Ana sayfaya gitmek için týklayýn
Türkiye'nin ilk şirket blog'u!


20.1.11 19:42 Yazan: Ekim Nazım Kaya

Türkçe bilen, şirketinizle ilgili soruların yanıtını bilen, zamanın değerini bilen bilgitabanı uygulaması: BirBilen

İK'dan, ürün yönetiminden ya da pazarlamadan aylar önce e-posta ile gelen bir dosyayı arıyor, ya da intranet'te bulunduğundan emin olduğunuz bir PDF'e ulaşmaya çalışıyorsunuz. Doğru anahtar sözcüğü 'bulamadıkça' dosyayı bulmanız imkansız! Bulduğunuz bir dosya var, ama eski tarihli. Peki neden hala orada duruyor?

Doküman arama-indeksleme çözümlerinin yaygın bir handikapı var: Türkçe bilmemeleri. Peki bir yazılımın Türkçe bilmesi neyi sağlar? Örneğin 'kart' sözcüğü ile 'kartlar' sözcüğünün aynı köke sahip olduğunu bilmesini... Dolayısıyla, sözcüğün en temel hali olan 'kart' sözcüğüyle arama yaparsınız, oysa dosyada bu sözcük 'kartlar' şeklinde geçiyor. Bu yüzden bulamıyorsunuz.

Bırakın nasıl arama yapmanız gerektiğini bilmenizi gerektirmeyi, imla hatalarınızı bile tolere eden, girdiğiniz sözcüklerin eşanlamlılarını da içeren sonuçlar getiren bir bilgitabanı uygulaması geliştirildi: BirBilen.

Aşağıdaki iki ekran görüntüsü fikir verecektir, daha fazla bilgi için lütfen BirBilen sitesini ziyaret edin ya da http://bit.ly/Bir-Bilen adresinden tanıtım dosyasını indirin.


BirBilen imla hatalarınızı görmezden gelip doğru sonucu öneriyor:



Türkçe bilen BirBilen, araç-taşıt-vasıta ile tür-çeşit sözcüklerinin aynı anlamla kullanıldığını biliyor ve yazdığınız terimlere bağlı kalmıyor:



30.7.09 00:22 Yazan: Ekim Nazım Kaya

Hangi servis “gerekli”?

3G arifesinde sosyal medyada ve çevremde “3G’nin çok gerekli bir hizmet olmadığı”na dair bir görüşün yaygın olduğunu fark ettim. Sanırım genellikle bu yanı öne çıkarıldığı için, 3G’nin “görüntülü görüşme” olarak algılanmasından kaynaklanıyor bu durum... Operatörlerin servisi agresif şekilde pazarlama tercihi, kısmen mesaj kirliliğine yol açtı. Teknolojiye yatkın bir kitle tarafından bile takdir edilmemesini başka türlü açıklamak mümkün değil. Oysa tek başına hızlı mobil internet, pek çok katma değerli hizmetten bölgesel eşitsizlikleri azaltmaya, sektörde dengeleri değiştirebilecek müşteri kayıplarına kadar ciddi gelişmelerin habercisi. Küçümsenebilecek bir gelişme olduğunu kimse söyleyemez. Somut sonuçlarını yakında görmeye başlayacağız.

Daha önce de yazmıştım. Telekomünikasyon sektöründe bazı servisler çok net ihtiyaçlardan doğarken, diğerleri kısıtlı bir kitleye, marjinal bir fayda sunuyor. Hızlı mobil internet ve görüntülü görüşme, 3G teknolojisinin iki temel özelliği. Ve biri daha temel bir ihtiyacı, diğeri niş bir alanı temsil ediyor. Operatörler elbette ilkinde sabit internet operatörlerinin pastasından pay kapmayı, ikincisinde müşteri memnuniyeti ve servis çeşitliliğini hedefliyor.

Görüşler ne olursa olsun, 3G’nin cep telefonu şebekesinin kurulması, serbestleşme gibi sektördeki mihenk taşlarından bir yenisini oluşturacağını düşünüyorum. Bunu görmek için fazla beklememiz gerekmeyecek.


1.6.09 10:06 Yazan: Ekim Nazım Kaya

Dönen silindirdeki kobaylar gibiyiz.

Telekomünikasyon teknolojileri insanlığa kolaylık sağlarken, bir taraftan da beklentileri arttırıyor. Artık daha kısa sürede daha fazla iş yapabiliyoruz, her an her yerden ulaşılabiliyoruz. Bir şirketin farklı ülkelerdeki ofisleri birarada çalışabiliyor. Mekandan bağımsız olarak yapılabilecek işler neredeyse sınırsız.

Bu gelişmelerin maliyeti yüksek. Mesai kavramı pek çok insan için geçersizleşti. Teknolojinin sunduğu kolaylık, mesai saatleri dışında çalışmanın mazereti olarak kullanılır hale geldi. Her yerden ulaşılabilme durumu, benzer şekilde tatilde bile çalışma beklentisi oluşturabiliyor. Kameralar, telefonlar kişisel özgürlükleri kısıtlayıcı özellikler getiriyor.

Daha fazla olanağımız olduğu halde hala zaman darlığından şikayet ediyoruz, “eskiden bu işleri nasıl yetiştirirdik?” diye şaşırırken, hala yetiştiremediğimizin farkına varmıyoruz. Bu durumun somut sonucu, birim zamanda ürettiğimiz çıktı artarken, bu çıktının değerinin aynı oranda düşmesi. Yani daha fazla sıkılarak, daha fazla yorularak, aynı değeri üretiyoruz. Beklentiler de olanaklarla birlikte arttığı için, teknolojiyi rahat etmek ve mutlu olmak için kullanamıyoruz.

Yaşam şartlarımız teknoloji nedeniyle değiştiği halde toplumsal kuralların sabit kalması, bu gibi sorunların başlıca nedeni. Hukuk ve insan hakları uzmanları ile sosyal otoritelerin çok daha proaktif çalışması gereken bir dönemdeyiz.


29.4.09 14:11 Yazan: Ekim Nazım Kaya

Yeni iletişim kanalları

Şirketlerin tüketiciyle iletişim kurmak için kullandıkları kanallar gün geçtikçe artıyor. İnternet bu çeşitliliği öylesine arttırdı ki, şirketler “nerelerde bulunmalıyız?” sorusunun yanıtını doğru verebilmek için bile özel bir iletişim birimine ihtiyaç duyuyor.

Friendfeed, Twitter, Facebook gibi araçları keşfeden şirketler çeşitli avantajlar sağlıyor. Nicelik olarak olmasa da, bu kitlenin niteliği, şirketlerin bu kanallar için harcadığı bütçe ve mesaiyi meşru kılıyor. Bu platformlarda duyurulan indirimler, kampanyalar kısıtlı da olsa bir kitlenin büyük ilgisiyle karşılanıyor.

Yurt dışında özellikle politik blogculara verilen önem biliniyor. Politikacılar, en az basın kadar etkin olan bazı blogcuları asla göz ardı etmiyorlar. Türkiye’de benzer bir etkinliğe sahip bir blog olmamasına ve hitap ettikleri insan sayısı en fazla 1000’ler mertebesinde olmasına rağmen şirketlerin ilgisini çekiyor. Blogcular şirketler tarafından dikkate alınmanın verdiği memnuniyetle, bu toplantılara katılıp şirketlerle birebir iletişime geçmenin mutluluğunu yaşıyor. Geçtiğimiz günlerde Türk Telekom yetkilileri, bir sohbette “bunun bir PR faaliyeti olmadığını, kurmak istedikleri platform çalışmasının bir parçası olduğunu” belirtti. Somut ve ölçülebilir bir getirisi olmadığı halde bu tür çalışmalara emek harcamanın, Türk Telekom gibi bir kurumun dönüşümünde somut bir adımı ifade ettiğini düşünüyor ve bu çabayı takdir ediyorum. Bu çabanın karşılığını bulması için yüzbinlere hatta milyonlara ulaşacak kadar ilgi çekici içerik üreten blogcuların ortaya çıkması konusunda görev İnternet’te içerik üretme yeteneği olan insanlara kalıyor.


2.4.09 13:45 Yazan: Ekim Nazım Kaya

Sorunlu borç tahsilatları

Kriz döneminde bankalar ve telekomünikasyon şirketleri, tahsilatlarında sorun yaşamaya başladı. Beşiktaş’taki bir noterde gördüğüm, insan boyuna ulaşan yükseklikteki “ihtar mektubu” yığını, benim için bunun en somut göstergesi oldu.

Olağan alacak takibi yoğunluğunun artması beklenebilir bir durum, ancak bir de alacakların fırsata çevrildiğinden endişe etmeme yol açacak bir deneyim yaşadım. Çok eskiden aldığım ve çok az kullandığım bir hattı yaklaşık bir yıl önce kapattırmıştım. Kapatma sırasında çok düşük miktarda bir borcum kalmış. Bundan haberim olmadığı için hattın kapanması sonrasında herhangi bir takip yapmadım. Ancak geçtiğimiz günlerde beni güncel cep telefonu numaramdan arayan şirket avukatı, borcun icra aşamasına geldiğini belirtti. Borç, avukatlık masrafıyla birlikte dört katına çıkmıştı. Süreç bu noktaya gelmeden önce beni neden aramadıkları yönündeki soruma yanıt vermeyen avukat, belli ki bu durumdan hoşnuttu. Ben de sorunlu abone kabul edildiğim ve artık müşterilerinden biri olmadığım için “müşteri memnuniyeti” gibi bir duyarlılığa gerek duyulmuyordu. Konuyu araştırırken Cnet Türkiye Yayın Yönetmeni Kemalettin Bulamacı’nın da aynı sorunu yaşadığını fark ettim.

Bunun üzerine her üç operatöre de ödenmeyen borçların takibi için nasıl bir yol izlediklerini sordum, Avea ve Turkcell icra takibi başlamadan önce “Yasal uyarı mektubu” gönderdiklerini söyledi. Turkcell ayrıca icra takibine başlanması halinde borcun ne kadar artacağını önceden duyurarak erken ödemeye teşvik ediyormuş. Vodafone ise uyarılarını hem mektup, hem SMS hem de arama yoluyla gerçekleştirdiğini belirtti.

Bu durumda bana, bu beyana güvenip Kemalettin’le yaşadığımız durumun şanssız birer istisna olduğunu düşünmekten başka seçenek kalmıyor sanırım.


26.2.09 00:05 Yazan: Ekim Nazım Kaya

Rekabet güzeldir, “gerçek rekabet” daha güzeldir.

Bu sayıda üç yazıma atıfta bulunacağım. Kasım 2006’da Forbes’da yayımlanan yazımda “GSM’de asıl rekabet numara taşınabilirliğiyle başlayacak” demiştim (http://getir.net/ds9). Aralık 2008’de, numara taşıma faaliyete geçtiği halde, ilk rakamlar lehine göründüğü için etkin pazar gücüne sahip operatörün şebeke dışı görüşme ücretlerini indirmemesini “GSM’de rekabet nasıl kurtulur?” başlıklı yazımda ele almış ve yazıyı şöyle bitirmiştim: “Özellikle hakim pozisyonu nedeniyle şebeke dışı arama ücretlerini yüksek tutmak, galip olan futbol takımının maçın sonuna kadar top çevirmesine benziyor. Kural dışı olmamakla birlikte maçı zevksizleştiriyor ve seyircilerden ıslık alıyor. (http://getir.net/dsa)“

Üçüncüsü ise Ocak 2009 tarihli ve başlığı “Kriz, iletişim alışkanlıklarını etkiliyor mu?”. Konuyla ilgili olan satırlar şöyleydi: “Özellikle bireysel telefon görüşmelerinde bir “bileşik kaplar ilkesi”nin geçerli olduğunu düşünüyorum. İnsanımız “çaldırıp kapatma” yöntemiyle haberleşmeyi zaten kullanıyordu. Ama zorunlu görüşmelerde, aramaları finansal olarak daha güçlü olan tarafın yapması, dolayısıyla toplam harcamanın aynı kalması öngörülebilir. (http://getir.net/dsb)“

Şubat ayında, çok daha büyük tüketici kitlelerinin numara taşımayı gündemine almasını sağlayacak cesur bir tarifeyle karşılaştık. Pazar lideri operatörü tüketiciyi daha özgür kılan bir rekabete zorladığı için Avea’yı tüketiciler adına tebrik ediyorum. Bu adımdan sonra her üç operatör de kendini fiyatlar, hizmet kalitesi ve çeşitliliği konusunda hızla aynı düzeye ulaşmak durumunda hissedecektir. Diğer operatörlerden bu tarifeye verilecek her yanıt tüketiciye daha fazla avantaj sağlayacaktır.
Şirketlerin tüketicilere gerçek ve sınırsız seçme özgürlüğünü sunması, sonunda Türkiye’de de pazarın dayattığı bir zorunluluk haline geldi. Artık bu noktadan geri dönüş yok, bir sektör yayıncısı olarak bunun coşkusunu yaşıyorum.


12.1.09 23:11 Yazan: Ekim Nazım Kaya

E-tohum'da yatırım yapılabilecek ilk 15 internet girişimcisi açıklanıyor

E-tohum'la ilgili bir röportaja dergimizin Aralık sayısında yer vermiştik. Etkinliğin halka açık ilk etkinliği, 31 Ocak günü haftasonu etohum toplantısında gerçekleşecek. İlk aşamada seçilen 15 internet girişimcisi de açıklanacak.

Tarih: 31 Ocak 2009 Cumartesi
Yer: İTÜ İşletme Fakültesi, Maçka
Zaman: 11:00 - 17:00

Etkinliğe konuyla ilgilenen herkes davetli... Kayıt olmak ve etkinliği ilgilenenlere duyurmak için tıklayın

Etiketler: , ,