Kayıtlar

GSM’de rekabet nasıl kurtulur?

Elimde, numara taşınabilirliği uygulamasının başlaması sonrasında 23 Kasım’a kadar hangi operatörden hangisine kaç kişinin geçtiğini gösteren rakamlar var. Rakamlar günlük olarak değiştiğinden, aylık bir yayında bunlara yer vermek anlamlı değil, hatta yanıltıcı olabilir. Ancak genel olarak tablo, uygulamanın etkin pazar gücüne sahip operatöre yaradığını gösteriyor. Bu durum oldukça sıradışı olmakla birlikte, bence tüm sektör temsilcilerini, tüketicilerin tercih sebeplerini değerlendirmeye yönlendirmeli. Numara taşınabilirliği, bence artık operatörler arasındaki belirgin pazar payı farkının araştırılmasına vesile olmalı. Operatörler, ülkemizde eksikliği görülen araştırma projelerini kendi alanlarında pekala fonlayabilirler. Fiyat, yaygınlık ve hizmet kalitesi, tercihleri belirleyen en temel üç parametre olsa gerek. Geniş kitleler için en temel kriterin fiyat olduğu açık. Ancak diğer ikisini de bu kriterden çok ayrı tutmak mümkün değil. Çünkü her üç operatörün de en tercih edilen avanta...

Altın sim kart ödülleri başlıyor!

Resim
GSM sektöründe eksikliği duyulan, Tele.com.tr'nin de basın sponsorlarından biri olduğu yeni bir organizasyon başlıyor. Yarışmada şu ana kategoriler bulunuyor: Cep Telefonu Ödülleri Operatör Ödülleri Mobil Teknoloji Ödülleri Oy kullananlara da çeşitli ödüllerin verileceği yarışmada sonuçlar Cebit Eurasia Fuarı'nda açıklanacak. Ayrıntılı bilgi http://www.altinsimkart.com adresinde edinilebilir.

Daha iyisini yapmadıkça bir şeyi eleştirmek yasaklansa

Başlıktaki makul bir talep gibi görünmüyor, değil mi? Herkes her şeyi eleştirme hakkına sahiptir çünkü... Evet öyledir, ama çok büyük bir şanssızlık eseri bizim insanımızda şu dört olumsuzluk bir arada toplanmış: 1- Hepimiz her konuda bilgi ve görüş sahibiyiz, 2- Kendimizi başkasının yerine koymayı başaramıyoruz, 3- Makul olmak önceliklerimiz arasında değil, 4- Eleştiriden tek anladığımız, yermek... Yapıcı eleştiri yapamıyoruz. Hemen şu notu düşmeliyim, eleştiriye karşı değilim... Ama bir şeyler üretme niyeti taşıyan insanlar adına bir sıkıntım var ve en azından bunu dile getirme hakkım olduğunu düşünüyorum. Benim enerji emici olarak adlandırdığım üretmeyen insanların sayısı, üretenlerinkine göre ezici bir çoğunluk arz ediyor. Ve Facebook arkadaşlarımdan bile görülebileceği üzere, benim çevremdeki insanların çoğu üretenlerden oluşuyor. Enerji emicilerden hem özel hayatımda, hem de iş hayatımda uzak durmaya çalışıyorum. Enerji emiciler, iş yapacak enerjiye sahip olmadıklarından olsa ger...

"İnsan faktörü"

Büyük bir hizmet sektörü firmasının yöneticisi olsam, kalite kontrolü için mutlaka "secret shopper"ları kullanırdım. Gıdadan turizme, perakendeden sağlığa kadar her alanda, müşteriyle muhatap olan piramidin en altındaki personeliniz kadar kalitelisiniz. Burger King'lerde yalnızca kasiyerlerin görebileceği şekilde "dikkat, gizli müşteri olabilir!" uyarısı var. Bu gizli müşteriler, firma tarafından kiralanan, sözde bir alışveriş seansı sırasında firma çalışanlarının kalite politikasına uyup uymadığını denetleyen kişiler. Kalite sistemindeki hataları fark edip düzeltmenin en iyi yolu bu bence. Ben de bir "secret shopper" sertifikası alıp gizli müşteri olarak bir görevi tamamlamıştım, mağaza benim testimden geçer not almıştı. :)

Erkekler öpüşmesin, tokalaşsın!

Konuya "hem erkek egemen bir toplum olarak homoseksüelliği sapkınlıkla eşdeğer görüyoruz, hem de..." diye girmeyeceğim. Mesajım net: "Erkekler öpüşmesiiiin! Tokalaşsınlar!" Hiç güzel bir görüntü olmadığı gibi, bugüne kadarki deneyimlerimin hepsinde kendimi hiç iyi hissetmediğimi söyleyebilirim. (Evet öyle, üzgünüm çocuklar) Tokalaşmak hem daha medeni, hem karşınızdaki kişi hakkında bir izlenim almak için daha fazla veri sunuyor. Elinizi sıkı mı tuttu, gevşek mi... Sizden önce bırakmaya çalıştı mı, dengeyi gözetti mi... Bunlar önemli şeyler Bazen öpüşme girişimlerini karşılıksız bırakmak istiyorum, ama karşı tarafın yaşadığı bocalamayı görünce kendimi kötü hissediyorum. Karşı taraf da muhtemelen sırf öpme talebine yanıt vermediğim için beni "burnu havada" buluyordur. Bu notla birlikte, tüm networkümün bu konudaki yaklaşımımı öğrendiğini varsayıyor, ve bugün itibariyle bana öpücükle gelecek erkeklerin dudağını havada bırakacağımı dünya aleme ilan ediyorum.

Burger King ve Starbucks'a kanmayın!

Burger King'de "hamburgerinize peynir ister misiniz?", Starbucks'ta "kahvenize çikolata veya karamel sos ister misiniz?" sorularına evet demenin bir bedeli olduğunu çoğumuz biliriz. Ama Starbucks'ta dört bardak boyu olduğunu, bunlardan en küçüğünün "small" ya da "küçük" istediğinizde verilen "tall" boy değil, yalnızca "short" istediğinizde gelen bardak olduğunu biliyor muydunuz? Starbucks bunu bilmeyenler sayesinde cirosunu yaklaşık %20 arttırıyor olsa gerek. Yine Burger King (Tab Gıda) "büyük seçim" istediğinizde en büyük boy olan "dublex seçim"i vermeyi bir şirket politikası haline getirmiş durumda. İkisi arasındaki fark 50 Ykr, ve istemediği halde neredeyse bir litrelik kola ile kocaman bir patates tüketmek zorunda kalanlardan yılda milyon dolar mertebesinde ekstra kazanç elde ediyorlar. Amerikalılar gibi saf (ve aynı sebeple obez) olmayalım, uyanalım, uyandıralım.

Bloglara ciddi bir alternatif: Facebook notları

Kaç Facebook arkadaşınız var? 100'ün üstündeyse bu yazıyı okuyun... Söyleyecek şeyi olan pek çok kişi blog yazıyor. Ancak yazılan blog sayısı blog okuru sayısından neredeyse daha fazla olunca, yazılanların değeri azalıyor, gerçekten değerli bloglara ulaşmak zorlaşıyor. Bir blog'u düzenli olarak takip etmek ciddi bir ilgi ve enerji gerektiriyor. Oysa Facebook notları öyle değil... Yazıp gönderiyorsunuz, ilk paragrafı yeterince ilginçse, listenizdeki herkese okutmanız işten bile değil... Blog'unuza bir gelen bir daha gelmeyebilir. Ama insanlar Facebook'a zaten geliyor, ve hiç akıllarında yokken onlara bu notu okutmanız mümkün. Yalnızca reklam ve üye bilgileri konusunda değil, bu tür bir paylaşımda da sahip olduğu değer eşsiz Facebook'un... Pek çok insan bunu keşfetti ve blog'larındaki her metni Facebook'a aktarmaya başladı bile...

Blograzzi, Technorati’nin stratejik iş ortağı oldu

Resim
Dünyanın en büyük blog dizini Technorati ile Türkiye’nin en büyük blog dizini Blograzzi arasında gerçekleştirilen stratejik iş ortaklığı anlaşmasının ilk adımı olarak Blograzzi, Technorati’nin uygulama geliştirme arayüzüne özel erişim hakkına sahip olmuştur. Blograzzi Kurucu Ortağı Arda Kutsal’ın konuyla ilgili yapmış olduğu açıklama şu şekildedir: “Technorati ile gerçekleştirmiş olduğumuz anlaşma şirketin Türkiye pazarına verdiği önemi ve bir stratejik iş ortağı olarak Blograzzi’ye olan bakış açısını yansıtmaktadır. Türk blog küresinde Blograzzi’nin sahip olduğu istatistiki veritabanı ve pazar payı ile Technorati’nin global gücünün birleşimi, henüz ilk adımını attığımız bu işbirliğinin ilerleyen dönemlerde oluşturacağı sinerji açısından büyük önem teşkil etmektedir. Technorati’nin Blograzzi’ye olan güveninden dolayı çok memnun ve gelecek planlarımız açısından da heyecanlıyız.” Gerçekleştirilmiş olan stratejik iş ortaklığı ile ilgili Technorati Pazarlama Müdürü Aaron Krane’in yaptığı a...

Web seminerleri başlıyor

Botego 'yu yaratan Yapayzeki Yazılım Organizasyon Ltd. Şti. tarafından düzenlenen web seminerleri başlıyor! İTÜ Maçka Sosyal Tesisleri Konferans Salonu'nda, her ayın ilk cumartesisinde gerçekleşecek seminerler ücretsiz ve herkesin katılımına açık. Seminerlerin bant çözümü her ay Tele.com.tr Dergisi’nde, özet görüntüleri ise Gomedia.tv’deki “Web Seminerleri” kanalında! Ayrıntılı bilgi için: Web seminerleri

Telekomünikasyon Kurumu'nun basınla ilişkileri

Telekomünikasyon Kurumu, ülkenin iletişim altyapısıyla ilgili kural ve düzenlemelerden sorumlu. Kurumun kendisi ise iletişim konusunda sınıfta kalıyor. Basınla ilişkileri, kendisine talimat verildiğinde, kendisine verilen bülteni göndermekten ibaret sanan Basın Müşaviri, kurumun imajını zedelediğinin farkında değil, ya da bunu umursamıyor. İşin kötüsü, kurum yöneticileri de bu durumdan habersiz... Gazetecilere eşit davranmayan, haberin zamanlamasının öneminin farkında olmayan, ihmalkar davranan bu kişi bir kamu görevi yürüttüğünün farkında olmasa gerek ki, şimdi işi gazetecilerin yüzüne telefon kapamaya kadar vardırmış. Maaşı bizim ödediğimiz vergilerden karşılanan bir memurdan hesap sorma geleneğinin artık yerleşmesi gerekiyor. Telekomünikasyon Kurumu bu kişiye, oturduğu koltuğun kendi malı olmadığını hatırlatmakta çok gecikti.

Webrazzi ve Blograzzi

Keşke bunu daha önce yazsaydım... Arda Kutsal , geç tanıştığım ama Türkiye'de büyük bir boşluğu dolduran bir adam. Webrazzi , Türkiye'de İnternet adına yapılan tüm önemli girişimleri takip eden ve doyurucu değerlendirmelerde bulunan çok nitelikli bir site. Arda bir süre önce bir de Blograzzi 'yi açtı. Özellikle Webrazzi'yi her gün takip ediyorum. Hala haberdar değilseniz, mutlaka bir göz atın.

"İşini ciddiye almak"

Başlıktaki durum, insanımızın (ve ekonomimizin) en ciddi problemlerinden biri bence... Durumundan hoşnutsuz insanlar, işlerini hoşnutsuzca yapıyor ve iyi yapma duyarlılığı taşımıyorlar. Bir arkadaşıma, E-store.com.tr'den bir hediye aldım ve teslimat adresi olarak arkadaşımın adresini girdim. Fatura adresi ve teslimat adresini ayırabilme olanağı sunmuşlar, fakat bunun sonradan farkına vardım. Fatura adresi olarak da alıcının adresini girmiş bulundum. Faturanın, hediyeyi gönderdiğim kişiye gitmemesi için, daha siparişe ilişkin e-posta gelir gelmez (60 saniye içinde) müşteri hizmetlerini aradım. Durumu anlattım ve ürünün bir hediye olduğunu, faturanın benim adresime gelmesi gerektiğini bildirdim. Adresi aldılar, değişikliği yapacaklarını söylediler. Nasıl bir süreç işliyor bilmiyorum ama, gerekeni yaptığım için, bu konuyu gündemimden çıkardım. Ürün sanırım 4 gün sonra kargoya verildi. Teslim edilmesinden günler sonra, faturanın bana ulaşmadığını fark ettim ve hediyeyi aldığım arkadaş...

İki basın toplantısı

Türk Telekom’un yeni tarifelerini açıkladığı ve “savunduğu” basın toplantısı ilginçti… Ekonomi muhabirliğinde uzmanlaşmanın ne kadar gerekli olduğunu gösteren bir toplantı oldu. En büyük gazetelerimizin muhabirleri bile saniye bazlı-dakika bazlı faturalandırma gibi terimlerden, önceki tarifelere Danıştay’ın verdiği yürütmeyi durdurma kararının anlamından habersizdi. Ertesi gün gazetelerde, “Önceki tarifelerinizin enflasyonu etkilediği söylenmişti, bu tarifeleriniz de etkiler mi?” gibi anlamsız soruların ardından yapılan haberlere rastladık. Gazetecilerin başarısızlığına rağmen, onlara işini öğretme çabası da rahatsız ediciydi. Toplantıdan önce bazı gazetecilere “Basın açıklaması” başlığı altında gönderilen ve Türk Telekom’a sorulması istenen sorular tüm gazetecilerin tepkisini çekmişti. Toplantı sırasında Genel Müdür Paul Doany’nin gergin olduğu izlenimine kapıldım, soruları yanıtlarken genelde asık yüzlüydü. Kendisine aylar önce sorduğum “Türkiye’de iş yapıyor olmaktan dolayı bezginli...

Haziran editörden'in sırrı

Tele.com.tr'nin Haziran sayısında editörden yazısı, bazı "anahtar kelimeler"le sona eriyor. Bunlar bazı sektör yöneticileri ve basın mensuplarının adları... Yazıda Botego 'dan bahsedip, sonuna bu isimleri eklememin bir anlamı var elbette. Buna kurnazlık da diyebilirsiniz... Biliyorsunuz pek çok medya takip firması var. Bunlar, firmalara sıkça raporlar sunuyorlar. Raporlar, firmayla ya da firma yöneticileriyle ilgili çıkan haberleri içeriyor. Bir medya takip raporunda yer almak için, gerçekten o firmanın yöneticisinden bahsetmeniz gerekmiyor. Adına yer vermek yeterli. Adına yer verdiğim tüm yöneticiler, büyük, kurumsal firmaların yöneticileri, dolayısıyla hepsinin medya takibi yaptırdığını varsaymak epey gerçekçi bir yaklaşım. Uzun lafın kısası, bir yazıyı okutmak istediğim kişilerin adlarına yazıda yer vererek, yazının onların masasına ulaşmasını sağladığımı umuyorum :)

Botego

İçine girene kadar yazılım dünyasını yakından takip etmiş değildim. Ancak projemize başladıktan sonra şunu gördüm ki, bir sektör ne kadar tıkalı olursa olsun, işe yarayan bir şey ürettiğinizde, daha fikir düzeyindeyken bile ilgi çekiyor. Botego’ya başlarken tam da böyle oldu. Yapmaya kalkıştığımız şeyi anlattığım kişilerin yüz ifadelerinden, çalışır halini görmek istedikleri anlaşılıyordu. Şimdi Botego hayal döneminden emekleme dönemine geçti ve gelişimini hızla sürdürecek. Rekabetin fiyatları düşürdüğü kesin, ama kaliteyi arttırdığı şüpheli. Bir ürün veya hizmeti aynı kalitede sunan iki firmadan, müşteri ilişkilerini başarılı yürüteni öne geçiyor. Botego’nun bu konuda üstlendiği rol, bizim ele aldığımız şekliyle dünyada benzeri olmayan bir fonksiyona denk düşüyor. Firmalara sağladığı faydayı gözümün önüne getirmek bile beni heyecanlandırıyor: Siz uyurken, Botego müşterilerinize insansı cevaplar veriyor, onların dertlerini dinliyor, firmanıza olan yaklaşımlarını kaydediyor. Aynı anda i...

Dönüşüm nasıl gidiyor?

Türk Telekom kadar büyük bir kurumun dönüşümünün kısa sürede olamayacağının farkında olanlardanım. Hatta bu dönüşümün 10 yıl gibi çok uzun bir süre alacağı gibi çok iddialı bir öngörüyü de daha önce dile getirmiştim. Bırakın telekom sektörünü, herhangi bir sektörde 10 yılın ne kadar önemli bir süre olduğunu takdir edersiniz. Ancak Türkiye’de devlet geleneği, kamuculuk, ve bunun insan hayatına yansımaları o kadar yerleşmiş durumda ki, bu öngörü gerçekleşmezse şaşıran ve özür dileyen taraf olmaya hazırım. Dönüşüme direnme durumu, hala “bu talebiniz için ilgili müdürlüğe dilekçe vereceksiniz” ifadesini dile getiren ve kendini memur sayan çalışanından, yeni bir hizmeti planlayan ve hayata geçiren birimine kadar, şirketin üst düzey yönetim hariç neredeyse tümü için geçerli. Türk Telekom’un Centrex hizmetinden, geçtiğimiz ay dergimizle birlikte bazı ekonomi dergilerinde yer alan ilanlar aracılığıyla haberdar oldum. İlanda ayrıntılı bilgi verilmiyor ve turktelekom.com.tr’yi tıklamamız, 444 1 ...

Piyasa ne zaman açılacak?

"Yaprak kımıldamıyor", "piyasada para yok", "kimse elini cebine atmıyor", "işler çok durgun"... Bugünlerde en sık duyulan yakınmalardan birkaçı. Ekonominin çarkları her sektörde birbirine çok sıkı bağlı olduğu için, "daha fazla artı değer üretenler hala iyi kazanıyor" bile diyemediğimiz bir süreçten geçiyoruz. Nakit akışının durması bir taraftan, zorlu rekabet koşulları diğer taraftan, Türkiye'de iş yapmayı çok zorlaştırıyor. Bu durumun telekomünikasyon sektörüne yansıması kaçınılmaz. Ofisimize gelen "... Telekom temsilcisiyim, sizi 170 YTL'ye sınırsız konuşturuyoruz" diyen takım elbiseli genç, muhtemelen gün boyu çoğunlukla "Telefon görüşmelerimiz yok denecek kadar azaldı, sınırsız görüşme paketine hiç ihtiyacımız yok" yanıtı alıyordur. Bırakın yeni servislere abone olmayı, artık pek çoğumuz kullanmak durumunda olduğumuz hizmetlere ayırdığımız bedelden kurtulmaya çalışıyoruz. Bir tanıdığım, sık sık kesildiği...

Herkesin kendi gündemi var

Bahsedeceğim şeyi "bencillik" sıfatıyla isimlendirmek doğru olur mu bilmem ama, iş yapma biçimimizle ilgili bir tespitim var. Yayıncılık sektöründen örnek vereyim. Bir firma yeni bir ürün çıkarıyor. Firmanın halkla ilişkiler ajansı, ürünün tanıtımı için bir toplantı düzenliyor. Toplantıya basın mensuplarını davet ediyor. Bize yaptıkları davette, bizi tanımadıkları ortaya çıkıyor. Çünkü davet ettiği yayının kimliği ajansın umurunda değil . Davete katılmıyoruz, çünkü bu ürün bizim umurumuzda değil . Firma tüketici üzerinde istediği etkiyi yaratmıyor, çünkü ürün tüketicinin umurunda değil . Daha sonra biz hazırladığımız bir sektör kataloğunu tanıtmak için firmaya ulaşmaya çalışıyoruz. Katalog firmanın umurunda değil . Döngü tamamlanmış oluyor. Umursamazlık her zaman konunun önemsizliğinden değil, kişi ve kurumların kendi gündemlerine odaklanmış olmasından kaynaklanabiliyor. Herkes, kendi yaptığı işin öneminden şüphe etmeksizin, başkalarının yaptıklarına burun kıvırıyor. Sebebiyl...

Phising kurbanı oldum

"Phising" adı verilen dolandırıcılık yöntemiyle ilgili gayet birikimli olduğumu düşündüğüm halde bunun kurbanı oldum. Bir süre önce Ebay'den geliyor gibi görünen bir maildeki linke tıklayıp, Ebay hesap bilgimi girdim. Bu tür maillerde her zaman linkin üzerine gidip, linkin kaynağına göz atarım. Ancak bu seferki durumuma o kadar uygundu ki, bunun sahte bir mesaj olduğunu aklıma bile getirmedim. Durum şu: İki ay kadar önce Amerika'dayken bir dizüstü bilgisayar için Ebay'de teklif verdim. Açık arttırmayı daha yüksek bir teklif kazandı. Bir süre sonra, daha yüksek teklif veren kişinin ödeme yapmadığını, dolayısıyla en yüksek ikinci teklifi veren kişi olarak bir şansımın daha olduğunu belirten bir mesaj aldım. Artık bilgisayarla ilgilenmediğim için mesajı gözardı ettim. Fakat ikinci şansın bana ait olduğunu belirten mail iki günde bir gelmeye başladı. Bu sürede Türkiye'ye döndüm. Olayın üzerinden epey süre geçti. Ekim ayında gelen sözkonusu sahte mailde, "iki...

Sivil polisler ve bir risk

İstanbul'da sivil polis araçlarının diğerlerinden ilk bakışta ayırt edilebildiği yegane yer neresidir? Cevap basit: Emniyet şeridi... Emniyet şeridinden giden araçların çoğu, ışıldağını tepesine koyan sivil polis araçları oluyor. Bu konudaki mevzuatı bilmiyorum, muhtemelen göreve giderken emniyet şeridini tehlikeye yol açmayacak bir hızda kullanmaları makul karşılanabilir, ama tahminimce emniyet şeridindeki her araç görev üstünde olmuyor. Türkiye bir bürokrasi devleti, buna itiraz etmek kolay değil, etseniz bile genellikle sonuç alamıyorsunuz. Bu konuda hata yapanlar Fatih Altaylı, Hıncal Uluç, ve belki Yurtsan Atakan konuyu köşelerine taşıdığında incelemeye alınıyor. Türkiye'de yurttaşlık bilinci olmadığı için, bu konuda bir kamu görevlisiyle tartışıp "Senin maaşın ve o aracın masrafları benim vergilerimle ödeniyor, bu araçla ne suç işlemeye, ne trafik güvenliğini tehlikeye atmaya, ne de bu konudaki uyarım nedeniyle bana kızmaya hakkın var" diyebilecek insan sayısı ç...