetlerin maliyetinin yüksek olması mı? Yoksa bunları verme zorunluluğunu duyanların, ancak çetin rekabetin zirvesindeki yüksek cirolu firmalar olduğu varsayımı mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısa bir süre öncesine kadar iki önerme de doğruydu. Bugün ise her ikisi de geçerliliğini yitiriyor. Dünya çapında telekom hizmetleri daha erişilebilir hale gelirken, rekabet en mütevazi firmaların bile bu tür servislerle farklılık yaratarak öne çıkmasını gerektiriyor. Cümleyi farklı bir şekilde tekrar kuralım: Telekomünikasyon hizmetleri, küçük oyuncuların erişimine sunularak, onların büyük oyuncu olma yolunda adım atmasını kolaylaştırıyor. Bu nedenle, telekom sektörünün lokomotif sektörlerden biri olarak anılması yersiz değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yazıda değinilecek teknolojilerin bir kısmı yalnızca ABD’de yaygın olduğu halde, hepsinin ülkemizde uygulanacağı günlerin uzak olmadığından şüphem yok. Bu inancımın sebebi, özel sektörün gerektiğinde kamu’yla bağdaştırılan ataleti bile yenme konusundaki başarısı... Yapı Kredi, 444’lü numaralarla ülke çapında hizmet vermek konusunda o tarihte henüz bir kamu kurumu olan Türk Telekom’u epey “taciz etmişti”. Şimdi bu numaralar yüzlerce firma tarafından kullanılıyor. Koçnet ise, yüklüce bir cezaya maruz kalmak pahasına Beyoğlu’nda ücretsiz kablosuz İnternet erişimi sunarak, Telekomünikasyon Kurumu’nun bu alanda lisans vermemesinin kamuoyu nezdinde mahkum edilmesini sağlamıştı. Bugünlerde firmalar Free Space Optics adlı daha ileri bir kablosuz lazer teknolojisi için lisanslı olarak faaliyet göstermeye hazırlanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelelim kurumsal telekom hizmetlerinin tabana yayıldığını gösteren somut örneklere... Bugün ABD’de herhangi bir şirket, ayda yalnızca iki dolarlık hizmet bedeli karşılığında dilediği 0800’lü numarayı alabiliyor. Henüz rezerve edilmemişse, bu numara 0800-ŞİRKET-ADI şeklinde kolayca akılda kalabilecek formatta olabiliyor. Böylece müşteriler firmaya arama bedeli ödemeden ulaşabiliyorlar. Firmalar açısından bu kadar kolay ulaşılabilen bir servis, aynı sektörde faaliyet gösteren büyük ve küçük firmalar arasındaki uçurumu azaltan unsurlardan biri haline geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çağrı merkezi kurmanın ve işletmenin devasa maliyetine rağmen, artık küçük firmalar da birer çağrı merkezine sahip olabiliyor. Çağrı merkezinde dışkaynak kullanımı yeni bir olgu değil... Ancak IP üzerinden ses iletimi teknolojisinin gelişmesi, bu hizmetin ucuz işgücünün olduğu ülkeler üzerinden verilebilmesi, dolayısıyla maliyetlerin düşmesi olanağını getirdi. . Bu, telekomünikasyon teknolojilerinin globalleşmeye armağanı olarak değerlendirilebilir. &lt;br /&gt;Dell’in Amerika’daki çağrı merkezi numarasını çevirdiğinizde farkında olmadan Hindistan operasyon merkezi’ndeki bir operatörden destek alıyorsunuz. Fark şu ki, artık bu hizmeti vermek için Dell kadar büyük olmak durumunda değilsiniz. Çok düşük bedellerle, sınırlı sayıda operatörün firmanıza atanmasını sağlamanız mümkün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uluslararası operatörlerin kurduğu şebekeler sayesinde, ABD’de bir ofisiniz olmasa bile, firmanızın bu kıtadaki varlığını bir telefon numarası düzeyinde sağlamanız da mümkün. Elbette bu girişim müşteriyi yanıltmayı değil, örneğin ihracat yaptığınız ülkedeki müşterilerinizin yerel bir numara çevirerek size ulaşabilmesini sağlıyor. Operatör, çağrıyı Türkiye’deki ofisinize ya da evinden çalışan müşteri hizmetleri personelinize yönlendiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerika’daki örneklerden devam ediyoruz... Pek çok ülke vatandaşının bir arada yaşaması nedeniyle, bankalar, hastaneler ve pek çok kamu kurumu iletişim sorununu aşmak durumunda. Dil bilen pek çok elemanı tam zamanlı çalıştırmaktansa, yalnızca gerektiğinde gerçekleştirilen bir konferans görüşmesi, bu sorunu ortadan kaldırıyor. Çeşitli dilleri bilen operatörler yine evlerinden görüşmeye katılarak anında çeviri hizmeti veriyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müşteri ilişkileri yönetiminin bir parçası olarak firmalar, geniş bir müşteri veritabanı oluşturuyor. Arayan müşteriyi numarasından tanıyan sistem, çağrıyı o müşteriden sorumlu hizmet yetkilisine yönlendiriyor. Santral numaralarıyla boğuşmak yerine kendisine adıyla hitap eden bir yetkiliyle karşılaşmak, müşterinin görüşmenin daha ilk saniyesinde memnun olmasını sağlıyor. Hangi müşterinin çağrı merkezini ne sıklıkta aradığı, ne kadar sürede sorununa çözüm bulunduğu, karşılaştığı sorunların niteliği gibi pek çok başlıkta, hizmet kalitesini arttırmak yönünde kullanılabilecek çok değerli veriler elde edilebiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sesli yanıt sistemleri, yaş, eğitim düzeyi gibi sebeplerle işleyişe yatkın olmayanların kullanımına uygun olarak geliştiriliyor. Böylece tüketiciye numara tuşlamak yerine, sesli komutlarla ilgili işleme ulaşma olanağı veriliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mevcut servislere erişim ucuzlarken, elbette yeni servislerin gelişimi de yavaşlamıyor. Zaman, ticaretin yegane unsuru olan müşterinin lehine işliyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-115842982085346224?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/115842982085346224/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=115842982085346224' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/115842982085346224'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/115842982085346224'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2006/09/telekomda-frsat-eitlii.html' title='Telekomda fırsat eşitliği'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-115842939305252696</id><published>2006-09-16T20:52:00.000+03:00</published><updated>2006-09-17T23:49:07.666+03:00</updated><title type='text'>Numara taşınabilirliği</title><content type='html'>GSM operatörleri arasında rekabet büyük oranda tarifeler, hizmet kalitesi ve servis çeşitliliği başlıklarında yaşanıyor. Ardından müşteri hizmetleri, sosyal sorumluluk projeleri, sponsorluklar geliyor. Tarife rekabeti, tüketiciye ikinci, hatta üçüncü hattı aldıracak boyuta ulaştı. Operatörler şebeke içi görüşmelerde öyle avantajlar sağlıyor ki, insanlar sevdikleriyle düşük bedelle daha uzun süre görüşmek için diğer operatörlerin de müşterisi oluyor. Sürekli SIM kart değiştirmek zorunda kalmamak için birden fazla hattı aynı telefonda kullanmayı sağlayan aparatlar üretildi... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbette kıyasıya rekabetin bu sonucu, tüketici açısından pek pratik değil. Kim birden fazla telefon faturasıyla uğraşmak, sürekli yenilenen tarifeleri takip etmek, kimi hangi hattan arayacağını ezberlemek ister ki?  Birden fazla cep telefonu satın alabilecek durumdaysanız bunları taşımanın, değilseniz de sürekli SIM kartı değiştirmenin rahatsızlığı, ya da bahsettiğim aparatı kullanmak için telefonunuzun garantisini gözden çıkarma sıkıntısı da cabası...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durum dışarıdan pek öyle görünmese de, operatörler açısından da o kadar cazip değil. Bir diğer yazımda değineceğim “Abone başına gerekli yatırım” burada anahtar terim olarak öne çıkıyor. Operatörler hem kaynaklarını her aboneye verimli paylaştırmak, hem de “tümü hatlarını aynı anda kullanmaya başlayacakmışcasına” kaliteli servis düzeyini tutturmak zorunda. Ancak askerdeki kuzeni hesaplıca aramak, eski eşin hatırını “ortak tarifeden” sormak için alınan ve altı ayda bir kullanılan hatlar, operatörün gelirini arttırmaktan çok, müşteri veritabanını şişirmeye yol açıyor. Özellikle cep telefonu abonelerinin çoğunluğunu oluşturan ön ödemeli hatlar, operatörün altyapısında yalnızca bir alan işgal etmeye eğilimli onbinlerce “konuşmayan müşteri” anlamına geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki çözüm ne?  Daha iyisini bulduğumuzda değiştirebildiğimiz her hizmet gibi, operatörümüzü de kolayca terk edebilmek. Daha doğrusu, bunun önündeki yegane engel olan telefon numarası değişikliğine mahal vermeden, operatör değişikliğini gerçekleştirebilmek. Bu uygulama, operatörün 0532, 0542, 0555 gibi markasıyla özdeşleşen “prefix”lerinin karakteristik bir özellik olmaktan çıkması sonucunu getirecek. Bir Telsim (Vodafone) abonesinin telefon numarasının 0532 ile, ya da bir Avea abonesinin numarasının 0542 ile başlaması mümkün olacak. Telekomünikasyon Kurumu’nun gündemindeki “Numara taşınabilirliği”nin anlamı bu. Bu sistemin ideal uygulamasında yalnızca telefon numarasının korunması değil, istenirse her ay farklı bir operatörden hizmet alacak şekilde birinden diğerine geçişin kolaylaştırılması sözkonusu. Elbette bu operasyonel anlamda operatörlere büyük yük getiriyor. Herşeyden önce, birbirleriyle ilişkileri, tarife rekabetinin ötesine geçmek durumunda. Uygulanacak yönteme göre, operatörler arasında arabağlantı ücreti paylaşımı, yapılması gereken yeni yatırımlar, değiştirilmesi gereken yazılımlar ve süreçler, numaranın sorgulanması sırasında sistem üzerindeki yükün artması, sesli görüşme dışındaki servislerin durumu gibi onlarca başlıkta yapılması gereken yüzlerce planlama çalışması var. Aynı operatörden bir aboneyi aradığını sanan bir tüketicinin, bir diğer operatörün tarifesi üzerinden ücretlendirilmesini önlemek için bir geribildirim yöntemi geliştirilmesi gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Telekomünikasyon Kurumu bu süreci yönetirken işin teknik, maddi ve idari boyutunu göze almak, ve birbiriyle ticari rekabet halindeki üç firmayla ve sabit numara operatörü Türk Telekom’la masaya oturarak pek çok konuda olur’larını almak durumunda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Abone sayısı itibariyle etkin pazar gücüne sahip Turkcell, abone kaybına yol açacak olması nedeniyle doğal olarak numara taşınabilirliğine sıcak bakmıyor. Ancak açıkça tüketicinin lehine ve serbest rekabetin güzel bir kazanımı olan bu evrensel uygulama, bu firma açısından da karşısında durulabilir görünmüyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2004 yılında çalışmalara başlayan Telekomünikasyon Kurumu, 2005’te operatörlerden aldığı görüşlerle numara taşınabilirliğinin uygulama yöntemini olgunlaştırma çalışmalarını sürdürdü. Regülasyon anlamında bu çalışmanın 2006 yılının sonunda tamamlanacağı söylenirken, operatörlerin hala atması gereken adımlar bulunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benimsenen üç muhtemel yöntem şöyle:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Operatörlerin bir araya gelerek ortak veri merkezinin kurulması,&lt;br /&gt;• Ortak veri merkezi çalışmasının bir özel şirket tarafından üstlenilmesi,&lt;br /&gt;• Veri merkezinin Telekomünikasyon Kurumu tarafından işletilmesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Operatörlerin konuya aynı perspektiften bakmadığı gerçeği, ilk iki seçeneğin uygulanma ihtimalini zayıflatıyor. Yöntemi Telekomünikasyon Kurumu’nun ilgili kurulu belirleyecek. Bir sonraki adım, teknik altyapı ihalesinin açılması. Kurulun bu konudaki kararını birkaç hafta içinde vermesi bekleniyor. Sonraki süreç, yönetmeliğin Resmi Gazete’de yayımlanması ile başlayacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Numaramı alır giderim” tehdidi, operatörlerin fiyat avantajı ve müşteri memnuniyeti çıtalarını yükseltme zorunluluğunu getirecek. Rekabet kızıştıkça operatörlerin şebeke içi kullanımı özendirip, şebeke dışına doğru yapılan çağrıları uygulanan tarifeyle “cezalandırması” çok daha ileri boyuta taşınabilir. Ancak her durumda kontrol, bir pranga gibi ayağına vurulan telefon numarası angajmanından kurtulan tüketicinin elinde olacak!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yazı Forbes Türkiye için yazılmıştır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-115842939305252696?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/115842939305252696/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=115842939305252696' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/115842939305252696'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/115842939305252696'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2006/09/numara-tanabilirlii.html' title='Numara taşınabilirliği'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-114706623762096636</id><published>2006-05-08T08:21:00.000+03:00</published><updated>2006-05-08T08:32:02.056+03:00</updated><title type='text'>Hiç ara vermemiş gibi: "Dünya çok küçük"</title><content type='html'>Son yazıyı 18 Aralık 2005'te yazmışım. Doğal olarak blog'un artık düzenli okuru kalmamıştır ama RSS'ten takip edenler olabilir. Hiç ara vermemiş gibi devam ediyorum:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün evimizden 20 kilometre uzaktaki bir alışveriş merkezine gittik. Bir mağazanın önünde Koç.net Genel Müdürü Mehmet Ali Akarca'ya rastladım. Kısa bir sohbet sırasında Akarca'dan "Az önce de Mehmet Toros'u gördüm (Türk Telekom Genel Müdür Yardımcısı)" cümlesini duyunca gözlerim açıldı. "Bu kadar tesadüf olamaz" derken, her ikisinin de Virginia'daki bir toplantı için burada bulunduğunu öğrendim. Yine de o kadar büyük bir rastlantı ki; Sözkonusu alışveriş merkezine 3-4 ayda bir gidiyoruz. Ve bina o kadar geniş bir alana yayılmış durumda ki, sanırım Akmerkez'in tüm katlarını yanyana koysanız ancak aynı alanı kaplar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yüzden aynı şehirde yaşayan iki kişinin bile karşılaşması pek düşük bir ihtimal. Dünya çok küçük... Telekomünikasyon firmaları (ve bir anlamda onların yöneticileri) daha da küçültüyor. Ama herhangi bir telekomünikasyon cihazı kullanmıyorken bu kadar küçülmesine insan şaşırıyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-114706623762096636?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/114706623762096636/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=114706623762096636' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/114706623762096636'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/114706623762096636'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2006/05/hi-ara-vermemi-gibi-dnya-ok-kk.html' title='Hiç ara vermemiş gibi: &quot;Dünya çok küçük&quot;'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-113471095537462543</id><published>2005-12-16T07:28:00.000+02:00</published><updated>2006-08-13T04:30:11.073+03:00</updated><title type='text'>T-mobile ile bir günlük "müşteri" deneyimim.</title><content type='html'>Medya çalışanlarının, yayınlarını yaşadıkları olumsuz deneyimleri okurlarına aktarmak için kullanmalarına sıcak bakmıyorum. Ama T-Mobile'in Türkiye'de faaliyet göstermemesi nedeniyle, anlatacağım hikayenin, blog'umuzun bir tehdit aracı olarak kullanılması şeklinde değerlendirilmeyeceğini umuyorum. Amacım sıklıkla öykündüğümüz ABD'de de telekomünikasyon sektöründe ne kadar olumsuz müşteri deneyimlerine rastlanabildiğini göstermek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15 Ağustos'ta ABD'ye geldiğimizde, 11 Eylül sonrası bir yabancı için burada yaşamanın ne kadar zor olduğunu hemen öğrendik. Eskiden turist vizesiyle bile alabildiğiniz Sosyal Güvenlik Numarası (SGN diyelim) için artık ABD'de çalışıyor olmanız gerekiyordu. Dolayısıyla okulumda part-time çalışmaya başlayana kadar henüz SGN'miz yoktu. SGN'niz olmadan ABD'de kamu ya da özel, her kurum için bir "hayalet"siniz. SGN sizi takip etmeleri için yegane araç olduğundan, hayalet'lere hiçbir firma güvenmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cep telefonu hattı almak için "dev kuruluş" T-Mobile'ı araştırmaya başladığımızda bunu öğrendik. Web sitesinden tarifeleri inceledik ve uygun olduğunu düşündüğümüz bir tarife için "satın al" butonuna tıkladım. Karşıma gelen sayfada SGN soruluyor, SGN'miz yoksa bir T-Mobile mağazasına gitmemiz öneriliyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nitekim gittik... Durumumuzu anlattık. SGN'miz olmadığı için hat başına 500 ABD doları depozito ödememiz gerektiğini, yoksa hatları alamayacağımızı öğrendik. İki hat için ödeyeceğimiz 1000 dolarlık depozito bir yıl sonra iade edilecekti. Başka çaremiz olmadığından, 1000 doları ödeyip hatlarımızı aldık. Ödemelerle ilgili aksama olmaması için kredi kartı numaramın kayıt edilmesini ve otomatik ödeme programına katılmak istediğimizi söyledim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GSM şebekelerinin kapsama alanı anlamında Türkiye'dekinden farklı olduğunu bir telekom dergisini yönetmeme rağmen bilmiyordum. Bize hatları satan Afgan çocuk Aziz de yaşadığımız yerin kapsama alanında olmayabileceğinden bahsetmedi ve telefonlarımızı alıp mağazadan ayrıldık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eve döndüğümüzde telefonun evin hiçbir yerinde hiç sinyal alamadığını gördük. T-Mobile sitesine girdim ve bu durumla ilgili bir açıklama aramaya başladım. Neden sonra, "yaşadığınız yeri kapsıyor muyuz" anlamına gelen bir link buldum ve tıkladım. Posta kodumuzu girdim, ve sürpriz: T-Mobile'in kapsama alanına en yakın nokta ile evimiz arasında 5 millik bir mesafe vardı. Her operatörün büyük şehirlerde bile her yerde hizmet vermediğini, arkadaşlarımızın da onaylamasıyla öğrenmiş olduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertesi gün (24 saat bile olmadan) telefonları iade etmek üzere mağazaya gittik. Aziz telefonları aldı ve kredi kartıma 1000 doları iade etti. Cingular adlı başka bir operatöre aynı depozitoyu ödedik ve hatlarımız açıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan sonrasını madde madde özetleyeyim:&lt;br /&gt;&lt;li&gt; Telefonları 30 Ağustos'ta almış ve bir gün sonra iade etmiş ve depozitoyu iade almıştık.&lt;br /&gt;&lt;li&gt; 27 Eylül'de T-Mobile'den 1.012 dolar borcum olduğuna dair bir mektup aldım.&lt;br /&gt;&lt;li&gt; Müşteri hizmetlerini arayıp SGN'miz olmadığı için depozito ödediğimizi, bunun iade edildiğini, ama gelen mektupta bunun borç olarak göründüğünü anlattım. "Size yardımcı olacağım, ancak SGN'nizi öğrenebilir miyim?" sorusuyla karşılaştığımda "Türk Telekom çağrı merkezi dilimizden anlıyor mu?" yazım geldi aklıma. SGN olmadan yardımcı olamayacaklarını, mağazaya gitmem gerektiğini söylediler.&lt;br /&gt;&lt;li&gt; Ertesi gün yine mağazaya gittim. Aziz duruma şaşırdı. Çağrı merkezini arayıp durumu anlattı. Çağrı merkezi'nden, bunun bir hata olduğunu, 12 dolarlık bir günlük servis ücretini ödememin yeterli olduğunu öğrendi. Ödedim ve çıktım.&lt;br /&gt;&lt;li&gt; 24 Ekim'de kredi kartı ekstremde 1.000 dolarlık bir T-mobile harcaması görünce şaşkına döndüm. Yine mağazanın yolunu tuttum. Aziz yoktu. Yine çağrı merkezi arandı. Merkezden bu sefer başka bir cevap geldi: "Başta ödendiği sanılan 1.000 dolarlık depozito aslında kart limitinin yeterli olmaması nedeniyle ödenmemiş. Yani almadığımız bir depozito ücretini iade etmişiz. Dolayısıyla bunu tekrar çektik" dendi. Bunun mümkün olmadığını düşündüğümü söyledim ama depozitonun kartımdan çekildiğini ispatlayacak eski ekstrem yanımda olmadığı için mağazadan çözümsüz ayrılmak zorunda kaldım.&lt;br /&gt;&lt;li&gt; T-Mobile'in müşteri hizmetlerine e-posta ile durumu bildirdim. Birkaç gün sonra SGN'mi isteyen bir yanıt aldım. Artık SGN'm vardı ama T-Mobile numaramı bilmiyordu. Numarayı bildirdim. Birkaç gün sonra "maalesef SGN'niz kayıtlarımızla uyuşmuyor" yanıtı geldi. Elbette uyuşmuyordu. Sorunun kaynağı zaten bizzat SGN idi.&lt;br /&gt;&lt;li&gt; Eve geldim, eski ekstremi buldum. Yazıcıdan bastım ve ertesi gün tekrar mağazaya gittim. Neyse ki Aziz oradaydı. Saçmasapan bir döngü içine sokulduğum için sinirliydim. Yalnızca iadeyi değil, tazminat olarak paranın neredeyse bir aylık faizini de istediğimi söyledim. Aziz bu tür durumlara alışık görünüyordu. "Hiçbir tazminat için söz veremem" cevabını yapıştırdı. Otomatik ödeme talimatı vermeseymişim bu fazladan tahsilat sorunu yaşanmayacakmış. Aziz ayrıca "Keşke baştan bize geleceğinize kredi kartı şirketinize gitseydiniz" dedi. Ben de kredi kartı şirketimin Türkiye'de olduğunu, itirazları İnternet'ten yapamadığımı, itiraz için imzalı bir başvuru dilekçesinin fakslanmasının gerektiğini, evimde ne sabit hat ne de faks olmadığını, ayrıca depozitoyu iki farklı bankanın iki farklı kartından ödediğimizi, dolayısıyla banka durumu incelerken benden kanıt istediğinde diğer kartla ilgili ekstrenin de işin içine gireceğini, ekstrelerin orijinallerinin Türkiye'den gelmesinin masrafa ve vakit kaybına yol açacağını anlattım ve "asıl siz keşke baştan evimizin bulunduğu yerde servis vermiyor olabileceğinizi söyleseydiniz" dedim. "Haklısınız" demek yerine, "bence daha iyi bir kredi kartı firmasıyla çalışın, ben itirazlarımı İnternet'ten yapabiliyorum" yanıtını verdi. O tarihte henüz SGN'm olmadığından ABD'deki bir bankadan kredi kartı alamadığımı, Türkiye'deki hiçbir bankanın İnternet üzerinden harcama itirazı kabul etmediğini anlatmaya çalıştım. İadeniz cumaya kadar gerçekleşir, olmazsa beni arayın dedi. Bu arada T-Mobile'de benim adıma kayıtlı SGN numarasının pasaportumun son 4 rakamı olduğunu öğrendim. Mağazadan ayrıldım.&lt;br /&gt;&lt;li&gt; Türkiye'deki bankaya itiraz dilekçesi gönderdim. Bir ay içinde yanıt alacağımı öğrendim.&lt;br /&gt;&lt;li&gt; İade gerçekleşmedi. Aziz'i aradım, ulaşamadım. Mail attım, cevap alamadım. &lt;br /&gt;&lt;li&gt; T-Mobile'in SGN'mi isteyen mailine pasaportumun son dört rakamını gönderdim. Birkaç gün sonra durumun inceleneceği yanıtı geldi.&lt;br /&gt;&lt;li&gt; Telekomünikasyon Kurumu'nun muadili olan FCC'ye ve Tüketici Dernekleri'nin muadili olan BBB'ye şikayet dilekçesi gönderdim.&lt;br /&gt;&lt;li&gt; T-Mobile'den bir mail daha geldi. İkinci 1000 doların çekildiğini gösteren ekstrenin fakslanmasını istiyorlardı. &lt;br /&gt;&lt;li&gt; Bankadan ekstrenin ofisimize fakslanmasını istedim. Oradan da T-Mobile'in numarasına fakslandı. Tarih 3 Aralık olmuştu. &lt;br /&gt;&lt;li&gt; 3 Aralık'tan beri araştırma sonucunun ne olduğunu soran 6 mail attım. Az önce bir cevap aldım: "Maalesef faksın ilgili kişiye ulaşıp ulaşmadığını bilmiyorum. Kayıtlarımızda durumun incelendiği notu bulunuyor. Umarım bu yanıt tatmin edicidir" deniyordu.&lt;br /&gt;&lt;li&gt; Bir gün boyunca &lt;b&gt;almadığım&lt;/b&gt; bir hizmet için benden tahsil &lt;b&gt;edilmemesi&lt;/b&gt; gereken 1.000 doların bana pek çok telefon görüşmesi, pek çok mağaza ziyareti, mesai, sinir bozukluğu gibi hesaplanması zor bir maliyeti oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gördüğünüz gibi iki ay sonra hala bu soruna mesai harcıyorum ve T-mobile'a dava açmayı düşünüyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-113471095537462543?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/113471095537462543/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=113471095537462543' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/113471095537462543'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/113471095537462543'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/12/t-mobile-ile-bir-gnlk-mteri-deneyimim.html' title='T-mobile ile bir günlük &quot;müşteri&quot; deneyimim.'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-113358350570423869</id><published>2005-12-03T06:16:00.000+02:00</published><updated>2005-12-03T06:18:26.083+02:00</updated><title type='text'>Hangi operatör?</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.hangioperator.com"&gt;Hangioperator.com&lt;/a&gt; sayesinde &lt;a href="http://www.tele.com.tr/sektorekatki.asp"&gt;sektörün hacmini büyütüyor, firmaların müşteri memnuniyetini arttırmasına yardımcı oluyoruz.&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-113358350570423869?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/113358350570423869/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=113358350570423869' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/113358350570423869'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/113358350570423869'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/12/hangi-operatr.html' title='Hangi operatör?'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-113250853125948217</id><published>2005-11-20T19:40:00.000+02:00</published><updated>2006-11-09T00:59:24.876+02:00</updated><title type='text'>Türkticaret hakında yanılmışım</title><content type='html'>Dün Türkticaret'in Google ile pazarlama ortaklığı yaptığı konusundaki haberle ilgili olarak yanılmışım. Bunun bir PR başarısı olduğunu düşünmüştüm, ancak imzalanan bir anlaşma gerçekten varmış. Firma Genel Müdürü Murat Yanıklar'dan uzun bir e-posta aldım. Kendilerine bir özür borçluyum. Yanıklar'ın yanıtını yayınlıyorum:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Sayın Ekim Kaya,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle kendimi tanıtayım, Murat Yanıklar, TURKTICARET.Net'in Genel Müdürüyüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Blog'unuzda yazdığınız yazıya ve yer alan görüşlere istinaden ben de direkt sizlere görüşlerimi aktarmak istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Google ile yaptığımız Pazarlama Ortaklığı Anlaşması, Google'ın İngiltere Ofisinden bize gelen bir teklif sonucunda oluştu. (Google İngiltere Ofisinden gerekli teyidi lutfen alin) Bu model ile ilgili yurtdisinda da bazi sirketlerle (ki bu sirketler bulunduklari ulkenin hosting pazarinda lider ve ozellikle kobilerle yogun temasta olan firmalardir) benzer bir kac anlasma yapilmis ve Turkiye Pazarinda da, bu alan da lider firma olan firmamiz TURKTICARET.Net ile Pazarlama Ortakligi Anlasmasi yapilmasi Google'ın tercihi ile gerçekleşmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu anlaşma sonucunda TURKTICARET.Net, Google'ın bir müşterisi değil, Türkiye Pazarındaki Pazarlama Ortağı olmuştur.  TURKTICARET.Net ile Google arasında resmi bir Pazarlama Ortaklığı Anlaşması imzalanmıştır. Bu, TURKTICARET.Net'in Google'ın milyonlarca müşterisinden biri olmadığını, Türkiye Pazarı için Pazarlama Ortağı olduğunu belirleyen özel bir sözleşmedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mevcut TURKTICARET.Net'in tüm web hosting ve e-ticaret müşterilerinin her birine Google tarafından 50 YTL'lik Google AdWords reklamı ücretsiz olarak verilmiştir. Bu sayede de TURKTICARET.Net'in elde edeceği yeni müşteriler için de Google aynı fırsatı TURKTICARET.Net'e sağlamıştır.  Bu pazarlama ortaklığını çerçevesinde TURKTICARET.Net'in Google'a ödediği herhangi bir ücret yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu çerçevede hazırlanan basın bülteni, Google'ın Amerika'da bulunan PR Departmanindan onaylanmis, onlarin getirdigi son haliyle Türk medyasına iletilmiştir. Yansımaları konusunda ise herhangi bir tasarrufumuzun olamayacağını siz bizlerden daha iyi bilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Google ile TURKTICARET.Net'in yaptığı Pazarlama Ortaklığı ile Türkiye'de web sitesi sahiplerinin önemli sorunu olan ziyaretçi problemleri aşılmaya çalışılacak ve aynı zamanda reklamveren firmaların sayısında onbinlerce artış beklenmektedir. Bizim ürünlerimizle birlikte Katma Değerli bir servis olan bu ürünü Google ile birlikte sunmaktan, Türk İnternet Sektörünün öncü bir firması olarak gururluyuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye Pazarının büyümesi konusunda yaptığımız işbirliğinin katkısının piyasa değerinin on milyonlarca dolar olduğunu, bundan fayda sağlayacak olanların sadece reklamverenler değil, Tele.com.tr gibi Google reklamlarını yayınlayan Türkçe içerikli İnternet sitelerinin de olduğunu belirtmek isterim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca herhangi bir Türk firmasının başarısının Türkiye'deki herkes tarafından sahiplenilip, uluslararası projeler yaratmasi ve basarmasi konusunda da zamanin geldigini dusunuyorum. Kendi icimizde kendi kendimizi durdurmaya calismanin ülkemize hicbir yarari yoktur. Bizlerin uzerine dusen ne ise biz elimizden geleni yapmaya haziriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yorumlarda da YKB ile ilgili bir bölüm var. Yapı Kredi'nin sitesinden gerekli bilgi alınabilir.&lt;br /&gt;http://www.ykb.com.tr/tr/isletme/tcp_default.shtml&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tele.com.tr'ın yayıncılığını ve sektörümüze getirdiği dinamizmi izlemeye devam edeceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygılarımla&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Murat Yanıklar&lt;br /&gt;TURKTICARET.Net Genel Müdürü&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-113250853125948217?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/113250853125948217/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=113250853125948217' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/113250853125948217'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/113250853125948217'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/11/trkticaret-haknda-yanlmm.html' title='Türkticaret hakında yanılmışım'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-113199826579911845</id><published>2005-11-14T21:57:00.000+02:00</published><updated>2005-11-14T21:57:46.083+02:00</updated><title type='text'>Yayın politikası hakkkında</title><content type='html'>Bir önceki mesajımda yayın politikamızın değişeceğinden bahsetmiştim. Bunun tek sebebinin maddi kaygılar olduğunu düşünmek yanlış olur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Kimse, bir firmanın bir ürün ya da hizmetine, o firma kadar önem vermez"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bir anahtar cümle, ve çok şey anlatıyor. Geliştirilebilir;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Kişinin bir firmanın ürün ya da hizmetine verdiği önem, firma sahibinden başlayıp yöneticilerine, çalışanlarına ve potansiyel tüketiciye kadar uzanan çizgide gittikçe azalır"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbette bir kanser hastasının, bir ilaç firmasının kanser ilacına verdiği önem gibi, zorunluluğun sözkonusu olduğu bir önemden bahsetmiyoruz. Firma sahibi ya da yöneticisinin "harika bir ürün geliştirdik, kullanan herkesin hayatı değişecek" düşüncesi içinde, o ürünü tanıtan basın bültenini yazarkenki varsayımının fazla iyimser olmasına vurgu yapmaya çalışıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Firmalara anlatmaya çalıştığım bir şey var. &lt;a href="http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/05/herkes-tek-herkes-en-byk-herkes-lider.html"&gt;Şurada&lt;/a&gt; ayrıntılı olarak dile getirmiştim. Bırakın, kimin en büyük olduğuna, en faydalı ve kaliteli hizmeti kimin verdiğine müşteri (bizim örneğimizde okur) karar versin! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama bu olgunluğu sergileyen firma sayısı yok denecek kadar az. Diyoruz ki, müşteriler sizin markanızla sandığınızdan çok daha az ilgileniyor! Özellikle bizimki gibi övgüden çok eleştirinin ilgi gördüğü bir kültüre sahip toplumlarda! Müşteriler için önemli olan, bu ürün ve hizmetlerin hayatlarını kolaylaştırıp kolaylaştırmadığı, hayat kalitelerini arttırıp arttırmadığı! Bu yüzden dergide firmaların bireysel başarı öykülerinden değil, tüm insanlığın hayatını değiştiren teknolojilerden -ve elbette gerektiğinde bu teknolojileri yaratan firmalardan- bahsediyorduk. Ama olmuyor! Yöneticiler, dergilerde kendilerini öven haberler, firmalarını yere göre sığdıramayan basın bültenlerini görmek istiyor! Okurun bu tür yazıları ilk cümlesinde fark edip, bir sonraki sayfaya geçme tavrına rağmen! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Popüler telekomünikasyon makalesinde firmanın teknolojiye katkısına abartmadan değinerek çok kişiye ulaşmak mı? Hayır. Kimse okumasa da olur, yeter ki bizi övün!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi de, siz sektörde tek başınıza değilsiniz ki! Sizi övüp, aynı alandaki en az sizin kadar başarılı rakibinizi neden övmeyeceğiz? Peki ikinizi arka arkaya övdüğümüzde okur bizi neden dikkate alsın? Bu tür yazıların onun bakış açısına bir katkısı var mı? Bu sorular yanıtsız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık bu konudaki talebe daha fazla cevap vereceğiz. Ama başka dergilerin düştüğü tuzağa düşmeden... Okur, okuduğunun reklam mı, haber mi, değerlendirme yazısı mı olduğunu bir bakışta anlayacak. Sayfanın üstünde "advertorial" yazıyorsa bilecek ki, yazıda geçen iddialar firmaya ait. Böylece biz okurumuzu kandırmaya çalışmayacağız, o da bir firmayı övüyorsak, gerçekten övülmeyi hak ettiğini düşündüğümüzü bilecek.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-113199826579911845?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/113199826579911845/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=113199826579911845' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/113199826579911845'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/113199826579911845'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/11/yayn-politikas-hakkknda.html' title='Yayın politikası hakkkında'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-113155373930319081</id><published>2005-11-09T17:52:00.000+02:00</published><updated>2005-11-09T18:28:59.340+02:00</updated><title type='text'>Yayın politikamız değişiyor</title><content type='html'>Aralık sayısından itibaren Tele.com.tr'nin yayın politikasını yeniden belirliyoruz. Buna göre bugüne kadar telekomünikasyon teknolojilerinin popülerleşmesini amaçlayan ve yabancı dergilerde uygulamaları görülen yazı çalışmalarına artık yer vermeyeceğiz. &lt;a href="http://www.tele.com.tr/tumdergiyazilari.asp"&gt;Bu sayfadaki&lt;/a&gt; pek çok yazı bu amaca hizmet etmeyi hedefliyordu, ama Türkiye'de "okur" azlığı, yayınların bu tür yazılara gösterilen düşük ilgiyi finanse etmesine engel oluyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu blog'da daha önce Tele.com.tr'nin içeriğini sektördeki diğer dergilerinkiyle karşılaştırıp, daha 2004'ün Temmuz ayında Türkiye'de iş merkezlerinde &lt;a href="http://www.tele.com.tr/blog_commentodergi.asp?blog_id=9&amp;month=11&amp;year=2005&amp;giorno=&amp;archivio="&gt;"Kablosuz Ağ Güvenlik Araştırması"&lt;/a&gt;nı ilk kez bizim yaptığımızdan bahsetmiştim. Bu tür yazılar mutlaka sektör profesyonellerini memnun ediyordur, ama bu ilgiyi gösteren kişi sayısı çok sınırlı. Ve "bu yayın çizgisini sürdürmek mi, yoksa ticari başarı mı?" sorusunun yanıtı bir süre sonra kendini dayatıyor ve en belirleyici tercih haline geliyor. Bu noktada diğer yayınların (aslında daha iyisini yapamadıkları için yapmak durumunda olduklarını düşündüğüm) çizgisine biraz yaklaşmış olacağız. Artık daha fazla sektörel haber, basın bülteni ve röportaj yer alacak dergide. Ama bunu yaparken yine diğer dergilerin düştüğü tuzağa düşmeyeceğiz, okuduğunuz yazının bir reklam mı, yoksa objektif bir basın bülteni mi olduğu konusunda soru işaretine yer bırakmayacağız. Bunu, yayıncılığın temel ilkelerinden biri olarak değerlendiriyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tercihimin doğru olduğunu ispatlayacağını düşündüğüm bir sürpriz de Aralık sayımızda yer alacak.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-113155373930319081?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/113155373930319081/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=113155373930319081' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/113155373930319081'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/113155373930319081'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/11/yayn-politikamz-deiiyor.html' title='Yayın politikamız değişiyor'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-113070192094223863</id><published>2005-10-30T21:40:00.000+02:00</published><updated>2005-10-30T21:52:00.963+02:00</updated><title type='text'>Türkiye'nin en interaktif web sitelerinden biri</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.tele.com.tr/ziya.gif"&gt;Şuraya tıklayarak&lt;/a&gt; ulaşabileceğiniz ziyaretçi sayımıza bir göz atın. Sonra da &lt;a href="http://www.tele.com.tr/blog_commentohaber.asp?blog_id=1424&amp;telekom=ADSL tarifeleri sizce nasıl olmalı?"&gt;şu adrese&lt;/a&gt; tıklayıp, haberlerimizden birine ne kadar çok okurun görüş bildirdiğine bir bakın. Tüm gazeteler, haber siteleri ve elbette diğer sektörel sitelerle karşılaştırıldığında katılımcı okur/toplam okur oranı en yüksek olan sitelerden birine sahip olduğumuzu söyleyebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalnız merak ettiğim bir şey var... Az da olsa, bazı okurlarımız Tele.com.tr'yi Türk Telekom'un yayın organı sanarak görüş bildiriyorlar. (Bu tür mesajları, diğer okurların da yanlış yönlenmemesi için siliyoruz)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sorunun bizde olduğunu sanmıyorum... Türk Telekom'un "ADSL tarifeleri sizce nasıl olmalı?" diye sorduğu görülmüş şey mi?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-113070192094223863?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/113070192094223863/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=113070192094223863' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/113070192094223863'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/113070192094223863'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/10/trkiyenin-en-interaktif-web.html' title='Türkiye&apos;nin en interaktif web sitelerinden biri'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-113037311680569244</id><published>2005-10-27T03:17:00.000+03:00</published><updated>2005-10-27T03:31:56.823+03:00</updated><title type='text'>Mesafeyi ortadan kaldıran uygulama:  Elektronik abonelik</title><content type='html'>Günün haberi, abonelik seçeneklerimize &lt;a href="http://www.tele.com.tr/elektronikabonelik.asp"&gt;elektronik aboneliğin&lt;/a&gt; eklenmesi... Yurt dışında yaşayan ya da dergiyi bayilerde bulamayan, kuryenin gecikmesinden şikayetçi olan okurlarımızın bu yöndeki taleplerini Kasım sayımızdan itibaren hayata geçiriyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dergiyi her ayın birinde yüksek çözünürlüklü PDF dosyası formatında edinebileceğiniz bu seçenek, basılı dergi aboneliği ile aynı fiyata satılıyor. Kredi kartı ya da banka havalesi ile abone olabiliyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Derginin tüm sayfalarını zaten JPG formatında web sitenizde yayınlıyorsunuz, elektronik aboneliğin avantajı ne?" diye soranlar olabilir. PDF'in sağladığı önemli avantajlar var ve özellikle dergiyi arşivlemek istiyorsanız PDF basılı dergide bile sahip olamayacağınız özellikler sunuyor. Metin araması yapabilme kolaylığı bunlardan biri. Araştırma yapmak için uzun süre bilgisayarı kullandıktan sonra, bir kütüphaneye gidip elime bir kitap aldığımda, aradığım konunun kitapta olup olmadığını araştırmak için Word'den alıştığım arama özelliğine ciddi olarak ihtiyaç duyduğumu fark ediyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca JPEG formatı dergiden bir alıntı yapmanıza olanak vermiyor ve düşük çözünürlük nedeniyle dergiyi okuma tecrübesi beklentilerinizi karşılayamayabiliyor. PDF'te ise resim ve metin seçip kopyalayabilirsiniz. Yazıcı çıktısı aldığınızda dergi kalitesinde sayfalara sahip olacaksınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıntılar &lt;a href="http://www.tele.com.tr/elektronikabonelik.asp"&gt;http://www.tele.com.tr/elektronikabonelik.asp&lt;/a&gt; adresinde.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-113037311680569244?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/113037311680569244/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=113037311680569244' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/113037311680569244'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/113037311680569244'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/10/mesafeyi-ortadan-kaldran-uygulama.html' title='Mesafeyi ortadan kaldıran uygulama:  Elektronik abonelik'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-113025243232458712</id><published>2005-10-25T16:29:00.000+03:00</published><updated>2005-10-25T18:02:25.186+03:00</updated><title type='text'>Firmalar zorda... Peki biz ne yapalım?</title><content type='html'>Uzun bir aradan sonra kaldığımız yerden devam ediyorum. Bu sürede dergiyi takip etmemiş olanlar için kapağına &lt;a href="http://www.tele.com.tr/sayi15.asp?sayfa=1"&gt;"10.000 kilometreden yönetilen dergi: Tele.com.tr"&lt;/a&gt; yazısını taşıdığımız sayıya bir göz atmalarını tavsiye ederim. Sözkonusu sayıda bir grafiker faciası yaşadık, onu da daha sonra anlatacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Telekom sektörünün durumu malum. Serbestleşme sonrasında faaliyete geçmeyi umarak milyonlarca dolar yatırım yapan firmalar umduklarını bulamadı. Sürekli kan kaybediyorlar. Biz de sektör dergisi olarak kamuoyu yaratmaya çalışıyoruz, sektör temsilcilerinin görüşlerine her sayımızda yer veriyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki firmalar bu kriz durumunu yönetmek konusunda başarılı mı? Yoksa plansızlıklarını sektörün diğer bileşenlerine de mi yansıtıyorlar? Bence maalesef bu dönemi atlatmaya çalışırken başarılı bir yönetim sergileyen firma sayısı çok az.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Firmaların yönetimleri sürekli değişiyor. Yöneticiler firmalarından ayrılıyor, kendi şirketlerini kuruyorlar. Olmuyor, geri dönüyorlar. Reklam, tanıtım kampanyaları planlıyor, daha sonra vazgeçiyorlar. Başarısız halkla ilişkiler ajanslarıyla çalışıp, ulusal basında istedikleri kadar yer bulamıyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başarılı bir yönetici sıradan dönemlerde değil, kriz zamanlarında kendini belli eder. Oysa bu bahsettiğim sorunları Türkiye'nin endüstri devi niteliğindeki firmaların bünyesinde faaliyet gösteren telekomünikasyon şirketlerinde görüyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durum bizi nasıl etkiliyor? Son 7 ay içinde karşılaştığımız dört örnek durumu özetliyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düzenlediğimiz fuara katılacağını ilan eden, bizimle görüşmeler yapan, stand yerini görüp ajansına stand planı hazırlatan, fuar katılımını dergide duyurduğumuz bir firma fuara bir hafta kala katılım kararından vazgeçtiğini belirterek koca bir alanı bir hafta kala boşaltıyor. Bu tarihten itibaren genel müdür telefonlarımıza çıkmıyor, e-postalarımıza yanıt vermiyor. (Sözkonusu genel müdür daha sonra halkla ilişkiler ajansı aracılığıyla dergide görüş bildirmek istediğinde "Daha önce bir iletişimsizlik sorunu yaşamıştık, bu röportajın bunun giderilmesine vesile olmasını dilerim" deyip yayınlıyorum, bu mesaja da yanıt alamıyorum. Genel müdür ya e-posta kullanamıyor, ya da yanıtlayacağı mesajları "çok" ince bir elemeden geçiriyor)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Firmalardan biri ile 12 aylık anlaşma yapıyoruz. Sözleşmeyi imzalamalarını beklerken "sözleşme derginin yayınına yetişmeyecek ama lütfen reklamı yayınlayın, en kısa sürede imzalayıp göndereceğiz" ifadesini de sözlü sözleşme sayıp reklamı yayınlıyoruz. 15 gün sonra daha önce şirketten ayrılan eski yönetim şirkete geri dönüyor ve kendileri yokken yapılan tüm anlaşmaları geçersiz sayıyorlar. Hukukta yeri olan sözlü sözleşmeyi yok saymak iş ahlakıyla bağdaşmıyor, ama burada işler böyle yürüyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Reklam konusunda anlaştığımız bir diğer firma sözleşmeyi aldığında "Biz sizi Türk Telekom'un çıkardığı bir dergi sanmıştık, değilmişsiniz. Reklamdan vazgeçiyoruz" diyor. Derginin içeriğine birkaç saniye göz atarak Türk Telekom tarafından yayınlanıyor olamayacağını anlamayan bir Genel Müdür, bir telekomünikasyon şirketini yönetiyor! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yabancı bir firma "Size bir makale göndereceğiz, yayınlar mısınız?" diye soruyor. "Gönderin, değerlendirelim" diyoruz. Elimize ulaşan, metin, bırakın makale olmayı, bir basın bülteni bile değil, bir reklam metni... Firmanın temsilcisine makale ile advertorial arasındaki farkı anlatıyoruz. Bir başka metin gönderiyor. Yine kendilerinden bahseden bir yazı, ama kendi ülkelerindeki telekomünikasyon sektörünün durumuna dair ipuçları verdiği için yayınlıyoruz. Aynı ay, aynı metni bir başka dergide daha görünce yabancı dostumuzun basın ilişkilerini yürütmek konusunda bu kadar başarısız olabileceğini öngörmediğimiz için kendimize kızıyoruz. Dostumuz hala bu firmanın Türkiye bürosunda üst düzey yönetici olarak çalışıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun lafın kısası, henüz bir buçuk yaşımıza ulaşmadan sektörde işlerin nasıl yürüdüğüyle ilgili olarak oldukça net bir bakış açısına sahibiz ve ben artık kişisel olarak bazı firmaların başarısızlığını, yöneticilerinin niteliksizliğine bağlıyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-113025243232458712?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/113025243232458712/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=113025243232458712' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/113025243232458712'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/113025243232458712'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/10/firmalar-zorda-peki-biz-ne-yapalm.html' title='Firmalar zorda... Peki biz ne yapalım?'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-112379604564468857</id><published>2005-08-12T00:04:00.000+03:00</published><updated>2005-08-12T00:34:05.653+03:00</updated><title type='text'>Yolculuk zamanı...</title><content type='html'>Yüksek lisans eğitimim için ABD'ye gideceğimden &lt;a href="http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/07/telekomnikasyonun-gcn-ispatlayan.html"&gt;bahsetmiştim&lt;/a&gt;. Yolculuğa üç gün kaldı. Ekibimizle, grafikerimizle, reklam ajansımızla bundan sonra işlerin nasıl yürüyeceği ile ilgili öngörebildiğimiz her ayrıntıyı görüşmeye çalıştık. Yerleşme sürecinin ne kadar süreceğini şimdilik bilemiyorum. Ben oradayken çıkaracağımız ilk sayı olan Eylül sayısının hazırlanma hikayesine Ekim sayımızda yer vereceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben birkaç cümleyle bu "gitme" projesinin nasıl geliştiğini anlatacağım. ABD'de okuma planının gündemime girdiği ilk dönem ortaokul dönemimdi. En yakın arkadaşımın annesi ABD'de çalışmaya başlayacaktı ve bir süre sonra arkadaşımı da yanına alıp oradaki bir okula yerleştirecekti. Arkadaşım benim de onunla gitmemi, lise eğitimimize orada başlamamızı önerdi. Bu teklif beni benden almıştı ama hem bu tür talepleri aileme kabul ettirmek konusunda güçler dengesi oldukça aleyhime işliyordu, hem de arkadaşımın annesi bir süre sonra Türkiye'ye geri dönerek bu planın gerçekleşmesini tamamen imkansızlaştırdı. İkinci denemem, üniversitenin üçüncü yılında aldığım eğitimden hoşnut olmadığım için bir ABD üniversitesine geçme planıyla somutlaştı. Ama not ortalamam iyi olmadığı için bu geçiş kolay değildi ve danışman şirket bile beni oraya göndermenin bir yolunu öneremedi, okulumu bitirip denememi daha akıllıca buldular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birkaç ay önce bir halkla ilişkiler ajansından, &lt;a href="http://www.sabanciuniv.edu/kcenter"&gt;Sabancı Üniversitesi'nin bir yüksek lisans programı&lt;/a&gt;nı tanıtan bir e-posta aldım. Bölüm ilgimi çekti, hatta tanıtım toplantısına katılmak için form doldurarak kayıt oldum. Ancak programın ücretinin yıllık 15.000 YTL olduğunu öğrenince okul gündemimden çıktı. Bunu gören eşim, "Bu bedelin daha altında bir miktarla ABD'de okumak mümkün. Ne dersin? ABD'ye gitmek için bu son şansın olabilir" dedi. Bu cümlenin tamamlanması ile, vizemizi aldığımız tarih arasında 31 gün olduğunu söylersem belki inandırıcı olmayacağım. Ama üniversitedeyken başvurumu kabul etmeyen okula başvuru tarihinin sonunda başvurup, kabul edilip, iki sınava girip, referans mektuplarımı tamamlayıp, vizemi almak gerçekten bu kadar sürdü. Hayatım boyunca çok planlı olmamış biri olarak bu süreci organize etmek beni biraz yordu, ama umarım değecek...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-112379604564468857?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/112379604564468857/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=112379604564468857' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/112379604564468857'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/112379604564468857'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/08/yolculuk-zaman.html' title='Yolculuk zamanı...'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-112362558193725793</id><published>2005-08-10T00:54:00.000+03:00</published><updated>2005-08-10T01:13:01.946+03:00</updated><title type='text'>Basılının adı, elektroniğin tadı</title><content type='html'>Tele.com.tr web sitesini artık çok sık güncelliyoruz. Güncel haberlerle birlikte zaman zaman sitede dergide daha önce yayınlanmış yazılara da yer veriyoruz. Hatta bu ay, dergide yayınlanmadan önce sitede yayınladığımız yazılar da oldu. Bir yayın yönetmeni için radikal bir karar sayılır... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu deneyim, şunu gösterdi;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Firmalar, kurumlar basılı yayınları İnternet yayınlarından daha fazla önemsiyor. Bir röportajlarını dergide değil, yalnızca sitede yayınladığımızda burun kıvırıyorlar. Reklamverenler İnternet'i büyük oranda "kayıp mecra" olarak görüyor. Elle tutulmayan, masada durmayan bir yayının pek çok kişi için ağırlığı yok. Bu yüzden basının gücü denen kavram aslında daha çok basılı ve görsel basın için sözkonusu, İnternet için değil... Bunda İnternet yayıncılığında yapılan hataların da payı var. Geçtiğimiz günlerde bir haber sitesinde Türk Telekom satışının arkasında Uzanlar'ın olduğunu iddia eden bir manşet gördüm. Haberin kaynağı belirtilmemişti. Aynı günün akşamında siteye girdiğimde haber sitenin hiçbir yerinde yoktu, belli ki doğrulanamayan bir iddia asılsız çıktığı için geri çekilmişti. Açıklama yapma gereği duyulmadan... İnternet'te sadece bu süre içinde siteyi ziyaret edenlerin gözünde itibar kaybedersiniz ama basılı yayında bunu yapamazsınız, dergi arşivlerde yerini almıştır bile... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- Evet basılı yayınlar daha güçlüdür ama aynı oranda tanınan bir İnternet yayını bence daha fazla kişi tarafından okunur. Kendimden biliyorum, bir derginin birkaç yazısını başından sonuna okumaya ya tatildeysem, ya da uzun bir yoldaysam zaman ayırabiliyorum. Benzer bir şekilde, çok yankı bulacağını düşündüğüm bir konudaki yazı dergide yayınlandıktan sonra o konuda hiç okur mektubu almadığımız halde, siteye konduğunda hem çok fazla okunduğunu takip edebiliyor, hem de gelen yorumlardan yarattığı etkiyi görebiliyorum. Bunu yalnızca İnternet'in sınırsız sayıda insana ulaşma potansiyeli ile açıklamak olanaksız. İnsanların okuma alışkanlıkları bence elektronik ortama ciddi bir biçimde kaymış durumda. Yazarlarımızdan biri bile (adını vermeyeyim, utanabilir) aylar önce dergide yer alan bir yazıyı sitede okuduktan sonra "yazıdaki bilgilere nereden ulaştın?" diye sordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun lafın kısası, reklamverenler ve kurumlar basılı yayınları daha çok önemsiyor, ama okurlar erişilebilirlik, arşiv olanakları, günlük yaşama alışkanlıkları ve bilmediğim başka sebeplerle, İnternet'i tercih ediyor. Bu durumda biz dergiyle siteyi aynı ağırlıkta önemseme kararımızla, iki cephedeki rakiplerimize karşı önemli bir avantaj sağlayabileceğiz. Çünkü dergideki yazı ve reklamlara sitede, sitedeki görüşlere ise dergide yer vererek hem kalıcı oluyor, hem de çok kişiye ulaşıyoruz!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-112362558193725793?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/112362558193725793/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=112362558193725793' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/112362558193725793'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/112362558193725793'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/08/baslnn-ad-elektroniin-tad.html' title='Basılının adı, elektroniğin tadı'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-112289269191765522</id><published>2005-08-01T13:35:00.000+03:00</published><updated>2005-08-01T13:38:11.930+03:00</updated><title type='text'>Bol fındıklı dergi çalışması!</title><content type='html'>Blogu ve dergimizin sitesini takip edenlerin bildiği gibi Yayın Yönetmenimiz Ekim Bey, on beş gün sonra yüksek lisans eğitimini yapmak üzere ABD’ye gidiyor. O Amerika’dan yönetirken dergiyi, buradaki işlerin eksiksiz yürüyebilmesi için tüm bildiklerini bana ve diğer arkadaşlarımıza aktarıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nedenle, genellikle katılmadığım ‘mizanpaj’ çalışmasına, bundan sonra katılacak olmam ve nelere dikkat etmem gerektiğini görebilmek için katıldım. Gerçekten yorucu ve bir kaç güne yayılması gereken bir süreç. Bu yorgunluğu bütün gün fındık yiyerek attık. :) Bir torba dolusu fındığın kabuklarının görüntüsü adeta çalışma sonrası yaşanan yorgunluğun resmi gibiydi. Ki bu resmi ben çekmeye çalıştım, fakat başarılı olamadığım için burada sizinle paylaşamıyoruz maalesef. :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sözün kısası tele.com.tr bu ay yine bomba gibi. Gündemdeki konular, röportajlar ve inceleme-araştırma yazılarıyla Temmuz – Ağustos sayısının tüm okuyucularımızın beklediğine değdiğine inanıyorum. Umarım sizler de dergiyi okuyunca benimle aynı düşünceleri paylaşırsınız&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-112289269191765522?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/112289269191765522/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=112289269191765522' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/112289269191765522'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/112289269191765522'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/08/bol-fndkl-dergi-almas.html' title='Bol fındıklı dergi çalışması!'/><author><name>huseyin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17437783205831042257</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-112241248532682914</id><published>2005-07-27T00:08:00.000+03:00</published><updated>2005-07-27T00:14:45.333+03:00</updated><title type='text'>Hiçbir iletişim yöntemii güvenli değil!</title><content type='html'>Daha önce telefon görüşmelerimizin gizliliğinin neden bulunmadığına &lt;a href="http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/06/mit-talimatna-gerek-yok-trk-telekom.html"&gt;değinmişim.&lt;/a&gt; Metni "İletişim için kullandığınız şebeke size ait değilse, ona hiçbir zaman güvenmeyin." cümlesiyle bitirmiştim. Gerçekten de yalnızca telefon değil, faks, e-posta, sms, aklınıza gelen hiçbir iletişim yöntemi "güvenli" değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eski iş arkadaşlarımdan biri, şu anda iş ilişkisi içinde bulunduğum bir firma yöneticisinin kuzeni çıktı. Peki bu bağlantı nasıl ortaya çıktı dersiniz?  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eski iş arkadaşım bir sistem mühendisi. Kuzeninin e-posta problemi için ofisine gidip Exchange sunucusunu incelemeye başlamış. Sorunu giderdikten sonra da sunucuya düşen e-postalarla karşı karşıya kalmış. Bingo! Gelen e-postalardan birinin bana ait olduğunu görmüş ve kuzenine benimle nereden tanıştığını sormuş. Sohbet bu şekilde gayet arkadaşça gelişti. Ama ben elbette sözkonusu yöneticiye bir mesaj gönderirken bunun (eski iş arkadaşım da olsa) başka biri tarafından okunma ihtimalini aklıma getirmemiştim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asla (ama ASLA!) hiçbir iletişim aracını özel mesaj göndermek için kullanmamalıyız!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-112241248532682914?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/112241248532682914/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=112241248532682914' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/112241248532682914'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/112241248532682914'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/07/hibir-iletiim-yntemii-gvenli-deil.html' title='Hiçbir iletişim yöntemii güvenli değil!'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-112231968456152865</id><published>2005-07-25T22:17:00.000+03:00</published><updated>2005-07-25T22:29:32.893+03:00</updated><title type='text'>Dergi çalışmasındayız</title><content type='html'>Blog'a yazmaya hiç bu kadar uzun süre ara vermemiştik... Malum ay sonu, ve biz de yoğun bir dergi mesaisi içindeyiz. Ama ziyaretçi istatistiklerine bakıp da "daha önce siteye gelen ziyaretçi" sayısını görünce, onlara ayıp etmemek için gelişmelerden bahsederek de olsa bir metin girmeliyim diye düşündüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ana başlıklar şöyle: &lt;a href="http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/07/telekomnikasyonun-gcn-ispatlayan.html"&gt;Gidişime&lt;/a&gt; yaklaştıkça yapmam gerekenler artıyor. Hem web sunucusuna yapılması gereken acil müdahaleleri, hem TV'den video kaydının nasıl yapılacağını, hem mizanpajda grafiker arkadaşa ne gibi müdahalelerde bulunduğumu, hem de ofisteki yalnızca benim kullandığım bazı cihazların kullanımını iş arkadaşlarıma aktarmak, bir taraftan dergi hazırlığını yürütmek, diğer taraftan transit vize almak, ADSL hattımı kapattırmak, sağlık sigortamı transfer ettirmek, arabamın garajda kalacağı sürede çürümemesi için yapmam gerekenleri öğrenmek, yavaş yavaş çantamı hazırlamaya başlamak (neler koyacağıma karar vermek haftalarca sürecek bir beyin fırtınası gerektiriyor) durumundayım. Bir taraftan da uzun süre sonrasında ilk kez tatil fırsatı bulacağım önümüzdeki hafta tüm bu çalışmaları bırakıp tatile nasıl gideceğimi düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://www.tele.com.tr/haberresim/23072005.gif" width=400&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Web sitemizin ziyaretçi sayısı gözle görülür şekilde arttı. Bunda Murat Büke'nin desteğiyle gün içinde güncel haberleri girmeye başlamamız ve e-posta listemize tekrar günlük bülten göndermemizin dışında, Telekomünikasyon Kurumu'nun &lt;a href="http://www.google.com.tr/search?hl=tr&amp;q=ka%C3%A7ak telefon&amp;meta="&gt;kaçak telefonlar&lt;/a&gt; için çalışmalarının güncelliği, &lt;a href="http://www.google.com.tr/search?hl=tr&amp;q=oks s%C4%B1nav sonu%C3%A7lar%C4%B1&amp;meta="&gt;OKS&lt;/a&gt; ve ÖSS sonuçlarının açıklanması ve GSM operatörlerinin bu sınavlarla ilgili servislerinin sitemizde duyurulması gibi sebepleri var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aramıza yeni katılan Kerem Fındık'a bu vesileyle hoşgeldin diyor ve dergi çalışması sonrasında eski güncelleme periyodumuza dönmeyi umuyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-112231968456152865?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/112231968456152865/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=112231968456152865' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/112231968456152865'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/112231968456152865'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/07/dergi-almasndayz.html' title='Dergi çalışmasındayız'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-112163753720143994</id><published>2005-07-18T00:50:00.000+03:00</published><updated>2005-07-18T00:58:57.220+03:00</updated><title type='text'>Uluslararasılaşıyoruz</title><content type='html'>Önümüzdeki sayıdan itibaren derginin bazı yazılarının İngilizce çevirilerine de derginin sayfalarında yer vereceğiz. Yurt dışından sıklıkla derginin İngilizce versiyonu bulunup bulunmadığıyla ilgili sorular alıyoruz. Özellikle yabancı telekomünikasyon firmalarının Türkiye ya da Ortadoğu temsilciliğini yürüten yetkilileri "maalesef dergimiz şimdilik yalnızca Türkçe yayınlanıyor" yanıtı ile hayal kırıklığına uğruyorlardı. Ben de bu yanıtı vermekten hiç hoşnut değildim. Artık hem dergide hem web sitesinde, İngilizce pek çok metin bulunacak. Türk Telekom'un yabancı bir firma tarafından satın alınmasının arifesinde bunun faydalı olacağından şüphem yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir haber de, bugüne kadar turk.internet.com'da yazan Ankara Temsilcimiz Murat Büke'nin artık tele.com.tr web sitesi için günlük haberler yazacak olması. Bu bize önemli bir katkı olacak, Murat da güncel bir haberi anında yayına sunabilmenin rahatlığını yaşayacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sürpriz, sürpriz dediğim şey odama bir IP kamerası koyup gün içinde okurlarımıza beni izleme olanağı sunmaktı ama modemimiz IP dönüştürme işini başaramayınca uğraşmaktan vazgeçtim. Bu hafta ilk &lt;a href="http://www.tele.com.tr/webseminerleri.asp"&gt;web seminerimizi&lt;/a&gt; yayınlayacağız!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-112163753720143994?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/112163753720143994/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=112163753720143994' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/112163753720143994'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/112163753720143994'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/07/uluslararaslayoruz.html' title='Uluslararasılaşıyoruz'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-112110451816982168</id><published>2005-07-11T20:14:00.000+03:00</published><updated>2005-07-11T20:55:18.176+03:00</updated><title type='text'>Telekomünikasyonun gücünü ispatlayan telekomünikasyon dergisi</title><content type='html'>Yapacağımı söylediğim sürpriz bu değildi ama bu da bizi yakından takip edenler için sürpriz olacak. Bir terslik olmazsa gelecek aydan itibaren önümüzdeki iki yıl boyunca Bilgi Teknolojileri Yönetimi alanında yüksek lisans eğitimi yapmak üzere ABD'nin Virginia eyaletinde yaşayacağım. "Dergi ne olacak?" sorusuna, cevap vermekten çok zevk alıyorum; "Oradan çıkarmaya devam edeceğim!" Web, e-posta, FTP, messenger ve Skype gibi ihtiyacım olan araçların tümü elimin altında olacak. Türkiye'dekinden çok daha düşük bir fiyata çok daha yüksek hızda İnternet erişimi alabildiğim için işletme giderlerinin azalacağı bile söylenebilir. Bu yazının başlığındaki sloganı ise önümüzdeki aydan itibaren hak ederek kullanıyor olacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Odamın karşısındaki masada oturan Reklam Sorumlumuz Gül, sağ taraftaki Editör Yardımcımız Hüseyin ve kendi odasındaki Muhasebecimiz Savaş ile haftalık toplantılarımızı MSN Messenger üzerinden yapıyoruz. Dolayısıyla benim o odada olmamam, çalışma alışkanlıkları açısından bir değişikliğe yol açmayacak. Tek fark, yedi saatlik fark nedeniyle onların mesaisini yakalamak için çok erken kalkmak zorunda olmam olacak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Grafikerimiz sayfa tasarımlarını PDF formatında bana iletecek, yapmasını istediğim değişiklikleri ona yine MSN'den ileteceğim. Bugüne kadar hep birlikte sabahladık, artık o sabahlarken ben dersten çıkmış ve eve varıp bilgisayar başına geçmiş olacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okula yakın ev bulmak konusunda emlak siteleri ve Google Maps'ten faydalandık. Eskiden yurt dışında okumaya gidenler bir belirsizlik kuyusuna düşmüş gibi olurlardı, şimdi okul binasının ve evimizin nasıl göründüğünden bile haberdarım. &lt;a href="http://maps.google.com/maps?q=3957+Pender+Dr.+Fairfax,+VA,+22030&amp;spn=0.004739,0.007308&amp;t=k&amp;hl=en"&gt;Kavşağa yakın, X şekline benzeyen bina!&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-112110451816982168?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/112110451816982168/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=112110451816982168' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/112110451816982168'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/112110451816982168'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/07/telekomnikasyonun-gcn-ispatlayan.html' title='Telekomünikasyonun gücünü ispatlayan telekomünikasyon dergisi'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-112074878086662686</id><published>2005-07-07T17:57:00.000+03:00</published><updated>2005-07-07T18:06:20.873+03:00</updated><title type='text'>Turkcell çalıyor, biz dinletiyoruz</title><content type='html'>Aynı hizmeti Avea da verdiği halde, Turkcell'in bulduğu isimle "Çalarken Dinlet", sanırım 12-20 yaş arası gençliğin özlemle yanıp tutuştuğu bir servismiş. Google'da Çalarken Dinlet'i &lt;a href="http://www.google.com/search?sourceid=navclient&amp;ie=UTF-8&amp;rls=GGLG,GGLG:2005-22,GGLG:en&amp;q=%C3%A7alarken+dinlet"&gt;aradığınızda&lt;/a&gt; gelen ilk iki sonuç, bizim web sitemize ait. Ve Google bu hizmeti veren Turkcell'in sitesine ait hiçbir sonuç göstermiyor. Çünkü Turkcell bu sözcükleri &lt;a href="http://www.turkcell.com.tr/index/0,1028,92901,00.html"&gt;ÇalarkenDinlet&lt;/a&gt; şeklinde birleşik olarak yazıyor. Bu yüzden Turkcell bu hizmete ait &lt;a href="http://www.calarkendinlet.turkcell.com.tr"&gt;bir site&lt;/a&gt; yaptığı halde ancak &lt;a href="http://www.google.com/search?sourceid=navclient&amp;ie=UTF-8&amp;rls=GGLG,GGLG:2005-22,GGLG:en&amp;q=%C3%A7alarkendinlet"&gt;birleşik halini&lt;/a&gt; yazdığınızda gelen sonuçlar arasında yer alabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gençlerimiz bu servisten nasıl faydalanacaklarını arayıp da sadece bize ulaştıklarından, sorularını da &lt;a href="http://www.google.com/url?sa=U&amp;start=1&amp;ei=7EPNQo_oMZ6MiAKk_K2SCw&amp;sig2=rA7Ot6xESsYR3eyFH0fFmQ&amp;q=http://www.tele.com.tr/blog_commentobasin.asp%3Fblog_id%3D711%26month%3D4%26year%3D2005%26giorno%3D%26archivio%3D&amp;e=9711"&gt;bize yöneltiyorlar&lt;/a&gt;. Okuduğunuzda bu çocuklar için bu servisin ne kadar hayati olduğunu fark edeceksiniz. Bu metin yazılırken sayfada tam 34 yorum vardı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alın size operatörlerin "Katma değerli hizmet" diye öve öve bitiremedikleri bir hizmet... GSM operatörlerinin kârlarına kâr eklemesini sağlayacak servisleri yaratanları kutluyor, bu gençlerle bu hizmetin hayatlarına ne kattığıyla ilgili bir röportaj yapmayı düşünüyorum&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-112074878086662686?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/112074878086662686/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=112074878086662686' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/112074878086662686'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/112074878086662686'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/07/turkcell-alyor-biz-dinletiyoruz.html' title='Turkcell çalıyor, biz dinletiyoruz'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-112064110770613325</id><published>2005-07-06T12:08:00.000+03:00</published><updated>2005-07-06T12:11:47.710+03:00</updated><title type='text'>Bir kazıklama girişimi öyküsü</title><content type='html'>Pazarlama ile ilgili olduğu için buraya yazmak yerine Eylül'ün pazarlama blog'una göndermeyi tercih ettim. &lt;a href="http://eylulce.blogspot.com/2005/07/ilgin-bir-pazarlama-kaz.html"&gt;Buraya&lt;/a&gt; tıklayarak okuyabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni bir sürprizi bir-iki gün içinde buradan duyuracağım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-112064110770613325?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/112064110770613325/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=112064110770613325' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/112064110770613325'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/112064110770613325'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/07/bir-kazklama-giriimi-yks.html' title='Bir kazıklama girişimi öyküsü'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-112040633934986062</id><published>2005-07-03T18:36:00.000+03:00</published><updated>2005-07-03T18:58:59.356+03:00</updated><title type='text'>Bir itiraf ve özür...</title><content type='html'>&lt;img src="http://www.tele.com.tr/haberresim/cuma.gif" align=left hspace=5&gt;Türk Telekom ihalesinde teklif zarflarının açıldığı ve ihale sonucunun belirlendiği gün, web sitemiz her zamankinin epey üstünde bir ziyaretçi sayısına ulaştı. Belli ki ihale ile ilgili ayrıntıları web sitemizden öğrenebileceğini düşünen pek çok okurumuz vardı. Onların bu beklentisini boşa çıkarmış olmamız benim hatamdan kaynaklanıyor. Gerekirse TRT2'de naklen yayınlanan bölümü ofislerinden izleyemeyenler için sitemizde yayınlayabilirdik bile... Bir dahaki sefere böyle kritik bir etkinliği tele.com.tr web sitesinde mutlaka bulacağınızı bildirerek, okurlarımızdan özür diliyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-112040633934986062?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/112040633934986062/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=112040633934986062' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/112040633934986062'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/112040633934986062'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/07/bir-itiraf-ve-zr.html' title='Bir itiraf ve özür...'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-112025498256570456</id><published>2005-07-02T00:34:00.000+03:00</published><updated>2005-07-02T09:41:46.956+03:00</updated><title type='text'>Türk Telekom satılıyor mu ne?</title><content type='html'>Türk Telekom'un 21. yüzyıla yakışan bir çehreye kavuşmasının yolunun özelleştirmeden geçtiğini düşünenler bugün sevinmiş olabilir. &lt;a href="http://www.saudioger.com/"&gt;Oger Telecom&lt;/a&gt;, 6 milyar 550 milyon dolar ödeyerek Türk Telekom'un %55'i için açılan ihaleyi &lt;a href="http://www.tele.com.tr/blog_commentohaber.asp?blog_id=995"&gt;kazandı.&lt;/a&gt; Ama henüz sevinebileceğimiz noktadan çok uzaktayız. Bu günün gelmesini bekleyenler arasında satışı destekleyenlerden daha fazla, köstek olmak isteyenler var! Şimdi sendikalar, Türk Telekom çalışanları, Mümtaz Soysal'lar, partiler, odalar, örgütler ardı ardına satışı engellemek üzere davalar açacak ve süreç uzadıkça uzayacak. (2 Temmuz'da gelen haber: &lt;a href="http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0,,sid~1@w~1@nvid~598636,00.asp"&gt;Başladı bile!&lt;/a&gt;)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk Telekom'a önerilen fiyat, özelleştirilmesi çeşitli sebeplerle gerçekleştirilemeyen diğer tüm kamu kurumlarından daha fazla olmakla birlikte, Oger Telecom'un yöneticileri masalarına oturana kadar sevinmenin erken olacağını düşünüyorum. (Belki de hiç oturamazlar!) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://www.tele.com.tr/haberresim/pauldoany.jpg" align=left hspace=5&gt;Haberi alır almaz Oger Telecom Genel Müdürü Paul Doany'e kendimi tanıttım ve bir röportaj talebinde bulundum. Kafasını kaşıyacak vakti olmadığından eminim ama kabul edecek olursa kendi sorularıma ek olarak blog'umuz aracılığıyla okurlarımızdan soru toplayarak kendisine yönelteceğim. Şimdiden sorularınızı bu metne yorum olarak ekleyebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün gün boyu ihalede en yüksek teklifi veren Etisalat ile Oger Telecom yöneticileri ile Özelleştirme İdaresi bürokratları arasında yüzyüze pazarlık yaşandı. Üzerinde konuşulan miktar milyar dolar mertebesinde olunca, bu "pazarlık" nasıl gerçekleşiyor, hiç gözümün önüne getiremiyorum. Bürokratlar "Yuvarlak hesap 7 milyar dolar olsun, şuna bir &lt;strong&gt;450 milyon dolarcık (*)&lt;/strong&gt; daha ekleyiverin" diyor, Oger'ciler de "&lt;strong&gt;100 milyon dolar bile&lt;/strong&gt; fazla veremeyiz, daha TT'ye yapacak bir sürü yatırımımız var" mı diyordur sizce?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(*) Yaklaşık 585 trilyon TL&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-112025498256570456?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/112025498256570456/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=112025498256570456' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/112025498256570456'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/112025498256570456'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/07/trk-telekom-satlyor-mu-ne.html' title='Türk Telekom satılıyor mu ne?'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-112015693181860125</id><published>2005-07-01T20:42:00.000+03:00</published><updated>2005-06-30T21:44:37.396+03:00</updated><title type='text'>Tele.com.tr Televizyonu yayında!</title><content type='html'>Yaz geldi, hep bir "eğlence" peşindeyim... Bazı ürünlerin gözlerimi parlattığından &lt;a href="http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/06/ilk-kiisel-denizaltm.html"&gt;bahsetmiştim&lt;/a&gt;. Bugün yine oldu. &lt;a href="http://www.oddcast.com"&gt;Oddcast&lt;/a&gt; adlı yazılımı keşfettim ve kayıt olmaya karar vermem iki dakika sürdü. Ve artık sağ sütunda bir ekranımız var. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://imageserver4.textamerica.com/user.images.x/67/IMG_380867/_0919/T40409190103430.jpg" target="_blank"&gt;&lt;img src="http://imageserver4.textamerica.com/user.images.x/67/IMG_380867/Thumb/_0919/T40409190103430.jpg?0.0.380867.0" hspace=5 align=left border=0&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://www.google.com/search?num=100&amp;hl=en&amp;rls=GGLG%2CGGLG%3A2005-22%2CGGLG%3Aen&amp;biw=1003&amp;q=podcast&amp;btnG=Search&amp;lr="&gt;Podcast&lt;/a&gt; de neymiş, Oddcast ile adeta kendi televizyonumuzu kurduk ve artık size kendimizi sesli olarak da anlatacağız. TV yayınını sık sık güncelleyeceğim. (Güncellendiğini, üzerimdeki kıyafetin ve arka planın değişmesinden anlayacaksınız)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekrandaki karakterin bana benzeyip benzemediğine karar vermek için resmime tıklayın!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-112015693181860125?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/112015693181860125/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=112015693181860125' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/112015693181860125'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/112015693181860125'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/07/telecomtr-televizyonu-yaynda.html' title='Tele.com.tr Televizyonu yayında!'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-112007956459420840</id><published>2005-06-30T23:40:00.000+03:00</published><updated>2006-12-14T19:11:58.556+02:00</updated><title type='text'>Free mail list, E-mail lists, Bulk e-mail, E-mail addresses</title><content type='html'>Kısa açıklama:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar ikiye ayrılır: Spam'den nefret edenler, ve spam yapanlar. Spam yapanların bazıları (genellikle yurt dışı kaynaklı olanlar) kendi adreslerini gizlemeyi başarsa da, bizimkiler genelde bir sitenin ya da şirketin tanıtımını yaptıklarından, daha kolay avlanabiliyorlar. İzniniz olmadan e-posta adresinize tanıtım mesajı atan, ve üstüne üstlük spam listelerinden kolayca çıkma olanağı vermeyen firma ve kişilerin sitelerine gidin, e-posta adreslerini öğrenin. sonra size gönderdikleri spam'le birlikte, onların adreslerini bu metnin en altına yorum olarak ekleyin. Böylece onları spam robotlarına kurban edelim, spam almanın ne kadar sinir bozucu olduğunu görerek anlasınlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Masum insanların listeye eklenmesini engellemek için, aldığınız spam'deki "header" bilgilerini de mesaja eklemeniz gerekmektedir. Header bilgisini nasıl edineceğinizi, kullandığınız e-posta yazılımını sol sütundan seçerek, şu sitede öğrenebilirsiniz:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.utmem.edu/spam/ (İngilizce)&lt;br /&gt;&lt;hr noshade size=1&gt;&lt;br /&gt;Uzun açıklama ve bu site neden açıldı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://www.tele.com.tr/haberresim/spam(1).gif" align="left" hspace=5&gt;Başlık biraz sıradışı oldu... İlk aklıma gelen başlık "Badanacılar da spam'e başlarsa..." idi ama, Google'ın bu sayfayı indekslerken kullanmasını istediğim anahtar kelimeleri belirlemek için bu sözcükleri seçtim. Çünkü artık canıma tak etti. Sol üstte, tanıtım için spam'i seçen bir badanacının e-posta mesajında kullandığı resmin 4/5 oranında küçültülmüş halini görüyorsunuz. Listesine nasıl girdim bilmiyorum ama, ne Avrupa Yakası'nda bir badanacıya ihtiyacım var, ne de ihtiyaç duyduğumda spam'ci bir badanacıyı tercih ederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Spam'cilere kendi dillerinden yanıt vermek gerekiyor. Genellikle "Beğenmiyorsanız silin, elinize yapışmaz" yaklaşımında oluyorlar. Ancak bir yıl boyunca aldığımız spam e-postalara harcanan toplam bant genişliği ve mesaiyi hesapladığınızda, suçlarının hiç de o kadar basit olmadığını görüyorsunuz. (Bu istatistiklere &lt;a href="http://www.tele.com.tr"&gt;Tele.com.tr&lt;/a&gt;'nin ilk sayılarından birinde yer vermiştik, yakında burada yayınlayacağım)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu bir ASP scripti aracılığıyla ne zamandır yapmak istiyordum ama kodunu yazmaya vakit bulamadım. Bir forma gireceğim adresi 50 adet e-posta listesine aynı anda kaydeden bir kod yazıp, bana spam gönderen herkesin adresini buraya girmeyi planlıyordum. "Titiz" Badana, bu planımı daha acil olarak gerçekleştirmemi sağlayacak bu blogu bana yazdırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana spam gönderenlerin adreslerini, spam listesi hazırlayıp satan spam robotlarına yem edeceğim. Bu sayfayı sık kullanılanlar listeme ekleyip, her gün en az bir spam'ciyi kendi tuzağına düşürmek istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte başlıyoruz:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Free e-mail list:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="mailto:gokhan@grafikhan.com"&gt;e-mail: gokhan@grafikhan.com&lt;/a&gt; (Spam'ci badanacı)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(*) Bu robotlar, başka bir web sitesinden en az bir link verilen web sitelerini gezip, sayfa kodunda e-posta adresi bulduğunda kaydediyor ve uzun bir listeye ulaşıldığında, bunu spam'cilere satma olanağı sağlıyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-112007956459420840?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/112007956459420840/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=112007956459420840' title='180 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/112007956459420840'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/112007956459420840'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/06/free-mail-list-e-mail-lists-bulk-e.html' title='Free mail list, E-mail lists, Bulk e-mail, E-mail addresses'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>180</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-112002310122279015</id><published>2005-06-29T08:22:00.000+03:00</published><updated>2005-06-29T08:31:41.226+03:00</updated><title type='text'>Google Maps adlı aracın gücü</title><content type='html'>&lt;img src="http://www.siliconbeat.com/entries/stealth-bomber.jpg" align=left hspace=5&gt;&lt;a href="http://maps.google.com"&gt;Google Maps&lt;/a&gt;, yalnızca CIA'nin elinde olduğunu düşündüğümüz bir aracı hepimizin kullanımına sunan inanılmaz bir uygulama. Uydu görüntüleri özelliği ile birleşince, Google'ın harita hizmeti bu alandaki rekabetin de kazananını belirlemiş durumda. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alman &lt;a href="http://www.siliconbeat.com/entries/2005/05/27/google_maps_stealth_bomber.html"&gt;Spiegel Dergisi&lt;/a&gt;'nin İnternet versiyonu yazarları, Google'ın bir askeri üste görüntülediği Stealth modeli uçağı fark etmiş. Görüntülenmesi yasak olan üssün resmi yıllar önce çekilmiş olsa da, 11 Eylül sonrası paranoya düzeyi iyice artan ABD'de böyle bir durumun kabul edilebilir olmadığı açık. Diğer taraftan, sıradan kullanıcıya, "park etmiş" bir Stealth'i evinden izleme zevkini sunduğu için oldukça eğlenceli ve "işte bilgi teknolojilerinin gücü" dedirten bir durum. ABD'de bir şirketin bu görüntüleri tüm dünyanın kullanımına sunabilme olanağına sahip olduğunu düşünürsek, ülke yöneticilerinin Bin Laden, gibilerinin yerlerinin tespit edilmesi için başka nelere sahip olduğunu (ve bunu yıllardır yapmamış olmalarının sebepsiz olmadığını) anlayabiliriz diye düşünüyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-112002310122279015?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/112002310122279015/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=112002310122279015' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/112002310122279015'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/112002310122279015'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/06/google-maps-adl-aracn-gc.html' title='Google Maps adlı aracın gücü'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-111990107878924949</id><published>2005-06-28T22:20:00.000+03:00</published><updated>2005-06-27T22:39:54.530+03:00</updated><title type='text'>Web seminerlerimiz başlıyor!</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.tele.com.tr/webseminerleri.asp"&gt;&lt;img src="http://www.tele.com.tr/haberresim/websem.gif" border=0 hspace=5&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yarından itibaren &lt;a href="http://www.telecomtv.com/"&gt;Telecom TV&lt;/a&gt; gibi bir uygulamaya başlıyoruz. Adı, "Tele.com.tr Web Seminerleri." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şirketler zaman zaman basının, bayilerinin ya da potansiyel müşterilerinin katılması amacıyla sunuşlar düzenliyor. Bu sunuşların eskisi kadar sıklıkla düzenlenmiyor olmasının sebebi muhtemelen istenen izleyici sayısına ulaşılamaması. Davet ettiğiniz salona yüzlerce kişiyi getirebilmek konunun ilginç olmasını, salonun uygun bir yerde olmasını, herkesin programına uygun bir tarih seçmenizi ve bu işe büyükçe bir bütçe  ayırmanızı gerektiriyor. İşte biz de şimdi bu dezavantajların hepsini birden ortadan kaldıran bir hizmet sunuyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.tele.com.tr/webseminerleri.asp"&gt;&lt;img src="http://www.tele.com.tr/haberresim/ornekmail2.gif" border=0 hspace=5 align=right&gt;&lt;/a&gt;Firmalar &lt;a href="http://www.tele.com.tr/webseminerleri.asp"&gt;bir form&lt;/a&gt; doldurarak bize başvuruyor ve vermek istedikleri seminerin konusunu, hedef kitlelerini bildiriyor. Biz de onları yerlerinde ziyaret edip, yapacakları sunuşun video kaydını gerçekleştiriyoruz. Daha sonra &lt;a href="http://www.tele.com.tr/webseminerleri.asp"&gt;Tele.com.tr Web Seminerleri sayfasında&lt;/a&gt; bu seminere bir yıl boyunca streaming video formatında yer veriyoruz. Yani İnternet bağlantısı ve Windows Media Player'ı olan herkes semineri izleyebiliyor. Üstelik izleyiciler seminer görüntülerine erişmeden önce iletişim bilgilerini bir forma girmek durumundalar. Ve bu formun içeriği de anında semineri veren firmaya ulaştırılıyor. Yani yıl boyunca semineri hangi firmada hangi görevde bulunan kaç kişinin izlediğini, e-posta, telefon ve adres bilgilerini firmalara sunuyoruz. Tüm bunları herhangi bir ücret talep etmeden yapıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seminerlerimizi bekleyin!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-111990107878924949?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/111990107878924949/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=111990107878924949' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111990107878924949'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111990107878924949'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/06/web-seminerlerimiz-balyor.html' title='Web seminerlerimiz başlıyor!'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-111986805132783568</id><published>2005-06-27T12:59:00.000+03:00</published><updated>2006-06-29T00:14:29.463+03:00</updated><title type='text'>Türk Telekom çağrı merkezine haksızlık etmiş miyim?</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.tele.com.tr/sayi10.asp?sayfa=58"&gt;"Türk Telekom çağrı merkezi dilimizden anlıyor mu?"&lt;/a&gt; yazısı için övgülerin yanında eleştiri de almıştım. Kamu kurumlarından kaliteli hizmet beklemenin fazla iyimserlik olduğu görüşüne sahip olan okurlarımız, haksızlık ettiğimi düşündüklerini söylemişlerdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.google.com/search?sourceid=navclient&amp;ie=UTF-8&amp;rls=GGLG,GGLG:2005-22,GGLG:en&amp;q=telecom+turkey"&gt;Google'da "Telecom Turkey" sözcüklerini aradığınızda&lt;/a&gt; hem sonuçlar arasında ilk sıralarda dergimiz çıkıyor, hem de derginin reklamı sağ sütunda görüntüleniyor. Altındaki "Communication technologies magazine" (iletişim teknolojileri dergisi) ibaresini gözardı eden bazı yabancı ziyaretçiler, Tele.com.tr'nin Türk Telekom resmi sitesi olduğunu düşünebiliyor. Bu durum en az haftada bir kez gerçekleşiyor. Geçtiğimiz günlerde yine şöyle bir e-posta aldım:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;"We just bought a house in Turkey.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;I want to know if its possible to get ADSL internet on that address with your company?"&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Danimarka'dan bir kullanıcı, Türkiye'de aldığı evin adresini verip, bu semtte ADSL hizmetimiz olup olmadığını soruyordu. Ben de bunu Türk Telekom'a sormaları gerektiğini söyledim ve kurumun web sitesini bildirdim. Bir sonraki mesajda, Türk Telekom'un e-posta adresini verip veremeyeceğim soruldu. E-posta ile destek verdiklerini sanmadığımı söyledim ve telefon numarasını verip çağrı merkezi'nde şansını denemesini önerdim. İngilizce konuşan bir operatöre rastlayamayabileceği konusunda kendisini uyardım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün gönderdiğim e-postada "Türk Telekom'dan sorunuza yanıt alabildiniz mi?" diye sordum. Gelen cevap şöyleydi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;"No i could not&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;They could not find one that spoke English"&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu cümlelerden, İngilizce konuşan birinin çağrı merkezinde arandığı ama bulunamadığı anlaşılıyor. &lt;a href="http://www.tele.com.tr/sayi10.asp?sayfa=61"&gt;Benim yaşadığım deneyimde&lt;/a&gt; (linke tıklayıp sol alttaki kutuyu okuyun lütfen) İngilizce bilmeyen operatör telefonu kapatmaya çalışmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özelleştirilsin mi özelleştirilmesin mi tartışması süren kurumun mevcut haliyle 21. yüzyıl Türkiye'sine yakışmayan bir görüntü sergilediğini düşünüyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-111986805132783568?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/111986805132783568/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=111986805132783568' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111986805132783568'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111986805132783568'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/06/trk-telekom-ar-merkezine-hakszlk-etmi.html' title='Türk Telekom çağrı merkezine haksızlık etmiş miyim?'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-111956598934948488</id><published>2005-06-24T01:06:00.000+03:00</published><updated>2005-06-24T02:00:31.190+03:00</updated><title type='text'>Bugün ne yiyelim?</title><content type='html'>En çok tutulan web siteleri genellikle en büyük boşluğu dolduranlar oluyor. 7 yıllık iş hayatımın tamamını ofiste geçirmiş ve neredeyse hiç yemekhanede yememiş biri olarak en büyük dertlerimden biri, her öğlen sorduğum "bugün ne yiyelim?" sorusu... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hızlı metropol hayatında bizim yerimize iş yapan hizmet şirketlerinin çok kazanacağını düşünüyorum. Henüz pek karşımıza çıkmıyor. Bizim yerimize işlerimizi takip eden, (otomatik ödeme talimatı ve İnternet bankacılığı sayesinde pek gerek kalmasa da) faturalarımızı ödeyen, çocuğumuzu okula götüren şirketler mutlaka kurulacak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim dün gece başlattığımız bir İnternet sitesi, ilk paragraftaki sorunu yaşayan ofis çalışanlarının &lt;strong&gt;yerine düşünüyor&lt;/strong&gt;. (Zaman zaman Amerikalılaşmaya vurgu yapıyorum, alın bir örnek daha!)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.bugunneyiyelim.com"&gt;&lt;img src="http://www.tele.com.tr/haberresim/bnnlogo.gif" border=0&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Site şimdilik altı alt sayfadan ibaret ve hafta içi her gece güncellenerek bir sonraki güne hazırlanacak. Amaç onlarca mutfağın yüzlerce yemek türü arasından seçmek yerine, o günkü ruh halinize uygun olarak sadece altı kategoriden birini seçme olanağı sunmak. Bir süre sonra yalnızca yemeğin adını vermekle yetinmeyecek, sipariş verme olanağı da sağlayacak. Ne kadar büyük bir boşluğu dolduracağı ise ilk günden görüldü. Saat 01:00'de yayına başladı ve birkaç yere atılan e-postalar, ve bir iki siteye girilen haberler sonrasında ilk gün boyunca 1069 farklı ziyaretçi, bu küçük sitede 5815 sayfa gezdi! (Bu iki rakamın oranı olan 5,4 de çok önemli! Ziyaretçilerin hepsinin, sitenin 6 sayfasının hemen hemen tamamını gezdiğini gösteriyor!) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.bugunneyiyelim.com"&gt;&lt;img src="http://www.tele.com.tr/haberresim/istat.gif" border=0&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğlenceli bir durum, Google'ın sitede yayınladığı reklamlarla ortaya çıktı. Sitenin kategorilerinden biri olan "diyetteyim şekerim" sayfasına Google'ın uygun gördüğü reklamlar, sayfanın içeriğine pek uygun değildi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.bugunneyiyelim.com"&gt;&lt;img src="http://www.tele.com.tr/haberresim/googlereklam.gif" border=0&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz de benzer bir sıkıntıyı her gün yaşayanlardansanız, &lt;a href="http://www.bugunneyiyelim.com"&gt;bugunneyiyelim.com&lt;/a&gt;'u sık kullanılanlar listenize ekleyin!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-111956598934948488?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/111956598934948488/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=111956598934948488' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111956598934948488'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111956598934948488'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/06/bugn-ne-yiyelim.html' title='Bugün ne yiyelim?'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-111947412476619013</id><published>2005-06-23T00:00:00.000+03:00</published><updated>2005-06-23T00:02:04.810+03:00</updated><title type='text'>BAŞARI"lı" ELEKTRONİK</title><content type='html'>Türkiye'nin henüz gelişmekte olan bir ülke olmasından kaynaklı çok büyük eksiklerinden birisi de firmaların müşteri ilişkilerine yeterince önem vermemesi ya da sadece müşterilerine değer veriyormuş gibi görünmeleri. Ülkemizde, pazarlanan ürün ne olursa olsun temel yaklaşım malı satana kadar müşteriye her türlü iyi yaklaşımda bulunmak ancak malı sattıktan sonra destek vermekte maalesef o ısrarcılığı sürdürmemek. Ama yine de bunu kabul etmeyip sanki çok işe yararmış gibi çağrı merkezleri, müşteri ilişkileri ofisleri/büroları kurup sözde destek vermek. Bu yönde herhangi bir örnek vermek istemiyorum çünkü çok kısa düşündüğünüz zaman kendinizin de bu ihmalden mağdur olduğunuzu bulacaksınızdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu fikrim oldukça sabitti aslında. Taa ki çok başarılı ve beni hayrete düşüren bir uygulamaya rastlayana kadar. Bahsetmek istediğim olayda adı geçen şirketin ismini sevinerek vermek istiyorum: Başarı Elektronik; gerçekten başarılı bir satış sonrası destek servisi verdikleri için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu anda hala da kullanmaya devam ettiğim ve bence sınıfının en iyisi ve en profesyonel çözümü olan Siemens S55 marka/model bir telefonum var. Bundan birkaç ay önce telefonun üzerindeki 2 adet tuş çok fazla yere düşmekten dolayı yerlerinden çıkıp düşmüş ve kaybolmuştu. O sırada Istanbul dışında olduğum için tüm aramalarıma rağmen yedek parçasını bulamadım telefonun. Bu süre içinde oldukça zor oldu üzerinde "NO" tuşu olmayan telefonu kullanmak :) İsanbul'a geldiğimde ise aramadık yer bırakmadım ve maalesef yine bulamadım cep telefonunun yedek parçasını. Gittiğim cep telefonu satıcılarından birisi beni her nasıl olduysa Beşiktaş, Barbaros Bulvarı'ndaki Başarı Elektronik'e yönlendirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derhal gittim Başarı Elektronik'e. Ve mağazaya girdiğimden itibaren bir müşteri olarak ne aradıysam buldum karşımda. İlk olarak bir queue-matik olması şaşırttı beni. İçeride çok az kişi -sanırım genelde böyle- olmasına rağmen herkes rahatça oturarak sıranın kendisine gelmesini bekliyordu. O sırada etraftaki kataloglardan yeni telefon modellerini tanıma fırsatım da oldu. (Bu uygulama, destek verirken pazarlama yapmanın da mümkün olabileceğini kanıtlıyordu.) Sıra bana geldiğinde  bankodaki bayan problemimi sordu, bir forma notlar aldı ve bir dakika beklememi söyledi. Hemen teknik servisle telefonla görüştü. Bu sırada aklımdan bunun bana çok pahalıya malolacağı fikri hızla büyüyordu ancak telefon kapandığında çok şaşırtıcı bir cevap aldım bayandan. Cep telefonum garanti kapsamında tamir edilecek ve hiçbir ücret talep edilmeyecekti. Sevindim. Ancak bu sefer de bu işin oldukça uzun süreceğini düşündüm ve hemen sordum. Cevap yine fazlasıyla tatmin ediciydi; eğer parça var ise en geç ertesi gün akşamüstü telefonu teslim alabileceğim ve bunun yüksek bir ihtimal olduğuydu yanıt. Tekrar şaşırdım. Tam teşekkür edip telefonu teslim ettiğim formu alıp çıkacakken görevli bayan beni biraz daha şaşırtan birkaç açıklamada daha bulundu. Form üzerinde bir ticket numarası gösterdi bana ve bu numara ile istersem telefon ederek istersem de internetten telefonun durumunu takip edebileceğimi söyledi. O an için oldukça iddialı bir söylem gibi geldi bana basit bir telefon tamirini internetten takip edebilecek olmam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mağazadan çıkıp evime geldim ve çok kısa bir süre sonra durumu kontrol etmek için internetten verilen ticket numarası ile kontrol ettim ve gelen sonuç beni oldukça şaşırttı. Telefona ait tüm bilgiler orada vardı ve tamiratın bittiğini, telefonun rafta olduğunu ve teslim alabileceğimi yazıyordu web sitesi. Emin olmak için bir de telefon ettim ve tekrar gittim mağazaya ve telefonumu sapasağlam teslim aldım. Toplam süreç 2 saat kadar sürmüştü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu olay Başarı Elektrronik yöneticilerinin müşteri ilişkilerine verdikleri değeri ve bu alandaki başarılarını özetleyen çok net bir başarı öyküsü bence. Aslında yapılan şeyler o kadar basit ve uygulanabilir çözümler olmasına rağmen ülkemizde çok firma bu gibi servisler vermekten her nedense çekiniyorlar. Kişisel olarak Başarı Elektronik'e bu hizmeti için teşekkür ediyorum ve birçok diğer kuruma örnek olmasını dilyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-111947412476619013?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/111947412476619013/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=111947412476619013' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111947412476619013'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111947412476619013'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/06/baaril-elektronik.html' title='BAŞARI&quot;lı&quot; ELEKTRONİK'/><author><name>Can Kılıç</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12888959285695711838</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-111938767685851687</id><published>2005-06-22T23:13:00.000+03:00</published><updated>2005-06-22T00:07:03.620+03:00</updated><title type='text'>İki okur mektubu</title><content type='html'>Bugün iki okur mektubu aldım. Biri şöyle:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;"Sitenizi her zaman olmasa da ara sıra ziyaret ediyorum. Fakat bugün gezerken gördüğüm link beni şok etti... Sizin gibi ciddi bir Bilişim Medya kuruluşuna yakıştırmam imkansız sanırım...&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Sitenizde; Türkiye'nin ilk şirket blog'u: http://blog.tele.com.tr linkine tıklandığında sağ üsteki köşede bulunan "next blog"a tıkladım... Ama tıklamamla çıkmam bir oldu... Pornografi resimler gördüm ??? Sonra denediğimde ise gelmedi aynı yer.. Bir anlam veremedim. &lt;br /&gt;Lütfen biraz DİKKAT ?"&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizden bir sonraki blog'da ne yayınlandığı konusunda bilgimiz ve söz hakkımız olmadığı için şu uyarıyı yapmamız gerektiğini anladım: "Sitemizdeki herhangi bir linke tıklayarak ulaştığınız sitelerin, ve o sitelerde tıkladığınız linklerle ulaşacağınız diğer sitelerin &lt;strong&gt;(Yani matematiksel ifadeyle İnternet'te bizim sitemiz dışındaki tüm siteler kümesi)&lt;/strong&gt; sorumluluğu bize ait değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer bir okur mektubu şöyle:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;İnternetten bulduğum güzel bir şiir uyarlamasını yıllar süren kıyımdan geriye kalmış "bir avuç aydın ve demokrat Türk Telekom çalışanı" adına sevinçle gönderiyorum.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;(Şiiri okumak için üzerine tıklayın)&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.tele.com.tr/haberresim/telekom.jpg"&gt;&lt;img src="http://www.tele.com.tr/haberresim/telekomkucuk.gif" border=0&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bize mektup gönderen tüm okurlarımıza teşekkür ediyoruz! E-posta adresimiz bilgi @ tele.com.tr (Boşluklar olmadan)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-111938767685851687?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/111938767685851687/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=111938767685851687' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111938767685851687'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111938767685851687'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/06/iki-okur-mektubu.html' title='İki okur mektubu'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-111934681972528511</id><published>2005-06-21T12:00:00.000+03:00</published><updated>2005-06-21T12:40:19.733+03:00</updated><title type='text'>İlk kişisel "denizaltım"</title><content type='html'>&lt;img src="http://www.tele.com.tr/haberresim/seadoo1.jpg" align=left hspace=4&gt;Akıllıca tasarlanmış herhangi bir ürünü bana satmak çok kolay... Bu ürünün hayatımdaki herhangi bir "boşluğu" doldurma özelliğine sahip olması gerekmiyor. Beni heyecanlandırması yeterli. Balayında eşimle bir alışveriş merkezini dolaşırken pervaneli bir alet gördüm. Bu konuda algılarım o kadar açık ki, ne işe yaradığını anlamam bir saniye bile almadı. Bu tür şeyler arada bir oluyor ve "Evet işte bu! Bu mutlaka üretilmeliydi!" deyip daha önce üzerinde hiç düşünmediğim bir ürünün somut halini karşımda görünce çok heyecanlanıyorum. Genellikle de bu süreç onu satın almamla sonuçlanıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aletin adı &lt;a href="http://www.seadoo.com/"&gt;Seadoo&lt;/a&gt;. Yaptığı işe göre oldukça yüksek bir fiyatı vardı. Ama haksız bulmuyorum, çünkü zaten bir ihtiyaç değil, eğlencesine düşkün birinin alabileceği lüks sayılabilecek bir ürün bu. O gün eşimi bunu satın almak konusunda ikna edemedim. (Balayında, yani sözümü en çok dinletebileceğim dönemde!) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşim Seadoo'nun "çok gereksiz" olduğunu dile getiriyordu. Ben ise bunun zaten bir gereklilik nedeniyle değil, eğlenceli olduğu için üretildiğine, benim satın alma amacımın da bu olduğuna vurgu yapıyordum. Pahalı olduğu için ne kadar ısrar edersem edeyim, kestirip atması çok kolay oldu ve almadan eve döndük. Yıllar boyunca "bana bir denizaltı aldırmadın" diyerek bu durumu ona hatırlattım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçtiğimiz yazın sonunda Seadoo'yu (ama düşük bir modelini) İnternet'te daha önce gördüğüm fiyatın yarısının da altında bulunca, eşimin onayını bile beklemeden siparişi verdim. Paket geldiğinde havalar soğumuş olduğu için bir kenara koyup, bir yıl boyunca ilk kez kullanacağım günü iple çekmek durumunda kaldım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://www.tele.com.tr/haberresim/seadoo2.jpg" align=left hspace=4&gt;Sonunda geçtiğimiz haftasonu ilk denememi yaptım. Biraz yavaş olmakla birlikte (pahalı olan model daha hızlıymış) çok güzel bir deneyimdi. Seadoo'yu ister havuzun ya da denizin dibine yönelterek dalabiliyor, isterseniz suyun üstünde gidebiliyorsunuz. Motoru çok güçlü olduğu için iki kişiyi bile rahatlıkla çekebiliyor. Suyun altında çıkardığı "trrrr" sesi çevredeki insanlar tarafından merakla karşılandı. Ortam bir havuz olduğu için benden uzakta yüzen insanlar bile suya daldıklarında bu sesi duyuyorlardı. "Havuzda tadilat var herhalde, değişik bir ses geliyor" diyenleri ve sesin kaynağını tahmin etmeye çalışan çocukların "Bak şimdi durdu! Aaa yine başladı!" bağırışmalarını duyuyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonunda çocuklardan biri elimdekini fark etti ve "Bakın şu adamın elinde pervane var onunla yüzüyor! Gelin gelin!" diye arkadaşlarıyla birlikte peşime takıldı. Havuzun yanındaki kafe'de çalışan garsonun "Bu ne abi?" sorusuna ne yanıt vereceğimi bilemediğimden, ve "denizaltı" demek de muhtemelen züppelik olarak karşılanacağından, komik bir yanıtla "Beni çekiyor işte" diyebildim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerikan hayatına gittikçe daha fazla uyum sağlamamızın bir sonucu olarak, Seadoo'yu yakında tüm havuzlarda göreceğimizi düşünüyorum. Karaköy'de bir mağazada satıldığını gördüm bile! Kalori harcamadan yüzmek kaç kişiye cazip gelir bilmiyorum ama, henüz kilo sorunum olmadığı için yaz boyunca tadını çıkarmaya çalışacağım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-111934681972528511?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/111934681972528511/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=111934681972528511' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111934681972528511'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111934681972528511'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/06/ilk-kiisel-denizaltm.html' title='İlk kişisel &quot;denizaltım&quot;'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-111920065467114556</id><published>2005-06-19T19:52:00.000+03:00</published><updated>2005-06-19T20:44:43.563+03:00</updated><title type='text'>Cep telefonları istediğim noktaya geliyor!</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.tele.com.tr/haberresim/icbuyuk.jpg" target="_blank"&gt;&lt;img src="http://www.tele.com.tr/haberresim/ickucuk.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir teknoloji "bağımlısı" olarak bugüne kadar cep telefonlarına eklenen özelliklerin çoğunu heyecan verici bulmadım. Dijital kameralar telefonlara ilk eklendiğinden beri ulaşılan fotoğraf kalitesinin yetersiz olduğunu düşünüyordum. Geçtiğimiz haftaya kadar!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben bugüne kadar denediklerim arasında en başarılı bulduğum bir &lt;a href="http://web.palmone.com/products/communicators/treo600_overview.jhtml;jsessionid=R1L3AIGJPXVJSCQFGJDCFFAKAUZEOIV0"&gt;Palm Treo 600&lt;/a&gt; kullanıyorum. Palm'in bilinen avuçiçi bilgisayar özelliklerinin yanında Q klavye, sık mesaj yazan biri olarak beni çok mutlu ediyor. Ama kamerasından hiç hoşnut değilim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.tele.com.tr/haberresim/bayrbuyuk.jpg" target="_blank"&gt;&lt;img src="http://www.tele.com.tr/haberresim/bayrkucuk.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sony Ericsson'un geçtiğimiz hafta düzenlediği basın toplantısında basın mensuplarına test için verilen Sony Ericsson'un &lt;a href="http://www.sonyericsson.com/k750/"&gt;K 750&lt;/a&gt; modeli, "cep telefonunda kaliteli dijital kamera" sorununu çözmüş görünüyor. Bu heyecan verici cihazla ilgili görüşlerime derginin Temmuz sayısında başlayacağımız test köşesinde yer vereceğim. Şimdilik sizinle telefonun "panoramik resim çekme" özelliğini kullanarak çektiğim 180 derecelik resimleri paylaşmak istedim. Merak edenler için, Haziran sonunda piyasaya çıkacak olan cihazın Türkiye fiyatı 800 YTL civarında olacak. Resimlerin üzerine tıklayarak bire bir boyutlarına ulaşabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.tele.com.tr/haberresim/disbuyuk.jpg" target="_blank"&gt;&lt;img src="http://www.tele.com.tr/haberresim/diskucuk.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-111920065467114556?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/111920065467114556/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=111920065467114556' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111920065467114556'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111920065467114556'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/06/cep-telefonlar-istediim-noktaya.html' title='Cep telefonları istediğim noktaya geliyor!'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-111904215986497924</id><published>2005-06-18T23:09:00.000+03:00</published><updated>2005-06-18T00:02:39.870+03:00</updated><title type='text'>Reklamverenlerimize iki olanak daha</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.tele.com.tr" target="_blank"&gt;&lt;img src="http://www.tele.com.tr/haberresim/sayi12.gif" align=left alt="Tele.com.tr sitesi için tıklayın" border=0 hspace=5&gt;&lt;/a&gt;Dergimizin tüm sayfalarına web sitemizde JPEG formatında yer verdiğimize &lt;a href="http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/04/dergi-baarsnda-bfeci-rfk-bey-aydn.html"&gt;önceki bir yazımda&lt;/a&gt; değinmiştim. Bunu derginin ticari başarısını etkilemesi pahasına, etkinliğini arttırmak için yaptığımızı söylemiştim. Gerçekten de fiziksel kısıtlamalar derginin ulaşmasını istediğimiz her noktaya (mesela yurt dışına) gitmesini engelleyebiliyor. Bu yüzden bu uygulamanın gerekli olduğunu düşünüyoruz. Nitekim, derginin siteye konmasından yalnızca 12 saat sonra çevrilen sayfa sayısının 1400'ü geçmesi de bu konudaki beklentileri karşıladığımızı gösteriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sayıdan itibaren web sitemizde solda görüldüğü gibi bir de reklamverenler dizini sunmaya başladık. Böylece artık dergimizdeki reklamlara ulaşmak için ziyaretçilerimizin web sitemizde sayfa çevirmesine bile gerek yok! Ayrıca sürekli reklamverenlerimizin banner'larına web sitemizde ücretsiz yer vermeye başlıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.tele.com.tr/sayi12.asp?sayfa=1"&gt;Derginin 12. sayısı, sayfalarını çevirmenizi, reklam sorumlumuz Gül ise reklam başvurularınızı bekliyor!&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(&lt;a href="http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/05/patronlar-neden-blog-yaparlar-ve-neden.html"&gt;Bu yazı&lt;/a&gt; haksız sayılmaz, her ne kadar "Blog'u pazarlama değil, iletişim için kullanıyoruz" desek de, bir "patron"dan bu söze bağlı kalmasını beklemek gerçekçi değil :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-111904215986497924?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/111904215986497924/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=111904215986497924' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111904215986497924'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111904215986497924'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/06/reklamverenlerimize-iki-olanak-daha.html' title='Reklamverenlerimize iki olanak daha'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-111901111882414444</id><published>2005-06-17T15:22:00.000+03:00</published><updated>2005-06-17T15:25:18.830+03:00</updated><title type='text'>Blog: Herkes kendi köşesinin yazarı</title><content type='html'>Köşe yazarı olmak, rahat bir iş olarak gelirdi hep bana.  Dışarıdan bakınca ‘Ohh! Adamlar her gün yazı yazıyor, kedisinden köpeğinden bahsediyor, bir sürü de para kazanıyorlar. Ne var ben de yaparım!’ diye düşünürdüm. Bir yıl boyunca ülkenin tanınmış bir köşe yazarının asistanlığını yapınca durumun hiç de zannedildiği kadar kolay olmadığını anladım. Yoğun bir çalışma temposu, sürekli koşuşturma, gündemi takip etme ve sürekli bilgi hazinene yenilerini ekleme gibi işin çok zor ve görülmeyen yanları var. Bunu görünce köşe yazarlığı için daha kırk fırın ekmek yemem gerektiğini anladım. (Gerçi hala boş şeyler yazarak tonla para kazananlar var. Onlar da bu işe biraz kafa yorsalar iyi olur.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bloglar sıradan insanlara da kendi köşelerinde yazma imkânı tanıyor. Ben de dergimizin blog’undan esinlenerek kendime bir blog hesabı açtım. ( &lt;a href="http://hhatir.blogspot.com/"&gt;http://hhatir.blogspot.com&lt;/a&gt; ) Burada başımdan geçen ilginç olayları, çeşitli konulardaki düşüncelerimi, arkadaşlarımı, kısaca aklıma gelen her şeyi yazmayı planlıyorum. Üstelik bir gazetede yazmaktan farklı olarak bir konu sınırlaması da yok. Hatta bir gazetede yazılamayacak şeyleri de yazabilirsiniz bloglarda. Gazeteciliğin ve köşe yazarlığının taşımak zorunda olduğu sorumluluk ve bilgilendirme düşüncesi bloglarda olmasa da olur. Tamamen tercihe bağlı ve kişisel bir özellik taşıyor. Ne istersen onu yazabilirsin. En azından bu durum benim kendi blogum için geçerli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son günlerde İnternet’in insanların kendilerini ifade etmek için ne kadar önemli bir araç olduğu aklımı kurcalıyor. Forum siteleri, insanların İnternet’te haberlere ya da ürünlere yaptığı yorumların artışı, Bloglara gösterilen ilgi bence bunun bir kanıtı. Modern toplumun bireyselleştirdiği ve yalnızlaştırdığı insanlar İnternet sayesinde kendilerini ifade ediyor ve kendileri gibi düşünen insanlarla karşılaştıkça mutlu oluyorlar. Hatta bu dünyanın öbür ucunda olsa bile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neticede ben de bloguma içimden geldiği gibi yazmaya devam edeceğim. Dünyanın bir başka ucundan biriyle aynı şeyi düşünebilmek gibi iddialı bir hedefim yok. Belki çok yakınımda benzer şeyleri düşünen birileri vardır. Bunu bilmek yeterince mutlu edecek beni…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-111901111882414444?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/111901111882414444/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=111901111882414444' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111901111882414444'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111901111882414444'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/06/blog-herkes-kendi-kesinin-yazar.html' title='Blog: Herkes kendi köşesinin yazarı'/><author><name>huseyin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17437783205831042257</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-111887693810845612</id><published>2005-06-16T00:22:00.000+03:00</published><updated>2005-06-16T02:08:58.140+03:00</updated><title type='text'>Kavramlara yabancılaşmak</title><content type='html'>"Bilişim" sözcüğü ne kadar sık kullanılıyor... Bu kavrama bir özne yakıştırması yapılarak toplumların yaşama alışkanlıklarını değiştiren teknolojilere atıfta bulunuluyor. Bunda sorun yok... Ama köşedeki bilgisayarcıdan 30 dolara webcam alabilmek de bilişimin gücü olarak gösterildiğinde "durun bakalım" demek istiyorum. Bunun "bilişimin gücü" ile ilgisi yok, rekabet nedeniyle webcam fiyatları ucuzladı, o kadar!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kadar sık rastladığım bir sözcüğün içeriğine yabancılaşmak kaçınılmaz oluyor. Oysa çok değil, 6 yıl önce bir sertifikasyon programını tamamlamak üzereyken bilişim ordusunun bir neferi olmaya can atıyordum, "bilişim sektöründe çalışıyorum" demenin bir ayrıcalık olduğunu düşünüyordum. Şimdi bu sözcük bana oldukça kirlenmiş bir bilgisayar piyasasını (kaba olacak ama, neredeyse sadece "toplama bilgisayar sektörünü") çağrıştırıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi ise telekomünikasyon yükselen bir değer. Bakalım bu terimin içeriği önümüzdeki on yılda nasıl değişecek...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-111887693810845612?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/111887693810845612/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=111887693810845612' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111887693810845612'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111887693810845612'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/06/kavramlara-yabanclamak.html' title='Kavramlara yabancılaşmak'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-111870113300888876</id><published>2005-06-14T01:13:00.000+03:00</published><updated>2005-06-14T01:18:53.013+03:00</updated><title type='text'>Kız isteme hikayem</title><content type='html'>Merhaba, ben Savaş... Kaçtım kaçtım, bir yere kadar! Blog’a yazma sırası bana da geldi. Neyse, ben de derginin muhasebe işleriyle ilgileniyorum.    &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Size şimdi kısaca herkesin hayatında en az bir kere yaşayacağı benim de geçtiğimiz Cumartesi yaşadığım aile arası tanışma ve kız isteme olayımızdan bahsedeceğim. Gelin adayımız şirin tatlı bir o kadar da nazlı ve KISKANÇ Beyza hanımefendi. Kendisi ile tanışalı 3,5 yıl oldu ve sonunda evliliğe ilk adımımızı attık. Nasıl mı? Cumartesi akşamı Beyza'mı istemeye gideceğiz. Hepimizde bi acemilik, bi telaş… Çiçekti, çikolataydı, ıvırdı zıvırdı derken vakit geldi. Amcamlar ve biz yola koyulduk. Arabaya bindiğimde de herkesin gün içinde bana sormuş olduğu “HEYECANLI MISIN?” sorusu aklıma geldi. Arabaya binmiş gidiyorduk  ama bende hala heyecan falan yoktu. Yarım saatlik bir yolculuktan sonra Beyza'mın mahallesine geldik. Arabalar park edildi, bagajdan çiçeği aldım ve apartmana ilk ben girdim, İşte o an başladı (heyecan mı utangaçlık mı bilmiyorum) .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kapıyı çalmadan Beyza'm çıktı. Gün içinde internetten edindiğim bilgilerle çiçeği gelin adayına, çikolatayı da annesine vereceğimi biliyordum(internetin faydaları işte). Çiçeği verdim, ama verdim mi kucağına mı attım bilmiyorum. Sırayla öpüşmeye başladık. Sıra kayınpederime gelince ilk defa orda heyecanlandım. Öpüştük, sonra bir anda kendimi salonun ortasında tek başıma kalmış bir şekilde buldum. Hemen bir yere oturmak istiyordum. Oturduktan sonra biraz rahatlamıştım. İşin zor kısmını atlatmıştım. Artık top babam, amcam ve annemdeydi. En güzel kısmı da buydu.  Kimse bana bir şey sormuyor, ben de öylece sessiz sessiz oturup konuşulanları yüzümden o gece hiç eksik olmayan tebessümle dinliyordum (güleryüzlü DAMAT:) İlk kayınpederim girmişti lafa. Böyle durumlarda- hep havalardan bahsedilir- dedi herkes. Önce bir güldü ama sonra gerçekten de havalardan bahsettiler. Yavaş yavaş kaynaşmıştı büyüklerimiz. Hemen hemen 1 saat geçmişti.  Ben olduğum yerde oturuyordum ki  kayınpederimin halası “Savaş istersen geç içerde otur oğlum” dedi. İlk başta kalkmadım balıklama atlamış olmamak için. Ama sonra Oya teyze (müstakbel kayınvalidem) de aynı şeyi söyleyince ani bir kalkışla içerideki odaya attım kendimi. İlk işim ceketi çıkartmak oldu. Derin bir "ohh" çektim, çayımı kahvemi orada içtim. Yaklaşık yarım saat sonra Oya teyze geldi,  beni çağırdı. Hemen anladım asıl mevzuya girilecekti. Ceketimi giyerek hemen eski yerime oturdum.  Klasik laflar söylendikten sonra babam Beyza'mı evin en büyüğü bir dede vardı ondan istedi. Dede yanımda oturuyordu. 5 dk müsade dedi kalktı içeri gitti. Dede tam eski adetleri uyguluyordu. 2 dk sonra "selamünaleyküm" diyerek içeri girdi ve verdim gitti dedi (ohhh). Bi uğultu bi karışıklık oldu. O an sonra heralde amcamdı “Savaş!” dedi, işaret etti. Anladım, herkesin elini öpecektim. Başladım herkesi öpmeye. En son bir daha evden ayrılırken herkesle öpüştüm, kayınpederim hiçbirinde elini öptürmedi. Gece çok güzel geçti ama inanın o eski resmiyet şimdi olsa, işte herkes damadı süzer, gelinin babası “Eee damadımız ne işle meşgul?” falan der ya,  öyle olsa inanın orda duramaz yer yarılsa da içine girsem derdim. Unutmadan bu arada kayınpederim de benim GALATASARAYLI olduğumu  öğrenmiş,  her fenerli gibi takımıma arada bir laf soktu. Tabi ki ben de cevap vermedim (saygılı damat:). İlerde artık...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-111870113300888876?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/111870113300888876/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=111870113300888876' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111870113300888876'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111870113300888876'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/06/kz-isteme-hikayem.html' title='Kız isteme hikayem'/><author><name>Savaş Özbek</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07602735447911239200</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-111856681769284933</id><published>2005-06-12T11:50:00.000+03:00</published><updated>2005-06-12T12:00:17.696+03:00</updated><title type='text'>Yaz aylarında iki sayı çıkarıyoruz</title><content type='html'>Daha önce duyurduğumuz halde ulaşamadığımız kişiler olduğu anlaşılıyor, o yüzden burada da yazmaya karar verdim; Tele.com.tr Dergisi'ni Haziran, Temmuz, Ağustos aylarında iki sayı yayınlayacağız. Temmuz ve Ağustos aylarının tatil için tercih edilmesi, tüm sektörlerde durgunluk yaratırken haber akışını yavaşlatıyor, ulaşmak istediğiniz insanları bulamamanıza, ve doğal olarak reklam girdilerinin de azalmasına yol açıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama elbette tatil rehavetine girecek değiliz. Yay-sat raporları, sözkonusu aylarda dergi satışlarının büyük şehirlerde düşerken tatil bölgelerinde arttığını gösteriyor. Biz de deniz kenarında, dağ tatilinde ya da kampta okunması zevkli dopdolu bir içerikle 15 Haziran ve 15 Temmuz'da dergimizi yayınlayıp, ince bir planlamayla dağıtımı tüm tatil bölgelerine yönlendireceğiz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-111856681769284933?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/111856681769284933/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=111856681769284933' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111856681769284933'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111856681769284933'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/06/yaz-aylarnda-iki-say-karyoruz.html' title='Yaz aylarında iki sayı çıkarıyoruz'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-111831098483819257</id><published>2005-06-11T11:30:00.000+03:00</published><updated>2006-04-07T19:18:01.916+03:00</updated><title type='text'>MİT talimatına gerek yok, Türk Telekom memuru istediğini dinleyebilir.</title><content type='html'>Türk Telekom'un hâlâ beni şaşırtabildiğini &lt;a href="http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/06/trk-telekomun-rastgele-hizmet-anlay.html"&gt;yazalı&lt;/a&gt; 24 saat geçmedi. Bugünkü hikâye gerçekten şok edici.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Vatan Gazetesi'nin ortaya çıkardığı ülke çapındaki iletişim bilgilerinin kaydedilmesi skandalı gündeme damga vurmuştu. Oysa MİT'e kadar gitmeye gerek yok... Bağlı bulunduğunuz santraldeki Türk Telekom çalışanları bu konuda yeterince yetkin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşim az önce bir arkadaşıyla telefonda konuşuyordu. Birden bir kahkaha koparıp telefonu kapattı. Ne olduğunu sordum. Konuşurken araya bir erkek sesi girip "Pardon hanımefendi, araya giremedim, arızalı olan telefonunuz bu muydu?" diye sormuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşimin arkadaşının evinde iki telefon hattı var ve biri için arıza kaydı vermiş. Kendisine ulaşılabilecek telefon numarası olarak da, eşimle konuştuğu numarayı kaydetmiş. Türk Telekom çalışanı bu hatta girerek (ne kadar süre dinledi bilmiyoruz) diyaloğun bitmediğini görünce araya girmek "zorunda kalmış".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte size iletişim özgürlüğünüzün olup olmamasının kimin inisiyatifinde olduğunu gösteren çarpıcı bir örnek. İletişim için kullandığınız şebeke size ait değilse, ona hiçbir zaman güvenmeyin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu konudaki yorumlarınızı bekliyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-111831098483819257?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/111831098483819257/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=111831098483819257' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111831098483819257'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111831098483819257'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/06/mit-talimatna-gerek-yok-trk-telekom.html' title='MİT talimatına gerek yok, Türk Telekom memuru istediğini dinleyebilir.'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-111824279444548542</id><published>2005-06-10T17:34:00.000+03:00</published><updated>2005-06-08T18:06:51.320+03:00</updated><title type='text'>Türk Telekom'un rastgele hizmet anlayışı</title><content type='html'>Türk Telekom'un uygulamaları "hâlâ" beni şaşırtabiliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ADSL hattımızın hızını 1 MBit'ten 2 MBit'e çıkarmak için ADSL çağrı merkezi numarası olan 444 0 375'i aradım. Türk Telekom çağrı merkezi numarası olan 444 1 444'ü aramam gerektiği söylendi. Bu numarada karşıma çıkan operatöre hız arttırımı için ne yapmam gerektiğini sordum. Bu tür başvuruların genelde dilekçe ile "ilgili birime arz edilerek" yapıldığını bildiğim için hazırlıklıydım. Ama başvuruyu İnternet üzerinden de yapabileceğimi öğrenerek sevindim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun üzerine Türk Telekom web sitesinde ilgili başvuru formunu doldurup beklemeye başladım. İki gün sonra herhangi bir haber çıkmayınca 444 1 444'ü arayarak durumu sormaya karar verdim. Bu kez tersini yaparak 444 1 375'i aramam gerektiğini söylediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karşıma çıkan operatör başvurunun durumunu öğrenebilmem için şirket bilgilerini istedi. Şirket unvanı, vergi dairesi ve numarasını verdim, ancak ticaret sicil numarasını bilmediğim için muhasebecimize sormam gerekti. Operatör, tüm bilgileri edinerek tekrar aramamı istedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3 dakika sonra tekrar aradığımda karşıma çıkan bir diğer operatör ise şirket bilgilerini sormadı ve "Hız arttırma başvurularının İnternet'ten yapılmasının &lt;strong&gt;pek sağlıklı olmadığını&lt;/strong&gt;, bağlantı kopması ve şifre sorunları yaşanabileceğini" söyledi. Başvurunun nereden yapıldığı ile hat kalitesinin herhangi bir ilişkisinin olmayacağı konusunda emin olduğum için, operatörün söylediği şeyin son derece anlamsız olduğunu düşündüm. Bu gibi durumlarda bir Türk Telekom çalışanının söylediği şeyi sonuna kadar savunması konusunda deneyimliyim. "Neyse, siz yine de başvurunun durumunu bana söyler misiniz?" dedim. Operatör bayan "Dediğim gibi, başvuruyu dilekçe ile yapmalısınız. İnternet'ten yapılan başvurular &lt;strong&gt;pek iyi olmuyor&lt;/strong&gt;" dedi. Bu ifadenin elle tutulur bir yanı olmadığından, kaçındığım şeyi yapmak ve karşı argümanımı ortaya koymak zorunda kaldım: "&lt;strong&gt;Pek iyi olmuyor&lt;/strong&gt; da bu başvuru formu neden var? Bu form aracılığıyla gönderilen bilgiler çöpe mi atılıyor?" dedim. "Elbette atılmıyor, değerlendiriliyor ama ben şu anda başvurunuzun durumunu göremem, ancak hızınızın artıp artmadığını görebilirim, ki artmamış" yanıtını aldım. "Ama az önce görüştüğüm operatöre tüm bilgileri verebilseydim başvurumun durumunu şimdi öğrenmiş olacaktım, o söyleyebiliyor da siz neden söyleyemiyorsunuz?" demem kâr etmedi ve iki günlük bu kayıptan sonra dilekçe ile Türk Telekom'un yolunu tutmam gerektiğini anladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanırım tesadüf eseri, on dakika kadar sonra Türk Telekom'dan hız arttırımı için randevu almak üzere arandık. Böylece Türk Telekom'un iş akışını anlamaya çalışmanın nafile olduğuna bir kez daha kanaat getirdim. Bir sorununuz varsa çağrı merkezini birkaç kez aramalı ve verilen cevapları analiz edip, problemin çözümü için önerilen yollardan hangisinin en uygunu olacağına karar vermek durumundayız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellleştirme süreci uzadıkça şaşırmaya devam edeceğim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-111824279444548542?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/111824279444548542/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=111824279444548542' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111824279444548542'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111824279444548542'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/06/trk-telekomun-rastgele-hizmet-anlay.html' title='Türk Telekom&apos;un rastgele hizmet anlayışı'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-111817911968941323</id><published>2005-06-09T23:34:00.000+03:00</published><updated>2005-06-08T00:35:20.810+03:00</updated><title type='text'>Gemiye Ağıt ve Tele.com.tr Dergisi...</title><content type='html'>2004 yılının son aylarında, artık telekom-bilişim alanında ikinci , gazetecilikte de yedinci seneme girmiştim. Bu zamanlarda, Ağustos ayında Tele.com.tr Dergisi'nin internet sitesindeki, "editör" ilanını görünce, hemen mail attım. Ekim Bey ile görüşmem de bu mailden sanıyorum 5 dakika sonra gerçekleşti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gazi Üniversitesi istatistik bölümünü bitirdiğimi sandığım yıl okulda altıncı yılımı doldurmuştum. Sandığım diyorum, çünkü mezuniyet belgemi almaya gittiğimde, ikinci sınıfta kredisiz olan ingilizce dersini veremediğim öğrenci işleri kayıtlarında çıkardılar. Yeniden okula gidecektim...bir yıl daha...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1990 yılında üniversiteye kaydımı yaptırdığımda, aynı mahalleden bir arkadaşım ile birlikte okul içinde gezip nasıl bir yere geldiğimizi keşfetmeye çalışıyorduk. Belli ki zor günler geçecekti. Ama yine de umut vardı ve çalışkandık, güçlüydük. Bir dergimiz vardı: Gemiye Ağıt...Fotoğrafları kendimiz çekip, agrandizörde tab ediyor, yazıları daktilo ile hazırlıyor hatta kara kalem çalışıyorduk. Dergiyi fotokopi ile çoğaltıp, matbaada kapakları taktırıyorduk. İki sayı çıkardık ki, duyurma vaktinin geldiğini, bunu nasıl yapacağımızı konuşmaya başladık. Leman Dergisi'ne, "amatör bir dergi için yazılarınızı bekliyoruz" ilanı verdik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık dergi sahibiydik ve Emniyet Müdürlüğü bizi bekliyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anadolu'nun dört bir yanından inanılmaz sayıda mektup geliyordu. Her gün onlarca mektup, açıp okumaktan yoruluyor, daktiloya geçmeye vakit bulamıyorduk. "Başımızda şarap dumanları" habire mektup okuyor ve cevap yazıyorduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonunda okur mektupları ile bir sayı daha çıkardığımızda üniversitede 1. sınıfta idik. İşte disipline verilişimiz, son senede karşıma çıkan kredisiz bir ders, bu sürecin faturasıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte; yazmak, yazar gözüyle bakmak, okumak böyle başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tele.com.tr Dergisi ofisini hiç görmedim. Arkadaşların çoğunu tanıyorum, bir bölümünü de blog'dan okudum zaten. Ama ilk yazmaya başladığım zaman, yani ekibe girdiğim zaman hissettiğim samimiyet, üniversite yıllarında ilk sayısını çıkardığım derginin heyecanını hatırlatmıştı bana.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tele.com.tr Dergisi ekibinde olmak hem keyifli hem de heyecan verici. Çünkü ben de dergiciyim. Herşey bittiğinde, dergi ulaştığında, okuyucular ile buluştuğunda ben de gururlanıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de sürekli dergi aldığım Kızılay'daki gazete bayisine, Tele.com.tr'yi ön rafa koydurmayı başarırsam, daha da rahatlayacağım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-111817911968941323?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/111817911968941323/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=111817911968941323' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111817911968941323'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111817911968941323'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/06/gemiye-at-ve-telecomtr-dergisi.html' title='Gemiye Ağıt ve Tele.com.tr Dergisi...'/><author><name>Murat Büke</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12108953403437413384</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-111817432631509902</id><published>2005-06-08T22:21:00.000+03:00</published><updated>2005-06-08T00:34:56.930+03:00</updated><title type='text'>Köpek mevzuatı ve bir fıkra</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.tele.com.tr/haberresim/kopekmevzuatibuyuk.jpg"&gt;&lt;img src="http://www.tele.com.tr/haberresim/kopekmevzuati.gif" alt="Köpek mevzuatını okumak için tıklayın" border=0 align=left hspace=5&gt;&lt;/a&gt;Kamu, özelleştirme yanlılarına argüman sağlamak konusunda oldukça cömert davranıyor. Toplumsal kaynakların verimsiz kullanımı, maalesef kamunun karakteristik özelliği haline gelmiş durumda. Öyle ki, "arpalık" sözcüğü kanıksanan bir terim halini aldı. Kurumların birer birer verimli olmasının, kapitalizmin verimsizliğini gölgelememesi gerektiğini savunan sosyalistlerin işini zorlaştıran bir durum bu... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Resimdeki yazışmanın anlamsızlığı ise ideolojiden bağımsız olarak kabul görür diye umuyorum. Metni büyütmek için üzerine tıklayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu konuyla ilgili bir fıkra (olduğunu umduğum bir metin) de Murat Büke'den:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Meclis Genel Kurul Salonu'nun giriş kapısının tamiri gerekiyormuş. Konuyla ilgili bürokrat, iki ayrı firmadan marangoz davet ederek kapıyı göstermiş ve fiyat istemiş. Birinci marangoz: "500 milyon liraya olur bu iş" demiş. "200 milyon malzeme, 200 milyon isçilik, 100 milyon da kâr. Bürokrat ikinci marangoza dönmüş. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Siz aynı tamiri kaça yaparsınız?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"2,5  milyar lira".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bürokrat şaşkın- "Nasıl olur bu kadar fiyat farkı?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"1 milyar bana, 1 milyar size," demiş ikinci marangoz. "500 milyonu da bu arkadaşa  veririz, kapıyı yapar."  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not : İhale ikinci marangoza verilmiş.&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-111817432631509902?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/111817432631509902/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=111817432631509902' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111817432631509902'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111817432631509902'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/06/kpek-mevzuat-ve-bir-fkra.html' title='Köpek mevzuatı ve bir fıkra'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-111809896912261567</id><published>2005-06-07T01:58:00.000+03:00</published><updated>2005-06-07T11:38:28.440+03:00</updated><title type='text'>Teknolojik mutluluk</title><content type='html'>Teknolojik gelişmeler üzerine çok net bir görüşüm var; insanlar kullandıkları teknolojiyi gerçek hayatlarına faydalı bir şekilde taşıyamıyorlarsa bunun gerçek bir gelişme olmadığı fikrindeyim. Örneğin günümüzde yeni çıkan birçok cep telefonu çok fazla olanak sağlıyor kullanıcılara. Yeni nesil bu telefonlarda bulunan bluetooth sayesinde iki cihaz arasında iletişim kurmak mümkün. Ya da farklı bir cihazla bağlantıya geçip o cihazi internete bağlamak, mail senkronizasyonu yapmak da mümkün. Ancak düşünüldüğünde bu teknolojiyi faydalı bir şekilde kaçımız kullanıyoruz? Kaçımız satın alırken fiyat arttıran bu özellikleri daha sonra kullanıp faydalı birşeyler üretiyoruz. Bence bu oran oldukça düşük seviyelerde. Çok kişi bluetooth bağlantılarını açıp iki telefonun bir şekilde birbirlerini görmesinden mutlu oluyorlar ancak bu tamamen kısır bir kullanım halini alıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teknolojinin gerçek anlamda insanı mutlu ettiğine şahit olduğum iki örneği sizlerle paylaşmak istiyorum. Bir tanesi kendimin bir diğeri ise Ford'da Sistem Mühendisi olarak çalışan eski ev arkadaşım Ahmet Özkan'ın hayatından.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok kısa bir süre önce evliliğe ilk adımımı attım ve nişanlandım. Elbette birsürü fotoğraf çektik ve bunların büyük çoğunluğu dijitaldi. Bu fotoğraflar ilerisi için çok güzel anılar olarak kalacaklar. Ancak bundan daha önemlisi o an için orada olamayan kişilere bunların anında ulaştırılmasıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://www.tele.com.tr/haberresim/TC.jpg" hspace=5 align=left&gt;Nişanlım Tuba'nın dayısı Amerika'da yaşıyor ve Türkiye'ye kısa zaman içerisinde gelmesi pek olası gözükmüyor. O gece ona cep telefonundan ulaştık ve tebriklerini aldık. Hemen sonra fotoğraflarımızı internetten yayınladık ve dayı"mız" bizi görme olanağı buldu. Aslında yapılan çok basit bir teknolojiyi kullanmaktı ama yaşattığı sevinç inanılmaz derecede büyüktü. Herkesi mutlu etti birkaç fotoğrafa saniyeler içerisinde binlerce kilometre uzaktan erişilebilmesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başka büyük bir özlemini ise eski ev arkadaşım Ahmet giderdi. Kendisi Ford'un İzmit'te fabrikasında çalışıyor ve geçtiğimiz hafta eğitim için İstanbul'a geldi. Birkaç akşam burada kaldı. Bu sürede 2 aylık çocuğundan uzakta kalmak ona rahatsızlık vermişti.&lt;br /&gt;&lt;img src="http://www.tele.com.tr/haberresim/ADA1.jpg" hspace=5 align=left&gt;Ancak çözüm hemen bulundu: MSN Messenger ve WebCam. 2 aylık Ada'nın altının temizlenmesini seyretmek onu hiç bu kadar mutlu etmemişti herhalde. Onun ağlamasını duyduk, gülüşünü seyrettik...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baştaki savımıza dönersek teknolojiyi özellikle de bizim ilgi alanımız olan iletişim teknolojilerini sadece kendi içerisinde gelişen bir döngü olarak görmeyip faydalı ve verimli bir şekilde kullanmayı ilke edinirsek yapılacak anlamsız masraflardan, gereksiz kaynak kullanımından, ses-görüntü-bilgi kirliliğinden kurtulup gerçekten işe yarar çözümler üretmeye biraz daha yaklaşacağımız görüşündeyim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-111809896912261567?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/111809896912261567/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=111809896912261567' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111809896912261567'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111809896912261567'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/06/teknolojik-mutluluk.html' title='Teknolojik mutluluk'/><author><name>Can Kılıç</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12888959285695711838</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-111809474421987866</id><published>2005-06-06T00:34:00.000+03:00</published><updated>2005-06-08T00:34:36.983+03:00</updated><title type='text'>Neyi arayıp bize ulaşıyorlar?</title><content type='html'>Tele.com.tr web sitesinin ziyaretçi istatistiklerini takip ederken bazı ilginç anahtar kelimeler gözüme takıldı... İnsanlar şu sözcükleri arayıp, gelen sonuçlar arasından Tele.com.tr'yi tıklamayı seçmiş:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.google.com.tr/search?hl=tr&amp;q=t%C3%BCrk%20telekomda%20%C3%A7al%C4%B1%C5%9Fanlar%C4%B1n%20durumu%202005&amp;meta="&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;türk telekomda çalışanların durumu 2005&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.google.com.tr/search?hl=tr&amp;q=t%C3%BCrk%20telekomdan%20ADSL%20nas%C4%B1l%20al%C4%B1n%C4%B1r&amp;btnG=Google%27da%20Ara&amp;meta="&gt;türk telekomdan ADSL nasıl alınır&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.google.com.tr/search?hl=tr&amp;q=adsl%20internet%20hatt%C4%B1%20kopuyor%20ba%C4%9Flan%C4%B1yor&amp;meta=lr%3Dlang_tr"&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;adsl internet hattı kopuyor bağlanıyor&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.google.com.tr/search?q=01.04.2005%20%20Tarihli%20Resmi%20Gazete%20oku%20com%20tr&amp;btnG=Ara&amp;hl=tr"&gt;01.04.2005  Tarihli Resmi Gazete oku com tr&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.google.com/search?hl=en&amp;lr=&amp;q=turk telekomun sahibi koc sirketi mi"&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;turk telekomun sahibi koc sirketi mi&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.google.com.tr/search?q=adsl%2B3%20gb%2Bka%C3%A7%2Bsaat&amp;hl=tr&amp;lr=lang_tr&amp;start=20&amp;sa=N"&gt;adsl 3 gb kaç saat&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.google.com/search?client=safari&amp;rls=en&amp;q=adsl%20download%20hizi%20neden%20yava%C5%9F&amp;ie=UTF-8&amp;oe=UTF-8"&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;adsl download hizi neden yavaş&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-111809474421987866?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/111809474421987866/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=111809474421987866' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111809474421987866'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111809474421987866'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/06/neyi-arayp-bize-ulayorlar.html' title='Neyi arayıp bize ulaşıyorlar?'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-111792847915662876</id><published>2005-06-05T02:25:00.000+03:00</published><updated>2006-04-07T18:49:58.173+03:00</updated><title type='text'>Blog'ların geleceği nedir?</title><content type='html'>&lt;img src="http://www.tele.com.tr/haberresim/marketing.jpg" hspace=5 align=left&gt;Geçtiğimiz hafta &lt;a href="http://www.marketingturkiye.com/"&gt;Marketing Türkiye&lt;/a&gt; Dergisi'ne verdiğim röportajda Blog'ların geleceği ile ilgili bir soruda epey bocaladım. İnternet yayıncılığının gazeteleri nasıl etkileyeceği ile ilgili olumsuz öngörülerin nasıl boşa çıktığından bahsettim. Blog'ların, İnternet yayıncılığının teknik donanımına sahip olmasa bile bir web sayfasındaki formları doldurabilen herkesin bir "bilgi kaynağı" olma iddiasıyla ortaya çıkması "tehlikesi"ni ortaya çıkardığını söyledim. Bunun engellenmesi gereken bir süreç olduğunu asla düşünmüyorum. Ama okurların İnternet'in doğası gereği zaten ihtiyaç duyulan "doğru ile yanlış bilgiyi ayırt edebilme" yetisinin çok daha gelişmesi gerekeceğini düşünüyorum. Röportajı derginin Blog'ları kapak konusu yapacak olan 15 Haziran'da yayınlanacak sayısında okuyabilirsiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-111792847915662876?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/111792847915662876/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=111792847915662876' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111792847915662876'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111792847915662876'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/06/bloglarn-gelecei-nedir.html' title='Blog&apos;ların geleceği nedir?'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-111792645028155506</id><published>2005-06-05T02:03:00.000+03:00</published><updated>2005-06-05T02:08:13.440+03:00</updated><title type='text'>Yaptığımız işin zorluğu...</title><content type='html'>Herkese göre reklamcılık kolay bir iş gibi görünse de aslında öyle değildir. Bir firmayı dergiye dahil edebilmek için yaklaşık olarak 3 hafta uğraşıyorsunuz. İlk telefon açtığınızda işin tanışma faslı geçiyor kendinizi ve derginizi tanıtıyorsunuz. Daha sonra firma yetkilisi “tamam hanımefendi bu konuyu değerlendirmeye alacağız” diyor. Daha sonraki bir çok görüşmede aynen şu cevabı alıyorsunuz: (bu görüşme sayısı da yaklaşık olarak 10-15 defa oluyor) "Genel müdürümüzden yanıt bekliyoruz"... Bu yanıttan sonra biz bir daha arıyoruz ve firma yetkilisi bıkkın bir şekilde “hanımefendi genel müdürümden yanıt bekliyorum, derginize reklam vermek istersek sizinle irtibata geçeriz merak etmeyin” diyor. Sonra da bıkkın bir bekleme zamanı geçiriyorsunuz. Derginizin çıkmasına 10 gün kala tekrar arıyorsunuz, bu sefer de “ben daha yanıt alamadım sanırım diğer sayınıza kalacağız” diyor. Siz de doğal olarak hayal kırıklığı yaşıyorsunuz.&lt;br /&gt;Burada sorun reklam verip vermemeniz değil buradaki sorun olmayacak bir şey için geçirdiğiniz zamanın aslında sizin için ne kadar önemli olduğunun bilinmemesi.&lt;br /&gt;Ayda yaklaşık 60-70 firma ile bu diyaloğu yaşıyorum. Hani olmayacak bir şey için net bir yanıtı almak 3 hafta sürüyorsa geri kalan işleri yapmanın kaç hafta süreceğini tahmin etmekte sanırım zorlanmayız.&lt;br /&gt;Bir de Türkiye’mizde reklam harcamaları gereksiz görülüyor. Halbuki satışları birebir etkileyen tek unsur reklam. İnsanların sizden haberdar olması gerekiyor. Büyük firmaların nasıl büyük oldukları ortada. Onlar genelde iç harcamalarından kısıp reklama yatırım yapıyorlar.  Biliyorlar ki reklama harcadıkları paranın çok fazlası onlara geri dönecek. Bizim ülkemizde de bu konunun böyle benimsenmesi sanırım piyasayı biraz daha rahatlatacak…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her ne kadar zor olursa olsun işimi çok seviyorum!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-111792645028155506?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/111792645028155506/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=111792645028155506' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111792645028155506'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111792645028155506'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/06/yaptmz-iin-zorluu.html' title='Yaptığımız işin zorluğu...'/><author><name>Gül Şenay</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-111783721544478318</id><published>2005-06-04T00:35:00.000+03:00</published><updated>2005-06-04T01:20:15.450+03:00</updated><title type='text'>Nasıl 950 Euro (+ KDV) "tasarruf" ettim?</title><content type='html'>Aldığım ikinci el aracın bana yaşattığı deneyimlere &lt;a href="http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/05/telecomtr-blogunda-yeni-yayn.html"&gt;önceki bir blogda&lt;/a&gt; değinmiştim. Şimdiye kadar kullandığım arabalardan büyük olduğu için boyutlarına hemen alışmam mümkün olmadı. Özellikle dar yerlere park ederken özen gerektiriyor. Bu konuda bir çözüm üretmeye karar verdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk sahibi, arabaya bir TV ve VHS video taktırmış. Belli ki 1999'da videolar hala kullanılıyordu. Televizyondan, park sırasında arabanın arkasını görmek için faydalanabileceğimi düşündüm. Ancak sürüş güvenliğini tehdit etmemesi için televizyon, el frenini indirdiğinizde kendiliğinden kapanıyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha önce araba dergilerinde "arka görüş kamerası" ilanlarına rastlamıştım. Arayıp hem bu kameranın montajı, hem de kamerayı seyir halinde kullanabilmek için el freni kilidinin iptali için fiyat istedim. Arazi aracı sahiplerinin yaşadığı şok edici deneyimlerden biri daha beni bekliyordu. Muhtemelen sınırsız gelirimin olduğunu varsayan yetkilinin verdiği fiyatlar inanılmazdı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TV kilidinin kaldırılması için 250 Euro + KDV talep ediyorlardı. Kulaklarıma inanamayıp "Yalnızca bir bağlantıyı kısadevre etmeyecek misiniz? Bu neyin bedeli?" diye sordum. "Olur mu abi, orijinal bir parça takacağız" dendi. "Orijinal" sözcüğünün ne kadar pervasızca kullanıldığını düşünerek "Sürüş güvenliği için bir kilit koyan üretici firma diğer taraftan bunu kaldırmak için &lt;strong&gt;orijinal&lt;/strong&gt; bir parça mı üretmiş?" diye sormak istedim, ama üstünde durmadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://www.tele.com.tr/haberresim/kam1.jpg" hspace=5 align=left&gt;Arka görüş kamerası için ise montaj dahil (!) fiyat 700 Euro + KDV imiş. Teşekkür ederek bu işi kendim yapmaya karar verdim. Karaköy'de elektronikçiler çarşısından 15 Euro'ya bir renkli kamera aldım. Arabanın plakasını aydınlatan ampullerden birini çıkarıp şans eseri tam oturan boşluğa kamerayı yerleştirdim. Elektrik mühendisliği eğitimi belki de ilk kez işe yaradı ve herhangi bir kısadevreye yol açmadan geri vites lambasından paralel bağlantı ile kameraya enerji verdim. Kabloları gizlemeye özen göstererek arabanın önündeki televizyona kadar götürdüm. Televizyonun kilidini kaldırmak ise tahmin ettiğim gibi çok kolay oldu. El freni indirildiğinde televizyona giden akımı kesen bir butona basıyordu. Onu da kendim iptal ettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://www.tele.com.tr/haberresim/kam2.jpg" hspace=5 align=right&gt;Sonuç mükemmel değilse de iş görecek gibiydi. En azından artık geri giderken bir yere çarparsam bu fiziksel olanaksızlıklardan değil, ekrana bakmadığım için olacaktı. 1150 Euro (zarardan) kâr ettiğim için mutlu hissediyorum ve hep geri geri park ediyorum. Televizyonun ikinci kanalına ise &lt;a href="http://www.creative.com/products/product.asp?prodid=9882"&gt;Zen Multimedia Player&lt;/a&gt;'ımı bağlayıp, park halindeyken Divx izlemeyi planlıyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-111783721544478318?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/111783721544478318/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=111783721544478318' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111783721544478318'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111783721544478318'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/06/nasl-950-euro-kdv-tasarruf-ettim.html' title='Nasıl 950 Euro (+ KDV) &quot;tasarruf&quot; ettim?'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-111778863072807603</id><published>2005-06-03T11:46:00.000+03:00</published><updated>2005-06-03T11:50:30.733+03:00</updated><title type='text'>İletişim teknolojileri ve uluslar arası ilişkiler</title><content type='html'>Geçen sene, üniversiteyi bitirdiğimde dış haberler muhabiri olmayı aklıma koymuştum. Bunun için her türlü adımı atmaya hazırdım. Öyle ki tele.com.tr ekibiyle tanıştığım Cebit fuarında, hem gazeteciliği, hem de kişiliğiyle kendime örnek aldığım Mithat Bereket’i görünce önüne atlayıp birkaç saniyede bir sürü şey söyleyerek kafasını şişirdim. Sağ olsun güler yüzlü davrandı ve kendisini örnek almak da haksız olmadığımı kanıtladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte o günlerde başladı tele.com.tr yolculuğu benim için. İletişim teknolojilerini, uluslar arası ilişkiler mezunu biri için farklı bir alan olarak gördüğüm için tereddütlüydüm ilk başlarda. Üstelik aklımda dış haberler vardı hala. Fakat beş günlük fuar esnasında gördüm ki, dünya farklı bir yöne doğru gidiyor ve bazı şeyleri birbirinden ayırmak, parça parça incelemek mümkün değil. Bahsetmek istediğim şeyin en somut ifadesi, 2004 Eylül sayımızın kapak konusu olan 11 Eylül terörü ve iletişim teknolojileri başlığında kendini gösterdi bana. Daha sonra izlediğimiz yayın politikası, işlediğimiz konular hep bu doğrultuda oldu. ABD’deki e-seçimler ve sanal alemdeki terör siyasette ve dünya olaylarında iletişimin kullanım alanlarına ilişkin işlediğimiz konulardan sadece bir kaçı. Bunların dışında dergimizde işlediğimiz konular, editörüm Ekim Bey’in de bahsettiği gibi sektörel olmaktan çok güncel olaylarla ilişkili.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İletişimin bireysel kullanımından ziyade devletlerin ya da politika aktörleri tarafından nasıl kullanılabileceği benim ilgimi çekiyor. İletişim sayesinde dünyanın inanılmaz küçüldüğünü düşünüyorum. Öyle ki dünyanın atmosfer yerine sanal bir ağ ile sarılmış görüntüsü zihnimde canlanıyor. Hareket alanımızın adeta sınırlandığını hissediyorum. Her yerde izleniyoruz; alışveriş merkezlerinde, metroda, ATM makinelerinin önündeki kuyruklarda. Cep telefonumuzun açık olduğu her an nerede olduğumuz bilinebiliyor. Uydular sayesinde yönümüzü belirliyor, bulunduğumuz yere en yakın pizzacıyı harita üzerinden gerçek görüntüsüyle görebiliyoruz. (bkz. &lt;a href="http://maps.google.com"&gt;Maps.google.com&lt;/a&gt;) Adeta bilim kurgunun gerçek olduğu bir çağda yaşıyoruz. Bu durum devletlerin haklarıyla ve birbirleriyle ilişkilerini, güç dengelerini tamamen değiştiriyor. İletişim teknolojisine sahip olan devlet hasmına karşı inanılmaz rekabet gücü kazanıyor, yönettiği toplumu kontrol etme kapasitesini arttırıyor. İletişim teknolojileri, diğer tüm silahların önüne geçmiş durumda. İletişimin gelecek toplumların kaderini belirleyecek en önemli etken olacağına inanıyorum. Bunu göz ardı eden toplumların, gerekli yatırımları yerinde ve zamanında yapmayan devletlerin çok zaman kaybetmiş olacağına inanıyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-111778863072807603?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/111778863072807603/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=111778863072807603' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111778863072807603'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111778863072807603'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/06/iletiim-teknolojileri-ve-uluslar-aras.html' title='İletişim teknolojileri ve uluslar arası ilişkiler'/><author><name>huseyin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17437783205831042257</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-111761870058055123</id><published>2005-06-01T12:18:00.000+03:00</published><updated>2005-06-01T12:38:20.586+03:00</updated><title type='text'>Müşteri memnuniyeti anlayışının sonu yok!</title><content type='html'>Turkcell'le ilgili benzer bir örneğe &lt;a href="http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/05/ilk-anketimizin-sonucu-trk-telekom.html"&gt;daha önce de&lt;/a&gt; yer vermiştim. Bu gibi "müşteri memnuniyeti" hikayelerinin paylaşılması gerektiğini düşünüyorum. Genelde eleştirmek için bolca çaba harcarken, aynı enerjiyi övgü için sergilemiyoruz çünkü....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arabamdaki araç kitinde kulllandığım cep telefonuyla günlük kullanım için tercih ettiğim telefon farklı. Her ikisinde de aynı numarayı kullanabilmek için bir Turkcell Extra'ya giderek ikinci bir sim kart istediğimi söyledim. Yalnızca telefon numaramı vermem yeterli oldu, aynı numaraya sahip iki yeni sim kart bir dakika içinde hazırlandı. Turkcell Extra yetkilisi, "first class" kullanıcı olduğum için bedel talep etmeyeceklerini söyledi. Böylece first class hizmeti nedeniyle yaşadığım sevindirici deneyimlere bir yenisi eklendi. Teşekkür ederek oradan ayrıldım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Az önce bir sms aldım. İçeriği şöyle: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;"Turkcell bayisinden aldığınız hizmetten memnun musunuz? Memnunsanız 1, memnun değilseniz 2, kararsızsanız 3 yazıp göndermenizi rica ederiz. Cevabınız ücretsizdir."&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 yazıp gönderdim. Önce&lt;em&gt; "Anketimize katıldığınız için teşekkür ederiz"&lt;/em&gt; yanıtı geldi. Hemen sonra şöyle bir mesaj daha aldım:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;"Turkcell bayi memnuniyet anketinin bir daha gönderilmesini istemiyorsanız lütfen 4'ü tuşlayınız."&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Turkcell, bayilerini müşterilerinin değerlendirmesini sağlayarak hem bayi denetimi yapıyor, hem sunduğu hizmetle fark yaratan bayilerini ödüllendirme olanağı buluyor. Çürük elma'ları ayırt etmek için de net bir istatistiki veriye sahip oluyor. Müşteri bu konudaki görüşüne başvurulduğu için memnun oluyor ve bayiden memnun kalmamışsa bile şirketin yaklaşımı nedeniyle bu olumsuzluğu şirkete mal etmiyor. Ayrıca spam'in gırla gittiği günümüzde bu anketten muaf tutulma hakkını da elinde bulundurduğunu biliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rekabetin geldiği nokta, bu tür ayrıntıları geliştiren ve uygulayan şirketlere önemli avantajlar sağlıyor. Müşterisini yalnızca gelir kaynağı olarak görmediğini ortaya koyan firmalar, bunun faydasını elbette maddi olarak da görüyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eylül'ün blog'unda da benzer bir konuya değinilmiş... Okumak için &lt;a href="http://eylulce.blogspot.com/2005/05/baarl-rencilere-nasl-davranlmal.html"&gt;tıklayın&lt;/a&gt;.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-111761870058055123?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/111761870058055123/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=111761870058055123' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111761870058055123'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111761870058055123'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/06/mteri-memnuniyeti-anlaynn-sonu-yok.html' title='Müşteri memnuniyeti anlayışının sonu yok!'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-111740405741874986</id><published>2005-05-30T13:27:00.000+03:00</published><updated>2005-05-30T01:00:57.436+03:00</updated><title type='text'>Tele.com.tr Blog'unda yeni yayın politikamızın ilk ürünü</title><content type='html'>&lt;a href="http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/05/telekom-dergilerinin-internetteki.html"&gt;Şu yazımda&lt;/a&gt; belirttiğim gibi, hayatımın pek çok yöneticininkinden çok daha az merak edilmekte olduğunun farkındayım. Ama hiç tanımadığımız insanların hayatını sergileyen programların ne kadar çok izlendiğini de biliyorum. Bu yüzden, belki de sık takip edilen bir blog'un sırrı, gerçekten &lt;a href="http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/05/patronlar-neden-blog-yaparlar-ve-neden.html"&gt;Patronlar neden blog yaparlar – ve neden bu ekonomik olarak değersizdir?&lt;/a&gt; yazısında önerildiği gibi, "gizli şirket reklamı" olarak algılanan şeyleri yazmaktansa, çok daha kişisel şeylerden bahsetmektir. Peki amaç nasıl olursa olsun daha fazla okunmak mı? Evet, neden olmasın? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://www.tele.com.tr/haberresim/rangerover.jpg" align=left hspace=5&gt;Bir süre önce, 1999 model bir Range Rover aldım. Bu aracın ABD'deki ikinci el fiyatı benim ödediğimin yaklaşık dörtte biri kadar. Bu yüzden orada bu aracı kullanmak yalnızca &lt;a href="http://www.suv.com"&gt;"SUV"&lt;/a&gt; adı verilen türü tercih ettiğinizi gösterirken (&lt;a href="http://www.suv.org/economic.html"&gt;ABD'de satılan araçların yarısından fazlası bu kategoride&lt;/a&gt;), ülkemizde zenginlik göstergesi olarak yorumlanıyor. (Benim bu aracı neden tercih ettiğime sonraki bir blogda değineceğim)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arabayı kullanmaya başladığım günden itibaren değişik deneyimler yaşıyorum. Çevrenizdeki insanların kullandığınız arabadan kimliğinizle ilgili çıkardığı yorumları net olarak görmeniz mümkün oluyor. Örneğin otoyolda çiçek satanlar, muhtemelen arazi aracı kullanan insanların eşlerini aldattığından eminler. Sanırım "madem ki zengin, tek bir kadınla yetinmez, eşini avutmak için de ona çiçek alır" diye düşünüyorlar ki, istisnasız hepsi çok yakın ilgi gösteriyor. &lt;br /&gt;İnsanlarımızın bahşiş vermeye pek alışık olmadığı bir yerde, benzin istasyonlarında da belirgin bir farklılık görmek mümkün. Bir istasyon görevlisi, hortumu arabaya değmesin diye üç dakika boyunca koluyla havada tutunca adamcağıza "aslında bu ilgiyi "hak edecek" kadar zengin değilim!" demek istedim. Arabanın camı da plastik silici ile değil, yumuşak bir bezle silindi.&lt;br /&gt;Diğer deneyimlerim şöyle sıralanabilir: Geçiş önceliğinin bende olmadığı kavşaklarda dahi bana yol verilmesi, üstüste iki kontrolde polisin pek çok arabayı durdururken bana "geç" işareti yapması,  oto yıkamacıda yıkama bedeli 5 YTL iken benden 6 YTL talep edilmesi, otoparklarda arabanın anahtarını bırakmak istemememin anlayışla karşılanması...&lt;br /&gt;İşyerinde küçük arabalar için bile park sorunu olduğu için artık her sabah bir alışveriş merkezinin otoparkını kullanıp, on dakikalık yolu yürümek durumunda kalıyorum. Ve yukarıda bahsettiğim yaygın yargı nedeniyle kombi satın almaya gittiğimde pazarlık gücümü düşürmemek için arabamı bir arka sokağa park etmek zorundayım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-111740405741874986?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/111740405741874986/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=111740405741874986' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111740405741874986'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111740405741874986'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/05/telecomtr-blogunda-yeni-yayn.html' title='Tele.com.tr Blog&apos;unda yeni yayın politikamızın ilk ürünü'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-111711967407036809</id><published>2005-05-27T17:55:00.000+03:00</published><updated>2005-05-26T18:04:39.563+03:00</updated><title type='text'>Patronlar neden blog yaparlar – ve neden bu ekonomik olarak değersizdir?</title><content type='html'>Elime ulaşan bir polemik yazısının benim blog tarzımı da eleştirmekte olduğunu fark ettim. Metni okuduktan sonra içeriğine hak verdim ve bundan sonraki bloglarımda yazıdaki önerileri gözönünde bulunduracağım. Yazı şöyle:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Patronlar blog yapabilirler mi?&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;Kesinlikle yapabileceklerini düşünürler ya da en azından şirkete çok da uzak olmayan birileri patronların bunu yapabileceklerini düşünürler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üst düzey yönetici bloggerların listesi oldukça uzun ve seçkin isimlerden oluşuyor: General Motors başkanvekili Bob Lutz, Boeing ticari uçak tasarımı bölüm başkan yardımcısı Randy Baseler, Sun Microsystems Yönetim Kurulu Başkanı Jonathan Schwartz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bloglar sesini duyurmak ve doğrudan konuşmak için birer araç. Dedikoduya yatkın, tehlikeli ve de gayri resmi olmaları onları daha çok okunur hale getiriyor. Bloglar konuşulamayanların konuşulduğu bir alan. Fakat yöneticilerin blog açması, blogların gayrı resmi ve konuşulamayanların konuşulduğu bir alan olma özelliğini ortadan kaldırmıyor mu? Çalışanlarıyla resmi bir ilişki kuran yöneticilerin bloglarında sıradan bir üslupla yazmaları, inandırıcılıklarının sorgulanmasına yola açıyor. Belki de bloglar yöneticilere yasaklanmalı, kim bilir?&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;Şirket Blogları&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat onlar böyle düşünmüyor. Boeing yöneticilerinden Mr Baseler görüşlerini açıkça belirtiyor:  “Artan yakıt ve diğer operasyonel maliyetlerini dikkate alan bir havayolları şirketi için bu uçak açıkça bir numara. 787’nin olağanüstü çekiciliğinin büyük bir bölümünün süper verimliliğinden kaynaklandığına inanıyorum. Bu durumda yolcuların bu uçağı seveceklerinden bahsetmeye gerek yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya da General Motors’tan Mr Lutz’un blogunda şirketinin bir ürününden bahsetmesini tartışmalı bir yorum olarak gösterebiliriz. “Buick Lacrosse için çok heyecnalıyım. Mükemmel kontrol edilebilen, harika bir işçiliğe sahip, süspansiyonları ve V-6 özelliğiyle sansasyonel dinamikleri olan bir araç.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hewlett Packard başkan yardımcılarından Rich Marcello ise farklı bri telden çalıyor: “Ne zamandan beri şarkı söylemiyorsun? Ne zamandan beri dans etmiyorsun? Ne zamandan beri bir hikayenin büyüsüne kapılmıyorsun, özellikle kendi hayat hikayenin? Ne zamandan beri sessizliğin güzel ülkesinde huzurlu hissetmiyorsun? Bu üzerinde düşünülecek bir şey, Rich.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Yöneticilere blog öğütleri&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Blog sitenizi takip eden okuyuculara kompliman yapmayın. Bunlar inandırıcı olmayacaktır ve blog güvenilirliğini yitirecektir. Örneğin GM’den Mr Lutz blogda altını çizdiği gibi bir felaketler selinde yaşamamaktadır. Şirket çalışanlarının alaycı kahkahaları kilometrelerce öteden duyulabilir. Böyle bir üslup kullanmamalılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yöneticilerin blog yapamayacağı anlamına gelmiyor. Genellikle yöneticilerin ifadeleri resmi ve ticari çıkarımları beraberinde getirir. Bu nedenle samimi olarak konuşamayacakları konulardan uzak durmalılar. Genel olarak endüstrinin nasıl göründüğünden ( ya da rock müzikten, ulaşımdan, en son Star Wars ya da futboldan) bahsetmek daha gerçekçi olacak ve destek alacaktır.Yeni ürünün ne kadar muhteşem olduğu ya da takımını nasıl yönettiğinden bahsedilmesi siber uzayın çöp tenekesinde yerini alacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yönetici blogger okuyucuların güvenini nasıl kazanır?   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşağıda yönetici bloggerlar hakkında yapılan yorumlar bulunuyor. Yönetici bloggerların güvenilirliği tamamen bloglarının şirketlerinin konumunu güçlendirmek amcıyla hazırlanıp hazırlanmadığına bağlı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yöneticiler varlığını kabul edene ve keşfedene kadar blogun eğlenme amaçlı bir uygulama olduğuna inandırılmıştık. Blog bir PR aracıdır ve iyi ya da kötü olması çok da önemli değil. PR, PR’dır. Bence blog sadece, bloggerın, insanların dikkatini şirketlerine çekmek için başvurduğu alternatif bir yoldur. Roket bilimi değil!&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Dan, New York / ABD &lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yöneticiler şirketlerini ve sektörel konuları bloglarından uzak tutmalı. Bunlarla ilgili söylediklerine inanmıyoruz. Kişisel şeylerden, ilgi alanlarından bahsetmeliler. İnsanlar bloglara yazdıkları samimi yazılar nedeniyle kovulabilirler. Bloglar bu nedenle tehlikeli olabilir. Yönetici blogları ilgi çekici olmuyor. Genelde insanlar yazılanları okuyup, altında yatan gerçek anlamı çıkarmaya çalışıyorlar. Yöneticiler yaptıkları uzun tatillerden, ya da kazandıkları maaşlardan açıkça bahsetmiyorlar. İnandırıcı olmaktan uzaklar.&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Peter, Leeds / İngiltere&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yönetici bloggerlar, bloglarında şirketlerinin ismini gizlemeli ve okuyucuların yaptığı gibi takma isim kullanmalı. Şirketlerinin ismini blogunun tepesine yazan bloggerlara ben güvenmiyorum.&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Nick, Preston / Lancashire&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak: http://news.bbc.co.uk/go/pr/fr/-/1/hi/business/4576737.stm&lt;br /&gt;Çeviren: Hüseyin Hatır&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-111711967407036809?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/111711967407036809/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=111711967407036809' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111711967407036809'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111711967407036809'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/05/patronlar-neden-blog-yaparlar-ve-neden.html' title='Patronlar neden blog yaparlar – ve neden bu ekonomik olarak değersizdir?'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-111705334364495230</id><published>2005-05-26T22:10:00.000+03:00</published><updated>2005-05-26T10:44:03.060+03:00</updated><title type='text'>Telekom dergilerinin İnternet'teki rekabeti</title><content type='html'>Logonun altında ve &lt;a href="http://www.tele.com.tr"&gt;tele.com.tr&lt;/a&gt; web sitesinde bunu ifade ediyor olmamıza rağmen, ilk şirket blogunu açmış olmakla "övünüyor" değiliz. &lt;a href="http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/05/herkes-tek-herkes-en-byk-herkes-lider.html"&gt;Herkes "tek", herkes "en büyük", herkes "lider"...&lt;/a&gt; yazımdaki okur yorumuna &lt;a href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=111581151554846565"&gt;verdiğim cevapta&lt;/a&gt; da belirttiğim gibi, gerçekten ilk değilsek, bu ifadeyi seve seve kaldırmaya da hazırız. Blogger.com'da yeni bir blog açmak yaklaşık üç dakika sürüyor. Diğer şirketlerin bunu yapmamış olmasının ya idari bir tercihten, ya da henüz gündemlerine almamış olmalarından kaynaklandığının farkındayım. &lt;a href="http://www.google.com.tr/search?hl=tr&amp;rls=GGLD%2CGGLD%3A2004-04%2CGGLD%3Aen&amp;q=%22muzaffer+akp%C4%B1nar%22&amp;meta="&gt;Muzaffer Akpınar&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.google.com.tr/search?hl=tr&amp;rls=GGLD%2CGGLD%3A2004-04%2CGGLD%3Aen&amp;q=%22mustafa+ko%C3%A7%22&amp;meta="&gt;Mustafa Koç&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.google.com.tr/search?hl=tr&amp;rls=GGLD%2CGGLD%3A2004-04%2CGGLD%3Aen&amp;q=%22g%C3%BCler+sabanc%C4%B1%22&amp;meta="&gt;Güler Sabancı&lt;/a&gt; ya da &lt;a href="http://www.google.com.tr/search?hl=tr&amp;rls=GGLD%2CGGLD%3A2004-04%2CGGLD%3Aen&amp;q=%22mehmet+emin+karamehmet%22&amp;meta="&gt;Mehmet Emin Karamehmet&lt;/a&gt; tarafından yazılacak bir blog'un, bizimkinden çok daha fazla ilgi çekeceğinin farkında olmayacak kadar budala da değilim. Ama açıkçası bunlar gerçekleşene kadar da, "bu alan bizim" diye düşünüyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yol-yordam öğrenmek adına değil ama, zevk aldığım için bazı yabancı CEO'ların bloglarını takip ediyorum. Boeing pazarlama başkan yardımcısı &lt;a href="http://www.boeing.com/randy/"&gt;Randey Baseler&lt;/a&gt;, General Motors Yönetim Kurulu Üyesi &lt;a href="http://fastlane.gmblogs.com/"&gt;Bob Lutz&lt;/a&gt;, en çok ilgimi çekenler... Bu iki yönetici, yazdıkları pek çok metinde rakiplerinin stratejilerini eleştiriyor ve kendi firmalarıyla karşılaştırıyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hem eleştirilen, hem de övülen firmanın müşterileri için de bu metinleri okumanın ilginç bir deneyim olduğunu düşünerek, bunu arada bir ben de yapmak istiyorum. Telekomünikasyon sektöründe 10. yayın yılını tamamlayan &lt;a href="http://www.telepati.com.tr"&gt;Telepati Telekom&lt;/a&gt;, ve &lt;a href="http://www.telekomdunyasi.com"&gt;Telekom Dünyası&lt;/a&gt; dergilerinin web siteleri ile, henüz birinci yılını bile tamamlamamış olan dergimizin yaklaşık altı aylık &lt;a href="http://www.tele.com.tr"&gt;web sitesini&lt;/a&gt;, Google bilinirliği, site içeriği ve indekslenen sayfa sayısı başlıklarında karşılaştıracağım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Google'ın, bir web sitesinin, içerik sunduğu alanda ve dilde ne kadar "önemli" bulunduğunu gösteren algoritması &lt;a href="http://www.webworkshop.net/pagerank.html"&gt;Pagerank&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.tele.com.tr"&gt;Tele.com.tr&lt;/a&gt; ve &lt;a href="http://www.telepati.com.tr"&gt;Telepati.com.tr&lt;/a&gt;'ye 10 üzerinden 5 verirken (Telepati'nin Pagerank'i kısa bir süre öncesine kadar 4'tü, ve &lt;a href="http://www.google.com/dirhp?hl=tr"&gt;Google directory&lt;/a&gt;'de &lt;a href="http://directory.google.com.tr/Top/World/T%C3%BCrk%C3%A7e/Bilgisayar/Mobil_Bili%C5%9Fim/"&gt;pagerank'e göre yapılan sıralamada&lt;/a&gt; Tele.com.tr, Telepati'nin 3 sıra üstünde), &lt;a href="http://www.telekomdunyasi.com"&gt;Telekomdunyasi.com&lt;/a&gt;'un Pagerank'i 4'te kalıyor. Google'ın &lt;a href="http://www.google.com.tr/search?sourceid=navclient&amp;ie=UTF-8&amp;rls=GGLD,GGLD:2004-04,GGLD:en&amp;q=site%3Awww%2Etele%2Ecom%2Etr"&gt;Tele.com.tr'den indekslediği sayfa sayısı&lt;/a&gt; bu yazının yazıldığı tarih itibariyle &lt;a href="http://www.google.com.tr/search?sourceid=navclient&amp;ie=UTF-8&amp;rls=GGLD,GGLD:2004-04,GGLD:en&amp;q=site%3Awww%2Etele%2Ecom%2Etr"&gt;15.400&lt;/a&gt; iken, bu sayı Telepati.com.tr'de &lt;a href="http://www.google.com.tr/search?hl=tr&amp;rls=GGLD%2CGGLD%3A2004-04%2CGGLD%3Aen&amp;q=site%3Awww.telepati.com.tr&amp;meta="&gt;11.400&lt;/a&gt;, Telekomdunyasi.com'da ise yalnızca &lt;a href="http://www.google.com.tr/search?hl=tr&amp;rls=GGLD%2CGGLD%3A2004-04%2CGGLD%3Aen&amp;q=site%3Awww.telekomdunyasi.com&amp;meta="&gt;291&lt;/a&gt;... Tele.com.tr'ye link veren sayfa sayısı &lt;a href="http://www.google.com.tr/search?hl=tr&amp;rls=GGLD%2CGGLD%3A2004-04%2CGGLD%3Aen&amp;q=link%3Awww.tele.com.tr&amp;btnG=Ara&amp;meta=lr%3Dlang_tr"&gt;433&lt;/a&gt;. Telepati.com.tr'de bu sayı &lt;a href="http://www.google.com.tr/search?hl=tr&amp;rls=GGLD%2CGGLD%3A2004-04%2CGGLD%3Aen&amp;q=link%3Awww.telepati.com.tr&amp;btnG=Ara&amp;meta=lr%3Dlang_tr"&gt;51&lt;/a&gt;, Telekomdunyasi.com'da ise &lt;a href="http://www.google.com.tr/search?hl=tr&amp;rls=GGLD%2CGGLD%3A2004-04%2CGGLD%3Aen&amp;q=link%3Awww.telekomdunyasi.com&amp;meta="&gt;6&lt;/a&gt;... Googlefight'ta Tele.com.tr ile hem &lt;a href="http://www.googlefight.com/index.php?lang=en_GB&amp;word1=tele.com.tr&amp;word2=telepati+telekom"&gt;Telepati Telekom&lt;/a&gt; hem de &lt;a href="http://www.googlefight.com/index.php?lang=en_GB&amp;word1=tele.com.tr&amp;word2=telekom+d%FCnyas%26%23305%3B"&gt;Telekom Dünyası&lt;/a&gt; dergilerini "dövüştürdüğümüzde" kazanan Tele.com.tr oluyor. Yalnızca Tele.com.tr web sitesi &lt;a href="http://www.tele.com.tr/cokluortam.asp"&gt;sektörel etkinliklerin ses ve video kayıtlarına&lt;/a&gt; ve &lt;a href="http://www.tele.com.tr/basin.asp"&gt;günlük basından telekom haberleri derlemesi&lt;/a&gt;ne yer veriyor. Yine yalnızca Tele.com.tr, dergiye sitede &lt;a href="http://www.tele.com.tr/sayi11.asp?sayfa=1"&gt;basılı haliyle aynı formatta&lt;/a&gt; yer vererek, reklamverenlerinin tümüne sitesinde yer ayırmış oluyor. Diğer iki sitenin olağan güncellenme periyodu ayda bir iken, Tele.com.tr'nin pazar günleri, ulusal ve dini bayramlar da dahil olmak üzere onlarca kişilik bir ekip tarafından her gün güncellendiğini ve bu yüzden kısa süre içinde oldukça yüksek bir ziyaretçi kitlesine ulaştığını da ekleyelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu veriler, bir derginin, rakiplerini -İnternet'i adına yakışır şekilde kullandığında- yalnızca birkaç aylık bir sürede &lt;strong&gt;bu platformda geride bırakabileceğini&lt;/strong&gt; gösteriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir pazarlama uzmanı olan Eylül Ataklı'nın kendi blog'unda, blog'umuzla ilgili sorularını yanıtlamaya çalıştım. İlginizi çekerse, &lt;a href="http://eylulce.blogspot.com/2005/05/rportaj.html"&gt;buradan&lt;/a&gt; okuyabilirsiniz... Dergiyi ya da blogumuzu takip edenler pek yabancı olmadıkları cümleleri okuyor olacaklar, duyurmuş olayım...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-111705334364495230?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/111705334364495230/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=111705334364495230' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111705334364495230'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111705334364495230'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/05/telekom-dergilerinin-internetteki.html' title='Telekom dergilerinin İnternet&apos;teki rekabeti'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-111697101305676168</id><published>2005-05-24T20:49:00.000+03:00</published><updated>2005-05-25T00:43:33.076+03:00</updated><title type='text'>Dergi içeriği ve yazın değişen çalışma alışkanlıklarım hakkında...</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.fbe.itu.edu.tr"&gt;Okul&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.elekon2005.com"&gt;fuar&lt;/a&gt; ve taşınma gündemleri nedeniyle blog'a bir süredir yazamadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://imageserver0.textamerica.com/user.images.x/67/IMG_380867/Thumb/_1001/T40410011504530.jpg?0.0.380867.0" align=left hspace=5&gt;Yazla birlikte farklı bir çalışma yöntemini benimsiyorum; İşim İnternet erişimi olan herhangi bir mekânda yürütülebildiğinden, yazı yazacağım zaman ofis yerine dışarıyı tercih ettiğimde herhangi bir verimlilik kaybına yol açmış olmuyorum. Bu yer ya Türk Telekom'un &lt;a href="http://www.winet.telekom.gov.tr/"&gt;winet&lt;/a&gt; hizmetini şimdilik ücretsiz veren &lt;a href="http://www.starbucks.com"&gt;Starbucks&lt;/a&gt;, veya İTÜ'nün ya da Boğaziçi'nin rahat çimenleri oluyor. Kısacası önümüzdeki birkaç ay bana ulaşmak için e-posta'yı tercih etmenizi öneririm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derginin Türkiye'de akla gelen şekliyle bir "sektör dergisi" görünümünden ve içeriğinden uzak olması en büyük dileğim. Ama bu hedefime en fazla ilk sayıda ulaşabildim. Birinci yılımıza yaklaştığımız bu günlerde bu konudaki duyarlılığımı arttırmaya karar verdim. İletişim teknolojilerinin yarattığı bir kültür var. Buna dahil olan herkesi kapsamayı amaçlıyorum. İlk sayılarımızdaki &lt;a href="http://www.tele.com.tr/blog_commentodergi.asp?blog_id=9&amp;month=5&amp;year=2005&amp;giorno=&amp;archivio=OK"&gt;İstanbul'un iş merkezilerinden wi-fi manzaraları&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.tele.com.tr/blog_commentodergi.asp?blog_id=11&amp;month=5&amp;year=2005&amp;giorno=&amp;archivio=OK"&gt;Irak'ta savaş sonrası telekomünikasyon altyapısının durumu&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.tele.com.tr/blog_commentodergi.asp?blog_id=14&amp;month=5&amp;year=2005&amp;giorno=&amp;archivio=OK"&gt;11 Eylül'de iletişim terörü&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.tele.com.tr/blog_commentodergi.asp?blog_id=17&amp;month=5&amp;year=2005&amp;giorno=&amp;archivio=OK"&gt;Formula 1'in arkasındaki iletişim teknolojileri&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.tele.com.tr/blog_commentodergi.asp?blog_id=16&amp;month=5&amp;year=2005&amp;giorno=&amp;archivio=OK"&gt;E-seçim: Elektronlarla gelen demokrasi&lt;/a&gt; gibi yazılarla bunu bir ölçüde başardığımızı düşünüyorum. Önümüzdeki aylarda bu tür yazıların dergideki ağırlığının arttığını göreceksiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-111697101305676168?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/111697101305676168/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=111697101305676168' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111697101305676168'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111697101305676168'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/05/dergi-ierii-ve-yazn-deien-alma.html' title='Dergi içeriği ve yazın değişen çalışma alışkanlıklarım hakkında...'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-111636175472071326</id><published>2005-05-17T23:27:00.000+03:00</published><updated>2005-05-17T23:29:14.726+03:00</updated><title type='text'>Kablosuz Yaşam</title><content type='html'>Günümüzde bilgi sistemleri ve telekomünikasyon sektörünün inanılmaz yükselişiyle birlikte insanların iş ve özel hayatlarında daha mobil olmalarını sağlayan çok ileri teknolojiler üretilmeye başlandı. Bu sayede insanlar artık kablolardan kurtuluyor. Aslında insanların doğasında olan özgürlük ve bağımsızlık ihtiyacını karşılayan bu gelişimlere şaşırmamak gerekir.&lt;br /&gt;Graham Bell telefonu icat ettiğinde asistanı Watson'a söylediği "Mr Watson, come here I want you" (Bay Watson, buraya gelin sizi istiyorum) sözleri bakır tellerden geçen ilk insan sesi idi. Belki o zamanlarda ne Bell ne de bir başkası bu icadın bu kadar evrileceğini ve günümüzdeki halini alacağını öngörmemişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu buluştan sonra çok şeyler değişti. Bakır kablolar üzerinden sadece ses değil veri de aktarılabileceği anlaşıldı. Bu sayede internet ortaya çıktı ve artık hiçbirşey eskisi gibi olmamaya başladı. Bilgisayarların birbirlerine bağlanma fikri müthişti. İnsanların dünya üzerinde herhangi biryer ile telefon ile görüşmesi inanılmaz kolay bir hale geldi. Internet sayesinde çeşitli hizmetler verilmeye haberleşilmeye başlandı. Ancak bunların hepsi için ortak birşey gerekiyordu; KABLO. Biriyle telefon ile konuştuğunuzda ya da başka bir bilgisayar ile haberleşerek birşeyler yapmak istediğinizde alt seviyelerde hep kablo vardı, ve bu bir süre sonra içinden çıkılması zor bir hal aldı ve kullanıcıların bir yerlere kablo ile bağlanmış olma zorunluluğunu getirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak günümüzde artık bu engeller de aşılmış durumda. İlk önce bir kablo ile telefon santrallerine bağlı bir ünitesi olan telsiztelefonlar çıktı. Bu ünite ile radyo sinyalleri ile haberleşen el cihazları sayesinde mobilite kazanarak yattığımız yerden ya da belirli bir alan içerisinde dolaşarak telefon görüşmesi yapma imkanı kazandık. Ama tabii ki bu da yetmedi bize. Her an iletişmek istedik ve bu istek nedeniyle her zaman iletişim kurma imkanı sağlayan cep telefonları ve GSM teknolojisi çıktı ortaya. Artık herkesin bir (hatta benim gibilerin iki :) cep telefonu vardı ve her an her yerden ulaşılabiliyor, ulaşabiliyorduk. Bu noktada da baz istasyonlarının çok geniş alanları kapsamaması nedeniyle kısa bir bocalama dönemi geçirdik. Bunu da uydu telefonları ile ve kapsama alanlarını genişleterek aştık. Artık telefon iletişiminde tamamen özgürdük. Sıra Internet'e kablosuz olarak ulaşmaya gelmişti. Başlarda bunu cep telefonlarımız kullanarak WAP/GPRS sayesinde başardık. Daha sonra ağ teknolojilerinde devrim yaratan 802.11 standartları girdi devreye ve artık yerel ancak kablosuz ağlar görülmeye başladı. Başlarda güvenlik açıklarının olması sebebiyle pek sıcak bakılmayan teknoloji günümüzde inanılmaz bir biçimde yayılmaya ve üzerinde yeni hizmetler geliştirme olanağı sunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında şu anda dünyada kablosuz iletişim konusunda büyük bi karmaşa var. Burada karmaşayı olumsuz değil aksine çok değerli bir kelime olarak kullanıyorum. Artık kablosuz olarak istediğimiz hizmete ulaşabilmek için çok fazla seçeneğimiz mevcut. GPRS ile internete erişip oradan sinema bileti alabiliriz. Gittiğimiz fast-food retorandan SmartPhone'larımız ile Wi-Fi erişim noktalarına ulaşıp şirketimize bağlanarak epostalarımızı alabiliriz. Dizüstü bilgisayarımız ile toplantıya gittiğimiz şirketin yerel kablosuz ağına bağlanıp iş geliştirebiliriz. Cep telefonlarımız ya da cep bilgisayarlarımız ile kablosuz ağlara bağlanıp VoIP görüşmeleri yapabiliriz. Kısaca kablonun iletişim altyapısında kullanıcı tarafında ortadan kalkması ile neredeyse heryerden herşeyi yapabiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Veri ve ses iletişimi için artık kablolardan kurtuluyoruz, iletim için kablonun yerini alan yeni ortam hava! Peki sırada bu ortamdan iletilebilecek ne var? Kişisel görüşüm enerjinin taşınmasının da kablodan kurtulması sayesinde tarihin tekrar yazılacağı. Ne kadar olası olduğunu bilmiyorum ancak insanlar hayal ettikleri kadar gelişim gösterebileceklerini çok iyi biliyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-111636175472071326?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/111636175472071326/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=111636175472071326' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111636175472071326'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111636175472071326'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/05/kablosuz-yaam.html' title='Kablosuz Yaşam'/><author><name>Can Kılıç</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12888959285695711838</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-111624040228732937</id><published>2005-05-16T13:17:00.000+03:00</published><updated>2005-05-16T13:55:00.940+03:00</updated><title type='text'>İstem dışı ücretsiz reklam</title><content type='html'>Geçtiğimiz günlerde, Nisan ayının ilk haftasında düzenlediğimiz Telekom 2005 Fuarı'nın web sitesinin ziyaretçi trafiğinde artış fark ettik. Ziyaretçiler, pazarlaması Medya-net tarafından yapılan Hürriyet, Milliyet, Radikal, Kanal D, E-kolay gibi Türkiye'nin en çok ziyaret edilen siteleri arasında bulunan adreslerden geliyordu. Doğan Telekom'un ürünleri arasında bulunan "Arakart Universal" reklamına tıklandığında &lt;a href="http://www.telekom2005.com"&gt;telekom2005.com&lt;/a&gt; adresine yönlendirildiğimizi gördük.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://www.tele.com.tr/haberresim/traf.gif" hspace=5 align=left&gt;Bu yanlışlık, sitenin günlük ziyaretçi sayısında resimde görülen artışa yol açtı. Bizimle hemen hemen aynı saatlerde Medya-net çalışanları da bu durumu fark ederek hatayı düzelttiler ve artık banner'a tıklandığında &lt;a href="http://www.arakart.com.tr/giris_int.aspx"&gt;doğru adres&lt;/a&gt;e ulaşılıyor. Hata, Telekom 2005 Fuarı için sözkonusu sitelerde yayınlanan reklamın adresinin, Doğan Telekom banner'ı ile ilişkilendirilmesinden kaynaklanmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada, blog'umuzun ziyaretçi sayısı da her geçen gün artıyor. Alttaki resimde de blog.tele.com.tr adresinin ziyaretçi sayıları görülüyor. Birinci sütunda tarih, ikincisinde günlük tekil ziyaretçi sayısı, üçüncü sütunda "siteye ilk kez gelen" kullanıcı sayısı görülüyor. Hafta içi ortalamamız günlük tekil 1000 kişi civarında. Bu tabloda önem verdiğimiz sütun ise sonuncusu; "geri dönen ziyaretçiler-returning visitors" başlığıyla ifade ediliyor. Hafta içi ortalaması 100'ün üstünde olan bu kitlenin, blog'u sürekli takip etmekte olduğunu görüyoruz. Bu, bizi daha ilgi çekici metinler yazmaya yöneltiyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://www.tele.com.tr/haberresim/ik.gif" width=410&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-111624040228732937?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/111624040228732937/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=111624040228732937' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111624040228732937'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111624040228732937'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/05/istem-d-cretsiz-reklam.html' title='İstem dışı ücretsiz reklam'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-111602485845561752</id><published>2005-05-14T01:53:00.000+03:00</published><updated>2005-05-14T01:57:14.900+03:00</updated><title type='text'>Hangi Operatör?</title><content type='html'>Okurlarımızdan sıklıkla "Hangi operatörü tavsiye edersiniz?" sorusu alıyoruz. Hem GSM hem uzak mesafe telefon işletmeciliği sektöründe tüm operatörlerle ilişki içinde bulunduğumuz için, bu sorunun yanıtını kolayca verebileceğimizi düşünüyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halbuki ne kurumsal GSM aboneliği gerektirecek sayıda saha elemanımız, ne de uzak mesafe telefon hizmeti almayı gerektirecek kadar yoğun bir şehirlerarası ve uluslararası görüşme trafiğimiz var. Elbette bu firmaların hemen hepsi tek bir görüşme için bile Türk Telekom'dan daha avantajlı fiyatlar sunuyor ama, bu iki görüşme türü için &lt;a href="http://www.skype.com/"&gt;Skype&lt;/a&gt;'ı çok pratik buluyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sektörün tüm dünyada yaşadığı handikapın bir göstergesi bu. İnternet bazı sektörleri güçlendirirken, bazılarının cirosunu daraltıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okurlara tavsiyede bulunma meselesine dönersek, firmalarla olan ilişkimiz elbette onların hizmet kalitesi konusunda fikir edinmemizi sağlamıyor. Yaygın kanaat, İnternet servis sağlayıcısı olarak başarılı olan firmaların, ses pazarında da öne geçeceği yönünde. Oysa bunlar hem teknoloji hem de yapılanma anlamında oldukça farklı iki alan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örneğin çözüm ortakları ve bayiler, bu alandaki başarıyı büyük oranda etkileyen unsurlar olabiliyor. Öyle ki, Türkiye'nin en büyük markalarının itibarını zedeleyen ve sektöre de zarar veren bayi uygulamaları duyuyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her kullanıcının kendi deneyimini yaşayarak tercihini yapması gereken bir alandan bahsediyoruz. Bir firma ile yaşanacak deneyim, fiziksel koşullara, bölgeye ve zaman aralığına göre büyük farklılıklar gösterebiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yayına hazırlamayı planladığımız ama yoğunluk nedeniyle henüz içeriğini tamamlayıp lansmanını yapamadığımız &lt;a href="http://www.hangioperator.com"&gt;hangioperator.com&lt;/a&gt; sitesi, bu sorunun yanıtını arayanlara yalnızca fiyat tarifelerini ve kullanıcı görüşlerini yansıtarak yardımcı olmaya çalışacak. Açılış tarihini öğrenmek için sitemizi takip edin&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-111602485845561752?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/111602485845561752/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=111602485845561752' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111602485845561752'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111602485845561752'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/05/hangi-operatr_14.html' title='Hangi Operatör?'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-111592628641001465</id><published>2005-05-12T22:25:00.000+03:00</published><updated>2006-01-28T01:05:42.153+02:00</updated><title type='text'>ADSL 512K Balonu</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.telekom.gov.tr"&gt;Türk Telekom&lt;/a&gt;'un, ADSL internet hizmetlerinde yeni bir &lt;a href="http://www.telekom.gov.tr/webtech/default.asp?sayfa_id=152"&gt;tarife&lt;/a&gt;ye geçiş haberlerini okuduğumuz zaman hepimiz çok sevinmiştik. En düşük bağlantı hızı 256K'dan 512'ye çıkacak ve yüksek hızlı diğer internet bağlantı ücretlerinde indirim yapılacaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.tele.com.tr/blog_commentobasin.asp?blog_id=456&amp;month=3&amp;amp;amp;amp;amp;amp;amp;year=2005&amp;giorno=&amp;amp;archivio="&gt;Haber&lt;/a&gt;e göre 256K kullanıcıları aynı ücretle 2 kat daha hızlı servis alacak diğer kullanıcılar ise önceden aldıkları servisi almaya devam edecek ama öncekinin yarı fiyatını ödeyecekti. Geçiş kademeli olarak yapılacak ve 1 Mayıs 2005'te tamamlanacaktı. Bu müjde, Türkiye'de telekom kurumlarından sorumlu en yüksek devlet adamı Ulaştırma Bakanı Sn. Binali Yıldırım tarafından verilmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu haber kendilerini doğrudan ilgilendirmesi sebebiyle internet - özellikle de ADSL - kullanıcıları arasında çok ilgi gördü ve inanılmaz bir hızla yayıldı. &lt;a href="http://www.google.com.tr/search?hl=tr&amp;q=adsl+512+binali+y%C4%B1ld%C4%B1r%C4%B1m&amp;amp;meta="&gt;Google'a "adsl 512 binali yıldırım" yazıldığında gelen sonuçlar&lt;/a&gt;dan bunu görmek çok güç değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuyla ilgili çeşitli forumlar açıldı ve insanlar fikirlerini belirttiler. Bunlardan üçü: Türkiye'de donanım ile ilgili önemli sitelerden &lt;a href="http://forum.donanimhaber.com/m_1863248/tm.htm"&gt;donanimhaber.com&lt;/a&gt; ve ADSL sayesinde çok fazla film izleme imkani bulan &lt;a href="http://www.webopedia.com/TERM/D/Divx.html"&gt;DivX&lt;/a&gt; (DVD medyasındaki filmlerin sıkıştırılıp daha küçük alanlara örneğin CD'lere kaydedilebilmesini sağlayan video formatı) sevenlerin Türkiye'de çok rağbet ettiği &lt;a href="http://www.divxforever.com/index.php?showtopic=31092&amp;hl=adsl"&gt;divxforever.com&lt;/a&gt;, editörümüz Ekim Kaya'nın daha önceki bloglarında bahsettiği &lt;a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=256kbps+adsl+in+kalkmasi&amp;amp;i=6825502"&gt;eksisozluk&lt;/a&gt; sitelerindeki forumlar. Fikirler olumlu da olsa olumsuz da olsa aslında yapılan yorumlarda hep insanların aklının bir köşesinde bu haberin gerçekleşeceğine dair bir inanç vardı. Aslında bu çok normaldi çünkü insanlar iki nedene çok güveniyorlardı. Birinci sebep; açıklamanın Ulaştırma Bakanı tarafından yapılıyor olmasıydı. Ikinci ve belki de herkesi gerçekten umutlandıran neden ise daha önce benzer bir olayın yaşanmış olmasıydı. Türk Telekom ADSL servisini başlangıçta en düşük hız olarak 128K belirlemişti. Ancak bir süre sonra en düşük hız 256K olmuş ücretlendirmeler yeniden düzenlenmişti ve ADSL kullanıcıları ayni ücrete 2 kat hızlı ya da aynı hizmeti yarı fiyatına almaya başlamıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkes bir 1 Mayıs'ı bekledi. Hatta beklemeyenler oldu ve aşamalı bir geçiş olduğu için belki de kendi portlarınının hızının arttırılabileceğini düşünerek defalarca modemlerini resetlediler. Ancak sonuç hayal kırıklığıydı :(&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki bu haberler neden çıkmıştı? Neden Türk Telekom bu haberlere sahip çıkmamış olsa bile hiçbir zaman çıkıp böyle birşey yok diye bir açıklama getirmemişti olaya. Kurumun çağrı merkezini arayıp bizzat sorduğumda çalışan bana verdiği yanıt böyle bir söylenti olduğunu, ancak kendilerine böyle bir bilginin kesin olarak gelmediğini eğer geçiş olacaksa bunun açıklanacağını söylemişti. Yani yine konunun üstünü açık bırakmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında cevap çok basit. Çünkü Türk Telekom Brezilya dizilerini aratmayacak şekilde bir özelleştirilme sürecine girmişti ve bu yüzden eline geçen bütün fırsatları değerlendirip şirketin değerini arttıracaktı. Çıkan bu haber de Türk Telekom'un olası müşterileri için bir beklenti getirecek ve ADSL abone sayısı artacaktı. Kurumun abone artışını istemesi çok normal; eğer bir malınız varsa ve onu satmak niyetindeyseniz değerini arttırmak için çalışmanız çok doğal. Ama bizim buradaki eleştirimiz kurum yetkililerinin bu sürece girmeden önce neden bu kadar aktif, müşteriyi düşünen, karı arttıracak ama kullanıcılara daha iyi hizmetler verebilecek gelişimler içinde olmadıkları. Tekel oldukları zaman süresince her zaman müşteri ilişkilerinde işleri yokuşa süren Türk Telekom yetkililerinin bizce bir daha düşünmesi gerek: Bu haberleri yalanlamayarak kurumun değerini arttırımak amacıyla etik bir davranış mı göstermiş oluyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekşi sözlükten üç başlık:&lt;br /&gt;&lt;a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=minimum+adsl+hizinin+512+kbps+olmasi"&gt;Minimum ADSL hızının 512 kbps olması&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=minimum+adsl+hizinin+512+kbps+olmamasi"&gt;Minimum ADSL hızının 512 kbps olmaması&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=minimum+adsl+hizinin+temmuzda+512+kbps+olmasi"&gt;Minimum adsl hizinin temmuzda 512 kbps olmasi&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-111592628641001465?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/111592628641001465/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=111592628641001465' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111592628641001465'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111592628641001465'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/05/adsl-512k-balonu.html' title='ADSL 512K Balonu'/><author><name>Can Kılıç</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12888959285695711838</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-111581151554846565</id><published>2005-05-11T13:47:00.000+03:00</published><updated>2005-05-11T15:26:10.950+03:00</updated><title type='text'>Herkes "tek", herkes "en büyük", herkes "lider"...</title><content type='html'>Bir konuda bazı firmalarla aynı düşünmüyoruz. Halkla ilişkiler ajansları da bunu yapabiliyor ama, onlar hem basını hem müşterilerini memnun etmek gibi zor bir konumda olduklarından, bu durumdan istisna kabul edilebilirler. Şöyle ki;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haber merkezimize bir İnternet servis sağlayıcısının bülteni ulaşıyor. Bültenin başlığı, "Türkiye'nin &lt;strong&gt;lider&lt;/strong&gt; servis sağlayıcısı X, Y servisine başladı" şeklinde... Bu bülteni hazırlayan kişiye sormak gerekiyor. İnternet sektöründe &lt;strong&gt;"liderlik"&lt;/strong&gt; nasıl belirleniyor? Kullanıcı sayısıyla mı? Ciroyla mı? Kapsanan coğrafya ile mi? Toplam bant genişliği ile mi? Müşteri memnuniyeti ile mi? Yoksa bunların hepsinde açık ara lider bir şirket var ve bu liderlik hem kullanıcılar, hem de diğer firmalar tarafından kabullenmiş durumda mı? Durum böyleyse sorun yok, bu ifade nesnel bir veri kabul edilip, dergide yayınlanabilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama değilse, bence bu dergi okurlarının (yani müşterinin) "lider"i seçmek konusundaki özgür iradesini yok saymaktan başka bir şey değildir ve zaten amacına ulaşmayacaktır. (Kaç kişi çok kötü deneyimler yaşadığı bir firmanın bülteninde lider olduğunu iddia ettiğini görünce gülüp geçmez ki?)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tür ifadelere "haber" olarak yer veren yayınların da ciddiye alınmasının zor olduğunu düşünüyorum. Bu yayınlarda, "Lider İnternet servis sağlayıcı X" ifadesi içeren bir yazıdan birkaç sayfa sonra "Öncü İnternet servis sağlayıcı Y" cümlesine rastlamak gibi gariplikler yaşanabiliyor. Okur bu durumla karşılaştığında doğal olarak o yayını bir sektörel dergi olarak değil, basın bültenlerinden derlenmiş bir katalog olarak algılıyor. Bu yüzden o derginin "tüketicinin karar vermesine yardımcı olmak", "sektöre yön vermek", "sektörde bir özne olmak", "sektör içinde bir iletişim kanalı oluşturmak", gibi iddiaları olamıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu noktada firma yöneticilerine, firmalarının adlarını Türkiye'nin nitelikli, eğitimli, gelir düzeyi ortalaması yüksek ve "en beğenmez" genç kitlesini oluşturan  &lt;a href="http://sozluk.sourtimes.org"&gt;Ekşi Sözlük&lt;/a&gt;'te aramalarını öneririm. Firmanın adı sözlükte yer almıyorsa, tanıtım konusunda ciddi bir eksiklik olduğunu söylemek yersiz olmaz. Ama yer alıyorsa ve bir de çoğunluk tarafından beğeniliyorsa, orada sözlükçülerin kullandığı her ifadeye gönül rahatlığıyla bültenlerinde yer verebilirler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu metni yazarken tam da bu konuya örnek oluşturacak bir e-bülten geldi... İçindeki bir cümle şöyle: "Türkiye'de ilk kez telekom sektörü bir fuar merkezinde kendilerine özel bir fuarda buluşuyor."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durumda birkaç seçenek var:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Fuarı düzenleyen yetkililer, "İlk olduğumuzu iddia edeceğiz ama gerçekten ilk miyiz, yoksa ilk olmadığımız ortaya çıkar da mahçup olur muyuz?" diye bir kaygı taşımıyor.&lt;br /&gt;2- Bu kaygıyı taşıyorlar ama "daha önce bir telekom fuarı yapılmış mı", bunu nasıl araştıracaklarını bilemiyorlar.&lt;br /&gt;3- Araştırma yapmak için Google'ı kullanmayı akıl ettiler, ama hangi kelimeleri kullanarak arama yapacaklarını bulamadılar. (Önerimiz ilk aklımıza gelen &lt;a href="http://www.google.com.tr/search?sourceid=navclient&amp;ie=UTF-8&amp;rls=GGLD,GGLD:2004-04,GGLD:en&amp;q=telekom+fuar%C4%B1"&gt;"Telekom Fuarı"&lt;/a&gt; sözcükleri olurdu, gelen &lt;strong&gt;ikinci&lt;/strong&gt; sonuç 6-9 Mayıs 2004 tarihleri arasında Altınpark Fuar Merkezi'nde düzenlenen &lt;a href="http://www.telekom2004.com"&gt;Telekom 2004 Fuarı&lt;/a&gt;)&lt;br /&gt;4- Sonraki seçenekler daha vahim; Telekom 2004 Fuarı'nın yapıldığını gördüler ama yok saymayı tercih ettiler. (Bu durumda örneğin bir firma yetkilisi sözkonusu fuarda düzenlenecek bir seminerde "Bunu 2004 yılındaki Telekom Fuarı'nda da dile getirmiştim" cümlesini kurmaya başladığında mikrofonun sesini kısmak için çok atik davranmaları gerekecek.)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-111581151554846565?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/111581151554846565/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=111581151554846565' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111581151554846565'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111581151554846565'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/05/herkes-tek-herkes-en-byk-herkes-lider.html' title='Herkes &quot;tek&quot;, herkes &quot;en büyük&quot;, herkes &quot;lider&quot;...'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-111567800530918165</id><published>2005-05-10T00:51:00.000+03:00</published><updated>2005-05-10T02:23:54.523+03:00</updated><title type='text'>Her telefon görüşmenizden önce Türk Telekom web sitesini inceleyin!</title><content type='html'>&lt;img src="http://www.tele.com.tr/haberresim/turktelekom.gif" border=0 hspace=5 align="right"&gt;Dergide, web sitesinde ve blog'da Türk Telekom haberlerinin ağırlığının artmasından hoşnut değilim. Ama kurum yöneticileri adeta bu haberlere malzeme vermek için özel çaba harcıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://www.tele.com.tr/haberresim/ekinalan.gif" border=0 hspace=15 align="left"&gt;Ulusal basın, Türk Telekom yöneticilerinin yaptığı açıklamalara büyük önem veriyor. (Altı aylık basından telekom haberleri derlememizde Genel Müdür &lt;a href="http://www.google.com/custom?domains=tele.com.tr&amp;q=ekinalan&amp;sitesearch=tele.com.tr&amp;client=pub-0143926433180595&amp;forid=1&amp;ie=ISO-8859-1&amp;oe=ISO-8859-1&amp;cof=GALT%3A%23FF0000%3BGL%3A1%3BDIV%3A%23FFFFFF%3BVLC%3A663399%3BAH%3Acenter%3BBGC%3AFFFFFF%3BLBGC%3AFFFFFF%3BALC%3A000000%3BLC%3A000000%3BT%3A000099%3BGFNT%3A000000%3BGIMP%3A000000%3BLH%3A21%3BLW%3A120%3BL%3Ahttp%3A%2F%2Ftele.com.tr%2Fhaberresim%2Ftelecomtr.gif%3BS%3Ahttp%3A%2F%2Fwww.tele.com.tr%3BFORID%3A1%3B&amp;hl=en"&gt;"Ekinalan"&lt;/a&gt; 96 kez geçiyor!)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu açıklamaların satır aralarını okuyabilmek için sektör yayınlarına düşen sorumluluk büyük. Basını güçlü bir halkla ilişkiler aracı olarak kullanan Türk Telekom yöneticileri tarafından kaba tabiriyle "kandırılmamak" için her açıklama sonrasında Turk.internet.com'daki &lt;a href="http://turk.internet.com/yazarlar/all.php?aid=96&amp;show_articles=true"&gt;Serdar Güçlü&lt;/a&gt; sütununa bakmakta fayda var. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birkaç örnek vererek önerimi somutlaştırayım: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.tele.com.tr/blog_commentobasin.asp?blog_id=77&amp;month=1&amp;year=2005&amp;giorno=&amp;archivio="&gt;"Türk Telekom’un 2004 yılı net kârı 2,1 Katrilyon"&lt;/a&gt; haberinden sonra &lt;a href="http://turk.internet.com/haber/yazigoster.php3?yaziid=11811"&gt;Türk Telekom 2004 kârı ne kadar&lt;/a&gt; yazısını, &lt;a href="http://www.tele.com.tr/blog_commentobasin.asp?blog_id=361"&gt;"Telekom rekabette yara alır."&lt;/a&gt; haberinden sonra &lt;a href="http://turk.internet.com/haber/yazigoster.php3?yaziid=12160"&gt;"Ekinalan'dan 'Gerçek rekabet yok' itirafı"&lt;/a&gt; ya da &lt;a href="http://www.tele.com.tr/blog_commentohaber.asp?blog_id=517&amp;month=3&amp;year=2005&amp;giorno=3&amp;archivio=&amp;"&gt;"Sektör temsilcileri: Bu bir itiraftır"&lt;/a&gt; yazısını, &lt;a href="http://www.tele.com.tr/blog_commentobasin.asp?blog_id=409"&gt;"Telekom’u alan 1 milyar doların da sahibi olacak"&lt;/a&gt; haberinden sonra &lt;a href="http://turk.internet.com/haber/yazigoster.php3?yaziid=12644"&gt;"Türk Telekom'un kasasında 2,4 Katrilyon TL mi var?"&lt;/a&gt; yazısını, &lt;a href="http://www.tele.com.tr/blog_commentobasin.asp?blog_id=58&amp;month=1&amp;year=2005&amp;giorno=&amp;archivio="&gt;"İnternet arızası Pazar günü giderilecek"&lt;/a&gt; haberinden sonra &lt;a href="http://turk.internet.com/haber/yazigoster.php3?yaziid=11842"&gt;"Yurtdışı kesintisi 15 güne doğru yaklaşıyor"&lt;/a&gt; yazısını okumadığınız taktirde işlerin yolunda gittiğini düşünebilirsiniz. Bu açıklamalar bir ara o kadar sıklaşmıştı ki, sektör temsilcilerinin görüşlerine yer verdiğimiz &lt;a href="http://www.tele.com.tr/blog_commentohaber.asp?blog_id=538"&gt;"Türk Telekom'un değeri basın açıklaması ile artar mı?"&lt;/a&gt; başlıklı bir habere yer vermiştik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarınki tepkileri merakla beklediğim &lt;a href="http://turk.internet.com/haber/yazigoster.php3?yaziid=12704"&gt;yeni haber&lt;/a&gt;, Türk Telekom'un 22 Nisan 2005 tarihli bir karar ile şehir içi %50 indirimli görüşme saatleri aralığını 1 Mayıs itibariyle 20:00-08:00'den 23:00-07:00'ye indirmesi.&lt;br /&gt;&lt;img src="http://www.tele.com.tr/haberresim/tarife.gif"  border=0&gt;&lt;br /&gt;Türk Telekom'un özelleştirmesine karşı olan Haber-Sen, bunu "gizli zam" olarak yorumlamış... Türk Telekom'un bu değişikliği sadece web sitesindeki "&lt;a href="http://www.turktelekom.com.tr/webtech/default.asp?sayfa_id=141"&gt;tarifeler&lt;/a&gt;" sayfasında duyurduğunu düşünürsek hak vermemek elde değil... Haber-Sen bu yorumu &lt;img src="http://www.tele.com.tr/haberresim/eylem.jpg" border=0 hspace=5 align=left&gt;kurumun kamu hizmeti anlayışından uzaklaşması nedeniyle yapıyormuş. Sendika yöneticilerine serbestleşme süreci uzadıkça bu tür şaşkınlıkları sıkça yaşayacaklarını duyurmak istiyorum. Bir diğer hatırlatma da, "hiçbir özel sektör firmasının itibarını riske atarak bu tür bir "gizli" artışı hayata geçiremeyeceği, dolayısıyla tüketiciye önem veren anlayışın özelleşme ile sağlanabileceği" olabilir. Hayat, öğretiyor... Mevcut anlayışı ise şöyle yorumlayabiliriz: &lt;em&gt;Tarifeyi değiştirelim ve web sitesine koyalım... Sorduklarında "gizli değildi, web sitemizde duyurmuştuk" deriz, web sitesinin adresinden bile habersiz halk durumu fark ettiğinde iki küfreder geçer, ama o zamana kadar fazladan yüzbinlerce doları kasaya atmış oluruz.&lt;/em&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunca yıllık tekel deneyiminden sonra Türk Telekom yöneticileri "vahşi rekabet" kurallarına kolay uyum sağlamış görünüyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halkımıza önerimiz ise her telefon görüşmesinden hemen önce &lt;a href="http://www.turktelekom.com.tr/webtech/default.asp?sayfa_id=141"&gt;Türk Telekom'un tarife sayfasına&lt;/a&gt; göz atmaları olacaktır. Hatta görüşme sürerken zaman zaman bu sayfayı yenilemek, ani bir zam halinde bundan anında haberdar olup, gerekirse görüşmeyi yarıda kesmeyi sağlayabilir. Evet biraz zahmetli, ama kesinlikle kârlı... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://www.tele.com.tr/haberresim/bant.gif" border=0 hspace=5 align="left"&gt;Belki de borsa bandı gibi bir java uygulaması yazıp, Türk Telekom'un anlık kontör sürelerini ve hizmet bedellerini okurlarımıza gerçek zamanlı olarak duyurmalıyız. İlgi göreceğinden eminim...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-111567800530918165?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/111567800530918165/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=111567800530918165' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111567800530918165'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111567800530918165'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/05/her-telefon-grmenizden-nce-trk-telekom.html' title='Her telefon görüşmenizden önce Türk Telekom web sitesini inceleyin!'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-111562801656915971</id><published>2005-05-09T11:39:00.000+03:00</published><updated>2005-05-09T11:43:27.250+03:00</updated><title type='text'>Google Down...  :(</title><content type='html'>Bu sabah telekom ve internet haberlerini bulup siteye aktarmaya çalışırken en çok dikkatimi çeken haber Google'ın 15 dakika süre ile servis verememesi oldu. Bütün dünyada büyük yankı uyandırmıştı bu haber. Herkes birşeyler yazmış, Google birşeyler açıklamıştı. Başkaları tarafından söylenen Google'ın hacklenmiş olabileceği, Google'ın söylediği ise bir dns problemi ve 15 dakika kadar bir zamanda sorunun ortadan kaldırıldığı. Bayağı bir tufan kopmuş dünyada.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki Neden böyle?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü google çökmez, google her zaman en iyidir. Başka arama motorları kullanılsa bile herkes google'in en aranır sonuçları çıkardığını bilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu inanılmaz bir başarıdır. Müşterilerinizi seçme hakkınız olmayan bir ortam olan internette hem de sayısız rakibiniz ve sizi alt etmek isteyen binlerce hacker varken çok kısa bir süre içerisinde böyle bir güveni elde etmek ve ayda 200 milyon aramaya cevap vererek herkes tarafından en iyi olarak gösterilmek çok büyük bir ayrıcalıktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kişisel fikrim: google bu işi çok iyi yapıyor. Ve yaptığı açıklamanın doğruluğuna inanıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bununla birlikte geçen hafta google Web Accelerator adında yeni bir ürün çıkardı. Bu ürün sayesinde web hızlanacak. Ancak yine tartışmalar google'ı hedef aldı bu yazılım nedeniyle. Özel hayat koruyucuları derhal tartışmalar başlattı. Google insanların nereye girdiklerini takip ediyor diye. Ancak google'ın yaptığı açıklamaya göre kişisel bir takip değil kitle olarak bir takip sözkonusu idi. Ama bu noktada başka bir eleştiri girdi devreye. Google reklam servisleri için bu verileri kullanacak mıydı? Aslında benim de beklemediğim bir yanıt geldi. "Şu an için düşünmüyoruz ancak gelecekte göz önünde bulundurulabilir." Google çok başarılı reklam servislerini hiçbir zaman kullanıcılarını rahatsız etmeden sürdürüyor ve böyle bir yol izleyeceğini açıkçası tahmin etmiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tekrar asıl konumuza dönersek google'ın 15 dakika süre ile servis verememesi kendisi için büyük ayıptır. Biz onları hiç down olmayan bir servis olarak biliyoruz. Googlesız internet düşünemiyoruz. Bizi bu hale onlar getirdiler. Ne arıyorsak bulduk onlarla ve daha iyisi çıkana kadar da böyle devam edecek bu. Her istediğimiz zaman bu sayfaya erişmeliyiz.&lt;br /&gt;Editörümüz Ekim Kaya ile geçen bir diyaloga yer vermek istiyorum bu noktada. Yine bir blog yazmaya çalışırken &lt;a href="http://www.blogger.com/"&gt;http://www.blogger.com/&lt;/a&gt; adresi gelmiyordu. Kendisine söyledim. Olamaz, google servisi dedi. O zaman ben de hak verdim, olamazdı. Araştırdık sorun maalesef yine Turk Telekom'du...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan sonra google'ın hatta internet ve telekomünikasyon alanında servis veren hiçbir şirketin problem yaşamaması dileğiyle.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-111562801656915971?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/111562801656915971/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=111562801656915971' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111562801656915971'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111562801656915971'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/05/google-down.html' title='Google Down...  :('/><author><name>Can Kılıç</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12888959285695711838</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-111550031434497777</id><published>2005-05-08T00:11:00.000+03:00</published><updated>2007-02-02T23:34:43.580+02:00</updated><title type='text'>Yeşil Otobüs ve Cep Telefonları</title><content type='html'>&lt;img src="http://www.tele.com.tr/haberresim/otobus.jpg" border=0 hspace=5 align=left&gt;Türk halkının en çok sahip çıktığı teknolojik alet olan cep telefonu ve Türk halkının en çok sahip çıktığı kural "yeşil otobüslerde cep telefonu yasağı" ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eminim Istanbul'da (bu şehirde yaşadığım için, belki diğer şehirlerde de vardır) çok da uzun olmayan bir süre önce kullanılmaya başlayan ve içlerinde cep telefonu kullanımının yasak olduğu yeşil otobüslerde, bu kurala karşın telefonla konuşan ve buna itiraz eden sade vatandaşların tartışmalarına şahit olmuşsunuzdur. Ben de bugünden önce defalarca bu tip tartışmalara şahit oldum ve bunların sonunda karar verdim ki Türk halkının en çok sahip çıktığı kural "Yeşil Otobüslerde Cep Telefonu ile Görüşmek Yasak" tır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama bugün yaşadığım bir olay çok değişik düşünceler yarattı kafamda. Otogar'a gitmek üzere Mecidiyeköy'den Yeşil bir otobüse bindim. Otobüs giderek dolmaya başladı. Bu sırada birinin telefonu çaldı. Ve derhal şoför de dahil olmak üzere bütün otobüs adama döndü. Sanki elinde yüklü miktarda patlayıcı olan adam otobüsü patlatmak üzere bir fitili ateşlemek üzereymiş gibi. Adamın görünümünden ve belki de ilk defa geldiği Istanbul'dan dönerken otobüste karşılaştığı bu tepkiye verdiği (aslında veremediği) karşılıktan bu kuraldan pek de haberi olmadığını tahmin ettim. Adam otobüs sakinleri tarafından infaz edilmişti, farketmemiş olabilirdi konuşmanın yasak olduğunu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Otogara biraz daha yaklaştığımızda bir telefon daha çaldı. Bütün otobüs sesin geldiği yere döndü. Adam telefonu açıp umarsızca konuşmaya başladı. Başta vatandaşlar pek tepki veremediler zira bu kadar kolay konuşan biri birşeylere güveniyor olmalıydı diye düşündüler herhalde :) Daha sonra sade bir vatandaş patladı ve kardeşim konuşmak yasak diye bir çıkış yaptı. Ama karşılık çok farklı geldi beklenenden. Telefon ile konuşan genç, "benim konuşmamı kimse engelleyemez" dedi. Tepki biraz daha arttı otobüste. Bunu üzerine adam cenazesi olduğunu, memleketine gittiğini ve mutlaka konuşması gerektiğini söyledi bağırarak. Bu sefer tepkili Türk vatandaşının merhameti çıktı ortaya ve "tamam anlıyoruz ama bizi de öldüreceksin" gibi ılımlı tepkiler gelmeye devam etti. Bu arada arkadan sadece adamın telefonla konuştuğunu duyan ve kaba kuvvet göstererek kendini ispatlama çabasında olan bir başka genç "Ne diyorsun sen diyerek" hışımla kalktı yerinden ama destek bulamayınca oturmak zorunda kaldı. Bu arada şoför otobüsü durdurdu ve o da bağırmaya başladı. Otobüste her kafadan bir ses çıkıyordu, biri "yazık", biri "kardeşim ne yapalım" diyordu. Telefonla konuşan genç dayanamayarak açın kapıyı "ben inmek istiyorum" dedi ve "Yeşil Otobüs"ten inip telefonunu hışımla yere fırlattı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olay çok "tele"sosyolojik aslında :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi bir sorum var: Cep telefonları "Yeşil Otobüsler"e ne gibi bir zarar veriyor? da yasaklar???&lt;br /&gt;Sanırım bu soruya verilecek cevap çok önemli. Çünkü bunu herkes öğrenmeli, telefonla konuşan genç de ona tepki gösteren vatandaşlar da. Belki çocuk hakikaten çok tehlikeli bir iş yapıyor ve cenazesi olmasına karşın buna kalkışmayacak belki de vatandaşlar fazla tepki veriyorlar konuşanlara. Küçük istisnalar olabilir bu kuralı delebilecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABS'li araçlar, "Yeşil Otobüs", uçak, benzin istasyonları ve aklıma gelmeyen bir sürü yer. Cep telefonları buralarda neden yasaklar? Birileri açıklasın artık...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-111550031434497777?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/111550031434497777/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=111550031434497777' title='12 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111550031434497777'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111550031434497777'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/05/yeil-otobs-ve-cep-telefonlar.html' title='Yeşil Otobüs ve Cep Telefonları'/><author><name>Can Kılıç</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12888959285695711838</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>12</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-111550065961123506</id><published>2005-05-07T00:02:00.000+03:00</published><updated>2006-01-06T17:22:53.356+02:00</updated><title type='text'>İlk anketimizin sonucu: Türk Telekom satılsın da, kime satılırsa satılsın!</title><content type='html'>Epey geç başladığımız için katılım düşük oldu. Ama herkese yalnızca bir oy hakkı verilen anketimizde çıkan sonuçlar şöyle:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://www.tele.com.tr/haberresim/anket1.gif" border=0&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Umarım bu meseleye, bu seçeneklerin dışında bir yanıtı olan yoktur da herkesi kapsayabilmişizdir. %25'lik "satılmamalı"cılarla, %75'lik "satılmalı"cıların mücadelesi önümüzdeki günlerde pek çok platformda yaşanacak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başka bir teknoloji şirketinin, mesela Turkcell(*)'in yöneticilerinin, pazarlamacılarının ve mühendislerinin bir ay boyunca Türk Telekom binalarında mesai yapmalasını sağlamak mümkün olsaydı (bu durumda tabii onbinlerce koltuk boş kalacaktı, olsun...) Türk Telekom'un müşteri memnuniyetinde, cirosunda ve kârında kaç puan artış yaşanırdı, bunu çok merak ediyorum. O zaman "satılmamalı"cıların elle tutulur pek argümanları kalmayacağını düşünüyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyanın hangi ülkesinde tek sorumluluğu fotokopi çekmek olan ve bunun için maaş alan personele sahip bir kurum vardır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(*) Neden Turkcell'i andığımı bir "müşteri memnuniyeti" hikâyesiyle anlatayım. (Sadece &lt;a href="http://www.tele.com.tr/sayi10.asp?sayfa=58"&gt;memnuniyetsizliklere&lt;/a&gt; değil, olumlu örneklere değinmek de görevimiz elbette.) &lt;br /&gt;Şubat ayında Turkcell'in Baskonuş hizmetini duyurduğu basın toplantısına davet edildim. Daveti yapan ajans yetkilisi, toplantıda yapılacak demo sırasında kullanabilmem için hattımın baskonuş servisini açacaklarını söyledi ve cep telefonu numaramı istedi. Toplantıda demo yapıldı ve o günden sonra baskonuş'u hiç kullanmadım. Dün, faturamı incelerken baskonuş servisinin o tarihten beri ücretlendirildiğini fark ettim. Turkcell çağrı merkezi'ni aradım ve durumu özetleyip, "incelerseniz hiç baskonuş trafiğimin olmadığını görebilirsiniz" dedim. Çağrı merkezi operatörü beni 30 saniye beklettikten sonra "kullanılsın ya da kullanılmasın baskonuş servisi başlatıldığında ücret tahsil edilir, ama sizin durumunuz farklı ve mağdur olmamanız için durumu ilgili birime iletip, takip edeceğim." dedi. Operatörün adını öğrenip teşekkür ettim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertesi gün, cep telefonum öğlene kadar kapalıydı. Açtığımda SMS ile "Değerli abonemiz, lütfen hattınızla ilgili olarak Turkcell Müşteri Hizmetleri'ni arayınız. İyi günler dileriz" mesajı aldım. Sanırım bir operatör beni durumla ilgili bilgilendirmek için aramış fakat ulaşamamıştı. 444 0 532'yi aradım ve üç aylık servis ücretlendirmesi için iadenin yapıldığını, ilk faturama yansıyacağını öğrendim. Yalnızca "müşteri memnuniyeti" için yapılanlara bir göz atalım:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- İnsani bir hata nedeniyle basın mensubu olduğum kayıtlara işlenmemişti. Durumu bildirdiğim çağrı merkezi operatörünün bu sorunla daha önce karşılaşmış olma ihtimali yoktu. Ama "dilekçeyle en yakın Turkcell abone merkezi'ne itirazınızı iletin" demedi. Çünkü sistematik bir algoritma hazırlanmıştı ve bu sayede çözebileceği sorun başlıkları, ona "ezberletilenlerden" ibaret değildi.&lt;br /&gt;2- Belli ki aldığı eğitim sayesinde sorun çözmeye odaklanmıştı. İnisiyatif kullanmak durumundaydı. Sorunu uygun bir ifadeyle ilgili birime iletmekle kalmadı, herhangi bir sorun yaşamayacağım konusunda beni ikna etmeye çalıştı.&lt;br /&gt;3- Telefonu kapattıktan az sonra beni tekrar arayarak "rahatsız ediyorum, bir şeyi atlamışım, iadeden sonra hattınızın baskonuş servisine kapatılacağını hatırlatmak istedim" dedi. Bana başka bir sürpriz yaşatmamak için duyarlı davrandığını görmek beni bir kez daha sevindirdi.&lt;br /&gt;4- Yaklaşık 12 saat sonra ikinci geri arama gerçekleşti, ama telefonum kapalıydı. Belli ki operatör "aradım ama ulaşamadım, şansına küssün" demedi, bugüne kadar karşılaştığım en aktif kayıt takip sistemini işletti, "lütfen bizi arayın" mesajı gönderdi!&lt;br /&gt;5- Gün Cumartesi olmasına rağmen üç aylık servis bedelinin iadesi gerçekleşti. Bir şirketin müşteri hizmetlerinden başka ne bekleyebilirim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yanda bu altyapıyı düşünen, yatırımını yapıp kuran, eğitimini veren, işleten bir şirket, diğer yanda müşteri hizmetlerinde "buyrun efendim" hitabından ötesini göremeyen bürokrat zihniyet... Tekrar düşünün lütfen... "Satılsın mı, satılmasın mı?"&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-111550065961123506?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/111550065961123506/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=111550065961123506' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111550065961123506'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111550065961123506'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/05/ilk-anketimizin-sonucu-trk-telekom.html' title='İlk anketimizin sonucu: Türk Telekom satılsın da, kime satılırsa satılsın!'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-111533286148141081</id><published>2005-05-06T13:42:00.000+03:00</published><updated>2005-05-06T14:28:09.816+03:00</updated><title type='text'>Türk Telekom özelleştirilmeli</title><content type='html'>Türk Telekom yöneticileriyle, kurumun özelleştirilmesi gerektiği konusunda "anlaşıyoruz"(!). Bu yüzden onlara değil, özelleştirme karşıtlarına sesleniyor olacağım. Epey ilgi çeken &lt;a href="http://www.tele.com.tr/sayi10.asp?sayfa=58"&gt;"Türk Telekom ADSL çağrı merkezi dilimizden anlıyor mu?"&lt;/a&gt; yazıma konu olan örnek diyaloglardan birini &lt;a href="http://www.tele.com.tr/haberresim/ingilizce.wma"&gt;buraya tıklayarak&lt;/a&gt; dinlemenizi rica ediyorum.(*)  Türkiye'nin yirmibirinci yüzyılda dünya ülkeleri arasında nerede konumlanacağı konusunda en büyük etkenlerden biri, telekomünikasyon altyapısı. Ve bu altyapıyı işletenlerin, bu diyaloglarda görülen sıkıntıları yaşamasına benim içim elvermiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(*) Windows Media Player gerektirir.&lt;br /&gt;(**) Bir Alcatel çalışanı, bana bu yazıdaki "ADSL hattı üzerinden faks gönderememe sorunu" ile ilgili olarak operatörün yanıtlarının doğru olduğunu söylediği bir e-posta gönderdi. Bu konudaki yorumum İnternet kaynaklarına dayanıyordu. Birkaç örnek için bkz: &lt;a href="http://answers.google.com/answers/threadview?id=287095"&gt;Google answers&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.dslreports.com/faq/136"&gt;Dslreports.com&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.actiontec.com/support/broadband/homedsl_usb_faqs.html"&gt;Actiontec.com&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.teamhancock.com/help/dsl-faq#question.2005-01-05.3879994831"&gt;Teamhancock.com&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-111533286148141081?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/111533286148141081/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=111533286148141081' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111533286148141081'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111533286148141081'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/05/trk-telekom-zelletirilmeli.html' title='Türk Telekom özelleştirilmeli'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-111515998444230676</id><published>2005-05-04T01:14:00.000+03:00</published><updated>2005-05-04T10:28:31.010+03:00</updated><title type='text'>Sektör dergileri masalara!</title><content type='html'>&lt;img src="http://www.tele.com.tr/haberresim/sehpa.jpg" border=0 hspace=5 align=left&gt;Bir sektör dergisine destek olmak için reklam vermek zorunda değilsiniz. Takdir ettiğiniz ve desteklemek istediğiniz bir dergiyse, bekleme salonunda ya da odanızdaki sehpada bulundurmak da önemli bir destek olacaktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pek çok sektör temsilcisinden duyduğumuz ve bizi çok mutlu eden bir cümle; "Her gittiğimiz yerde derginizi görüyoruz!" ifadesi... Bu konuda epey uç bir örnek şu;  "İstanbul Kültür Üniversitesi'nde okuyan bir arkadaşım, dergimizin okuldaki kantinde satıldığını görmüş ve bir gün sonra memleketi olan Konya'ya gitmiş. Burada bir akrabasının evinde de dergiye rastlamış. (Akrabası dergiyi bayiden almış) Dönüş yolunda Ankara'da bir iş görüşmesi için gittiği telekomünikasyon firmasında da rastlayınca, dergimizin pek çok ulusal gazeteden fazla satıldığı kanaatine varmış. (Henüz değil, umarım bir gün :) Gerçekten de dergimiz her ay binlerce masaya ulaşıyor ve ücretsiz gönderim listemiz her gün genişliyor! Bu konuda oldukça aktif olarak çalışan bir ekibimiz var. Diyelim bir iş programında, bir GSM operatörünün daha önce tanışmadığımız bir yetkilisine rastladık. Hemen adını not ediyoruz ve ertesi gün ofise geldiğimizde ilk işimiz bu ismi listemize eklemek oluyor. &lt;a href="http://www.tele.com.tr"&gt;&lt;img src="http://www.tele.com.tr/haberresim/aboneform.gif" align="left" hspace=5 alt="Tıklayın, ücretsiz abonelik için başvurun!" border=0&gt;&lt;/a&gt;Yabancı dergilerin yaptığı, ama Türkiye'de bir benzeri görülmeyen bir diğer uygulama ise, yine bu listeyi genişletmeyi amaçlıyor: Ücretsiz abonelik başvurusu. Ulaşmak istediğimiz kitle profili içindeki herkes, &lt;a href="http://www.tele.com.tr"&gt;Tele.com.tr web sitesinde&lt;/a&gt; resimde görülen formu doldurarak anında ücretsiz abonemiz olabiliyor! Bu formu günde ortalama 10 kişi dolduruyor ve bu sayede yaklaşık bir yıl içinde çok değerli ve nitelikli bir okur kitlesine kavuştuk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derginin masaya konması meselesini hatırlatarak bitirmek istiyorum. Bir sektör dergisinin etkinliğini, içeriğiyle birlikte, ulaştığı okur kitlesi belirliyor. Dergimizin masanızda yer alması hem bizi, hem de dergimizi her gittikleri yerde gören ziyaretçilerinizi memnun edecek!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-111515998444230676?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/111515998444230676/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=111515998444230676' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111515998444230676'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111515998444230676'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/05/sektr-dergileri-masalara.html' title='Sektör dergileri masalara!'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-111506846290589108</id><published>2005-05-03T00:13:00.000+03:00</published><updated>2005-06-07T11:38:42.026+03:00</updated><title type='text'>Ekim Ayı idi Ekim'le tanıştığımız zaman...</title><content type='html'>&lt;img src="http://imageserver0.textamerica.com/user.images.x/35/IMG_389735/Thumb/T40403030400060.jpg?0.0.389735.0" alt="Bir profesyonelin gözü firmasından başka bir şey görmez" align="left" border=0 hspace=5&gt;Merhaba,&lt;br /&gt;Öncelikle kendimi tanıtmalıyım sanırım. Belki bazılarınız tele.com.tr web sitesi ya da dergideki yazılarımdan veya farklı şekillerde adımı duymuş, görmüş olabilirsiniz. Adım &lt;a href="http://www.blogger.com/profile/8798776"&gt;Can Kılıç&lt;/a&gt;, Elektronik Mühendisiyim ve 6 yıllık profesyonel iş hayatımda değişik yerlerde, değişik pozisyonlarda ama ağırlıklı olarak Bilgi Teknolojileri alanında çalıştım. Ama gerçek anlamda en çok zevk alarak çalıştığım gerçekten birseyler ürettiğime inandığım yer &lt;a href="http://www.tele.com.tr"&gt;tele.com.tr&lt;/a&gt; dergi ve web sitesi oluşumuydu. Gurur duyarak söyleyebilirim ki çok yakın arkadaşım olan &lt;a href="http://www.blogger.com/profile/760043"&gt;Ekim Kaya&lt;/a&gt;'nın tele.com.tr ürünlerinin başlangıcında ve devamında ona en çok destek olan kişilerden biri olduğuma inaniyorum. Aslında kendisi tüm telekom şirketlerinin aksine sektörün gerçeklerini görerek çok daha ihtiyatlı bir tavır gösterdi başlangıçta. Herkes tekel büfesi açar gibi telekom şirketi açarken o sektörün geleceğini görmeye çalıştı ve bazen bu işe girmekten çekindi. Ama kendimi de bu gruba dahil ederek söyleyebilirim ki tele.com.tr grubu sektörün popularitesinden çok gerçeklerini görerek mütevazi bir başlangıç yaptık yayın hayatımıza. Kaynak yayın grubu olarak çıkartılan tele.com.tr dergisi, &lt;a href="http://www.tele.com.tr"&gt;www.tele.com.tr&lt;/a&gt; web sitesi ve &lt;a href="http://www.telekom2005.com"&gt;Telekom fuarları&lt;/a&gt; gerçek ilgilileri olan profesyonelleri ve sektörden gerçekten hizmet ya da bilgi edinmeyi amaçlayan kişileri seçti hedef kitle olarak. Mayıs 2005 sayısı &lt;a href="http://www.tele.com.tr/11"&gt;derginin 11. sayısı&lt;/a&gt; ve şahsi fikrim bu kadar kısa zamanda gerçek hedef kitleye ulaşıldığı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kişisel görüşlerimden sonra daha önce de belirttiğim gibi yakın arkadaşım olan Ekim Kaya ile nasıl tanıştığımız anlatmak istiyorum bu ilk blog'umda. Ekim ile Türkiye'nin ilk servis sağlayıcısı olan &lt;a href="http://www.tnn.net"&gt;TurkNoktaNet&lt;/a&gt;'te bir Ekim ayında tanıştık. Hangi Ekim olduğunu bilmiyorum ama bunu hiç unutmuyorum:) Çoğu TurkNoktaNet çalışanı gibi o da ben de çağrı merkezinde başlamıştık işe. Kısaca şunu da söylemek isterim ki profesyonel iş hayatımda en yoğun çalıştığım yer burasıydı. Hiç susmayan telefonlar ve bitmek bilmeyen kullanıcı problemleri... Burada bir de itiraf yapmak istiyorum aslında. Her çağrı merkezi agentı gibi ben de, Ekim de birsürü beyaz yalan söylüyorduk burada :) Veritabanı sunucusunda problem varken kullanıcılara gerçeği söylemenin ne kadar doğru olacağını siz takdir edin. Hatta aramızdaki bir söylentiye göre Amerika'da bir yıl çağrı merkezinde çalışanların şahitliği kabul edilmiyordu. Bu ya bir şehir efsanesi ya da yöneticilerimizin yalan söylerken kendimizi iyi hissetmemizi sağlayan başka bir beyaz yalanıydı :) Daha sonra her TurkNoktaNet operatorunun geçtiği yollardan geçerek sistem operatörü olduk ikimiz de. Orası da çok yoğun ama bir o kadar eğlenceliydi. Ekim'i ilk defa takdir ettiğim gün bu zamanlara denk geliyor. Eminim şu anda onun da ilk defa okuyacağı gibi o sıralarda hiç bir mazeretim olmamasına rağmen nikahına gitmediğimi de yine burada itiraf etmek istiyorum :( Ama daha sonra kendisi ile de eşi ile de çok samimi olduk ve profesyonel olarak iş yapmaya başladık. Daha sonra TurkNoktaNet, &lt;a href="http://www.sabancitelekom.com"&gt;Sabancı Telekom&lt;/a&gt; ayrılığında TurkNoktaNet tarafında teknik kişiler olarak sadece ikimiz kaldık. &lt;img src="http://www.tele.com.tr/haberresim/ekimcan.jpg" alt="TurkNoktaNet sistem odası önünde" align="left" border=0 hspace=5&gt;Ekim Network ben ise Sistem Mühendisi olarak görev yaptık bir yıl kadar. Bir sürü problem üzerinde çalıştık, ama anladık ki her problemin kaynağı fiziksel seviyeden kaynaklanıyordu :) Genellikle de çift olarak dolaşan &lt;a href="http://www.turktelekom.com.tr"&gt;Türk Telekom&lt;/a&gt; teknikerlerinin kabloları yanlış bağlayıp ucuna bir kağıt parçasına okunamayacak bir yazı yazdıkları kablolarda çıkıyordu sorunlar. Karşılıklı oturmamıza rağmen MSN Messenger en büyük iletişim aracımızdı. Telekomünikasyon ilgisi o zamanlara dayanır Ekim'in. Ekim'in ertesi gün istifa edeceğini de oradan öğrenmiştim ben. Ortada hiçbirşey yokken istifa etti. Çok şaşırdım ama birşey söyleyemedim. Bir süre sonra &lt;a href="http://www.ntv.com.tr"&gt;NTV&lt;/a&gt;'de Network mühendisi olarak çalışmaya başladı &lt;a href="http://www.turkcell.com.tr"&gt;Turkcell&lt;/a&gt;'e geçen başka bir arkadaşımın yerine :) Orada da fazla kalamadı, çünkü Ekim hiçbir zaman durağanlıktan mutlu olmadı, hep yeni birşeyler yapmaya çalıştı. Bir firma altında çalışırken de bunu yapması imkansızdı. O yüzden NTV'den de ayrılıp kendi işini kurdu. Dergi çıkaracağını söyledi bana ve ilk sayıda yazar mısın dedi. Tabii ki seve seve kabul ettim. Ülkemizde hala gündeme giremeyen ancak gelecekte telekom şirketlerinin hepsinin hakkında fazlasıyla bilgi sahibi olması gerekecek olan TL9000 telekomünikasyon standardı yazısı çok yakın bir arkadaşım ;) olan Tuba Duru ile birlikte ilk profesyonel yazarlık deneyimim oldu benim de. Daha sonraları farklı sayılarda farklı yazılar yazdım. Değişik fikirlerle dergi ve web sitesi oluşumunun içinde olmaya çalıştım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendim için her zaman birşeyler yapabileceğim bir yer olduğunu düşünüyorum bu grubun. Çünkü sektörün kendisi gibi o sektöre hizmet eden tele.com.tr'nin de yapacağı çok fazla şey, şu anda okuduğunuz blog gibi getireceği çok fazla yenilik var...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-111506846290589108?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/111506846290589108/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=111506846290589108' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111506846290589108'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111506846290589108'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/05/ekim-ay-idi-ekimle-tantmz-zaman.html' title='Ekim Ayı idi Ekim&apos;le tanıştığımız zaman...'/><author><name>Can Kılıç</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12888959285695711838</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-111490243270336928</id><published>2005-05-01T01:31:00.000+03:00</published><updated>2005-05-01T02:12:19.773+03:00</updated><title type='text'>Eğlenceli bir okur mektubu</title><content type='html'>Aslında "okur mektupları"na başka bir blog'da değinmek gerekiyor, ben geçtiğimiz günlerde bir okurla aramdaki mesajlaşmadan, okurumuzun izniyle bahsedeceğim. Blog'umuza bir metin girmek üzereydim ki, şu e-postayı aldım:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;"merhaba nasılsınız; iyi olduğunuzdan şüphem yok ben bu yakınlarda fuar tarzında yani ses oparatörlerinin katılacağı bir organizasyon varmı? varsa katılma imkanım ne kadar? şimdiden teşekkür ederim."&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu mesaj saat 23:31'de geldi. Alır almaz şu yanıtı gönderdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;"Merhaba, &lt;br /&gt;Şu sıralar yok, seneye Telekom 2006'ya bekleriz. &lt;br /&gt;www.telekom2006.com 'dan takip edebilirsiniz"&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;23:35'te şu mesaj geldi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;hemen ne zaman yazdınız ona şuan kafam basmadı desem ne dersin ancak gülersiniz? ama siz genede gülmeyin &lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;23:37'de cevaben bir smiley gönderdim. Okurumuz 23:44'te şu mesajla cevapladı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;"kolay gelsin çalışıyormusunuz desem gecenin bir vakti millet yatağında mışıldarken yani ben bu aralar telekom sektörüyle araştırma yapıyorum ama geç kalmaktan korkuyorum e-kolay net'in ...'daki bayiliğini almak için görüşmeler yapıyorum siz ne dersiniz bu konuda" &lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saat 23:50 olmuştu ve blog ile ilgilenmek durumunda olduğum için yanıtımı kısa tuttum:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;"Bu konuda benim yorum yapmam uygun olmaz"&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hemen ardından bir mesaj daha:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;"eğer şuan açıksanız ve msn varsa adresim: ... saygılarla"&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanıt olarak gönderdiğim... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;"Şu an kapalıyız :)"&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;...mesajından sonra diyaloğumuza cuma günü gelen şu e-postaya kadar ara verdik:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;"mrb nasılsınız teşekkür ederim çok yardımcı oldunuz ben sizden yorum değil bana yardımcı olabileceğinizi düşünmüştüm sadece neden derseniz sizin bu konuda benden daha fazla araşatırma yaptığınızı biliyorum bunuda göz önüne alarak bu konuda bir fikir alış verişi yapmak istemiştim;peki fikirleriniz ve tecrübeniz sizde kalırsa insanlar nasıl başarılı olup nasıl değişik işlere cesaret edip kendilerini atacaklar ki;sizler gibi bu işin duayenlerine biz güvenmek bir yana fikirlerinizden faydalanmayacak olduktan sonra insanlar sizin fikir ve düşüncelerinizden nasıl yararlanacak ve fayda sağlayacak.&lt;br /&gt;Sadece sizden küçük ip uçları istemiştim eğer bana bu konuda yardımcı olamayacaksanız ne diyebilirim,sizin bana mesaj yazmanız bile bana gereksiz bir konum gerektiriyor derim sizden benim bir fikir almam olanaksız yani ama teşekkür ederim beni mutlu ettiniz sizin gibi bir insanla tanışma veya en azından sizden mail almak beni mutlu etti." &lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hemen arkasından bir de şu mesajı aldım:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;"ben sizden yapacaklarım konusunda fikir beyan etmenizi istedim o kadar eğer bir şeyler yapmak istersen e-kolay net nasıl ve hangi zorluklar bekliyor diye sormak isterim, ayrıca telekom özelleştiğinde bu özel telekomcular nasıl bir zorluk bekliyor nasıl yarışabilecek güçleri var olacak mı? hala fiyat konusunda telekomda indirime gidecek o zaman ne olacak bunlardamı yapabilecek mi? bana bu konularda yardımcı olursanız size çok farklı konularda yazılarımı gönderirim yani çok tespitlerim var işimde dolay insanlarla çok haşır neşir olduğumdan bu konularda çok yeni veya eski yazılar kazana biliriz bende kendi adıma sevinirim. saygılar"  &lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun üzerine biraz daha tatmin edici bir yanıt vermem gerektiğini fark ettim ve şöyle dedim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;"Merhaba ... Bey,&lt;br /&gt;Ben sektördeki tüm firmalara eşit mesadefe durmayı ilke edinen bir iletişim teknolojileri dergisinin yayın yönetmeniyim. Firmalarla ilgili subjektif görüşlerim olsa da, bunların ticari girişiminizin başarısı için veri kabul edilmesi sağlıklı olmayabileceği gibi, iş ahlâkı açısından da doğru olmayacaktır. Size yakında yayına başlayacak olan &lt;a href="http://www.hangioperator.com"&gt;www.hangioperator.com&lt;/a&gt; web sitesini takip etmenizi önerebilirim. Bu sitede çeşitli UMTH firmalarının bayileri ve kullanıcıları, firmalar hakkındaki görüşlerini paylaşıyor olacak. Böylece sözkonusu firmalarla ilgili gerçek deneyimleri öğrenme şansınız olacak.&lt;br /&gt;Beni anlayışla karşılamanızı umuyorum."&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakalım bu diyalog devam edecek mi...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-111490243270336928?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/111490243270336928/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=111490243270336928' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111490243270336928'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111490243270336928'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/05/elenceli-bir-okur-mektubu.html' title='Eğlenceli bir okur mektubu'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-111473865432957506</id><published>2005-04-29T04:15:00.000+03:00</published><updated>2007-01-05T23:20:59.810+02:00</updated><title type='text'>Mayıs sayısı "editörden" yazısı</title><content type='html'>Blog'umuzu takip edenlere, dergi yayınlanmadan önce "editörden" köşemizi okuma fırsatı: (Aslında yaklaşık 12 saat sonra web sitemize JPEG formatında konmuş olacak, sadece bu kadar ayrıcalık yaratabilmiş oluyorum)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;İnsanoğlu'nun bazı teknolojilerin toplum hayatına nasıl gireceği konusunda söz sahibi olamadığını düşünüyorum. Örneğin Bill Gates, elinde olsa e-posta gönderiminin ücretsiz olmasını tercih etmeyebilirdi. Bağlantı bedeli ödediğimiz İnternet servis sağlayıcımız dışında, mesaj başına ücret ödediğimiz bir de e-posta operatörümüz olsaydı eminim Microsoft bundan para kazanmanın bir yolunu bulurdu. Belki de ücretsiz e-posta gönderim hakkını, İnternet'in askeri ve akademik ihtiyaçlardan doğmasına borçluyuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Televizyonu satın alırken ödediğimiz bedele ek olarak, televizyon yayınına para ödenmesini yirmi yıl önce nasıl karşılardınız? Şimdi pek çoğumuz ödüyoruz... Televizyon teknolojisine ilk katkıyı yapanlar, bugün TV yayını için para isteyenlerin yeterince "katma değer" ürettiği konusunda ikna olur muydu? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki Bell, 1876'da telefonu icat ettiğinde insanların onu kullanırken bedel ödemesini istemiş midir dersiniz? Yoksa ileride telefon operatörlerinin yalnızca kuracakları altyapının bedelini değil, hatırı sayılır bir kârı da bizden talep edeceklerini tahmin etse, icadından vazgeçer miydi? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çağımızda komünistlerin işi de kolay değil... "Herkese eşit parasız (...)" sloganındaki boşluğu herhangi bir sözcükle doldurmak yeterli olmuyor. Sormak gerekli; "Wimax kullanımı ücretsiz mi olmalı?", "3G'de tarifeler neye göre belirlenecek?", "Her vatandaşa Wi-fi erişimi sağlamak Sosyal Devlet'in görevi mi?", "HSCSD bir ihtiyaç mı, lüks mü?", "GSM operatörleri uluslararası roaming anlaşmalarında sosyalist ülkelere avantaj sağlayacak mı?"... Politika üretmeleri gereken daha fazla alan var artık. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2005'te, insan sosyal hayatının en temel araçlarından olan telefonun herkes tarafından daha kolay kullanılabilmesinin mücadelesini vermek durumunda kalıyoruz. Ve kamuoyu bu mücadeleden habersiz olduğundan, "Jakoben" bir hareket de geliştiremeyeceğimiz için, bir kampanya başlattık: "Türk Telekom'a mecbur değiliz!" kampanyası.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amacımız adı geçen kurumu yermek değil, tersine, Türk Telekom'un şu anda en büyük payı aldığı pastayı büyüterek bu alanda gelişme sağlamak. İlk adım, 1 Ocak 2004 itibariyle tekel hakkı yasal olarak sona eren Türk Telekom'un, telefon dahil her türlü telekomünikasyon hizmeti için tek seçenek olmaktan çıktığını kamuoyunun gündemine sokmak, bu amaçla bir cins isim olan "telekom" sözcüğünün zihinlerde yalnızca "Türk Telekomünikasyon Anonim Şirketi"ni çağrıştırmasına sebep olan algılamaya son vermek. Ulusal basından kampanyaya ilk desteği veren &lt;a href="http://www.tele.com.tr/blog_commentobasin.asp?blog_id=700&amp;month=4&amp;year=2005&amp;giorno=&amp;archivio="&gt;Akşam Gazetesi yazarı Serhat Ayan&lt;/a&gt;'a, ve Serbest Telekomünikasyon İşletmecileri Derneği &lt;a href="http://www.telkoder.org.tr"&gt;TELKODER&lt;/a&gt;'e teşekkür ediyoruz. Kampanyayla ilgili gelişmeleri web sitemizden takip edebilirsiniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'nin ilk şirket blog'u ("günce" sözcüğü ile ifade edilebilir) olan Tele.com.tr Dergisi Blog'undan, dergi ekibinin sektöre ilişkin görüşlerini, çalışma hayatını ve şirket hakkında paylaşmak istediklerini izleyebilirsiniz. Blog'umuz http://blog.tele.com.tr adresinde yer alıyor.&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-111473865432957506?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/111473865432957506/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=111473865432957506' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111473865432957506'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111473865432957506'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/04/mays-says-editrden-yazs.html' title='Mayıs sayısı &quot;editörden&quot; yazısı'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-111464318388459803</id><published>2005-04-28T00:58:00.000+03:00</published><updated>2005-04-28T02:11:16.226+03:00</updated><title type='text'>İnternet sitesini verimli kullanmaya çalışan genç dergi ekibimiz ve sitenin altyapısı hakkında notlar</title><content type='html'>Bu blog'u kendimizi övmek için kullanacak değilim, bu şekilde okuyucu ilgisi sağlayamayacağımızı biliyorum ama ne yalan söyleyeyim, &lt;a href="http://www.tele.com.tr"&gt;web sitemizle&lt;/a&gt; gurur duyuyoruz. Her sabah 10.000'den fazla kişiye (bu sayıya günde ortalama 10 kişi ekleniyor), &lt;a href="http://www.tele.com.tr/basin.asp"&gt;basından derlediğimiz telekom haberleri&lt;/a&gt;ni ulaştırıyor ve bu metinleri sitemize ekliyoruz. Her sabah 07:00'den itibaren -saat farkı çok erken kalkmasını gerektiriyor- tüm gazetelerin web sitelerini tarayan çalışanımız &lt;img src="http://www.tele.com.tr/haberresim/oznur.jpg" align=right hspace=5 vspace=5 border=1&gt;&lt;a href="http://people.interaction-ivrea.it/o.ozkurt/"&gt;Öznur, İtalya'da yüksek lisans eğitimini sürdürüyor&lt;/a&gt; ve şu sıralar "araçlar ve komünikasyon" başlıklı tezini hazırlamakla meşgul. Ben de bir teknoloji bağımlısı olarak, özellikle küresel konumlandırma sistemi tabanlı projeleriyle ilgili naçizane görüşlerimi onunla paylaşıyorum. 25 Nisan'da Öznur'un doğum günüymüş, bu blog da ona geçmiş doğum günü sürprizi olsun! Resimde Öznur, erkek arkadaşı ile birlikte görülüyor. (Teknoloji bağımlılığı meselesine de bir blog'umda değinmeliyim)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öznur bu işi 2004'ün son aylarından beri yapıyor ve bu süre içinde binlerce telekom haberinin web sitemizde yer almasını sağladı. Pek çok telekomünikasyon firması yöneticisi, ekonomist ya da işletmeci için çok önemli bir kaynak yarattığımızı düşünüyorum. Bir diğer içerik üretimi de, 16 üniversite öğrencisi gencin gün boyunca 4500 farklı kaynaktan Türkçe'ye çevirdiği &lt;a href="http://www.tele.com.tr/tumhaberler.asp"&gt;"Dünyadan telekomünikasyon haberleri"&lt;/a&gt; sayfalarımızda gerçekleşiyor. Arı gibi çalışan bu ekip, sadece birkaç ay içinde &lt;a href="http://www.google.com/technology/"&gt;Google pagerank'imiz&lt;/a&gt;in sıfırdan 5'e yükselmesini sağladı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.teklan.net"&gt;Teklan&lt;/a&gt; adlı İnternet servis sağlayıcıdan barındırma hizmeti aldığımız web sunucumuz, İnternet'e bize ayrılmış 1 Mbit'lik bant genişliğine sahip bir hat üzerinden bağlı. Bu konuda başka servis sağlayıcılarla barter çalışması yapmak çeşitli zamanlarda gündeme geldiyse de, henüz hayata geçirilemedi. (İlgilenen firma yetkililerine duyurulur!)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://www.tele.com.tr/haberresim/mrtg.gif" vspace=5 hspace=5&gt;&lt;br&gt;Web sunucumuzun İnternet trafiğini gösteren yukarıdaki &lt;a href="http://www.cacti.net"&gt;CACTI&lt;/a&gt; grafiği, sabah 08:00'de başlayan ziyaretçi trafiğinin, 10:00-11:30 arasında devam eden e-posta gönderimi sırasında maksimum düzeye ulaştığını söylüyor. Gün içinde çeşitli zamanlarda, &lt;a href="http://www.tele.com.tr"&gt;Tele.com.tr web sitesi&lt;/a&gt;ndeki yüksek trafik yaratılan anlar da çokluortam dosyalarının kullanımına denk geliyor. Özellikle &lt;a href="http://www.telekom2005.com"&gt;Telekom 2005 Fuarı ve Konferansı&lt;/a&gt; sonrasında, &lt;a href="http://www.tele.com.tr/telekom2005konferansi.asp"&gt;etkinlik süresince gerçekleşen panel ve seminerler&lt;/a&gt; her gün onlarca kişi tarafından izlenmekte ve web üzerinden kayıt olan izleyicilerin iletişim bilgileri, semineri veren kişiye &lt;a href="http://www.tele.com.tr/haberresim/panelmail.gif"&gt;şöyle bir e-posta ile&lt;/a&gt; anında ulaştırılmakta. Böylece seminer sırasında salonda bulunan yüzlerce kişiye, tüm dünyadan binlerce yeni izleyici eklenmiş oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün gün boyunca &lt;a href="http://www.tele.com.tr/blog_commento.asp?blog_id=115&amp;month=4&amp;year=2005&amp;giorno=11&amp;archivio="&gt;Sabancı Üniversitesi'nde düzenlenen telekomünikasyon konferansı&lt;/a&gt;nda olacağım, konferansa katılacak okurlarımızla orada görüşmek dileğiyle...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-111464318388459803?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/111464318388459803/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=111464318388459803' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111464318388459803'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111464318388459803'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/04/internet-sitesini-verimli-kullanmaya.html' title='İnternet sitesini verimli kullanmaya çalışan genç dergi ekibimiz ve sitenin altyapısı hakkında notlar'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-111455274102819917</id><published>2005-04-27T01:15:00.000+03:00</published><updated>2005-04-27T12:23:41.700+03:00</updated><title type='text'>Dergi başarısında "büfeci Rıfkı Bey", Aydın Doğan'dan daha etkin.</title><content type='html'>Henüz baskısı tamamlanmadan derginin tamamını İnternet'e koyma fikrini, çalışanlarımıza karşı tek başıma savunmak durumunda kaldım. Dergi Yay-sat bayilerinde satıldığından,bu karar bayi satışını azaltabilirdi ve muhtemelen öyle de olmakta. Bu yöntemi bu ay üçüncü kez uygulayacağız. Ayın birinden bile önce derginin tüm dünyadan okunabiliyor olması bana heyecan veren bir durum. Bu fikri savunurken kullandığım argüman da zaten bundan ibaretti... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.tele.com.tr/sayi10.asp?sayfa=1"&gt;&lt;img src="http://www.tele.com.tr/haberresim/blogikibir.gif" alt="Tele.com.tr'nin tamamını İnternet sitemize koyuyoruz! Görmek için tıklayın" border=1 align=left hspace=5&gt;&lt;/a&gt;Adıyaman'da bizi İnternet sitemizden takip eden ama dergiyi bayide bulamayan bir okur adayımızdan aldığım e-posta, bu kararı vermemde etkili oldu. "İletişim teknolojileri"nden bahsediyorduk, ve bir &lt;strong&gt;dergi&lt;/strong&gt; idik! Daha fazla kişiye ulaşmak için İnternet'i kullanmamak zaten düşünülemezdi. Ama bunu, Adıyaman'daki okura, dergiyi İstanbullu okurumuza sunduğumuz şekilde sunarak yapmalıydık. Bu yüzden, tüm sayfalarımızı dergiyle hemen hemen aynı boyutta ve JPEG formatında, &lt;a href="http://www.tele.com.tr"&gt;tele.com.tr&lt;/a&gt; adresli sitemize koyuyoruz. Bu, reklamverenlerimize de önemli bir avantaj sağlıyor; Potansiyel okuru sınırsız olan bir ortamda, dergide olduğu şekliyle yer alıyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://www.tele.com.tr/haberresim/blog4.jpg" border=1 alt="Boğaziçi Üniversitesi'ndeki bayi, dergimizin en çok satıldığı bayilerden biri" align=right hspace=5&gt;Derginin bayide bulunamamasından bahsetmişken, bu konu hakkında bir bilinmeyeni ortaya koyalım. Diyelim ki Doğan Grubu yeni bir dergi yayınlıyor... O derginin Adıyaman'daki (ya da herhangi başka bir yerdeki) başarısı, (tanıtım sayesinde ilk sayılarda gelebilecek dalgayı gözardı edersek) &lt;strong&gt;Aydın Doğan&lt;/strong&gt;'dan çok daha fazla, büfesinde dergiyi satılmaya değer bulan ya da bulmayan &lt;strong&gt;"Rıfkı Bey"&lt;/strong&gt;in elinde... Satılmayan bir derginin ticari başarısından söz edebilir miyiz? Peki Rıfkı Bey dergiyi raflara koyup koymamaya nasıl karar veriyor? Rıfkı Bey için önemli olan, o derginin satışından kendisine kalacak kâr. Dolayısıyla, kendince daha çok satacağını düşündüğü dergileri vitrine koyarken, diğerlerinin paketini bile açmayarak bizim açımızdan üzücü bir eleme yapabiliyor. Doğan Grubu'nun bir telekomünikasyon dergisi çıkarmaması da belki bu riski göze almamalarından kaynaklanıyor :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://www.tele.com.tr/haberresim/blog3.jpg" alt="Araç güzel, peki 'dağıtabiliyor' mu?" hspace=5 align=left&gt;Bir diğer etken de, Yay-sat'ın dağıtım konusundaki "başarısı". Geçtiğimiz aylardan birinde, Samsun'un bir köyünde askerliğini yapmakta olan bir arkadaşım arayıp, "Burada Aktüel bile yok, ama senin dergin var!" dediğinde sevineyim mi, üzüleyim mi bilemedim, çünkü aynı ay Ankara'nın en büyük alışveriş merkezi'ndeki D&amp;R'da dergimiz yoktu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sektörel dergiler genellikle bayi satışını hiç önemsemiyor. Bunu, Yay-sat'ın dağıtım ve satış raporlarından görebiliyoruz. (&lt;a href="http://www.yaysat.com.tr"&gt;Yay-sat'ın web sitesinden&lt;/a&gt; satış rakamlarımızı takip etmemiz için bize verdiği kullanıcı adı ve şifre, ABC102/ABC102 türünde idi. Diğer yayınlara verilen kullanıcı adı ve şifrenin ABC103, ABC104 şeklinde devam ettiği, ve kimsenin şifresini değiştirmediğini öngörerek Yay-sat ile dağıtılan hemen hemen tüm dergilerin dağıtım ve satış rakamlarını takip edebildik!) &lt;br /&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.tele.com.tr/okultemsilciligi/"&gt;&lt;img src="http://www.tele.com.tr/haberresim/blog5.jpg" alt="Çok yakında Türkiye'deki tüm üniversitelerde olacağız" hspace=5 align=left border=1&gt;&lt;/a&gt;Oysa biz iletişim teknolojilerin her geçen gün daha popüler alt başlıklar ürettiğini ve bunun son tüketiciyle mutlaka paylaşılması gerektiğini düşünüyoruz. Bu yüzden bahsettiğimiz tarama sırasında rastladığımız tüm sektörel yayınlardan en az 8 &lt;br /&gt;kat daha fazla dergiyi bayilere dağıtıyoruz. Ayrıca hedef kitle olarak gördüğümüz okur profiline, yarattığımız farklı kanallarla ulaşmaya çalışıyoruz. Örneğin her ay 50'ye yakın üniversitenin koridor ve kantinlerini okul temsilcilerimiz &lt;a href="http://www.tele.com.tr/okultemsilciligi/"&gt;dergi afişleriyle donatıyor&lt;/a&gt; ve dergi satışı gerçekleştiriyor. Ayrıca pek çok üniversitede düzenlenen &lt;a href="http://www.tele.com.tr/blog_commento.asp?blog_id=118"&gt;seminerlerde&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.projekent.com/general/sponsor.asp"&gt;konferanslarda&lt;/a&gt; sponsor olarak stand açıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malum, ya okumayı sevmiyoruz, ya da buna vakit bulamıyoruz... Bu yüzden blog'ların fazla uzun olmamasına dikkat etmek gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekim Nazım Kaya&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-111455274102819917?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/111455274102819917/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=111455274102819917' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111455274102819917'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111455274102819917'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/04/dergi-baarsnda-bfeci-rfk-bey-aydn.html' title='Dergi başarısında &quot;büfeci Rıfkı Bey&quot;, Aydın Doğan&apos;dan daha etkin.'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12433712.post-111446554702296230</id><published>2005-04-26T00:43:00.000+03:00</published><updated>2005-11-30T17:53:36.303+02:00</updated><title type='text'>Bir basın organı, şirket blog'una neden gerek duyar?</title><content type='html'>Uluslararası pek çok firmanın bir "halkla ilişkiler aracı" olarak başvurduğu şirket bloglarının Türkçe içerikli olanına (Futbolcularımızın resmi sitelerinde lig ve takımları ile ilgili yaptıkları yorumları saymazsak) henüz rastlamadım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.businessweek.com/magazine/content/05_18/b3931001_mz001.htm" target="'_blank"&gt;Businessweek'in son sayısına konu olan bloglar&lt;/a&gt; tüketici ile firma yöneticilerinin ya da çalışanlarının kısmen informal bir bağ kurmasını sağlıyor ve bence bu çok başarılı bir iletişim yöntemi. Kuşkusuz Google'ın &lt;a href="http://www.blogger.com/" target="'_blank"&gt;Blogger&lt;/a&gt;'ı satın alması, el attıkları her işe olduğu gibi bu alana da önemli bir değer kattı ve &lt;a href="http://www.google.com/googleblog/" target="'_blank"&gt;kendi bloglarında&lt;/a&gt; adeta bu işin nasıl yapılması gerektiğini öğretiyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://www.tele.com.tr/haberresim/blog1.gif" align=left border=0 alt="Tele.com.tr Dergisi" vspace=0 hspace=5&gt;Bir yayın organı olarak neden bu tür bir araca ihtiyaç duyduğumuz sorusu akla gelebilir... Yanıtı, ilk paragrafta telaffuz ettiğim "informal" sözcüğünde gizli. Bir dergi olarak pek çok telekomünikasyon şirketi, derneği ve sektör temsilcileri ile farklı düzey ve kapsamda ilişkilerimiz var. Reklamveren olarak bu firmalar müşterimiz konumunda. Aynı zamanda bir sektör yayını olarak kendi değerlendirme kriterlerimize göre onları zaman zaman övüyor ya da eleştiriyoruz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada "kendi kriterlerimize göre" ifadesine bir vurgu yapmak istiyorum. Çünkü sıklıkla dile getirilen, "objektivite" kavramının kerameti kendinden menkul bir olumluluğu çağrıştırmasını doğru bulmuyorum. Bence "herkes kendince objektif..." Bu yüzden öne çıkarılması gereken niteliğin "tutarlılık" olduğu kanaatindeyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte hem ticari ilişkimiz olan, hem de zaman zaman gazeteciliğin doğası gereği "aramızın bozulabildiği" firmalarla ilgili görüşlerimizi, sektöre ilişkin değerlendirmelerimizi, ya da ofisimizde yaşanan eğlenceli bir olayı paylaşmak için ihtiyaç duyduğumuz rahatlığı, tele.com.tr blog'u bize sağlayacak. Bu sayfalarda editör yardımcısından genel koordinatörümüze, reklam sorumlumuzdan muhasebecimize, ofisboyumuza kadar tüm çalışanlarımızın blog'larına yer vereceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- İnternet kullanmak, 2- sektörle ilişkisi olsun ya da olmasın web sitemizin adresini bilmek (ya da bir arama sırasında bize ulaşmak), 3-blog'un başlığını ilginç bulmak ve 4-sonuna kadar okumak için vakit ayırmak gibi eleyici pek çok maddeden sonra epey kısıtlı bir kitleye hitap ediyor olacağımızdan kuşkum yok, ama zaten bu eleme doğal bir süreç, ve şu aşamada daha büyük bir beklentimiz bulunmuyor. Yine de okur sayımızı merakla takip ediyor olacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* (Blog'lara aşina olmayanlar için &lt;a href="http://www.unbf.ca/altiustu/arsiv/2005/02/nerede_sirket_b.php" target="'_blank"&gt;Mehmet Doğan'ın şirket bloglarıyla ilgili güzel yazısı&lt;/a&gt;nı tavsiye edebilirim. Doğan'ın okurlarından &lt;a href="http://eylulce.blogspot.com/" target="'_blank"&gt;Eylül Ataklı&lt;/a&gt;'nın &lt;a href="http://www.unbf.ca/altiustu/arsiv/2005/02/nerede_sirket_b.php#comment284" target="'_blank"&gt;yorumuna&lt;/a&gt; katıldığımı da belirtmeliyim.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;** "Ne kadar informal, o kadar iyi" düşüncesiyle &lt;a href="http://ekimkaya.textamerica.com/" target="'_blank"&gt;kişisel fotoğraf albümümün bulunduğu adresi&lt;/a&gt; de sizinle paylaşmak istedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekim Nazım Kaya (Genel Yayın Yönetmeni)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12433712-111446554702296230?l=telekomturkiye.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/feeds/111446554702296230/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12433712&amp;postID=111446554702296230' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111446554702296230'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12433712/posts/default/111446554702296230'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://telekomturkiye.blogspot.com/2005/04/bir-basn-organ-irket-bloguna-neden.html' title='Bir basın organı, şirket blog&apos;una neden gerek duyar?'/><author><name>Ekim Nazım Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219115998206590283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_NgoTT1SJbc0/R4e2ap199PI/AAAAAAAAABA/cEH-xnOO9iw/S220/ekimkayabotego.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry></feed>
