Kayıtlar

Yolculuk zamanı...

Yüksek lisans eğitimim için ABD'ye gideceğimden bahsetmiştim . Yolculuğa üç gün kaldı. Ekibimizle, grafikerimizle, reklam ajansımızla bundan sonra işlerin nasıl yürüyeceği ile ilgili öngörebildiğimiz her ayrıntıyı görüşmeye çalıştık. Yerleşme sürecinin ne kadar süreceğini şimdilik bilemiyorum. Ben oradayken çıkaracağımız ilk sayı olan Eylül sayısının hazırlanma hikayesine Ekim sayımızda yer vereceğiz. Ben birkaç cümleyle bu "gitme" projesinin nasıl geliştiğini anlatacağım. ABD'de okuma planının gündemime girdiği ilk dönem ortaokul dönemimdi. En yakın arkadaşımın annesi ABD'de çalışmaya başlayacaktı ve bir süre sonra arkadaşımı da yanına alıp oradaki bir okula yerleştirecekti. Arkadaşım benim de onunla gitmemi, lise eğitimimize orada başlamamızı önerdi. Bu teklif beni benden almıştı ama hem bu tür talepleri aileme kabul ettirmek konusunda güçler dengesi oldukça aleyhime işliyordu, hem de arkadaşımın annesi bir süre sonra Türkiye'ye geri dönerek bu planın gerçek...

Basılının adı, elektroniğin tadı

Tele.com.tr web sitesini artık çok sık güncelliyoruz. Güncel haberlerle birlikte zaman zaman sitede dergide daha önce yayınlanmış yazılara da yer veriyoruz. Hatta bu ay, dergide yayınlanmadan önce sitede yayınladığımız yazılar da oldu. Bir yayın yönetmeni için radikal bir karar sayılır... Bu deneyim, şunu gösterdi; 1- Firmalar, kurumlar basılı yayınları İnternet yayınlarından daha fazla önemsiyor. Bir röportajlarını dergide değil, yalnızca sitede yayınladığımızda burun kıvırıyorlar. Reklamverenler İnternet'i büyük oranda "kayıp mecra" olarak görüyor. Elle tutulmayan, masada durmayan bir yayının pek çok kişi için ağırlığı yok. Bu yüzden basının gücü denen kavram aslında daha çok basılı ve görsel basın için sözkonusu, İnternet için değil... Bunda İnternet yayıncılığında yapılan hataların da payı var. Geçtiğimiz günlerde bir haber sitesinde Türk Telekom satışının arkasında Uzanlar'ın olduğunu iddia eden bir manşet gördüm. Haberin kaynağı belirtilmemişti. Aynı günün akşam...

Bol fındıklı dergi çalışması!

Blogu ve dergimizin sitesini takip edenlerin bildiği gibi Yayın Yönetmenimiz Ekim Bey, on beş gün sonra yüksek lisans eğitimini yapmak üzere ABD’ye gidiyor. O Amerika’dan yönetirken dergiyi, buradaki işlerin eksiksiz yürüyebilmesi için tüm bildiklerini bana ve diğer arkadaşlarımıza aktarıyor. Bu nedenle, genellikle katılmadığım ‘mizanpaj’ çalışmasına, bundan sonra katılacak olmam ve nelere dikkat etmem gerektiğini görebilmek için katıldım. Gerçekten yorucu ve bir kaç güne yayılması gereken bir süreç. Bu yorgunluğu bütün gün fındık yiyerek attık. :) Bir torba dolusu fındığın kabuklarının görüntüsü adeta çalışma sonrası yaşanan yorgunluğun resmi gibiydi. Ki bu resmi ben çekmeye çalıştım, fakat başarılı olamadığım için burada sizinle paylaşamıyoruz maalesef. :) Sözün kısası tele.com.tr bu ay yine bomba gibi. Gündemdeki konular, röportajlar ve inceleme-araştırma yazılarıyla Temmuz – Ağustos sayısının tüm okuyucularımızın beklediğine değdiğine inanıyorum. Umarım sizler de dergiyi okuyunca b...

Hiçbir iletişim yöntemii güvenli değil!

Daha önce telefon görüşmelerimizin gizliliğinin neden bulunmadığına değinmişim. Metni "İletişim için kullandığınız şebeke size ait değilse, ona hiçbir zaman güvenmeyin." cümlesiyle bitirmiştim. Gerçekten de yalnızca telefon değil, faks, e-posta, sms, aklınıza gelen hiçbir iletişim yöntemi "güvenli" değil. Eski iş arkadaşlarımdan biri, şu anda iş ilişkisi içinde bulunduğum bir firma yöneticisinin kuzeni çıktı. Peki bu bağlantı nasıl ortaya çıktı dersiniz? Eski iş arkadaşım bir sistem mühendisi. Kuzeninin e-posta problemi için ofisine gidip Exchange sunucusunu incelemeye başlamış. Sorunu giderdikten sonra da sunucuya düşen e-postalarla karşı karşıya kalmış. Bingo! Gelen e-postalardan birinin bana ait olduğunu görmüş ve kuzenine benimle nereden tanıştığını sormuş. Sohbet bu şekilde gayet arkadaşça gelişti. Ama ben elbette sözkonusu yöneticiye bir mesaj gönderirken bunun (eski iş arkadaşım da olsa) başka biri tarafından okunma ihtimalini aklıma getirmemiştim. Asla (am...

Dergi çalışmasındayız

Resim
Blog'a yazmaya hiç bu kadar uzun süre ara vermemiştik... Malum ay sonu, ve biz de yoğun bir dergi mesaisi içindeyiz. Ama ziyaretçi istatistiklerine bakıp da "daha önce siteye gelen ziyaretçi" sayısını görünce, onlara ayıp etmemek için gelişmelerden bahsederek de olsa bir metin girmeliyim diye düşündüm. Ana başlıklar şöyle: Gidişime yaklaştıkça yapmam gerekenler artıyor. Hem web sunucusuna yapılması gereken acil müdahaleleri, hem TV'den video kaydının nasıl yapılacağını, hem mizanpajda grafiker arkadaşa ne gibi müdahalelerde bulunduğumu, hem de ofisteki yalnızca benim kullandığım bazı cihazların kullanımını iş arkadaşlarıma aktarmak, bir taraftan dergi hazırlığını yürütmek, diğer taraftan transit vize almak, ADSL hattımı kapattırmak, sağlık sigortamı transfer ettirmek, arabamın garajda kalacağı sürede çürümemesi için yapmam gerekenleri öğrenmek, yavaş yavaş çantamı hazırlamaya başlamak (neler koyacağıma karar vermek haftalarca sürecek bir beyin fırtınası gerektiriyor)...

Uluslararasılaşıyoruz

Önümüzdeki sayıdan itibaren derginin bazı yazılarının İngilizce çevirilerine de derginin sayfalarında yer vereceğiz. Yurt dışından sıklıkla derginin İngilizce versiyonu bulunup bulunmadığıyla ilgili sorular alıyoruz. Özellikle yabancı telekomünikasyon firmalarının Türkiye ya da Ortadoğu temsilciliğini yürüten yetkilileri "maalesef dergimiz şimdilik yalnızca Türkçe yayınlanıyor" yanıtı ile hayal kırıklığına uğruyorlardı. Ben de bu yanıtı vermekten hiç hoşnut değildim. Artık hem dergide hem web sitesinde, İngilizce pek çok metin bulunacak. Türk Telekom'un yabancı bir firma tarafından satın alınmasının arifesinde bunun faydalı olacağından şüphem yok. Bir haber de, bugüne kadar turk.internet.com'da yazan Ankara Temsilcimiz Murat Büke'nin artık tele.com.tr web sitesi için günlük haberler yazacak olması. Bu bize önemli bir katkı olacak, Murat da güncel bir haberi anında yayına sunabilmenin rahatlığını yaşayacak. Sürpriz, sürpriz dediğim şey odama bir IP kamerası koyup g...

Telekomünikasyonun gücünü ispatlayan telekomünikasyon dergisi

Yapacağımı söylediğim sürpriz bu değildi ama bu da bizi yakından takip edenler için sürpriz olacak. Bir terslik olmazsa gelecek aydan itibaren önümüzdeki iki yıl boyunca Bilgi Teknolojileri Yönetimi alanında yüksek lisans eğitimi yapmak üzere ABD'nin Virginia eyaletinde yaşayacağım. "Dergi ne olacak?" sorusuna, cevap vermekten çok zevk alıyorum; "Oradan çıkarmaya devam edeceğim!" Web, e-posta, FTP, messenger ve Skype gibi ihtiyacım olan araçların tümü elimin altında olacak. Türkiye'dekinden çok daha düşük bir fiyata çok daha yüksek hızda İnternet erişimi alabildiğim için işletme giderlerinin azalacağı bile söylenebilir. Bu yazının başlığındaki sloganı ise önümüzdeki aydan itibaren hak ederek kullanıyor olacağız. Odamın karşısındaki masada oturan Reklam Sorumlumuz Gül, sağ taraftaki Editör Yardımcımız Hüseyin ve kendi odasındaki Muhasebecimiz Savaş ile haftalık toplantılarımızı MSN Messenger üzerinden yapıyoruz. Dolayısıyla benim o odada olmamam, çalışma alış...

Turkcell çalıyor, biz dinletiyoruz

Aynı hizmeti Avea da verdiği halde, Turkcell'in bulduğu isimle "Çalarken Dinlet", sanırım 12-20 yaş arası gençliğin özlemle yanıp tutuştuğu bir servismiş. Google'da Çalarken Dinlet'i aradığınızda gelen ilk iki sonuç, bizim web sitemize ait. Ve Google bu hizmeti veren Turkcell'in sitesine ait hiçbir sonuç göstermiyor. Çünkü Turkcell bu sözcükleri ÇalarkenDinlet şeklinde birleşik olarak yazıyor. Bu yüzden Turkcell bu hizmete ait bir site yaptığı halde ancak birleşik halini yazdığınızda gelen sonuçlar arasında yer alabiliyor. Gençlerimiz bu servisten nasıl faydalanacaklarını arayıp da sadece bize ulaştıklarından, sorularını da bize yöneltiyorlar . Okuduğunuzda bu çocuklar için bu servisin ne kadar hayati olduğunu fark edeceksiniz. Bu metin yazılırken sayfada tam 34 yorum vardı! Alın size operatörlerin "Katma değerli hizmet" diye öve öve bitiremedikleri bir hizmet... GSM operatörlerinin kârlarına kâr eklemesini sağlayacak servisleri yaratanları kutlu...

Bir kazıklama girişimi öyküsü

Pazarlama ile ilgili olduğu için buraya yazmak yerine Eylül'ün pazarlama blog'una göndermeyi tercih ettim. Buraya tıklayarak okuyabilirsiniz. Yeni bir sürprizi bir-iki gün içinde buradan duyuracağım.

Bir itiraf ve özür...

Resim
Türk Telekom ihalesinde teklif zarflarının açıldığı ve ihale sonucunun belirlendiği gün, web sitemiz her zamankinin epey üstünde bir ziyaretçi sayısına ulaştı. Belli ki ihale ile ilgili ayrıntıları web sitemizden öğrenebileceğini düşünen pek çok okurumuz vardı. Onların bu beklentisini boşa çıkarmış olmamız benim hatamdan kaynaklanıyor. Gerekirse TRT2'de naklen yayınlanan bölümü ofislerinden izleyemeyenler için sitemizde yayınlayabilirdik bile... Bir dahaki sefere böyle kritik bir etkinliği tele.com.tr web sitesinde mutlaka bulacağınızı bildirerek, okurlarımızdan özür diliyorum.

Türk Telekom satılıyor mu ne?

Resim
Türk Telekom'un 21. yüzyıla yakışan bir çehreye kavuşmasının yolunun özelleştirmeden geçtiğini düşünenler bugün sevinmiş olabilir. Oger Telecom , 6 milyar 550 milyon dolar ödeyerek Türk Telekom'un %55'i için açılan ihaleyi kazandı. Ama henüz sevinebileceğimiz noktadan çok uzaktayız. Bu günün gelmesini bekleyenler arasında satışı destekleyenlerden daha fazla, köstek olmak isteyenler var! Şimdi sendikalar, Türk Telekom çalışanları, Mümtaz Soysal'lar, partiler, odalar, örgütler ardı ardına satışı engellemek üzere davalar açacak ve süreç uzadıkça uzayacak. (2 Temmuz'da gelen haber: Başladı bile! ) Türk Telekom'a önerilen fiyat, özelleştirilmesi çeşitli sebeplerle gerçekleştirilemeyen diğer tüm kamu kurumlarından daha fazla olmakla birlikte, Oger Telecom'un yöneticileri masalarına oturana kadar sevinmenin erken olacağını düşünüyorum. (Belki de hiç oturamazlar!) Haberi alır almaz Oger Telecom Genel Müdürü Paul Doany'e kendimi tanıttım ve bir röportaj talebind...

Tele.com.tr Televizyonu yayında!

Resim
Yaz geldi, hep bir "eğlence" peşindeyim... Bazı ürünlerin gözlerimi parlattığından bahsetmiştim . Bugün yine oldu. Oddcast adlı yazılımı keşfettim ve kayıt olmaya karar vermem iki dakika sürdü. Ve artık sağ sütunda bir ekranımız var. Podcast de neymiş, Oddcast ile adeta kendi televizyonumuzu kurduk ve artık size kendimizi sesli olarak da anlatacağız. TV yayınını sık sık güncelleyeceğim. (Güncellendiğini, üzerimdeki kıyafetin ve arka planın değişmesinden anlayacaksınız) Ekrandaki karakterin bana benzeyip benzemediğine karar vermek için resmime tıklayın!

Free mail list, E-mail lists, Bulk e-mail, E-mail addresses

Resim
Kısa açıklama: İnsanlar ikiye ayrılır: Spam'den nefret edenler, ve spam yapanlar. Spam yapanların bazıları (genellikle yurt dışı kaynaklı olanlar) kendi adreslerini gizlemeyi başarsa da, bizimkiler genelde bir sitenin ya da şirketin tanıtımını yaptıklarından, daha kolay avlanabiliyorlar. İzniniz olmadan e-posta adresinize tanıtım mesajı atan, ve üstüne üstlük spam listelerinden kolayca çıkma olanağı vermeyen firma ve kişilerin sitelerine gidin, e-posta adreslerini öğrenin. sonra size gönderdikleri spam'le birlikte, onların adreslerini bu metnin en altına yorum olarak ekleyin. Böylece onları spam robotlarına kurban edelim, spam almanın ne kadar sinir bozucu olduğunu görerek anlasınlar. Masum insanların listeye eklenmesini engellemek için, aldığınız spam'deki "header" bilgilerini de mesaja eklemeniz gerekmektedir. Header bilgisini nasıl edineceğinizi, kullandığınız e-posta yazılımını sol sütundan seçerek, şu sitede öğrenebilirsiniz: http://www.utmem.edu/spam/ (İngil...

Google Maps adlı aracın gücü

Resim
Google Maps , yalnızca CIA'nin elinde olduğunu düşündüğümüz bir aracı hepimizin kullanımına sunan inanılmaz bir uygulama. Uydu görüntüleri özelliği ile birleşince, Google'ın harita hizmeti bu alandaki rekabetin de kazananını belirlemiş durumda. Alman Spiegel Dergisi 'nin İnternet versiyonu yazarları, Google'ın bir askeri üste görüntülediği Stealth modeli uçağı fark etmiş. Görüntülenmesi yasak olan üssün resmi yıllar önce çekilmiş olsa da, 11 Eylül sonrası paranoya düzeyi iyice artan ABD'de böyle bir durumun kabul edilebilir olmadığı açık. Diğer taraftan, sıradan kullanıcıya, "park etmiş" bir Stealth'i evinden izleme zevkini sunduğu için oldukça eğlenceli ve "işte bilgi teknolojilerinin gücü" dedirten bir durum. ABD'de bir şirketin bu görüntüleri tüm dünyanın kullanımına sunabilme olanağına sahip olduğunu düşünürsek, ülke yöneticilerinin Bin Laden, gibilerinin yerlerinin tespit edilmesi için başka nelere sahip olduğunu (ve bunu yıllardır y...

Web seminerlerimiz başlıyor!

Resim
Yarından itibaren Telecom TV gibi bir uygulamaya başlıyoruz. Adı, "Tele.com.tr Web Seminerleri." Şirketler zaman zaman basının, bayilerinin ya da potansiyel müşterilerinin katılması amacıyla sunuşlar düzenliyor. Bu sunuşların eskisi kadar sıklıkla düzenlenmiyor olmasının sebebi muhtemelen istenen izleyici sayısına ulaşılamaması. Davet ettiğiniz salona yüzlerce kişiyi getirebilmek konunun ilginç olmasını, salonun uygun bir yerde olmasını, herkesin programına uygun bir tarih seçmenizi ve bu işe büyükçe bir bütçe ayırmanızı gerektiriyor. İşte biz de şimdi bu dezavantajların hepsini birden ortadan kaldıran bir hizmet sunuyoruz. Firmalar bir form doldurarak bize başvuruyor ve vermek istedikleri seminerin konusunu, hedef kitlelerini bildiriyor. Biz de onları yerlerinde ziyaret edip, yapacakları sunuşun video kaydını gerçekleştiriyoruz. Daha sonra Tele.com.tr Web Seminerleri sayfasında bu seminere bir yıl boyunca streaming video formatında yer veriyoruz. Yani İnternet bağlantısı...

Türk Telekom çağrı merkezine haksızlık etmiş miyim?

"Türk Telekom çağrı merkezi dilimizden anlıyor mu?" yazısı için övgülerin yanında eleştiri de almıştım. Kamu kurumlarından kaliteli hizmet beklemenin fazla iyimserlik olduğu görüşüne sahip olan okurlarımız, haksızlık ettiğimi düşündüklerini söylemişlerdi. Google'da "Telecom Turkey" sözcüklerini aradığınızda hem sonuçlar arasında ilk sıralarda dergimiz çıkıyor, hem de derginin reklamı sağ sütunda görüntüleniyor. Altındaki "Communication technologies magazine" (iletişim teknolojileri dergisi) ibaresini gözardı eden bazı yabancı ziyaretçiler, Tele.com.tr'nin Türk Telekom resmi sitesi olduğunu düşünebiliyor. Bu durum en az haftada bir kez gerçekleşiyor. Geçtiğimiz günlerde yine şöyle bir e-posta aldım: "We just bought a house in Turkey. ... I want to know if its possible to get ADSL internet on that address with your company?" Danimarka'dan bir kullanıcı, Türkiye'de aldığı evin adresini verip, bu semtte ADSL hizmetimiz olup olmadığı...

Bugün ne yiyelim?

Resim
En çok tutulan web siteleri genellikle en büyük boşluğu dolduranlar oluyor. 7 yıllık iş hayatımın tamamını ofiste geçirmiş ve neredeyse hiç yemekhanede yememiş biri olarak en büyük dertlerimden biri, her öğlen sorduğum "bugün ne yiyelim?" sorusu... Hızlı metropol hayatında bizim yerimize iş yapan hizmet şirketlerinin çok kazanacağını düşünüyorum. Henüz pek karşımıza çıkmıyor. Bizim yerimize işlerimizi takip eden, (otomatik ödeme talimatı ve İnternet bankacılığı sayesinde pek gerek kalmasa da) faturalarımızı ödeyen, çocuğumuzu okula götüren şirketler mutlaka kurulacak. Bizim dün gece başlattığımız bir İnternet sitesi, ilk paragraftaki sorunu yaşayan ofis çalışanlarının yerine düşünüyor . (Zaman zaman Amerikalılaşmaya vurgu yapıyorum, alın bir örnek daha!) Site şimdilik altı alt sayfadan ibaret ve hafta içi her gece güncellenerek bir sonraki güne hazırlanacak. Amaç onlarca mutfağın yüzlerce yemek türü arasından seçmek yerine, o günkü ruh halinize uygun olarak sadece altı katego...

BAŞARI"lı" ELEKTRONİK

Türkiye'nin henüz gelişmekte olan bir ülke olmasından kaynaklı çok büyük eksiklerinden birisi de firmaların müşteri ilişkilerine yeterince önem vermemesi ya da sadece müşterilerine değer veriyormuş gibi görünmeleri. Ülkemizde, pazarlanan ürün ne olursa olsun temel yaklaşım malı satana kadar müşteriye her türlü iyi yaklaşımda bulunmak ancak malı sattıktan sonra destek vermekte maalesef o ısrarcılığı sürdürmemek. Ama yine de bunu kabul etmeyip sanki çok işe yararmış gibi çağrı merkezleri, müşteri ilişkileri ofisleri/büroları kurup sözde destek vermek. Bu yönde herhangi bir örnek vermek istemiyorum çünkü çok kısa düşündüğünüz zaman kendinizin de bu ihmalden mağdur olduğunuzu bulacaksınızdır. Bu fikrim oldukça sabitti aslında. Taa ki çok başarılı ve beni hayrete düşüren bir uygulamaya rastlayana kadar. Bahsetmek istediğim olayda adı geçen şirketin ismini sevinerek vermek istiyorum: Başarı Elektronik; gerçekten başarılı bir satış sonrası destek servisi verdikleri için. Şu anda hala da k...

İki okur mektubu

Resim
Bugün iki okur mektubu aldım. Biri şöyle: "Sitenizi her zaman olmasa da ara sıra ziyaret ediyorum. Fakat bugün gezerken gördüğüm link beni şok etti... Sizin gibi ciddi bir Bilişim Medya kuruluşuna yakıştırmam imkansız sanırım... Sitenizde; Türkiye'nin ilk şirket blog'u: http://blog.tele.com.tr linkine tıklandığında sağ üsteki köşede bulunan "next blog"a tıkladım... Ama tıklamamla çıkmam bir oldu... Pornografi resimler gördüm ??? Sonra denediğimde ise gelmedi aynı yer.. Bir anlam veremedim. Lütfen biraz DİKKAT ?" Bizden bir sonraki blog'da ne yayınlandığı konusunda bilgimiz ve söz hakkımız olmadığı için şu uyarıyı yapmamız gerektiğini anladım: "Sitemizdeki herhangi bir linke tıklayarak ulaştığınız sitelerin, ve o sitelerde tıkladığınız linklerle ulaşacağınız diğer sitelerin (Yani matematiksel ifadeyle İnternet'te bizim sitemiz dışındaki tüm siteler kümesi) sorumluluğu bize ait değildir. Diğer bir okur mektubu şöyle: İnternetten bulduğum güzel b...

İlk kişisel "denizaltım"

Resim
Akıllıca tasarlanmış herhangi bir ürünü bana satmak çok kolay... Bu ürünün hayatımdaki herhangi bir "boşluğu" doldurma özelliğine sahip olması gerekmiyor. Beni heyecanlandırması yeterli. Balayında eşimle bir alışveriş merkezini dolaşırken pervaneli bir alet gördüm. Bu konuda algılarım o kadar açık ki, ne işe yaradığını anlamam bir saniye bile almadı. Bu tür şeyler arada bir oluyor ve "Evet işte bu! Bu mutlaka üretilmeliydi!" deyip daha önce üzerinde hiç düşünmediğim bir ürünün somut halini karşımda görünce çok heyecanlanıyorum. Genellikle de bu süreç onu satın almamla sonuçlanıyor. Aletin adı Seadoo . Yaptığı işe göre oldukça yüksek bir fiyatı vardı. Ama haksız bulmuyorum, çünkü zaten bir ihtiyaç değil, eğlencesine düşkün birinin alabileceği lüks sayılabilecek bir ürün bu. O gün eşimi bunu satın almak konusunda ikna edemedim. (Balayında, yani sözümü en çok dinletebileceğim dönemde!) Eşim Seadoo'nun "çok gereksiz" olduğunu dile getiriyordu. Ben ise bunu...