Kayıtlar

Hangi Operatör?

Okurlarımızdan sıklıkla "Hangi operatörü tavsiye edersiniz?" sorusu alıyoruz. Hem GSM hem uzak mesafe telefon işletmeciliği sektöründe tüm operatörlerle ilişki içinde bulunduğumuz için, bu sorunun yanıtını kolayca verebileceğimizi düşünüyorlar. Halbuki ne kurumsal GSM aboneliği gerektirecek sayıda saha elemanımız, ne de uzak mesafe telefon hizmeti almayı gerektirecek kadar yoğun bir şehirlerarası ve uluslararası görüşme trafiğimiz var. Elbette bu firmaların hemen hepsi tek bir görüşme için bile Türk Telekom'dan daha avantajlı fiyatlar sunuyor ama, bu iki görüşme türü için Skype 'ı çok pratik buluyoruz. Sektörün tüm dünyada yaşadığı handikapın bir göstergesi bu. İnternet bazı sektörleri güçlendirirken, bazılarının cirosunu daraltıyor. Okurlara tavsiyede bulunma meselesine dönersek, firmalarla olan ilişkimiz elbette onların hizmet kalitesi konusunda fikir edinmemizi sağlamıyor. Yaygın kanaat, İnternet servis sağlayıcısı olarak başarılı olan firmaların, ses pazarında da ...

ADSL 512K Balonu

Türk Telekom 'un, ADSL internet hizmetlerinde yeni bir tarife ye geçiş haberlerini okuduğumuz zaman hepimiz çok sevinmiştik. En düşük bağlantı hızı 256K'dan 512'ye çıkacak ve yüksek hızlı diğer internet bağlantı ücretlerinde indirim yapılacaktı. Haber e göre 256K kullanıcıları aynı ücretle 2 kat daha hızlı servis alacak diğer kullanıcılar ise önceden aldıkları servisi almaya devam edecek ama öncekinin yarı fiyatını ödeyecekti. Geçiş kademeli olarak yapılacak ve 1 Mayıs 2005'te tamamlanacaktı. Bu müjde, Türkiye'de telekom kurumlarından sorumlu en yüksek devlet adamı Ulaştırma Bakanı Sn. Binali Yıldırım tarafından verilmişti. Bu haber kendilerini doğrudan ilgilendirmesi sebebiyle internet - özellikle de ADSL - kullanıcıları arasında çok ilgi gördü ve inanılmaz bir hızla yayıldı. Google'a "adsl 512 binali yıldırım" yazıldığında gelen sonuçlar dan bunu görmek çok güç değil. Konuyla ilgili çeşitli forumlar açıldı ve insanlar fikirlerini belirttiler. Bunlard...

Herkes "tek", herkes "en büyük", herkes "lider"...

Bir konuda bazı firmalarla aynı düşünmüyoruz. Halkla ilişkiler ajansları da bunu yapabiliyor ama, onlar hem basını hem müşterilerini memnun etmek gibi zor bir konumda olduklarından, bu durumdan istisna kabul edilebilirler. Şöyle ki; Haber merkezimize bir İnternet servis sağlayıcısının bülteni ulaşıyor. Bültenin başlığı, "Türkiye'nin lider servis sağlayıcısı X, Y servisine başladı" şeklinde... Bu bülteni hazırlayan kişiye sormak gerekiyor. İnternet sektöründe "liderlik" nasıl belirleniyor? Kullanıcı sayısıyla mı? Ciroyla mı? Kapsanan coğrafya ile mi? Toplam bant genişliği ile mi? Müşteri memnuniyeti ile mi? Yoksa bunların hepsinde açık ara lider bir şirket var ve bu liderlik hem kullanıcılar, hem de diğer firmalar tarafından kabullenmiş durumda mı? Durum böyleyse sorun yok, bu ifade nesnel bir veri kabul edilip, dergide yayınlanabilir. Ama değilse, bence bu dergi okurlarının (yani müşterinin) "lider"i seçmek konusundaki özgür iradesini yok saymaktan b...

Her telefon görüşmenizden önce Türk Telekom web sitesini inceleyin!

Resim
Dergide, web sitesinde ve blog'da Türk Telekom haberlerinin ağırlığının artmasından hoşnut değilim. Ama kurum yöneticileri adeta bu haberlere malzeme vermek için özel çaba harcıyor. Ulusal basın, Türk Telekom yöneticilerinin yaptığı açıklamalara büyük önem veriyor. (Altı aylık basından telekom haberleri derlememizde Genel Müdür "Ekinalan" 96 kez geçiyor!) Bu açıklamaların satır aralarını okuyabilmek için sektör yayınlarına düşen sorumluluk büyük. Basını güçlü bir halkla ilişkiler aracı olarak kullanan Türk Telekom yöneticileri tarafından kaba tabiriyle "kandırılmamak" için her açıklama sonrasında Turk.internet.com'daki Serdar Güçlü sütununa bakmakta fayda var. Birkaç örnek vererek önerimi somutlaştırayım: "Türk Telekom’un 2004 yılı net kârı 2,1 Katrilyon" haberinden sonra Türk Telekom 2004 kârı ne kadar yazısını, "Telekom rekabette yara alır." haberinden sonra "Ekinalan'dan 'Gerçek rekabet yok' itirafı" ya da ...

Google Down... :(

Bu sabah telekom ve internet haberlerini bulup siteye aktarmaya çalışırken en çok dikkatimi çeken haber Google'ın 15 dakika süre ile servis verememesi oldu. Bütün dünyada büyük yankı uyandırmıştı bu haber. Herkes birşeyler yazmış, Google birşeyler açıklamıştı. Başkaları tarafından söylenen Google'ın hacklenmiş olabileceği, Google'ın söylediği ise bir dns problemi ve 15 dakika kadar bir zamanda sorunun ortadan kaldırıldığı. Bayağı bir tufan kopmuş dünyada. Peki Neden böyle? Çünkü google çökmez, google her zaman en iyidir. Başka arama motorları kullanılsa bile herkes google'in en aranır sonuçları çıkardığını bilir. Bu inanılmaz bir başarıdır. Müşterilerinizi seçme hakkınız olmayan bir ortam olan internette hem de sayısız rakibiniz ve sizi alt etmek isteyen binlerce hacker varken çok kısa bir süre içerisinde böyle bir güveni elde etmek ve ayda 200 milyon aramaya cevap vererek herkes tarafından en iyi olarak gösterilmek çok büyük bir ayrıcalıktır. Kişisel fikrim: google bu ...

Yeşil Otobüs ve Cep Telefonları

Resim
Türk halkının en çok sahip çıktığı teknolojik alet olan cep telefonu ve Türk halkının en çok sahip çıktığı kural "yeşil otobüslerde cep telefonu yasağı" ... Eminim Istanbul'da (bu şehirde yaşadığım için, belki diğer şehirlerde de vardır) çok da uzun olmayan bir süre önce kullanılmaya başlayan ve içlerinde cep telefonu kullanımının yasak olduğu yeşil otobüslerde, bu kurala karşın telefonla konuşan ve buna itiraz eden sade vatandaşların tartışmalarına şahit olmuşsunuzdur. Ben de bugünden önce defalarca bu tip tartışmalara şahit oldum ve bunların sonunda karar verdim ki Türk halkının en çok sahip çıktığı kural "Yeşil Otobüslerde Cep Telefonu ile Görüşmek Yasak" tır... Ama bugün yaşadığım bir olay çok değişik düşünceler yarattı kafamda. Otogar'a gitmek üzere Mecidiyeköy'den Yeşil bir otobüse bindim. Otobüs giderek dolmaya başladı. Bu sırada birinin telefonu çaldı. Ve derhal şoför de dahil olmak üzere bütün otobüs adama döndü. Sanki elinde yüklü miktarda patl...

İlk anketimizin sonucu: Türk Telekom satılsın da, kime satılırsa satılsın!

Resim
Epey geç başladığımız için katılım düşük oldu. Ama herkese yalnızca bir oy hakkı verilen anketimizde çıkan sonuçlar şöyle: Umarım bu meseleye, bu seçeneklerin dışında bir yanıtı olan yoktur da herkesi kapsayabilmişizdir. %25'lik "satılmamalı"cılarla, %75'lik "satılmalı"cıların mücadelesi önümüzdeki günlerde pek çok platformda yaşanacak. Başka bir teknoloji şirketinin, mesela Turkcell(*)'in yöneticilerinin, pazarlamacılarının ve mühendislerinin bir ay boyunca Türk Telekom binalarında mesai yapmalasını sağlamak mümkün olsaydı (bu durumda tabii onbinlerce koltuk boş kalacaktı, olsun...) Türk Telekom'un müşteri memnuniyetinde, cirosunda ve kârında kaç puan artış yaşanırdı, bunu çok merak ediyorum. O zaman "satılmamalı"cıların elle tutulur pek argümanları kalmayacağını düşünüyorum. Dünyanın hangi ülkesinde tek sorumluluğu fotokopi çekmek olan ve bunun için maaş alan personele sahip bir kurum vardır? (*) Neden Turkcell'i andığımı bir "mü...

Türk Telekom özelleştirilmeli

Türk Telekom yöneticileriyle, kurumun özelleştirilmesi gerektiği konusunda "anlaşıyoruz"(!). Bu yüzden onlara değil, özelleştirme karşıtlarına sesleniyor olacağım. Epey ilgi çeken "Türk Telekom ADSL çağrı merkezi dilimizden anlıyor mu?" yazıma konu olan örnek diyaloglardan birini buraya tıklayarak dinlemenizi rica ediyorum.(*) Türkiye'nin yirmibirinci yüzyılda dünya ülkeleri arasında nerede konumlanacağı konusunda en büyük etkenlerden biri, telekomünikasyon altyapısı. Ve bu altyapıyı işletenlerin, bu diyaloglarda görülen sıkıntıları yaşamasına benim içim elvermiyor. (*) Windows Media Player gerektirir. (**) Bir Alcatel çalışanı, bana bu yazıdaki "ADSL hattı üzerinden faks gönderememe sorunu" ile ilgili olarak operatörün yanıtlarının doğru olduğunu söylediği bir e-posta gönderdi. Bu konudaki yorumum İnternet kaynaklarına dayanıyordu. Birkaç örnek için bkz: Google answers , Dslreports.com , Actiontec.com , Teamhancock.com

Sektör dergileri masalara!

Resim
Bir sektör dergisine destek olmak için reklam vermek zorunda değilsiniz. Takdir ettiğiniz ve desteklemek istediğiniz bir dergiyse, bekleme salonunda ya da odanızdaki sehpada bulundurmak da önemli bir destek olacaktır. Pek çok sektör temsilcisinden duyduğumuz ve bizi çok mutlu eden bir cümle; "Her gittiğimiz yerde derginizi görüyoruz!" ifadesi... Bu konuda epey uç bir örnek şu; "İstanbul Kültür Üniversitesi'nde okuyan bir arkadaşım, dergimizin okuldaki kantinde satıldığını görmüş ve bir gün sonra memleketi olan Konya'ya gitmiş. Burada bir akrabasının evinde de dergiye rastlamış. (Akrabası dergiyi bayiden almış) Dönüş yolunda Ankara'da bir iş görüşmesi için gittiği telekomünikasyon firmasında da rastlayınca, dergimizin pek çok ulusal gazeteden fazla satıldığı kanaatine varmış. (Henüz değil, umarım bir gün :) Gerçekten de dergimiz her ay binlerce masaya ulaşıyor ve ücretsiz gönderim listemiz her gün genişliyor! Bu konuda oldukça aktif olarak çalışan bir ekibimi...

Ekim Ayı idi Ekim'le tanıştığımız zaman...

Resim
Merhaba, Öncelikle kendimi tanıtmalıyım sanırım. Belki bazılarınız tele.com.tr web sitesi ya da dergideki yazılarımdan veya farklı şekillerde adımı duymuş, görmüş olabilirsiniz. Adım Can Kılıç , Elektronik Mühendisiyim ve 6 yıllık profesyonel iş hayatımda değişik yerlerde, değişik pozisyonlarda ama ağırlıklı olarak Bilgi Teknolojileri alanında çalıştım. Ama gerçek anlamda en çok zevk alarak çalıştığım gerçekten birseyler ürettiğime inandığım yer tele.com.tr dergi ve web sitesi oluşumuydu. Gurur duyarak söyleyebilirim ki çok yakın arkadaşım olan Ekim Kaya 'nın tele.com.tr ürünlerinin başlangıcında ve devamında ona en çok destek olan kişilerden biri olduğuma inaniyorum. Aslında kendisi tüm telekom şirketlerinin aksine sektörün gerçeklerini görerek çok daha ihtiyatlı bir tavır gösterdi başlangıçta. Herkes tekel büfesi açar gibi telekom şirketi açarken o sektörün geleceğini görmeye çalıştı ve bazen bu işe girmekten çekindi. Ama kendimi de bu gruba dahil ederek söyleyebilirim ki tele.c...

Eğlenceli bir okur mektubu

Aslında "okur mektupları"na başka bir blog'da değinmek gerekiyor, ben geçtiğimiz günlerde bir okurla aramdaki mesajlaşmadan, okurumuzun izniyle bahsedeceğim. Blog'umuza bir metin girmek üzereydim ki, şu e-postayı aldım: "merhaba nasılsınız; iyi olduğunuzdan şüphem yok ben bu yakınlarda fuar tarzında yani ses oparatörlerinin katılacağı bir organizasyon varmı? varsa katılma imkanım ne kadar? şimdiden teşekkür ederim." Bu mesaj saat 23:31'de geldi. Alır almaz şu yanıtı gönderdim. "Merhaba, Şu sıralar yok, seneye Telekom 2006'ya bekleriz. www.telekom2006.com 'dan takip edebilirsiniz" 23:35'te şu mesaj geldi: hemen ne zaman yazdınız ona şuan kafam basmadı desem ne dersin ancak gülersiniz? ama siz genede gülmeyin 23:37'de cevaben bir smiley gönderdim. Okurumuz 23:44'te şu mesajla cevapladı: "kolay gelsin çalışıyormusunuz desem gecenin bir vakti millet yatağında mışıldarken yani ben bu aralar telekom sektörüyle araştırma yapıy...

Mayıs sayısı "editörden" yazısı

Blog'umuzu takip edenlere, dergi yayınlanmadan önce "editörden" köşemizi okuma fırsatı: (Aslında yaklaşık 12 saat sonra web sitemize JPEG formatında konmuş olacak, sadece bu kadar ayrıcalık yaratabilmiş oluyorum) İnsanoğlu'nun bazı teknolojilerin toplum hayatına nasıl gireceği konusunda söz sahibi olamadığını düşünüyorum. Örneğin Bill Gates, elinde olsa e-posta gönderiminin ücretsiz olmasını tercih etmeyebilirdi. Bağlantı bedeli ödediğimiz İnternet servis sağlayıcımız dışında, mesaj başına ücret ödediğimiz bir de e-posta operatörümüz olsaydı eminim Microsoft bundan para kazanmanın bir yolunu bulurdu. Belki de ücretsiz e-posta gönderim hakkını, İnternet'in askeri ve akademik ihtiyaçlardan doğmasına borçluyuz. Televizyonu satın alırken ödediğimiz bedele ek olarak, televizyon yayınına para ödenmesini yirmi yıl önce nasıl karşılardınız? Şimdi pek çoğumuz ödüyoruz... Televizyon teknolojisine ilk katkıyı yapanlar, bugün TV yayını için para isteyenlerin yeterince "k...

İnternet sitesini verimli kullanmaya çalışan genç dergi ekibimiz ve sitenin altyapısı hakkında notlar

Resim
Bu blog'u kendimizi övmek için kullanacak değilim, bu şekilde okuyucu ilgisi sağlayamayacağımızı biliyorum ama ne yalan söyleyeyim, web sitemizle gurur duyuyoruz. Her sabah 10.000'den fazla kişiye (bu sayıya günde ortalama 10 kişi ekleniyor), basından derlediğimiz telekom haberleri ni ulaştırıyor ve bu metinleri sitemize ekliyoruz. Her sabah 07:00'den itibaren -saat farkı çok erken kalkmasını gerektiriyor- tüm gazetelerin web sitelerini tarayan çalışanımız Öznur, İtalya'da yüksek lisans eğitimini sürdürüyor ve şu sıralar "araçlar ve komünikasyon" başlıklı tezini hazırlamakla meşgul. Ben de bir teknoloji bağımlısı olarak, özellikle küresel konumlandırma sistemi tabanlı projeleriyle ilgili naçizane görüşlerimi onunla paylaşıyorum. 25 Nisan'da Öznur'un doğum günüymüş, bu blog da ona geçmiş doğum günü sürprizi olsun! Resimde Öznur, erkek arkadaşı ile birlikte görülüyor. (Teknoloji bağımlılığı meselesine de bir blog'umda değinmeliyim) Öznur bu işi 200...

Dergi başarısında "büfeci Rıfkı Bey", Aydın Doğan'dan daha etkin.

Resim
Henüz baskısı tamamlanmadan derginin tamamını İnternet'e koyma fikrini, çalışanlarımıza karşı tek başıma savunmak durumunda kaldım. Dergi Yay-sat bayilerinde satıldığından,bu karar bayi satışını azaltabilirdi ve muhtemelen öyle de olmakta. Bu yöntemi bu ay üçüncü kez uygulayacağız. Ayın birinden bile önce derginin tüm dünyadan okunabiliyor olması bana heyecan veren bir durum. Bu fikri savunurken kullandığım argüman da zaten bundan ibaretti... Adıyaman'da bizi İnternet sitemizden takip eden ama dergiyi bayide bulamayan bir okur adayımızdan aldığım e-posta, bu kararı vermemde etkili oldu. "İletişim teknolojileri"nden bahsediyorduk, ve bir dergi idik! Daha fazla kişiye ulaşmak için İnternet'i kullanmamak zaten düşünülemezdi. Ama bunu, Adıyaman'daki okura, dergiyi İstanbullu okurumuza sunduğumuz şekilde sunarak yapmalıydık. Bu yüzden, tüm sayfalarımızı dergiyle hemen hemen aynı boyutta ve JPEG formatında, tele.com.tr adresli sitemize koyuyoruz. Bu, reklamverenle...

Bir basın organı, şirket blog'una neden gerek duyar?

Resim
Uluslararası pek çok firmanın bir "halkla ilişkiler aracı" olarak başvurduğu şirket bloglarının Türkçe içerikli olanına (Futbolcularımızın resmi sitelerinde lig ve takımları ile ilgili yaptıkları yorumları saymazsak) henüz rastlamadım... Businessweek'in son sayısına konu olan bloglar tüketici ile firma yöneticilerinin ya da çalışanlarının kısmen informal bir bağ kurmasını sağlıyor ve bence bu çok başarılı bir iletişim yöntemi. Kuşkusuz Google'ın Blogger 'ı satın alması, el attıkları her işe olduğu gibi bu alana da önemli bir değer kattı ve kendi bloglarında adeta bu işin nasıl yapılması gerektiğini öğretiyorlar. Bir yayın organı olarak neden bu tür bir araca ihtiyaç duyduğumuz sorusu akla gelebilir... Yanıtı, ilk paragrafta telaffuz ettiğim "informal" sözcüğünde gizli. Bir dergi olarak pek çok telekomünikasyon şirketi, derneği ve sektör temsilcileri ile farklı düzey ve kapsamda ilişkilerimiz var. Reklamveren olarak bu firmalar müşterimiz konumunda. Ayn...