Kayıtlar

Hiç ara vermemiş gibi: "Dünya çok küçük"

Son yazıyı 18 Aralık 2005'te yazmışım. Doğal olarak blog'un artık düzenli okuru kalmamıştır ama RSS'ten takip edenler olabilir. Hiç ara vermemiş gibi devam ediyorum: Bugün evimizden 20 kilometre uzaktaki bir alışveriş merkezine gittik. Bir mağazanın önünde Koç.net Genel Müdürü Mehmet Ali Akarca'ya rastladım. Kısa bir sohbet sırasında Akarca'dan "Az önce de Mehmet Toros'u gördüm (Türk Telekom Genel Müdür Yardımcısı)" cümlesini duyunca gözlerim açıldı. "Bu kadar tesadüf olamaz" derken, her ikisinin de Virginia'daki bir toplantı için burada bulunduğunu öğrendim. Yine de o kadar büyük bir rastlantı ki; Sözkonusu alışveriş merkezine 3-4 ayda bir gidiyoruz. Ve bina o kadar geniş bir alana yayılmış durumda ki, sanırım Akmerkez'in tüm katlarını yanyana koysanız ancak aynı alanı kaplar. Bu yüzden aynı şehirde yaşayan iki kişinin bile karşılaşması pek düşük bir ihtimal. Dünya çok küçük... Telekomünikasyon firmaları (ve bir anlamda onların yönet...

T-mobile ile bir günlük "müşteri" deneyimim.

Medya çalışanlarının, yayınlarını yaşadıkları olumsuz deneyimleri okurlarına aktarmak için kullanmalarına sıcak bakmıyorum. Ama T-Mobile'in Türkiye'de faaliyet göstermemesi nedeniyle, anlatacağım hikayenin, blog'umuzun bir tehdit aracı olarak kullanılması şeklinde değerlendirilmeyeceğini umuyorum. Amacım sıklıkla öykündüğümüz ABD'de de telekomünikasyon sektöründe ne kadar olumsuz müşteri deneyimlerine rastlanabildiğini göstermek. 15 Ağustos'ta ABD'ye geldiğimizde, 11 Eylül sonrası bir yabancı için burada yaşamanın ne kadar zor olduğunu hemen öğrendik. Eskiden turist vizesiyle bile alabildiğiniz Sosyal Güvenlik Numarası (SGN diyelim) için artık ABD'de çalışıyor olmanız gerekiyordu. Dolayısıyla okulumda part-time çalışmaya başlayana kadar henüz SGN'miz yoktu. SGN'niz olmadan ABD'de kamu ya da özel, her kurum için bir "hayalet"siniz. SGN sizi takip etmeleri için yegane araç olduğundan, hayalet'lere hiçbir firma güvenmiyor. Cep telefonu...

Hangi operatör?

Hangioperator.com sayesinde sektörün hacmini büyütüyor, firmaların müşteri memnuniyetini arttırmasına yardımcı oluyoruz.

Türkticaret hakında yanılmışım

Dün Türkticaret'in Google ile pazarlama ortaklığı yaptığı konusundaki haberle ilgili olarak yanılmışım. Bunun bir PR başarısı olduğunu düşünmüştüm, ancak imzalanan bir anlaşma gerçekten varmış. Firma Genel Müdürü Murat Yanıklar'dan uzun bir e-posta aldım. Kendilerine bir özür borçluyum. Yanıklar'ın yanıtını yayınlıyorum: Sayın Ekim Kaya, Öncelikle kendimi tanıtayım, Murat Yanıklar, TURKTICARET.Net'in Genel Müdürüyüm. Blog'unuzda yazdığınız yazıya ve yer alan görüşlere istinaden ben de direkt sizlere görüşlerimi aktarmak istiyorum. Google ile yaptığımız Pazarlama Ortaklığı Anlaşması, Google'ın İngiltere Ofisinden bize gelen bir teklif sonucunda oluştu. (Google İngiltere Ofisinden gerekli teyidi lutfen alin) Bu model ile ilgili yurtdisinda da bazi sirketlerle (ki bu sirketler bulunduklari ulkenin hosting pazarinda lider ve ozellikle kobilerle yogun temasta olan firmalardir) benzer bir kac anlasma yapilmis ve Turkiye Pazarinda da, bu alan da lider firma olan firmam...

Yayın politikası hakkkında

Bir önceki mesajımda yayın politikamızın değişeceğinden bahsetmiştim. Bunun tek sebebinin maddi kaygılar olduğunu düşünmek yanlış olur. "Kimse, bir firmanın bir ürün ya da hizmetine, o firma kadar önem vermez" Bu bir anahtar cümle, ve çok şey anlatıyor. Geliştirilebilir; "Kişinin bir firmanın ürün ya da hizmetine verdiği önem, firma sahibinden başlayıp yöneticilerine, çalışanlarına ve potansiyel tüketiciye kadar uzanan çizgide gittikçe azalır" Elbette bir kanser hastasının, bir ilaç firmasının kanser ilacına verdiği önem gibi, zorunluluğun sözkonusu olduğu bir önemden bahsetmiyoruz. Firma sahibi ya da yöneticisinin "harika bir ürün geliştirdik, kullanan herkesin hayatı değişecek" düşüncesi içinde, o ürünü tanıtan basın bültenini yazarkenki varsayımının fazla iyimser olmasına vurgu yapmaya çalışıyorum. Firmalara anlatmaya çalıştığım bir şey var. Şurada ayrıntılı olarak dile getirmiştim. Bırakın, kimin en büyük olduğuna, en faydalı ve kaliteli hizmeti kimin...

Yayın politikamız değişiyor

Aralık sayısından itibaren Tele.com.tr'nin yayın politikasını yeniden belirliyoruz. Buna göre bugüne kadar telekomünikasyon teknolojilerinin popülerleşmesini amaçlayan ve yabancı dergilerde uygulamaları görülen yazı çalışmalarına artık yer vermeyeceğiz. Bu sayfadaki pek çok yazı bu amaca hizmet etmeyi hedefliyordu, ama Türkiye'de "okur" azlığı, yayınların bu tür yazılara gösterilen düşük ilgiyi finanse etmesine engel oluyor. Bu blog'da daha önce Tele.com.tr'nin içeriğini sektördeki diğer dergilerinkiyle karşılaştırıp, daha 2004'ün Temmuz ayında Türkiye'de iş merkezlerinde "Kablosuz Ağ Güvenlik Araştırması" nı ilk kez bizim yaptığımızdan bahsetmiştim. Bu tür yazılar mutlaka sektör profesyonellerini memnun ediyordur, ama bu ilgiyi gösteren kişi sayısı çok sınırlı. Ve "bu yayın çizgisini sürdürmek mi, yoksa ticari başarı mı?" sorusunun yanıtı bir süre sonra kendini dayatıyor ve en belirleyici tercih haline geliyor. Bu noktada diğer ya...

Türkiye'nin en interaktif web sitelerinden biri

Şuraya tıklayarak ulaşabileceğiniz ziyaretçi sayımıza bir göz atın. Sonra da şu adrese tıklayıp, haberlerimizden birine ne kadar çok okurun görüş bildirdiğine bir bakın. Tüm gazeteler, haber siteleri ve elbette diğer sektörel sitelerle karşılaştırıldığında katılımcı okur/toplam okur oranı en yüksek olan sitelerden birine sahip olduğumuzu söyleyebilirim. Yalnız merak ettiğim bir şey var... Az da olsa, bazı okurlarımız Tele.com.tr'yi Türk Telekom'un yayın organı sanarak görüş bildiriyorlar. (Bu tür mesajları, diğer okurların da yanlış yönlenmemesi için siliyoruz) Sorunun bizde olduğunu sanmıyorum... Türk Telekom'un "ADSL tarifeleri sizce nasıl olmalı?" diye sorduğu görülmüş şey mi?

Mesafeyi ortadan kaldıran uygulama: Elektronik abonelik

Günün haberi, abonelik seçeneklerimize elektronik aboneliğin eklenmesi... Yurt dışında yaşayan ya da dergiyi bayilerde bulamayan, kuryenin gecikmesinden şikayetçi olan okurlarımızın bu yöndeki taleplerini Kasım sayımızdan itibaren hayata geçiriyoruz. Dergiyi her ayın birinde yüksek çözünürlüklü PDF dosyası formatında edinebileceğiniz bu seçenek, basılı dergi aboneliği ile aynı fiyata satılıyor. Kredi kartı ya da banka havalesi ile abone olabiliyorsunuz. "Derginin tüm sayfalarını zaten JPG formatında web sitenizde yayınlıyorsunuz, elektronik aboneliğin avantajı ne?" diye soranlar olabilir. PDF'in sağladığı önemli avantajlar var ve özellikle dergiyi arşivlemek istiyorsanız PDF basılı dergide bile sahip olamayacağınız özellikler sunuyor. Metin araması yapabilme kolaylığı bunlardan biri. Araştırma yapmak için uzun süre bilgisayarı kullandıktan sonra, bir kütüphaneye gidip elime bir kitap aldığımda, aradığım konunun kitapta olup olmadığını araştırmak için Word'den alıştığ...

Firmalar zorda... Peki biz ne yapalım?

Uzun bir aradan sonra kaldığımız yerden devam ediyorum. Bu sürede dergiyi takip etmemiş olanlar için kapağına "10.000 kilometreden yönetilen dergi: Tele.com.tr" yazısını taşıdığımız sayıya bir göz atmalarını tavsiye ederim. Sözkonusu sayıda bir grafiker faciası yaşadık, onu da daha sonra anlatacağım. Telekom sektörünün durumu malum. Serbestleşme sonrasında faaliyete geçmeyi umarak milyonlarca dolar yatırım yapan firmalar umduklarını bulamadı. Sürekli kan kaybediyorlar. Biz de sektör dergisi olarak kamuoyu yaratmaya çalışıyoruz, sektör temsilcilerinin görüşlerine her sayımızda yer veriyoruz. Peki firmalar bu kriz durumunu yönetmek konusunda başarılı mı? Yoksa plansızlıklarını sektörün diğer bileşenlerine de mi yansıtıyorlar? Bence maalesef bu dönemi atlatmaya çalışırken başarılı bir yönetim sergileyen firma sayısı çok az. Firmaların yönetimleri sürekli değişiyor. Yöneticiler firmalarından ayrılıyor, kendi şirketlerini kuruyorlar. Olmuyor, geri dönüyorlar. Reklam, tanıtım kamp...

Yolculuk zamanı...

Yüksek lisans eğitimim için ABD'ye gideceğimden bahsetmiştim . Yolculuğa üç gün kaldı. Ekibimizle, grafikerimizle, reklam ajansımızla bundan sonra işlerin nasıl yürüyeceği ile ilgili öngörebildiğimiz her ayrıntıyı görüşmeye çalıştık. Yerleşme sürecinin ne kadar süreceğini şimdilik bilemiyorum. Ben oradayken çıkaracağımız ilk sayı olan Eylül sayısının hazırlanma hikayesine Ekim sayımızda yer vereceğiz. Ben birkaç cümleyle bu "gitme" projesinin nasıl geliştiğini anlatacağım. ABD'de okuma planının gündemime girdiği ilk dönem ortaokul dönemimdi. En yakın arkadaşımın annesi ABD'de çalışmaya başlayacaktı ve bir süre sonra arkadaşımı da yanına alıp oradaki bir okula yerleştirecekti. Arkadaşım benim de onunla gitmemi, lise eğitimimize orada başlamamızı önerdi. Bu teklif beni benden almıştı ama hem bu tür talepleri aileme kabul ettirmek konusunda güçler dengesi oldukça aleyhime işliyordu, hem de arkadaşımın annesi bir süre sonra Türkiye'ye geri dönerek bu planın gerçek...

Basılının adı, elektroniğin tadı

Tele.com.tr web sitesini artık çok sık güncelliyoruz. Güncel haberlerle birlikte zaman zaman sitede dergide daha önce yayınlanmış yazılara da yer veriyoruz. Hatta bu ay, dergide yayınlanmadan önce sitede yayınladığımız yazılar da oldu. Bir yayın yönetmeni için radikal bir karar sayılır... Bu deneyim, şunu gösterdi; 1- Firmalar, kurumlar basılı yayınları İnternet yayınlarından daha fazla önemsiyor. Bir röportajlarını dergide değil, yalnızca sitede yayınladığımızda burun kıvırıyorlar. Reklamverenler İnternet'i büyük oranda "kayıp mecra" olarak görüyor. Elle tutulmayan, masada durmayan bir yayının pek çok kişi için ağırlığı yok. Bu yüzden basının gücü denen kavram aslında daha çok basılı ve görsel basın için sözkonusu, İnternet için değil... Bunda İnternet yayıncılığında yapılan hataların da payı var. Geçtiğimiz günlerde bir haber sitesinde Türk Telekom satışının arkasında Uzanlar'ın olduğunu iddia eden bir manşet gördüm. Haberin kaynağı belirtilmemişti. Aynı günün akşam...

Bol fındıklı dergi çalışması!

Blogu ve dergimizin sitesini takip edenlerin bildiği gibi Yayın Yönetmenimiz Ekim Bey, on beş gün sonra yüksek lisans eğitimini yapmak üzere ABD’ye gidiyor. O Amerika’dan yönetirken dergiyi, buradaki işlerin eksiksiz yürüyebilmesi için tüm bildiklerini bana ve diğer arkadaşlarımıza aktarıyor. Bu nedenle, genellikle katılmadığım ‘mizanpaj’ çalışmasına, bundan sonra katılacak olmam ve nelere dikkat etmem gerektiğini görebilmek için katıldım. Gerçekten yorucu ve bir kaç güne yayılması gereken bir süreç. Bu yorgunluğu bütün gün fındık yiyerek attık. :) Bir torba dolusu fındığın kabuklarının görüntüsü adeta çalışma sonrası yaşanan yorgunluğun resmi gibiydi. Ki bu resmi ben çekmeye çalıştım, fakat başarılı olamadığım için burada sizinle paylaşamıyoruz maalesef. :) Sözün kısası tele.com.tr bu ay yine bomba gibi. Gündemdeki konular, röportajlar ve inceleme-araştırma yazılarıyla Temmuz – Ağustos sayısının tüm okuyucularımızın beklediğine değdiğine inanıyorum. Umarım sizler de dergiyi okuyunca b...

Hiçbir iletişim yöntemii güvenli değil!

Daha önce telefon görüşmelerimizin gizliliğinin neden bulunmadığına değinmişim. Metni "İletişim için kullandığınız şebeke size ait değilse, ona hiçbir zaman güvenmeyin." cümlesiyle bitirmiştim. Gerçekten de yalnızca telefon değil, faks, e-posta, sms, aklınıza gelen hiçbir iletişim yöntemi "güvenli" değil. Eski iş arkadaşlarımdan biri, şu anda iş ilişkisi içinde bulunduğum bir firma yöneticisinin kuzeni çıktı. Peki bu bağlantı nasıl ortaya çıktı dersiniz? Eski iş arkadaşım bir sistem mühendisi. Kuzeninin e-posta problemi için ofisine gidip Exchange sunucusunu incelemeye başlamış. Sorunu giderdikten sonra da sunucuya düşen e-postalarla karşı karşıya kalmış. Bingo! Gelen e-postalardan birinin bana ait olduğunu görmüş ve kuzenine benimle nereden tanıştığını sormuş. Sohbet bu şekilde gayet arkadaşça gelişti. Ama ben elbette sözkonusu yöneticiye bir mesaj gönderirken bunun (eski iş arkadaşım da olsa) başka biri tarafından okunma ihtimalini aklıma getirmemiştim. Asla (am...

Dergi çalışmasındayız

Resim
Blog'a yazmaya hiç bu kadar uzun süre ara vermemiştik... Malum ay sonu, ve biz de yoğun bir dergi mesaisi içindeyiz. Ama ziyaretçi istatistiklerine bakıp da "daha önce siteye gelen ziyaretçi" sayısını görünce, onlara ayıp etmemek için gelişmelerden bahsederek de olsa bir metin girmeliyim diye düşündüm. Ana başlıklar şöyle: Gidişime yaklaştıkça yapmam gerekenler artıyor. Hem web sunucusuna yapılması gereken acil müdahaleleri, hem TV'den video kaydının nasıl yapılacağını, hem mizanpajda grafiker arkadaşa ne gibi müdahalelerde bulunduğumu, hem de ofisteki yalnızca benim kullandığım bazı cihazların kullanımını iş arkadaşlarıma aktarmak, bir taraftan dergi hazırlığını yürütmek, diğer taraftan transit vize almak, ADSL hattımı kapattırmak, sağlık sigortamı transfer ettirmek, arabamın garajda kalacağı sürede çürümemesi için yapmam gerekenleri öğrenmek, yavaş yavaş çantamı hazırlamaya başlamak (neler koyacağıma karar vermek haftalarca sürecek bir beyin fırtınası gerektiriyor)...

Uluslararasılaşıyoruz

Önümüzdeki sayıdan itibaren derginin bazı yazılarının İngilizce çevirilerine de derginin sayfalarında yer vereceğiz. Yurt dışından sıklıkla derginin İngilizce versiyonu bulunup bulunmadığıyla ilgili sorular alıyoruz. Özellikle yabancı telekomünikasyon firmalarının Türkiye ya da Ortadoğu temsilciliğini yürüten yetkilileri "maalesef dergimiz şimdilik yalnızca Türkçe yayınlanıyor" yanıtı ile hayal kırıklığına uğruyorlardı. Ben de bu yanıtı vermekten hiç hoşnut değildim. Artık hem dergide hem web sitesinde, İngilizce pek çok metin bulunacak. Türk Telekom'un yabancı bir firma tarafından satın alınmasının arifesinde bunun faydalı olacağından şüphem yok. Bir haber de, bugüne kadar turk.internet.com'da yazan Ankara Temsilcimiz Murat Büke'nin artık tele.com.tr web sitesi için günlük haberler yazacak olması. Bu bize önemli bir katkı olacak, Murat da güncel bir haberi anında yayına sunabilmenin rahatlığını yaşayacak. Sürpriz, sürpriz dediğim şey odama bir IP kamerası koyup g...

Telekomünikasyonun gücünü ispatlayan telekomünikasyon dergisi

Yapacağımı söylediğim sürpriz bu değildi ama bu da bizi yakından takip edenler için sürpriz olacak. Bir terslik olmazsa gelecek aydan itibaren önümüzdeki iki yıl boyunca Bilgi Teknolojileri Yönetimi alanında yüksek lisans eğitimi yapmak üzere ABD'nin Virginia eyaletinde yaşayacağım. "Dergi ne olacak?" sorusuna, cevap vermekten çok zevk alıyorum; "Oradan çıkarmaya devam edeceğim!" Web, e-posta, FTP, messenger ve Skype gibi ihtiyacım olan araçların tümü elimin altında olacak. Türkiye'dekinden çok daha düşük bir fiyata çok daha yüksek hızda İnternet erişimi alabildiğim için işletme giderlerinin azalacağı bile söylenebilir. Bu yazının başlığındaki sloganı ise önümüzdeki aydan itibaren hak ederek kullanıyor olacağız. Odamın karşısındaki masada oturan Reklam Sorumlumuz Gül, sağ taraftaki Editör Yardımcımız Hüseyin ve kendi odasındaki Muhasebecimiz Savaş ile haftalık toplantılarımızı MSN Messenger üzerinden yapıyoruz. Dolayısıyla benim o odada olmamam, çalışma alış...

Turkcell çalıyor, biz dinletiyoruz

Aynı hizmeti Avea da verdiği halde, Turkcell'in bulduğu isimle "Çalarken Dinlet", sanırım 12-20 yaş arası gençliğin özlemle yanıp tutuştuğu bir servismiş. Google'da Çalarken Dinlet'i aradığınızda gelen ilk iki sonuç, bizim web sitemize ait. Ve Google bu hizmeti veren Turkcell'in sitesine ait hiçbir sonuç göstermiyor. Çünkü Turkcell bu sözcükleri ÇalarkenDinlet şeklinde birleşik olarak yazıyor. Bu yüzden Turkcell bu hizmete ait bir site yaptığı halde ancak birleşik halini yazdığınızda gelen sonuçlar arasında yer alabiliyor. Gençlerimiz bu servisten nasıl faydalanacaklarını arayıp da sadece bize ulaştıklarından, sorularını da bize yöneltiyorlar . Okuduğunuzda bu çocuklar için bu servisin ne kadar hayati olduğunu fark edeceksiniz. Bu metin yazılırken sayfada tam 34 yorum vardı! Alın size operatörlerin "Katma değerli hizmet" diye öve öve bitiremedikleri bir hizmet... GSM operatörlerinin kârlarına kâr eklemesini sağlayacak servisleri yaratanları kutlu...

Bir kazıklama girişimi öyküsü

Pazarlama ile ilgili olduğu için buraya yazmak yerine Eylül'ün pazarlama blog'una göndermeyi tercih ettim. Buraya tıklayarak okuyabilirsiniz. Yeni bir sürprizi bir-iki gün içinde buradan duyuracağım.

Bir itiraf ve özür...

Resim
Türk Telekom ihalesinde teklif zarflarının açıldığı ve ihale sonucunun belirlendiği gün, web sitemiz her zamankinin epey üstünde bir ziyaretçi sayısına ulaştı. Belli ki ihale ile ilgili ayrıntıları web sitemizden öğrenebileceğini düşünen pek çok okurumuz vardı. Onların bu beklentisini boşa çıkarmış olmamız benim hatamdan kaynaklanıyor. Gerekirse TRT2'de naklen yayınlanan bölümü ofislerinden izleyemeyenler için sitemizde yayınlayabilirdik bile... Bir dahaki sefere böyle kritik bir etkinliği tele.com.tr web sitesinde mutlaka bulacağınızı bildirerek, okurlarımızdan özür diliyorum.

Türk Telekom satılıyor mu ne?

Resim
Türk Telekom'un 21. yüzyıla yakışan bir çehreye kavuşmasının yolunun özelleştirmeden geçtiğini düşünenler bugün sevinmiş olabilir. Oger Telecom , 6 milyar 550 milyon dolar ödeyerek Türk Telekom'un %55'i için açılan ihaleyi kazandı. Ama henüz sevinebileceğimiz noktadan çok uzaktayız. Bu günün gelmesini bekleyenler arasında satışı destekleyenlerden daha fazla, köstek olmak isteyenler var! Şimdi sendikalar, Türk Telekom çalışanları, Mümtaz Soysal'lar, partiler, odalar, örgütler ardı ardına satışı engellemek üzere davalar açacak ve süreç uzadıkça uzayacak. (2 Temmuz'da gelen haber: Başladı bile! ) Türk Telekom'a önerilen fiyat, özelleştirilmesi çeşitli sebeplerle gerçekleştirilemeyen diğer tüm kamu kurumlarından daha fazla olmakla birlikte, Oger Telecom'un yöneticileri masalarına oturana kadar sevinmenin erken olacağını düşünüyorum. (Belki de hiç oturamazlar!) Haberi alır almaz Oger Telecom Genel Müdürü Paul Doany'e kendimi tanıttım ve bir röportaj talebind...